1 Mayısın ‘renkleri’nin anlamı!


03 Mayıs 2011 11:35

2011 1 Mayısı tüm ülke sathında yüz dolayında merkezde, yüz binlerce işçinin, emekçinin katılımıyla kutlandı.

Gazetemizde, daha birkaç hafta öncesinden başlayarak 2011 1 Mayısının anlamı, dönemsel bakımdan kutlanmasına yönelik hazırlıklar üstünden yazılar yazıldı, haberler yapıldı. 1 Mayıstaki kutlamalar üstüne de aradan henüz birkaç gün geçmesine karşın pek çok haber, pek çok değerlendirme çıktı, daha da çıkacak elbette.

Bugün burada “1 Mayısın renkleri” üstünde duracağız. “Renk” derken elbette, 1 Mayısa katılan çevrelerin katılışı ve bu katılımın 1 Mayıs bakımından anlamından söz ediyoruz.

Çünkü 1 Mayıs, kendisini hem sınıfın, hem sendikanın, hem de sınıfın siyasi örgütünün yerine koyan kimi “solcu gruplar” dışında herkes için çok net biçimde “İşçi sınıfının Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü”dür; kısa söylenişiyle tartışmasız biçimde “işçilerin bayramı”dır. Bu yüzden 1 Mayıslar yakın bir zamana kadar sadece işçi sınıfının, daha da somut söylenecek olursa sendikaların ve çeşitli işçi örgütlerinin örgütleyip katıldığı, işçi sınıfı partisi de dahil diğer işçi dostu çevrelerin ise yürüyüşlere, mitinglere katılmaktan işçilerin gösterilerini izleyerek, alkışlayarak onlara katıldığı bir bayramdır.

Ancak son yıllarda 1 Mayıslar'da, değişik adlar altındaki “sol siyasi çevreler”den çevre hareketine, kadın hareketinin örgütlü kesimlerinden çeşitli gençlik kesimlerine, engellilerden sanatçılara, aydınlardan bilim insanlarına, mühendisler, doktorlar, muhasebeciler, ... gibi klasik burjuva toplumunun orta sınıf mensuplarından yöre derneklerine, kentsel dönüşüm mağdurlarından Kürtler, Aleviler gibi ezilen ulus ve mezhep çevrelerine kadar çok geniş bir yelpazeden toplumsal kesimler 1 Mayıs alanında buluşmaktadırlar. Özellikle 2011 1 Mayısında ülke sathında böyle “çok renkli” bir 1 Mayıs kutlandı.

Bu renkliliği ve polisin müdahalelerden kaçınması sonucu olayların yaşanmaması da eklenince sermaye basını; “İşte özlenen 1 Mayıs!” diye karnaval havasında bir 1 Mayıs kutlaması üstüne bir hayli yazdı, çizdi ve bu özlemlerini ifade etmeye de devam edecek görünmektedir.

Sistemle az çok çatışmaya giren ya da kendi sorunları için sistemin bir çözüm getirmesinden umudunu kesmiş toplumsal kesimlerin kendi sorunlarının çözümünü 1 Mayıs ve onun değerlerinde bulmuş olmaları elbette ki çok önemlidir. Bu bakımından da 1 Mayısa, böylesi pek çok kesimin katılıyor olmasından yakınmak yerine bunu 1 Mayısın ve işçi sınıfının değerlerinin diğer emekçi kesimler için de bir kurtuluş umudu haline gelmesinin ifadesi olarak önem vermek gerekir.

Gazetemizde çeşitli vesilelerle dile getirilen 1 Mayıslara yönelik eleştiriler çok çeşitli kesimlerin katılışı değil, tersine bu katılışın 1 Mayısın değerleriyle birbirine bağlanamamasıdır. Bütün bu birbiriyle farklı toplum kesimleri birleştirip 1 Mayısın hedefleri doğrultusunda yönlendirilecek olan ise işçi sınıfıdır; onun sendikalarının ve onlarla birlikte hareket edecek emek örgütlerinin 1 Mayısa kendi damgalarını vurmasıdır. Olmayan da budur! Çok değişik emekçi örgütleri, halk kesimlerinin çok değişik temsilcileri kendi talepleriyle 1 Mayısa katılmaktadır ama 1 Mayısın merkezi olacak güç bütün bu kesimleri etkileyen bir irade ortaya koymadığında görüntü, her kafadan bir ses çıktığı bir “karnavala” benzemektedir. Sorun en başta işçi sendikalarını, 1 Mayısa katılan, kendi kurtuluşlarını 1 Mayıs değerlerinde arayan (öyle umut eden) kesimlere hedef gösterecek, onları ortak talepler etrafında birleştirecek olan işçi sınıfı ve somutta onun örgütleridir.

Bu yüzden gazetemiz, her vesileyle 1 Mayıs söz konusu olduğunda sendikaların etkinliğinin arttırılmasından ve sorunun gerçek sahibi olarak işçi sendikalarının 1 Mayıs kutlamalarının merkezine gelmesini savunuyoruz. Ancak kendine “solcu”, “sosyalist” diyen kimi çevreler ise; “1 Mayısı sendikalardan kurtarmak” için uğraşmakta, onun kendi gruplarının dar çıkarlarının aleti olmasını istemektedir. Geçtiğimiz pazar günü Taksim’deki 1 Mayıs kutlamasında kürsüde her kafadan bir ses çıkması, kürsüyü yöneten “sendikacılarla” iş birliği yapan çevrelerin, sendikaların basiretsizliğinden de yararlanarak “ kürsüyü ele geçirme” tutumu her şeyden önce 1 Mayısın değerleri ve amaçlarıyla çatışma içindedir. Ve 1 Mayıs; bu kesimlerin etkinliği arttığı ölçüde şimdi 1 Mayısı kendi umudu olarak da gören çevrelerin bir süre sonra 1 Mayıstan uzaklaşıp başka seçenekler aramaya yönelmesi kaçınılmaz olacaktır. İşte o zaman 1 Mayıs çeşitli grupların karnavalına dönüşecektir.

Ancak ülkemizin genç işçi kuşakları, sınıftan yana sendikacılar ve ileri işçi kesimleri, önemli sınıf değerlerinin sembolü olan bayramlarına elbette sahip çıkacak, onun bir curcunaya dönüştürülmesine izin vermeyecektir.

evrensel.net
www.evrensel.net