18 Kasım 2014 05:00

Tarihin inkarı ve yalana dayalı 'medeniyet savaşı'

Paylaş

Bu sefer dünya gündemine Cumhurbaşkanı Erdoğan, Amerika kıtasının ilk Müslüman denizciler tarafından keşfedildiğini de aşarak, Kristof Kolomb’un Küba’ya yaklaştığında, “Dağın tepesinde bir cami gördüğünü” yazdığı iddiasıyla girdi.
Hal böyle olunca Cumhurbaşkanı, “Kübalı kardeşlerimizle konuşup o dağa bir cami yaptırmayı” gündeme getirmeyi de ihmal etmedi.
Çamlıca’ya kendi adına “en büyük cami”yi yaptırarak, Oruç Baba Türbesi’nin küçük parkına bir cami sıkıştırarak ya da Validebağ Korusu’nu imara açamayınca yasağı “cami yaptırarak” aşmayı amaçlayan zihniyetin Küba’da yüksek bir yere bir cami yaptırarak, “medeniyet savaşı” vermeye soyunması hiç de şaşırtıcı gelmiyor insana.
Dünyada gittikçe yayılan ve AKP Hükümetinin de çok şikayet ettiği “İslamofobi”; sadece el Kaide, IŞİD, Boko Haram,… vahşi terörü üstünden değil, dünyayı İslam olan ve olmayan, İslam olanı iyi doğru, olmayanı kötü, haram, şaibeli sayan AKP’ye de yansıyan bu zihniyetle de bağlantılıdır.
İşte bu “medeniyet” tutumunun bir başka örneği:
Gaziantep’in yüksek görevlilerinin içinde olduğu zevat, Zeugma Mozaik Müzesi’ni ziyaret ediyor. “Aman ne iyi devlet görevlileri müze geziyor” diye düşünüyorsunuz. Ama öyle değil. Heyet dünyaca ünlü “Çingene Kız” mozaiğinin önünde duruyor. Müzeyi heyete gezdiren kadının mozaik hakkında verdiği bilgileri dinleyen yok. Bu harika mozaiği yaratan kültür ya da bu büyük eseri Fırat’ın doğal kumlarından yapan sanatçının emeğini umursamıyor heyet. Onları asıl ilgilendiren “Çingene Kız” mozaiğinin cinsiyeti. Birisi, mozaiğin yansıttığı kişinin “kız değil erkek” olduğunu söylüyor. Diğeri “Hayır kız” diye itiraz ediyor. Sonunda bir diğeri “Homo canım homo” diye, tartışmayı bitiriyor.
Çünkü onlara göre sanat, kültür içinde İslam yoksa üstünün örtülmesi, yok sayılması, hiç olmazsa aşağılanıp üstünde şaibe yaratılması gereken bir şeydir. Gerçekte öyle mi olmuş, böyle mi hiçbirisi umurlarında değil.
Ankara’da 1 milyar 370 milyon TL’ye yaptırılan 1000 odalı “ak saray”ın yanına şimdi de 300 milyon lira masrafla 300 odalı bir müştemilat (hizmet binası) daha yaptırılıyor. Bunlar eleştirilirken o durmuyor; makam otomobilini ve sağlık aracını değiştirip 2 milyon liralık bir masraf daha çıkarıyor. Muhalefet, yandaş olmayan gazeteciler soruyorlar; “1000 odalı saray yetmiyor mu da 300 odalı bir ek bina daha yaptırılıyor?” “Eski makam aracının nesi eksik ki yenileri alınıyor?”
Soruları çoğaltabiliriz:
Velev ki Amerika’yı ilk Müslüman denizciler keşfetti; bunun için Küba’ya cami yaptırmak niye?
İstanbul’un Çamlıcası’na, Oruç Baba Türbesi ya da Validebağ’a cami gerekli mi?
Tarih, akıl, şehircilik bilimi, bölgede yaşayan halk bunlara gerek olmadığını söylüyor.
Bütün bunları elbette AKP Hükümeti, onun propagandacıları, “kültür insanları” her cinsten sözcüleri de bilir. Hatta bizden iyi bilirler. Ancak AKP Hükümeti, hem içeride hem de dışarıda bir “medeniyet savaşı” yürüttüğünü, bunu da cami yaptırarak, hayatın her alanına dini sembolleri sızdırarak, İslam dışı olan her şeyi kötü, ahlak dışı, en azından şaibeli ilan ederek yapacağını sanıyor.
Bunun için de yalan, yanlış, hayata uygun, değil demeden işlerine gelen her iddiayı kanıtlanmaya ihtiyaç olmayan tartışılmaz bir gerçekmiş gibi ortaya atıyorlar. Tıpkı Goebbelsçi propagandacılar gibi, nasıl olsa en kuyruklu yalanlara bile kanacak bir toplum kesimi bulacaklarını, bu yüzden de “Ne kadar çok yalan söylerlerse o kadar iyi” olacağını var sayıyorlar.
Harcanan onca paraya, onca desteğe, devletin imkanlarını ayakları altına sermelerine karşın, “Çamlıca’daki cami” gibi en büyük sembol “eserlerini” bile Mimar Sinan’dan bire bir kopya olarak kurtarmaya çalışan, 12 yıllık devri iktidarlarında göğüslerini gererek “Bu da bizim eserimiz” diyecekleri ne bir film, ne dizi, ne roman, ne hikaye ne de bir tablo,… çıkaramayan “muhafazakar sanat” erbabı ve onların iktidarları, için tek yol tarihin çarpıtılması, din istismarcılığı yalana daha çok sarılmaya yatırım yapmak kalmıştır.
Tıpkı Gezi direnişçileri hakkında, bütün tersine kanıtlara karşın, “Cami’de içtiler”, “Başörtülü kadını taciz ettiler”, “Faiz lobisinin dümenine girdiler” yalanına yatırım yapmaları gibi.
Ve göreceğiz ki, bu “Küba’daki cami”, “Amerika’yı ilk biz keşfettik” yalanına daha çok yatırım yapacaklar. Çünkü Orta Çağ değerlerini savunma merkezli “medeniyetler savaşını” ancak böyle yürütebilecekler.

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...