25.10.2026 22:15 / Güncelleme: 23:20

Radyasyonla çalıştık, sendikalaştık, işten atıldık: Taşeronun ödülü klinik şefine

İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nükleer Tıp Kliniğinde taşeron MNT firmasında çalışan sağlık işçileri, sendikalaştıktan sonra işten çıkarıldılar. Yaşadıklarını Evrensel’e yazdılar.

Radyasyonla çalıştık, sendikalaştık, işten atıldık: Taşeronun ödülü klinik şefine

Fotoğraf: Pxhere

İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nükleer Tıp Kliniğinden işten çıkarılan MNT işçileri

MNT şirketi, çalıştığımız kliniğin şefine “yılın sağlık yöneticisi” ödülü verdi. Biz ise aynı kliniğin kapısının önündeyiz. Sendikaya üye olduğumuz, çalışma koşullarımızın düzelmesini istediğimiz ve hakkımızı aradığımız süreçte işimizi kaybettik. Bu ödülün neyin ödülü olduğunu kamuoyu bilsin istiyoruz.

Bizler Sağlık Bakanlığına bağlı kamu hastanelerinin nükleer tıp bölümlerinde taşeron olarak çalışan MNT firmasının teknikerleri, temizlik işçileri ve diğer çalışanlarıyız. Uzun yıllar İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nükleer Tıp Kliniğinde çalıştık. Yaklaşık üç yıl önce Türkiye Sağlık ve Sosyal Hizmet İşçileri Sendikasına üye olduk. Amacımız asgari ücret dolayındaki ücretlerimizi iyileştirmek, baskıya ve mobbinge karşı birlikte durabilmekti.

İhalede insan yok, cihaz var

İl sağlık müdürlüklerinin yaptığı nükleer tıp ihalelerinde bize bir kit, bir cihazın parçası gibi bakılıyor. Oysa hastaneye gelip tetkikinizi yaptırdığınızda karşınızda biz varız. İhalelerde sanki yalnızca cihazlar çalışıyormuş gibi davranılıyor, emeğimiz ve mesleki birikimimiz geri plana itiliyor.

Bu düzende çekim sayısı sınırlandırılmıyor. Daha fazla çekim, şirket için daha fazla kazanç demek. Başta MNT olmak üzere taşeron şirketler bize olabildiğince fazla çekim yaptırdı. Şirketin kazancı arttıkça bizim aldığımız radyasyon da arttı. Çalışma süreleri ve dinlenme hakkı konusunda ciddi sorunlar yaşadık.

Radyoaktif atıklarla ve üzerinde radyoaktif madde bulunan hastalarla ilgilenen temizlik işçisi arkadaşlarımıza yıllarca dozimetre bile verilmedi. Radyasyon maruziyetini takip etmeye yarayan dozimetreler ancak bizim ısrarımız ve mücadelemiz sonucunda geldi.

Yüksek düzeyde radyasyon içeren lütesyum tedavilerinin, yetkileri olmadığını düşündüğümüz hâlde teknikerlere yaptırıldığına tanık olduk. Cihaz arızalandığında, üzerinde hâlâ yüksek miktarda radyoaktif madde bulunan hastaların gerekli güvenlik önlemleri alınmadan, kendi imkanlarıyla başka merkezlere gönderildiğini gördük. Bu yalnızca bizim sağlığımızı değil, hastaların ve toplumun sağlığını da ilgilendiriyor. Bu işi denetlemekle görevli kurumlar neredeydi?

Sendikalaştık, haklarımız gelmeye başladı

Sendikaya üye olmaya başladığımız dönemde yol ve yemek paralarımız yatmaya başladı. Birlik olunca neyin değişebileceğini orada gördük.

Şirketin tepkisi de gecikmedi. MNT Yöneticileri Hacı Göğremiş, Emre Esen ve Mehmet Ayata hastane hastane dolaştı. Teknikerlere ve diğer işçilere sendikaya üye olmamalarını, sorunları kendi aralarında çözeceklerini söylediler. Nazik uyarılar zamanla işten çıkarma tehdidine dönüştü. Ardından dört arkadaşımız işten çıkarıldı. Sendika dava açtı, basın açıklamaları ve sosyal medya eylemleri yapıldı.

Baskı yine bitmedi. Çalışanlardan sendikadan istifa etmeleri, istifa ettiklerini gösteren ekran görüntülerini paylaşmaları istendi. Bazı arkadaşlarımızın görev yeri değiştirildi. Bazılarımıza küçülmeye gidildiği söylendi. Sonra da sendikaya üye olmama şartıyla yeni işçiler alındığını gördük. Bunların tesadüf olduğunu düşünmüyoruz.

Maaşıyla geçinmeye, borcunu borçla kapatmaya çalışan arkadaşlarımızın işini kaybetme korkusu yaşaması anlaşılırdı. Ama vazgeçmedik. Birbirimize güvendik, mücadeleyi birlikte sürdürdük.

"Hakkınızı ben savunurum, sendikaya üye olmayın"

Süreç ilerledikçe klinik şefinin de işin içine girdiğini gördük. Bizim tanıklıklarımıza göre, İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nükleer Tıp Kliniği Şefi özellikle yeni başlayan, deneyimsiz arkadaşlarımıza “Sizin hakkınızı ben savunurum, sendikaya üye olmayın” dedi. Firma yöneticilerinin de çalışanlara “Klinik Şefi’niz Esra Hanım ne derse biz onu yaparız” dediğini duyduk.

Oysa biz hakkımızı zaten savunuyorduk. Sendikaya üye olmak yasayla güvence altına alınmış bir hak. Bir kamu yöneticisinin, bir hekimin işçinin sendikal tercihine karışmasını kabul etmiyoruz. Bizim beklentimiz sorunlarımızın dinlenmesi ve çalışma koşullarımızın düzeltilmesiydi.

Ödül neyin ödülü?

Baskılara boyun eğmedik, ama sonunda işimizi kaybettik. Bütün bunların ardından MNT şirketi klinik şefine “yılın sağlık yöneticisi” ödülü verdi.

Kamu hastanesinde hizmet veren bir taşeron şirket, o hastanedeki kliniğin şefini ödüllendiriyor. Bir sağlık yöneticisinin başarısı neyle ölçülür? Şirketin hedeflerine ulaşmasıyla mı, çalışanların sağlığını, güvenliğini ve onurunu korumasıyla mı?

Talebimiz ve çağrımız

Yetkili kurumlardan radyasyon güvenliğiyle ilgili iddiaları, çalışma sürelerini ve fazla mesai uygulamalarını, görev yeri değişikliklerini ve işten çıkarmaları incelemelerini istiyoruz. Kamudaki taşeron şirketler denetlenmeli. Hastane idarecilerinin ve birim sorumlularının bu şirketlerle ilişkisi araştırılmalı. İşçilerin baskı görmeden örgütlenebilmesi güvence altına alınmalı.

Nükleer tıpta ve bütün hastanelerde taşeron altında çalışan arkadaşlarımıza da şunu söylemek istiyoruz: Biz bu süreçte hakkımızı nasıl arayacağımızı, emeğimizi nasıl savunacağımızı öğrendik. Dozimetreyi de yol ve yemek parasını da birlik olduğumuz için aldık. İşimizi kaybettik ama öğrendiğimizi kaybetmedik. Sağlık hizmeti insan hayatını korumak için var. O hizmeti sunan işçilerin sağlığını ve onurunu korumak da bunun parçası. Bunu ancak örgütlenerek, birlikte sağlayabiliriz.

(Evrensel)

Dayanışmaya çağrı!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
25.10.2026 14:59

Şişli'de şüpheli kadın ölümü: Aisulu Bekmakhanova isimli kadın 7. kattan düşerek hayatını kaybetti

Şişli'de 7 katlı bir binanın en üst katından düşen Aisulu Bekmakhanova isimli kadın, hayatını kaybetti.

Şişli'de şüpheli kadın ölümü: Aisulu Bekmakhanova isimli kadın 7. kattan düşerek hayatını kaybetti

Ekran Görüntüsü: AA

25.10.2026 16:55

Kervanpınar’da GES talanına karşı direniş sürüyor: 'Toprağımızı ve tarihimizi sermayeye kurban etmeyeceğiz'

Kervanpınar köyünde, ortak kullanım alanı olan meralara kurulmak istenen GES projesine karşı köylülerin başlattığı direniş 4. gününde. Köylüler hukuki süreç tamamlanmadan alana giren şirkete karşı yaşam alanlarını savunuyor.

Kervanpınar’da GES talanına karşı direniş sürüyor: “Toprağımızı ve tarihimizi sermayeye kurban etmeyeceğiz”

Fotoğraf: Elif Ekin Saltık/Evrensel

25.10.2026 12:52

KPSS öncesi zincirleme kaza: 3 yaralı

Nevşehir’de 2 otomobil ve 3 hafif ticari aracın karıştığı zincirleme kazada, KPSS Ortaöğretim sınavına yetişmeye çalışan 2 kişinin de aralarında bulunduğu 3 kişi yaralandı.

KPSS öncesi zincirleme kaza: 3 yaralı

Fotoğraf: DHA

25.10.2026 15:01 / Güncelleme: 18:05

Bir el ne anlatır? 'Konuşan Eller' sergisi İstanbul’da

G-art Galeri’de 21 Kasım 2026’da açılacak “Talking Hands / Konuşan Eller” sergisi, farklı coğrafyalardan sanatçıların eserleri aracılığıyla elin tarihsel ve toplumsal anlamlarını, bedenin ifade gücünü ve jestlerin değişen anlamlarını ele alıyor.

Bir el ne anlatır? “Konuşan Eller” sergisi İstanbul’da

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!