04 Ağustos 2014 12:34

Ensest: Çözümde toplumsal tercihimiz ne olacak?

Geçen sayımızda değinmiştik, aile bireylerinden ve yakınlarından çocuğa karşı uygulanan her türlü cinsel içerikli davranış, cinsel istismar ensest olarak kabul ediliyor...

Paylaş

Dr. Müberra YENİŞAR / Psikoterapist

Geçen sayımızda değinmiştik, aile bireylerinden ve yakınlarından çocuğa karşı uygulanan her türlü cinsel içerikli davranış, cinsel istismar ensest olarak kabul ediliyor. Ensest sadece kurbanı o dönem için etkilemez, ensest olayları kişinin hem sahip olacağı kişilik özelliklerini ve geleceğini, hem de ebeveyn olma özelliğini ve yetiştireceği çocukları, kısacası tüm toplumu ve gelecek nesilleri de etkiler.
Ensest olaylarının çoğu adli makamlara yansımaz. Bir kısmı tesadüfen bir araştırma ya da hastalığın belirtilerinin araştırılması sırasında ortaya çıkmaktadır. Anneler çocuğun okul başarısızlığı, uyum sorunları, davranış değişikliği ve bozukluğu nedeni ile çocuklarını uzmana götürdüklerinde ortaya çıkar. Büyük bir kısmı da yetişkin birey umutsuzluk, mutsuzluk, kaygı vb olumsuz duygular ile psikoterapi almak isteyen danışanların geçmişleri sorgulandığında gün ışığına çıkar. Bazen psikoterapi için gelen danışan bu olayı anımsamıyor bile olabilir. Ama etkileri depresif ruh hali, hissettiği endişe, panik atak yaşaması vb ile kendini gösterir. İyi yapılandırılmış psikoterapi seansı ile kişinin bu olay ile yüzleşmesi, bu olaya bağlı yaşadığı olumsuz duyguların olumlu ve yapıcı duygular ile yer değiştirmesi sağlanır.
Cinsel istismara uğrayan çocukların bir kısmının büyüdüklerinde kendi çocuklarına ve başka çocuklara karşı istismarda bulunma olasılığı vardır. Çocukken bizi en çok etkileyen, kafamızı, ruhumuzu olumlu ya da olumsuz en çok meşgul eden ebeveyne benzeme olasılığımız yüksektir. Çocuk o ebeveyne ne kadar kızarsa kızsın, onunla ve bu olayla ilgili bu kadar çok meşguliyet, ister istemez, o ebeveyni ve o olayı içselleştirmeyi de beraberinde getirebilir. Ayrıca çocuk babadan gücü istediği gibi kontrolsüz kullanmayı öğrenirken, bir yandan da sağlam bir kişilik yapısı geliştirememekte, olgunlaşamamaktadır. Tüm bunlar birleştiğinde dürtülerini kontrol edemeyen, yetişkinlerle sağlıklı ilişki kuramayan birey, toplumsal kırılganlıkları, güçsüzlükleri karşısında gücünü evde kendinden daha zayıf konumdakilerin üzerinde denemekten kaçınmayan biri haline gelebilir.

ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK
Ensest mağduru kız çocuk ise başına gelenin utancını taşımakta, annesinin ona yardımcı olamamasının çaresizliğini içselleştirmektedirler. Kız ve anne toplumsal konumlarını korumak için bu şekilde davranmak zorundadır. Babaya “hayır” demek ensest gibi bir tabuyu gün yüzüne çıkarmak, toplum tarafından dışlanmak, aşağılanmak, ailenin diğer yakınlarına -büyükanne, büyükbaba gibi- utanç yaşatmak anlamına gelir. Üstelik evin tek gelir kaynağından mahrum olmak, ailenin tüm fertlerinin ekonomik yıkımına neden olabilir. Kız için annenin çaresizliğini içselleştirmek, pasif olmayı yaşam biçimi haline getirmek, içselleştirdiği bu duyguları gelecekte çocuğuna da aktarmasına neden olur. Ve döngü devam eder. Ensest mağduru kızın kızları ya da torunları da ensest kurbanı olmaya adayı haline gelir. Erkeğin baskın karakterde olması mutlaka ensest uygulayıcısı olduğu anlamına gelmez, ama bu ailede kız çocukları boyun eğerek büyür. Boyun eğen, çaresizliği öğrenen çocuğun da anne olduğunda çocuklarını koruma olasılığı düşüktür.
Ülkemizde ensest konusunda yapılmış kapsamlı bir araştırmaya rastlamadım, bu yüzden size bu konuda oran veremeyeceğim, 1952 yılında Amerika’da yapılan çalışmada ensestin görülme sıklığı %’de 4 iken, 1960’lı yıllarda cinsellik konusunda daha rahat konuşulmaya başlanması ile oranın %’de 4’ün üzerinde olduğu saptanmıştır. Ülkemizde ensest mağduru çok fazladır. Hem kız çocukları hem de erkek çocukları risk altındadır. Üstelik ülkemizde ensest mağduru ve uygulayıcılarının alması gereken psikoterapi desteği devlet tarafından karşılanmamaktadır.
Şimdi bir karar vermeliyiz, ensest olayına sadece cezalandırıcı bir üslupla mı yaklaşacağız yoksa adli yaklaşım kadar, yaraların sarılması, bu olayın tekrarlanmaması için mağdura ve saldırgana psikoterapi desteği talep edecek miyiz? Bu karar bizler seçmiş bile olsak sadece hükümete ve milletvekillerine bırakılmayacak kadar önemli. Toplum olarak bu konuda söyleyecek sözümüz, insan olarak duruşumuz olmalıdır.

Ensest gibi bir lanet ile baş etmenin yolları;
TABUYU YIKMAK

Bu konuda konuşmanın tabu olmaktan çıkarılması, aile içi cinsel istismara uğrayan çocukların mağdur olduğunun, bu konu hangi yaşta gündeme gelirse gelsin (ensest mağdurları bu konudan çoğu zaman yetişkin olduklarında söz edebilmektedirler), mağdurun toplum tarafından desteklenmesi gerekir. Ensest mağdurlarına toplum olarak suçluluk ve utanç yaşatmak, kişisel meraklarımız ile olayı didikleyip, malzeme toplamak yerine anlayış ve yakınlık göstermeli, kendimizi onun yerine koyabilmeyi becebilmek bireysel olarak her birimizin sorumluluğudur.

KORUMA VE PSİKOTERAPİ
Yaşları küçük olanlar devletin korumasına alınmalı, bu koruma çocuğu evden uzaklaştırarak değil, saldırganı evden uzaklaştırarak olmalı, çocuğun diğer ebeveynine toplumsal ve ekonomik sorunlar ile baş edebilmesi için her türlü desteğin verilmesi gerekir.
Ensest kurbanının da, saldırganın da psikotearapi alması ve bunun devletin kurumları aracılığı ile yapılması gerekir. Sadece adli yargılama yapılır, saldırgan psikoterapi almaz ise hapisten çıkar çıkmaz aynı olay başka şekillerde tekrarlanacaktır. Mağdur için saldırganın adli olarak yargılanmasının çok faydası yoktur. Ebeveyni ile yaşadığı bu olay onun iç dünyasına kazınmış, aklına üşüşen düşünceler, anlık görüntüler, anımsamalar ile ister istemez sürekli tekrarlamaktadır. Birine bu olayı unut diyerek unutma, o olaydan kurtulma söz konusu olamaz. Üstelik mağdurun olumsuz duyguları ile baş edebilmeyi öğrenmesi kendisi ve dünya ile ilgili olumsuz algısının değiştirilmesi, kişilik yapısının güçlendirilmesi gerekmektedir. Bunun için de uzun psikoterapi seanslarına gereksinim vardır. Bu da ciddi maliyet gerektirir. Bireylerin bunu karşılayabilme gücü çoğu zaman yoktur. Psikoterapi desteği devlet kurumları tarafından sağlanmalıdır.

Kaynakça;
Psikoterapi Enstitüsü Yayınları
Psikiyatrist Tahir ÖZAKKAŞ’ın Bütüncül Psikoterapi Eğitimleri ve Vaka Sunumları    
Prof. Dr. Oğuz POLAT’ın kitabı Ensest; Aile İçi Cinsel Tecavüz

ÖNCEKİ HABER

Hapis çığlıklar

SONRAKİ HABER

Saklı Haç Belgeselinin ilk gösterimi yapıldı: Yüzleşme ve özeleştiri

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa