Bakırhan, Figen Yüksekdağ'ı ziyaret etti: 11'inci yılda arkadaşlarımız bizimle birlikte demokratik siyaset yapmalılar
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Figen Yüksekdağ'ı ziyaret ettikten sonra yaptığı açıklamada, "İki yol var: Ya geçmişin korkularını hukuk diye sürdürmeye devam edeceğiz ya da yaralarını demokratik bir hukukla saracağız" dedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Kandıra Cezaevi'nde eski HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ'ı tutuklanmasının 10. yılı nedeniyle ziyaret etti. Bakırhan, ziyaretin ardından yaptığı açıklamada, "Önümüzde iki yol var: Ya geçmişin korkularını hukuk diye sürdürmeye devam edeceğiz ya da geçmişin yaralarını demokratik bir hukukla saracağız ve kapatacağız. Biz geçmişin yaralarının tekrar edilmediği bir Türkiye istiyoruz. Biz geçmişin yaralarının tedavi edildiği bir barış istiyoruz" ifadesini kullandı.
'Arkadaşlarımız bizimle birlikte siyaset yapmalıdır'
Bakırhan, 20 Mayıs 2016'da Türkiye siyasi tarihinde büyük bir yara açıldığını belirterek, muhalefete de eleştirilerde bulundu. "Bugün 4 Kasım önemli bir gün. Dokunulmazlıkların kaldırılması sağlanıldı. Maalesef o dönem muhalefet de buna eşlik etti. Ama işte o gün yapılan bu kötülük bugün Türkiye'nin dört bir yanında" dedi.
Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş'ın içinde olduğu HDP'li 10 milletvekilinin tutuklanmasını 'siyasi bir darbe' olarak nitelendiren Bakırhan, "Bu Türkiye siyasi tarihinde bir gedik açmaktı. O gün kara bir gündü. Ve 10 yıl aradan geçmesine rağmen de bu yara giderek büyüdü, Türkiye'nin dört bir yanını sardı. Biraz önce Figen Başkan'la da konuştuğumuzda '10 yılımız gitti. Halkın temsilcilerinin 10 yılını bir yargı darbesiyle ellerinden aldılar ama bugün artık o 10 yıldaki geçmişi unutmadan önümüzdeki 10 yılları nasıl demokratik bir zemine, yaşama evriltebiliriz onu konuşalım' dedi" şeklinde konuştu.
Bakırhan, “10 yıldır bu cezaevlerinin kapılarında dolaşıyoruz, açıklamalar yapıyoruz. 11'inci yılda gelip buralarda açıklama yapmak istemiyoruz. 11'inci yılda arkadaşlarımız bizimle birlikte demokratik siyaset yapmalılar” diye konuştu.
'Yeni sayfanın ilk cümlesi adalet olmalı'
Siyasi kutuplaşmanın gerçekleşmesi için öncelikle siyasi tutukluların serbest bırakılması gerektiğini söyleyen Bakırhan, “Yeni bir sayfa da eski adaletsizliklerin, eski hukuksuzlukların üzerine yeni adaletsizlikler ekleyerek açılmaz. Bu kutuplaşmayı bitirmenin yolu siyasetin hakkını korumaktan geçer. Kutuplaşmayı bitirmenin yolu siyaseti suç olmaktan çıkarmaktan geçer” dedi.
Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve Can Atalay başta olmak üzere bütün siyasi tutukluların serbest bırakılmasını isteyen Bakırhan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarının uygulanması gerektiğini vurguladı.
Tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve tutuklu belediye başkanlarının da tutuksuz yargılanmasının önünün açılmasını istedi. Bakırhan şu ifadeleri kullandı:
"Son dönemde seçilmiş belediye başkanlarına dönük ciddi operasyonlar yapılıyor. İçerisinde Sayın İmamoğlu'nun da bulunduğu belediye başkanlarının, belediye yöneticilerinin de tutuksuz yargılanmalarının artık yolu açılmalıdır. Böyle olursa insanlar Türkiye'de artık siyasetin kutuplaştırılmasının olmayacağına inanabilir. Bir sayfa açmalıyız, biz buna inanıyoruz."
'Yerleri cezaevleri değil, yoldaşlarının yanıdır'
Sürecinin demokratikleşme süreci olduğunu söyleyen Bakırhan, kayyım uygulamalarının sona erdiği, seçilmişlerin iradesine saygı gösterildiği ve siyasi tutukluların serbest bırakıldığı bir Türkiye için mücadele edeceklerini belirtti.
Bakırhan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Figen'lerin, Selahattin'lerin, Can'ların, Selçuk'ların, Kavala'ların, Bekir Kayalar'ın, Ayşe Gökhan'ların, Leyla Güven'lerin yeri artık cezaevleri değil halkının, toplumunun, yoldaşlarının yanıdır.”
Tüzel: Tutuklu siyasetçiler özgürlüklerine kavuşmalı
Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel de Kandıra, Edirne ve Sincan cezaevleri önünde barış ve özgürlük çağrılarını yinelediklerini söyledi.
Kobani davasının siyasi bir dava olduğunu savunan Tüzel, 2014 yılında Kobani kuşatmasına karşı yapılan protestoların ardından yaşanan ölümlerin HDP yöneticilerine mal edildiğini belirterek, yargılamaları eleştirdi.
Tüzel, cezaevlerinde tutulan siyasetçilerin demokratik mücadele yürüttükleri için özgürlüklerinden mahrum bırakıldığını ifade etti.
2013 yılındaki çözüm sürecinin sona ermesinden ders çıkarılması gerektiğini söyleyen Tüzel, iktidara demokrasi ve barış taleplerine kulak verme çağrısı yaptı.
Gerçek bir barışın sağlanabilmesi için anadil hakkının, seçme ve seçilme hakkının ve siyaset yapma özgürlüğünün güvence altına alınması gerektiğini vurgulayan Tüzel, “Anadilde olmadan, Türk halkının geleceğine saygı duyulmadan, siyaset yapma hakkı, seçme seçilme hakkı tanınmadan gerçek anlamıyla barış olmaz. Onun için barış diyorsak özgürlük istiyoruz. Barış diyorsak demokrasi istiyoruz ve bunu mutlaka ve mutlaka kazanacağız” dedi.
(Politika Servisi)Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et