İktidarın dili tedirginliğe yol açıyor

İktidarın dili tedirginliğe yol açıyor

Tiyatro ve sinema oyuncusu Jülide Kural, siyasi iktidarın hem kullandığı dil, hem de çözüme dair bir programının olmamasından dolayı tedirginlik yarattığını söylüyor. Gezi ile birlikte ülkenin batısında belli algıların kavranılmasında dönemeç olduğunu anlatan Kural, “Batıda henüz Kürt halkının taleplerinin an

Şerif Karataş

Kürt sorunu konusunda bir süredir İmralı’da Öcalan ile gerek devletin çeşitli kurumları arasında sürdürülen temaslar, gerekse de İmralı’ya BDP’nin yaptığı ziyaretler ve Kandil ile kurulan temaslar ve Akil İnsanlar Heyetinin çalışmalarıyla ‘çözüm’ tartışması yeniden gündemleşti. Sizce şu anda çözüm bağlamında nasıl bir noktadayız? Çözüm sürecine ilişkin gelinen noktanın en önemli ve olumlu yanı; ölümlerin durması nedeniyle toplumsal bilinç altında oluşan “barış”olgusunun somut gerçekliği. Her ne kadar zorlu güvensiz bir reel politik sürece tanıklık etse de toplum; “barış”ın mümkün olduğu gerçeğinde. Ancak siyasal iktidar özellikle kullandığı dil ve öngörülmüş bir çözüm süreci programının olmaması ya da programı bilmememiz nedeniyle sürekli soru işaretleriyle bir tedirginliğe yol açmakta.

Kürt siyasi aktörlerinin Hükümete yönelik olarak getirdiği; “süreç tek taraflı adımlarla yürüyor” eleştirisi var. Diğer yandan da hükümetin hazırladığı söylediği ‘demokratikleşme paketi’ var. Sizce Hükümet tarafının yaklaşımında sürecin ilerlemesine yardımcı olacak bir açılım hazırlığı var mı? Öncelikle sorunuza “evet umarım” demeyi çok isterdim. Ancak sanırım öncelikli olarak demokratikleşme paketi içeriğine bakmakta yarar var temkinli bir şekilde. Diğer taraftan Kürt siyasal hareketinin gösterdiği çabanın gerçekliğine de bir kez daha vurgu yapmakta yarar var.

Başbakan’ın ‘ana dilinde eğitim ülkeyi böler’ açıklaması oldu. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Ana dilinde eğitim her insanın sahip olduğu temel bir haktır.

Kürt sorununun çözümüne yönelik olarak kısa ya da uzun erimde neler yapılmalı? İlk ve hemen yeni demokratik özgürlükçü bir anayasa yapma şansını kullanmak. Bu ülkede yaşayan tüm halkların kendini eşit hissetmesini sağlayan bir temele dayalı anayasa. Ana dilinde eğitim hakkının verilmesi. Çözüm süreci olarak başlayan bu sürecin zorluklara rağmen kalıcı bir barışa evrilmesinin önündeki engellerin kaldırılması için kamuoyu baskısı oluşturmak. Çözüm sürecine bağımsız oluşturulmuş dışardan bir heyetin aktif katılımının sağlanması. Sürecin taraflarının tarihsel sorumlulukları gereği tam bir şeffaflık içinde davranmaları.

GEZİ TARİHSEL BİR DÖNEMEÇ OLDU

Lice’de Medeni Yıldırım’ın öldürülmesi sürecinde Gezi direnişçilerinin destek ve dayanışma eylemleri oldu. Sizce Kürt sorununun çözümüne yönelik mücadelede ve tartışmalarda ülkenin batısından gerektiği düzeyde bir katılım ve katkı var mı? Gezi süreci ülkenin batısında da belli olguların hiç de göründüğü gibi olmayabileceği gerçekliğinin kavranılması açısından önemli tarihsel dönemeç oldu kanısındayım.Baskı karşısında tepkilerini ortaklaşabilen kitlelerin birbirini anlama kanalları daha açık oluyor doğal olarak. Batıda henüz Kürt halkının taleplerinin anlaşıldığı kanısında değilim ama en azından yan yana durabilmek, konuşabilmek, dinleyebilmek de bir başlangıçtır.


BATI YAKASI DA POLİTİZE OLDU

Gezi süreci, kentin, yaşam biçiminin savunulması ve halkın taleplerinin alanlarda dile getirilmesi açısından önemli bir süreç oldu. Kürt sorununun çözümü bakımından da Gezi’nin ortaya çıkardığı enerji bir imkan sunabilir mi sizce? Gezi sürecinin önemli sonuçlarından birisi de artık ülkenin batısının da doğusu kadar politize bir yapıya dönüşmüş olması kanımca. Gerek kavramasal düzlemde gerekse reel politik alanında tartışan, konuşan, dönüştürmek, değiştirmek isteyen bir dinamiğin varlığı kuşkusuz heyecan verici. Böylesine güçlü bir enerjinin onlarca yıllara dayalı özgürlük mücadelesi veren Kürt siyasal hareketini her boyutu ile anlaması mümkün değilse de (ya da tersi) birlikte yaşama kültürünü üretebilme refleksine sahip olduğu kanısındayım. Belki bu yoldan çözüm sürecine önemli adımlar atmak mümkün olabilir. (İstanbul/EVRENSEL) YARIN: Prof. Dr. Mehmet Bekaoğlu

www.evrensel.net