Mazlum yoldaşa

Mazlum yoldaşa

Bizler hep aynı saftayız, bizler yılmayacağız. Mazlum’un anlattıklarını daha güçlü anlatacağız. Yoksa bakamayız Hayat annenin yüzüne, bakamayız parti bayrağına, dönemeyiz yüzümüzü işçi sınıfına

Alican TAŞKIRAN
Gebze


Bir yıl önce Karabük’ten “Nasıl olur!”, “Nasıl yaparlar!” gibi serzenişlerle bir otobüs kalktı. Varış noktam Darıca’ydı, fakat nasıl varılacaktı? Otobüsten inip nasıl yürüyecektim daha bir gün önce önce neşeyle, gittiğim o eve?

Gidemeyişimin sebebi bir işçi gencin, bir arkadaşın, bir yoldaşın  katledilmesiydi. Mazlum AKSU öl(dürül)dü. O yılın en kısa ayı olan Şubatta, bizlerin en uzun acısı oldu. O; bu ülkede bir genç olmanın, bir Kürt olmanın, bir işçi olmanın, bir sosyalist olmanın tahammülsüzlüğünü ortaya çıkardı.

 İşçilerin kurtuluşunu anlatmak istiyordu Mazlum, askerden sonra gideceği fabrikada. Daha genç yaşında çok şeyler başarmak istiyordu aslına bakarsanız. Çünkü Mazlum köy boşaltması sırasında doğmuş, ailesine parasını ödemelerine rağmen un, yağ satılmadığı memleketlerde büyümüş. Koşullar yüzünden, okuyamadığından işçi olmayı seçmişti ve onun için gitti askere -gitmez olaydı-.

Çalıştığı yerden düzgün bir maaş alamaması, çevresinin ondan beklentileri; “git askere” dedirtiyordu. Onun içinden “gitmek istemiyorum.” geçiyordu. Nasıl olacak diyordu. O geri gelebilmiş olaydı, gönderirken ki gibi etkinlik düzenleyecektik gelişinin şerefine. Ben yoktum yanlarında yolcu ederken, ama olacaktım gelişinde ve beraber gidecektik yaz kampına.
Ben Karabük’te okumaya devam ederken o bir fabrikaya girip çalışacaktı. Kendisi için, ailesi için, davası için, sınıfı için... Sınıfı için çalışacaktı, çünkü Mazlum EMEP yöneticisiydi. Sınıfı için çalışacaktı, çünkü o çelişkileri görüyordu. Sistemin çarklarının nasıl döndüğünü biliyor ve anlatmak istiyordu. Bu yüzden tutamıyordu kendisini; eylemlerde hemen bağırıyordu o gür sesiyle: “Katil ABD, Ortadoğu’dan Defol!” diye. Biliyordu kapitalistlerin sömürüsünü ve iş yerindeki arkadaşlarına anlatıyordu, mahallesine anlatıyordu. İş yapıyordu. Dört kolla asılıyordu.

Bir yıl önce çok güçsüz biçimde, omuz-larım aşağıda aştım o Darıca yolunu. Ama bugün onun bize bıraktığı mücadele bana güç veriyor. Haykırırken “Mazlum Yoldaş Ölümsüzdür!” diye, yaslarken omzumu Mazlum’u aratmayan yoldaşlarıma, diyorum ki bu burada bitmeyecek! Deniz’den, Erdal’a, Erdal’dan Mazlum’a gençlik hep aynı safta. Bizler hep aynı saftayız, bizler yılmayacağız. Mazlum’un anlattıklarını daha güçlü anlatacağız. Yoksa bakamayız Hayat annenin yüzüne, bakamayız parti bayrağına, dönemeyiz yüzümüzü işçi sınıfına ! Gülüşünle sürdüreceğiz bu mücadeleyi !


ZORUNLU ASKERLİK UYGULAMASI KALDIRILSIN

YAKLAŞIK bir yıldır devam eden çatışmasızlık sürecine rağmen, askere giden ya gelemiyor ya da gittiği gibi gelmiyor. Kışladaki şüpheli asker ölümleri sürüyor. Bir yıl önce askerde kendini başından vurarak intihar ettiği söylenen Mazlum Aksu gibi yüzlerce genç, kışlalarda şüpheli bir şekilde ölmeye devam ediyor. İşlenen cinayetler intihar süsü verilerek örtülmek isteniyor. Resmi kayıtlara göre, son on yılda kışlada ölen asker sayısı, çatışmalarda ölen asker sayısından fazla. Bu yüzden biz askerliğin kısaltılmasını değil, zorunlu askerlik uygulamasının ortadan kaldırılmasını istiyoruz.

www.evrensel.net