06 Eylül 2014 17:43

Savaşta kendi başına

Sınırlarımızın ötesinde yaşananlar, ayaklanıp artık bize çizilen sınırların ta içine yerleşirken ötede ve içerde hükümetler tarafından yalnız bırakılan kadınlar savaşların ardından ayakta kalabilmek için ‘kendi başlarının çaresine’ bakıyorlar.

Paylaş

Hazırlayan: Özge KURU

Sınırlarımızın ötesinde yaşananlar, ayaklanıp artık bize çizilen sınırların ta içine yerleşirken ötede ve içerde hükümetler tarafından yalnız bırakılan kadınlar savaşların ardından ayakta kalabilmek için ‘kendi başlarının çaresine’ bakıyorlar. Bu ay köşemizde savaştan kaçıp bu toprakların parçası olan Suriyelilerin kendi hastanelerini kurmak zorunda kalmasını ve IŞİD terörüne karşı Erbil’de kadınların buldukları ‘çareyi’ okuyacaksınız. Ayrıca IŞİD terörünün tek bir coğrafyayla sınırlı kalmadığını…
 

MUSUL’DA GİZLİ HAPİSHANE
Uluslararası medya çıplak ayaklı, yüzleri kir içinde, güzel gözlü Ezidi çocukların resimleriyle dolu. Ve yürümekten ayakları çatlayan annelerinin, ninelerinin. Bu manzara ‘şanslı’ olanların yaşadıkları. Gazetemizin sıkı takipçisi iseniz ülkemize ulaşmayı başaran Ezidi kadınların yaşadıklarını okumuşsunuzdur. Hem de Dünya Barış Günü’nde çıkan haberimizde. Anlatılanlar, gün yüzüne çıkanlar, IŞİD’in hapishanelerde tuttuğu kadınların yaşadıkları ise vahşetin gizli yüzü. Yüzlerce Ezidi kadının IŞİD örgütü tarafından Musul’da gizli bir hapishanede tutulduğu belirtiliyor. IŞİD’in elinden kaçmayı başaran Iraklı kadınların ifadelerine göre Ezidi kadınlara iki seçenek sunuluyor: İslamı kabul edip Müslüman olan kadınlar, IŞİD militanlarına 25 dolar ile 150 dolar arasında bir fiyata “gelin” olarak satılıyor. Müslüman olmayı kabul etmeyenler ise her gün tecavüze uğruyor ve yavaş yavaş işkence edilerek öldürülüyor. The Daily Beast’in haberine göre hapishaneden ailesini aramak zorunda bırakılan Ezidi kadınların ailelerine kızlarına tecavüz edilmesinin sesleri dinlettiriliyor. Hapishanede doğan çok sayıda bebeğin akıbeti ise belli değil. Musul’un kötü ünlü Badush hapishanesinde tutulan kadınların çoğu Ezidi olsa da aralarında Türkmenler ve Hristiyanlar da var.
 

BİREYSEL BAĞIŞLA MÜCADELE
Bu hapishaneden kaçabilenler ya da burada kızları tutulan ailelerden bazıları, Kürdistan Bölgesel Yönetimi Kadın İşleri Yüksek Konseyi Başkanı Pakhshan Zangana’ya başvuruyor. Dünyanın ‘süper güçlerinin’ yardım elini uzatmadığı bölgede Zangana, dış destek olmaksızın kaçırılan kadınların IŞİD’in elinden geri satın aldıklarını anlatıyor. Bunun içinse bireysel bağışlar toplanıyor. Amaç Ezidi kadınların seks kölesi olmasını önlemek.  
Durumun tamamen umutsuz görüldüğü bölgede adım atmaktan vazgeçmeyen Zangana önemli bir noktaya dikkat çekiyor: “IŞİD’in yapısı tam olarak bilinemediği için kadınların serbest bırakılması için iletişime geçmek de mümkün olmuyor.”
IŞİD’in esir aldığı kadınları kurtarmak için Kürdistan Bölgesi Yönetimi alışık olmadıkları yöntemlere başvuruyor. Kamu bağış kampanyaları düzenliyor, vatandaşların ve iş adamlarının/kadınlarının arasında sosyal eylem başlatmak için harekete geçiyor. Ancak elbette hükümetlerin sessiz kaldığı vahşetin karşısında kampanyalar eksik kalıyor.

PARALEL HAYATLAR MI KURULUYOR?
Savaştan kaçıp hayata tutunmaya çalışan başka bir halk ise artık toplumumuzun bir parçası olan Suriyeliler. Kilis’te terk edilmiş binaları hastanelere çeviren Suriyeliler kendi imkanlarıyla tedavi olmaya çalışıyor. Al Cezire’nin haberine göre resmi olmayan bu “hastanelerde” günlük 500 hasta muayene ediliyor. Ancak resmi olarak böyle bir hastane yok. 1. Suriye Polikliniği olarak bilinen poliklinik Kilis’te bulunan 80 bini aşkın Suriyeli’ye hizmet vermek için kurulmuş. Zira hükümetin tamamen kaderine terk ettiği savaş mağduru Suriyeliler’in yakınlardaki devlet kurumlarında tedavi görmeleri oldukça zor. Polikliniğin Başhekimi Dr. Mohammed Assaf, Suriyelilerin iki yılda Kilis yerlisinin sayısına ulaştığını belirtirken devlet kurumlarının bu sayıyla başa çıkamadığını belirtiyor.
Suriyelilerin yerli halkla ortak bir yaşam sürmesini engelleyen böyle bir uygulamanın nedeni haber kanalına göre alt yapı ve kamu hizmetlerinin savaştan korunmak için Türkiye’ye getirilenlere yeterli olmaması. Üstelik bu poliklinik türünün tek örneği de değil. Yalnız Suriyelilere hizmet veren üç poliklinik daha var. Bunların dışında ise üç ameliyat sonrası bakım merkezi, ruhsal sağlık kliniği, fiziki terapi merkezi, aşı merkezi ve El Cezire’nin iddiasına göre Suudi Arabistan hükümeti tarafından finanse edilen protez merkezi bulunuyor. Bu merkezlerden faydalananların yalnız Türkiye’de yaşayan Suriyeliler olmadığını belirten gazete, sınır komşusu olmasından dolayı hala Suriye’de yaşayanların da gelip buralarda tedavi gördüğünü belirtiyor. Özellikle de Suriye’de savaşta yaralanan silahlı milislerin. Zira ülkede savaşın ardından IŞİD’in eline geçen yerlerde hastaneler de yerle bir edildi. Merkezlerde en az bir Türk doktorun bulunması zorunlu tutuluyor ve Türkiyeli hastalara hizmet vermesi kesinlikle yasak.

 

ÖNCEKİ HABER

Ortadoğu’daki hayaletin adı: Rojava

SONRAKİ HABER

“Yalnız Efe” Documentarist’te gösterildi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa