Yeni Şafak yazarından fon yazısı: ‘Oğlumu tutuklayacak anasından doğmadı’ diyen var
Yeni Şafak'ın Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Likoğlu, fon vurgununa ilişkin yazısında, “Bu kapanı kimin kurduğunu bulamazsak, yarın başka tezgahlarla karşı karşıya kalırız” ifadelerini kullandı.
Görsel: Evrensel
İktidara yakınlığıyla bilinen Yeni Şafak’ın Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Likoğlu, fon vurgununa ilişkin kaleme aldığı yazıda, yaşananları “ekonominin 15 Temmuz’u” olarak nitelendirdi. Fonların tasfiye süreci ve yatırımcıların alacaklarının ödenmesine değinen Likoğlu, soruşturmanın yalnızca paraların geri alınmasıyla sınırlı kalmaması, sistemin nasıl kurulduğunun ve kişilerin bu sisteme nasıl dahil edildiğinin de ortaya çıkarılması gerektiğini savundu.
Likoğlu, para piyasalarında yaşananların sıradan bir “daha çok kazanma” hırsıyla açıklanamayacağını belirterek, fonların finansal amaçlarının dışında kullanıldığını öne sürdü. Fon krizinin 17 Eylül’de patlak vermesinden bu yana alınan tedbirlerin ve yapılan hamlelerin meseleyi kontrol altına aldığını ancak sorunun uzun süre devam edebileceğini ifade etti.
"Fonların tasfiye süreci başladı"
Fon meselesine ilişkin yasal düzenlemenin Meclis’ten geçtiğini ve Resmî Gazete’de yayımlandığını belirten Likoğlu, uygulama aşamasına geçildiğini yazdı. Likoğlu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında oluşturulan kurulun, tasfiyesine karar verilen fonlar için gerekli adımları atmak üzere sık sık toplandığını aktardı.
Tasfiye işlemleri kapsamında Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) bünyesinde her fon için ayrı hesap oluşturulduğunu belirten Likoğlu, tasfiyelerden elde edilecek gelirlerin yatırımcılara dağıtılacağını kaydetti. Likoğlu, öncelikle 1 milyon lira ve altındaki alacaklar için ödemelerin başladığını, yasal düzenlemenin sağladığı tasfiye kolaylığının ardından tahsilatların daha da artmasının beklendiğini ifade etti.
455 bin yatırımcının alacakları gündemde
Likoğlu, haksız kazanç elde eden bazı kişilerin paraları gönüllü olarak iade ettiğine ilişkin bilgilerin geldiğini yazdı. Ancak konuşulan tutarların yatırımcıların toplam alacaklarının yanında henüz çok düşük kaldığını belirtti.
Likoğlu, 455 bin yatırımcının büyük bölümünün parasının bu şekilde ödenebileceğinin tahmin edildiğini, çok yüksek miktarda yatırım yapanların alacakları için ise daha uzun süre beklemek zorunda kalabileceğini ifade etti.
Henüz kamuoyunu tatmin edecek düzeyde olmasa da bazı görevden alma ve tutuklamaların, sürecin sonuna kadar götürüleceğine ilişkin bir işaret olarak görülebileceğini belirten Likoğlu, soruşturma sürecinde hâlâ dirençlerle karşılaşıldığını ileri sürdü.
Likoğlu, yazısında bazı kişilerin tutuklamalara karşı çıktığına ilişkin sözlere de yer verdi. Bu kapsamda, “Oğlumu tutuklayacak daha anasından doğmadı, tek başıma yapmadım, sadece ben mi yaptım” gibi ifadelerin kulaktan kulağa dolaştırıldığını söyledi.
Önceliğin krizin kontrol altına alınması ve mağdurların alacaklarının ödenmesi olduğunu belirten Likoğlu, meselenin daha kapsamlı biçimde ele alınması gerektiğini savundu.
"Gerçek suçluların kaçmasına yol açabilir"
Devlet Denetleme Kurulunun konuyla ilgili kapsamlı bir soruşturma yürüttüğünü, yargıda da titiz bir çalışma yapıldığını belirten Likoğlu, bazı kişilerin olayın aydınlatılmasını istemediğini ve süreci sulandırmaya çalıştığını öne sürdü.
Fonların tamamını töhmet altında bırakacak şekilde kasıtlı bir saldırı yürütüldüğünü de iddia eden Likoğlu, sürecin hassasiyetine dikkat çekerek, “Sorumsuz davranışlar hem genel piyasayı olumsuz etkiler hem de gerçek suçluların kaçmasına yol açar” ifadelerini kullandı.
DDK Başkanı Tanrıkulu’nun geçmişini hatırlattı
Likoğlu, DDK Başkanı Salih Tanrıkulu’nun geçmişte yürüttüğü göreve de değindi. Tanrıkulu’nun, 15 Temmuz’dan sonra kurulan Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu başkanlığını yürüttüğünü hatırlatan Likoğlu, komisyonun 120 binden fazla dosyayı incelediğini belirtti.
Likoğlu, söz konusu komisyonun hem FETÖ’nün devletten arındırılması sürecine katkıda bulunduğunu hem de bazı haksızlıkların giderilmesinde etkili olduğunu savundu. Fon krizinin araştırılması için de benzer bir komisyona ihtiyaç bulunduğunu ifade eden Likoğlu, karşı karşıya olunan durumun yalnızca aşırı kazanç peşinde koşan kişilerin tamahkarlığıyla açıklanamayacağını öne sürdü.
Likoğlu, “Birileri 15 Temmuz sonrasında kendi FETÖ’cüsünü kurtarma derdindeydi, ne yazık ki şimdi de birileri kendi foncusunu kurtarma gayretinde” ifadelerini kullandı.
‘Seni bu sisteme kim davet etti?’
Fon krizinde önceliğin mağdurların alacaklarının ödenmesi olduğunu yineleyen Likoğlu, bunun yanı sıra paraların nasıl toplandığının, kişilerin sisteme kimler tarafından dahil edildiğinin ve düzenin nasıl kurulduğunun da araştırılması gerektiğini savundu.
Gönüllü olarak parasını iade eden kişilere yalnızca parayı geri verdikleri için sürecin dışında tutulabilecekleri yaklaşımına karşı çıkan Likoğlu, “Gönüllü bir şekilde parasını getirene, ‘Hadi git!’ diyemeyiz. ‘Seni bu sisteme kim davet etti’ diye sormamız lazım” ifadelerini kullandı.
Meselenin yalnızca paraların geri alınmasından ibaret olmadığını belirten Likoğlu, “Bu kapanı kimin kurduğunu bulamazsak, yarın başka tezgahlarla karşı karşıya kalırız” sözleriyle yazısını tamamladı.
(Ekonomi Servisi)Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et