Eurovision bence neden önemli?


16 Mayıs 2011 08:25

Bu yılki Eurvison’un reytingine baktım, çok düşük. Geçen yıllarla kıyaslanmayacak kadar düşük. Bu müthiş şovu, bu büyük televizyonculuk olayını izlememiş kimse. Hâlbuki içinde renk var, ses var, eğlence var, heyecan var… Neden izlenmemiş?

‘Bizimkiler futbolu değil, takımlarını, hatta takımlarını da değil, kazanmayı seviyorlar…’ Bizim Mithat (Sözmen) Televizyon’da haftanın maçlarını değerlendirirken böyle demişti bana. Aydınlanmıştım. Galiba hayatın pek çok alanında benzer bir psikoloji var. Buna da dün kani oldum.

Eurovision’daki uzun başarısızlık dönemi boyunca ‘Aman canım Eurovision’u kimse önemsemiyor Avrupa’da’ diye birbirimizi avuttuk. Son 10 yıldaki başarılar döneminde ise ‘Kimse önemsemiyor ki’ demek, bu sefer ‘cool’ bir duruş haline geldi. İkisi de saçmaydı elbette. Kimse önemsemese, bir şova bu kadar para harcamazdı herhalde ülkeler, değil mi? Ya da yarışmanın geçen seneki birincisi Lena, Avrupa çapında üne kavuşmazdı.

Aslında bu hem bir hazım, hazımsızlık meselesi hem bir zevk, keyif meselesi. 25 farklı ülkeden gelmiş, solist ve müzisyenlerin performanslarını izlemek, şarkılarını dinlemek ilgimizi çekmiyor demek ki. Komşularımızı, ortak kültürüne dâhil olduğumuz Avrupa’yı tanımak istemiyoruz. İlle de onlarla yarışmamız, galebe çalmamız lazım. ‘Türk’ün şanlı bayrağını’ garp cephesine dikmemiz lazım… Ne eziklik... Önyargıları ve ezberleriyle mutlu, dışa kapalı, bağnaz bir toplum muyuz biz?

Yani artık bir durulalım değil mi? Sertab Erener Every way that I can ile birinci oldu. Athena’nın For Real şarkısı dördüncülük aldı. 2007’de Kenan Doğulu’nun söylediği Shake it up şekerim bir dördüncülük daha getirdi. Mor ve Ötesi, rock tarzında üstelik Türkçe sözlü bir şarkıyla yedinci oldu. Hadise Düm Tek Tek ile dördüncü oldu ama daha önemlisi Eurovision’da ciddi bir hadise yarattı. Geçen sene ise Manga We Could Be The Same ile birinciliği kaçırdı. Yani demem o ki, son yılların en fecisi olan Gülseren’in Rimi Rimi Ley şarkısı bile on üçüncü olmuşken, artık bu komplekslerden kurtulma vakti gelmedi mi?


Ahmet Şık ve Ertuğrul Mavioğlu hakkında Ergenekon’u Anlama Kılavuzu’nun yayınladığı gün ‘gizliliği ihlal etmek’ suçuyla dava açılmıştı. İlk kez 8 Ekim 2010’da hâkim karşısına çıkan iki gazeteci, geçen hafta beraat etti. HaberVs’den Ertan Önsel de Ertuğrul Mavioğlu ve ‘Maket Ahmet’in fotoğrafını işte böyle çekti…


GEÇEN HAFTA TWITTER'DA

Orhan Par-nuk: Ermenistan’ın anonsunu yapmayan kafalara sahip bir devlet TV’niz varsa, kimseyi demokrat ve humanist olduğunuza inandıramazsınız.

Yekta Kopan: Yasakli internet kelimelerine “milletvekili” de eklenmeli. Hepsinin kasedi cikiyor.

beyinbilir: ben, her bahar pişman olurum.

Mithat Fabian Sözmen: Öğle yemeğini Sennur Sezer-Adnan Özyalçıner ikilisinin edebiyat tartışmaları eşliğinde yedim. Öğretici mama

Faruk Kaya: “YGS’de varsa noolmuş, banka kartında da şifre var” diyen Hüseyin Çelik kafası çok düzgün biri, öğrenciler onun kelini öpmeli.

İlker Cihan Biner: yargıya ‘alevi cuntası’ diyen muhafazakar kesim yüzyıllardır ezdiğiniz/kestiğiniz alevileri şimdi de bu tip söylemlerle mi karalıyorsunuz?

_ufunet: grup yorum ile hanefi avcı’nın birlikte çalıştığını, şarkılara aranjman’ı hanefi avcının yaptığını daha söylemedi mi stvhaber

onur öncü: Küçükçekmece A.Levent Tüzel halk ile bir araya geldi. Esnafın biri Tüzel’e “Bu adama oy vermeyene halk otobüsü çarpsın” dedi :)

 


evrensel.net
www.evrensel.net