28 Mayıs 2013 10:34

İyi ki solun 'ama'ları var

Paylaş

Liberal eğilimlilerin ve İslamcıların bir kısmı, hatta belki önemli bir kısmı her ne kadar solu tekdüze görüp sürecin ilerlemesinde solcuları engel olarak gösterseler de biliyoruz ki esasen süreci ilerletecek, barışın ve demokrasinin bu ülkenin en küçük zerresine kadar yerleşmesini sağlayacak olan, solun bizzat kendisidir. Hiçbir zaman bir kısım liberallerin veya İslamcıların gösterdiği gibi tekdüze olmayan, her biri ayrı bakış açısına, perspektifine sahip ama barış ve demokraside her türlü bir araya gelebilecek olan solun bazılarınca eleştirilen ‘ama’ları da hiç şüphe yok, sürecin bizzat ilerleticisi olacaktır.
Sol kavramını bilerek tırnak içine almadım. Tırnak içindeki solun, yani bir kısım liberaller ile İslamcıların allaya pullaya insanların önüne serdiği sahte solun, sorunların çözümünde önemli roller oynayacak sol ile yakından uzaktan ilgisi olmadığını biliyoruz. Tırnak içindeki sol, bir diğer deyimle ‘Türk Solu’ veya ‘Ergenekonist Sol’ gibi ne idüğü belirsiz ‘nasyonalist ırkçı sol’ bırakın barış ve çözümü desteklemeyi, ellerinden gelse barış ve çözüme destek veren herkesi tek tek keserler. Tam da bu nedenle, tırnak içindeki sola zerre kıymet vermeden tamamen barışçı ve demokratik solun esas alınması gerektiğine inanıyor ve solu hep ‘nasyonalist’ gören bir kısım liberal ve İslamcının da bu darlıktan kurtularak solun ‘ama’larına dikkat kesilmesini öneriyorum.
Tırnaksız solu da bazıları hoşlanmasa bile sosyal demokrat soldan, komünist sola kadar geniş bir yelpaze içinde gördüğümden, ayrıca bir başka sıfatla dar bir kalıba da sokmak istemedim. Elbet, bu ülkeye barışın gelmesinde, bir diğer anlatımla savaşın durmasında, silahların tamamen susmasında sol yalnız başına yeterli olamayacaktır. Sol da bunun farkında ve bu nedenle barış ve çözüm sürecine destek vermek için en geniş kesimle bir araya gelmekten gocunmuyor.
***
Bazılarının bileşendeki renkliliği görmezden gelip sadece sola mal ettiği, üstelik bununla yetinmeyip “ama’cılar” kavramıyla küçümsediği Ankara’daki Demokrasi ve Barış Konferansı’nın sonuç bildirgesinin bir yerinde, güçlü bir biçimde sürecin hassasiyetine dikkat çekiliyor ve şöyle deniyor: “Sürecin kalıcı bir barışa ulaşması için çoğulcu, eşitlikçi ve özgürlükçü bir demokrasiyi bütün kurumlarıyla oluşturmanın ve buna işlerlik kazandırmanın kaçınılmaz olduğunu vurguluyoruz. Demokrasiyle barışın birbiriyle doğrudan bağlantılı olduğunu bir kez daha saptayarak, demokratikleşme yönünde atılacak adımların barış sürecini de ilerleteceğini belirtiyoruz.”
Bu güçlü bir ‘ama.’
Bir o kadar da doğru ve gerçekçi bir ‘ama.’
Halen sürecin ilerlemesini sadece PKK’nin silah bırakmasında gören, hatta zaman zaman aşağılayıcı sözlerle Kürtlere saldıranlar, kalıcı barışın demokrasi geliştirilmeden, Kürt sorununun çözümü yönünde adımlar atılmadan gelebileceğine inanıyorlar mı?
İnanıyorlarsa şimdiden söyleyelim, ham bir hayalin peşindedirler ve sadece kendilerini kandırırlar.
***
Demokratik ve barışçıl çözümden yana olanlar, seri konferansların ilkini Ankara’da yaptı. Diyarbakır ve Avrupa konferanslarının hazırlıkları sürüyor. Bir aksilik olmazsa 15-16 Haziran tarihlerinde Diyarbakır konferansı yapılacak. Bu kez Kürdistani renkler, barış ve çözüm sürecini tartışacak ve kalıcı bir barışın, demokratik bir çözümün sağlanması için ‘ama’larını dillendirecekler. Büyük olasılıkla Avrupa’daki Kürdistanlı ve Türkiyeliler de haziran ayının sonuna doğru konferanslarını gerçekleştirecekler. Kürdistan’ın dört parçasından güçlerin katılımıyla düzenlenmesi düşünülen Hewler konferansının da bu kez aksamayacağı ve konferanslar dizisinin sonuncusu olarak mümkün olan en kısa sürede yapılacağı görülüyor.
Tüm bu konferanslarda katılımcıların ‘ama’sı mutlaka olacak. Bu ‘ama’ların birçoğu da soldan gelecek. Eğer çözüm isteniyorsa, esasen bu ‘ama’lar görülmeli.
Samimiyet kendini henüz net bir biçimde ifade etmemiş ise kaçınılmaz olarak ‘ama’ vardır.

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa