Haksızlığa alışmak istemiyorum


13 Mart 2011 12:06

Metadata ya da üst veri. Yani bir veri hakkındaki veri...

14 Şubat’taki OdaTV baskınında el konulan bilgisayarlardan Soner Yalçın’ın yazdığı iddia edilen bir word belgesi çıkmıştı. Bu dosyada “Nedim kitapla ilgili Ahmet’i çalıştırsın” gibisinden notlar vardı.

Peki nereden biliniyor bunun Soner Yalçın tarafından yazıldığı?

Herkesin kolaylıkla kendi bilgisayarında deneyip görebileceği gibi, bir word belgesine sağ tıklayınca ortaya çıkabilecek bilgiler bunlar… Kim yazdı, ne zaman yazdı, hangi bilgisayarda yazdı falan gibi veriler…

Ama asıl önemlisi bu bilgilerin hemen herkes tarafından kolaylıkla değiştirilebileceği geçeği. O kadar basit ki, beş dakikanızı bile almaz.

Şimdi Ahmet Şık ve Nedim Şener’in Silivri’de tutulmasının ‘yasal’ dayanağı işte bunlar. Üstelik Soner Yalçın, bu belgelerle benim bir alâkam yok diyor!

Ne bir ses kaydı, ne bir video görüntüsü, ne ‘ıslak imzalı’ bir belge…

Manipülasyona açık dijital veriler sadece…

Bakın Microsoft uzmanı Suzanne S. Barnhill bu konuda ne diyor:
“Word dosyalarında endişe veren konu metadata (üst veri) bilgileridir. Bunlar yazılmış bir dokümanın ‘yaratan kişi ve diğer bu dokümana ilişkin istatistikleri’ gösterir. Dosyanın ‘özellikler’ bölümünde veya diğer alanlarda saklanmaktadır. Bu metadata bilgilerini nasıl değiştirilebileceğine ilişkin yüzlerce makale bulabilirsiniz. Microsoft firması da Word 2003 ve üzerindeki programlarında bulunan ‘Gizli Bilgi Servisi’ ile metadata verilerinin nasıl değiştirilebileceğine dair yöntemler sağlamıştır (Araçlar/Seçenekler/ Güvenlik), ayrıca birçok şifre koruma seçenekleri de bulunmaktadır.
Ancak bunların hiçbirisi adli bilişimde fazla anlam taşımamaktadır. Bilgisayarlarda yazılmış dokümanlara ait istatistikler hiçbir şekilde güvenilir değildir. Çünkü kopyalanan veya hafızaya farklı saklamak (saved as) için kaydedilen bir dosyanın yazılmış olduğu tarihten daha önceki bir tarih ve zamanda ‘print alınmış’ gösterilmesi mümkündür ve bütün dosya ‘özellikleri’ çeşitli yollarla kötü niyetli değiştirilebilir, manipüle edilebilirler. Kullanıcılar sık sık bilgisayarlarda yaptıkları yazılı çalışmaların başkalarınca kopyalanmasını nasıl engelleyebileceklerini sormaktadırlar ki bu da hemen hemen imkânsızdır.”

Durum işte bu kadar açık ve net. Word yazılımını üreten Microsoft firması da doğruluyor bu durumu.

Yarın öbür gün herhangi biri yine bu yöntemle evinden alınabilir, tutuklanabilir, yıllarca Silivri’de tutulabilir.

Tıpkı Ahmet Şık ve Nedim Şener’e olduğu gibi. Tıpkı daha öncekilere olduğu gibi...

Bu apaçık haksızlık, bu delil üretme becerisi, bu sanıktan delile gitmeye çalılşma alışkanlığı aslında -her birimizi tehdit ediyor. Üstelik hukuksuzluk bu kadar aleni ve ‘normal’ olunca, yaşananlara kimse şaşırmıyor...


ALKIŞLAR CEM YILMAZ’A

Ünlü komedyen Cem Yılmaz, genç yeteneklerin yurt dışındaki müzik eğitimlerine katkıda bulunmak için düzenlenen özel bir konserde, Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrasını yönetti. Yılmaz, konserin finalinde Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’a dönerek “Cemal Reşit Rey’den çaldık, Lütfi Kırdar’dan çaldık, A.K.M’den çalmadık değil mi” diye dokundurunca, pası alan dinleyiciler 1 dakika süren yoğun bir alkışla protesto sergiledi. Orkestra üyeleri de ayaklarını yere vurarak seyircilere destek verdi.

Protesto amaçlı alkışlar uzun süre dinmeyince Cem Yılmaz, “Başıma bir şey gelmez umarım. Zaten gelirse de haberiniz olur” dedi. Yılmaz’ın bu sözleri de yine büyük alkış aldı.

Ben de buradan komedyenliğin nasıl birşey olduğunu bir kez daha hatırlatan Cem Yılmaz’ı alkışlıyorum.

Tek kişilik gösterisi CMYLMZ’de din, tanrı, askerlik gibi konulara girmekten çekinmediği ve bu tip etkinliklerde sözünü sakınmadığı için...

Eğlence sektöründeki herkes susarken, o konuştuğu için...


GEÇEN HAFTA TWITTER'DA


arda s.:
savcının ahmet şık’ın kitaplarını bilmemesi normaldir ahmet şık’a da yazacaklarının mehmet baransu gibi valizle yollandığını sanıyordur.

_Senem:
Gezelim Görelim Nuray Yılmaz’ ın 24 yıl köy köy gezip bir tek kürt köyüne denk gelememesi gülüm ne gizemli iştir, biraz kendini geliştir.

Erdal KARA:
“Nükleer santraller çok güvenli..karşı çıkmak geri kafalılıktır.. Bakın japonyada bile var “ diyen ÖKÜZLER.. haberleri izliyor musunuz?

Böcük Samsa:
“Bizde olsa 3 günde çıkartırdık”tan daha komiği söylenemez diyordum ki, yanılmışım. “Japonlar yapıyorsa biz daha iyisini yaparız” dendi.

Hasip Kaplan:
Paralı askerlik “yeşil bereliler” yanlıştı. Askerlik süresi kısalmalı,vicdani red hak olmalı,bedelli bir defaya mahsus son kez çıkarılmalı.

Janet Baris:
sinemada “altın bamya” ödülleri var, reklamlarda da verilsin, “hosteslerimize para teklif etmeyin” diyen atlasjet gibi firmalara ders olur.

İRFAN BOZAN:
Nedim ve Ahmet için Agos ‘Biz ikna Olmadık’ maşeti atmış Yetvart ve Rober’in yazılarıysa akıl ve vicdan yüklü.

levent tülek:
Japonya’daki depremde pencereden atlayan tek kişi bir Türkmüş. İstiklal marşımızın neden “korkma!” diye başladığını bir kez daha anladım...

evrensel.net
www.evrensel.net