Süleymancıların cemaatinin eski lideri Arif Ahmet Denizolgun'un doktoruna 2 yıl 6 ay hapis cezası
Süleymancılar cemaati eski lideri Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin, "yalan tanıklık" suçlamasıyla tutuklanan Nurettin Demirkol, 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılarak 65 yaşından büyük olması nedeniyle cezası ertelendi ve tahliye edildi.
Görseller: DHA
Eski Ulaştırma Bakanı ve Süleymancılar cemaatinin eski lideri Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında tanıklık yapan doktoru Nurettin Demirkol, 'yalan tanıklık' suçundan 2 yıldan 4 yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı davanın ilk duruşmasında hakim karşısına çıktı. Mahkeme heyeti, Demirkol'u 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırırken 65 yaşından büyük olması nedeniyle cezasının ertelenmesine ve tahliyesine karar verdi.
Arif Ahmet Denizolgun’un ölümünün şüpheli bulunması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, 'yalan tanıklık' suçundan tutuklanan doktoru Nurettin Demirkol, Bakırköy 6’ncı Asliye Ceza Mahkemesi’nde ilk kez hakim karşısına çıktı. Duruşmada Demirkol ve avukatları hazır bulundu. Sanık avukatları duruşmanın aile dahil olmak üzere gizli görülmesini talep etti. Mahkeme başkanı ise bu talebi reddetti. Duruşma, sanık Demirkol’un savunmasıyla başladı. Savunmaların ardından savcı, esasa ilişkin mütalaasında sanığın cezalandırılmasını istedi.
“Merhum bakanın özel doktoru değilim”
Sanık Nurettin Demirkol, “Merhum bakanı 2-3 kez muayene ettim. Devamlı bir doktora ihtiyacı olduğunu bilmiyorum, sadece tansiyon problemi olduğunu biliyorum. Devamlı bir doktoru olup olmadığını bilmiyorum. Söz konusu dönemlerde de sağlık ocağı tabibi, hükümet tabibi, belediye tabibi, aile hekimi gibi tabirler olduğu için yanlış anlaşılmamak adına özel doktor tabirini kullandım. Yanlışlık olmuş, kendisini devamlı takip edecek doktora ihtiyacı olmadığı halde özel doktor olarak dil sürçmesi olmuş. Ben kamu görevlisi olmadığımı söylemek istedim. Ben davanın konusunu da tam olarak bilmiyorum, merhum bakanın özel doktoru değilim” ifadelerini kullandı.
“Ölümünün beyin kanamasından kaynaklı doğal ölüm olduğu hususunda rapor tanzim edilmiştir”
Demirkol, “Dosyada kayıtlara baktığımda öncelikle 168'in arandığını, sonrasında 155, 156 ve tekrar 155'in arandığını anlıyorum. Ben 168'in önce arandığını ancak bu hususu hatırlamıyorum. 155 acil çağrı ihbarı çözüm tutanağına bakıldığında bu konuşmalarda benim olduğum anlaşılıyor. 155'i ben aramışım, sonrasında 156 ve 155 aranmış. O gece de yaşanan ölüm olayı ve durum itibarıyla, bir şeylerin görüleceği üzere değerlendirmem tam doğru olmayabilir. Zaten aradığımda da benim konuşmada söylediğim şey 'beklenmedik ani bir ölüm' cümlesidir. Polisin bana 'Şüpheli ölüm konusu mu var?' dediği kısım mevcuttur. Ben adli tabip değilim. Olay kapsamında da Adli Tıp Kurumu'nun raporu uyarınca, maktulün ölümünün beyin kanamasından kaynaklı doğal ölüm olduğu hususunda rapor tanzim edilmiştir. Ben de o tarihte Adli Tıp bana o şekilde söylediği için o şekilde biliyorum. Benim şüpheli olarak olayı değerlendirmem söz konusu değildir. Ben hükümet tabibini de aramak istedim ama ona ulaşamadığım için polisin beni yönlendirmesini arzu etmiştim” dedi.
“Alihan Kuriş gibi kişilerin geldiğini görmedim”
Nurettin Demirkol, “Ağzının sağ kenarından az bir miktarda kanlı sıvı sızmış ve yatağı ıslatmış. Bu akan, devam etmekte olan bir kanlı sıvı değildi. Ben açık ve net yüzünde ve vücudunda kan görmedim diyorum. 7 Eylül 2016 tarihinde evde olmadığım söyleniyor ancak 48 saat boyunca evden baz kayıtlarımın olduğu sabittir. Aradan 10 sene geçti, iddianamede isnat edilen suçları hatırlamıyorum. Olay tarihinden bir gün önce Galatasaray Adası'ndan baz verdiğim iddia ediliyor ama ben Kuleli mevkiinde özel bir restoranda yemek yiyordum. Alihan Kuriş gibi kişilerin geldiğini görmedim. Ölüm olayından sonra eve çok fazla kişi geldi, sokak doluydu, polisler de vardı. Ben 2016 yılını hatırlamıyorum. Bunu savunmamın başında da dedim. Olay günü midesinden gelen sıvıyı kan olarak değerlendirmiş olabilirim. 10 yıl önceki olayı hatırlamam mümkün değil. İddianamede geçen şahıslar olay yerine gelmiş olabilir, baz kayıtlarıyla ortaya çıkabilir. Tanıklarla ifadem aynı doğrultudadır, onların da unuttuğu şeyler elbette vardır. 8 Eylül 2016 sabahı benim için bulanık bir dönemdi. Ben polisten hep korkarım, suç işlememişimdir ama yine korkarım. Savcı ve hakim karşısına gelmek de korkumu daha da artırır. Ben Covid döneminde de devletime hizmet ettim. Biz doktorlar gizli denetimlere tabi tutuluruz. Bu denetimleri de başarıyla atlattım. Diğer tanık beyanlarının da çelişkili olmasına rağmen tarafıma suç isnat edilmesini kabul etmiyorum. Karşınızda bu şekilde bulunmaktan da utanç duyuyorum. Tutuklanmam sebebiyle kişisel ve ailevi olarak zor durumda kaldım, benim adli makamları yanıltma gibi bir amacım yoktur. Suçlamaları kabul etmiyorum, beraatimi talep ediyorum” ifadelerini kullandı.
2 yıl 6 ay hapis cezası
Mahkeme heyeti, sanığı 'yalan tanıklık' suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı. Sanığın 65 yaşından büyük olması nedeniyle cezasının ertelenmesine ve tahliyesine karar verildi.
(DHA)Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et