Kars'ta tarım arazisi ve mera alanı tehlikede: Köylülerin GES'e karşı açtığı davada karar bekleniyor
Kars’ın Tekneli köyünde 10 bin dönümlük tarım arazisi ve mera üzerine kurulan GES projesine karşı köylülerin açtığı dava sürüyor. ÇED raporuna itiraz edilen davada mahkemenin kararı bekleniyor.
Fotoğraf: MA
Kars — Kars’ın Tekneli köyünde 20 Kasım 2023 tarihinde 143 Ada, 31 Parselde, Migros ve Diler Holding tarafından 10 bin dönümlük tarım arazisi üzerine Güneş Enerji Sistemi (GES) kuruldu. 42,67 MWm kurulu gücü bulunan GES projesinin maaliyeti ise 850 milyon TL olarak belirlendi.
Köylülerin ekili tarım arazileri üzerine kurulu olan GES, birçok canlı yaşamını da tehdit ediyor. Köy halkının onayı alınmadan kurulan GES projesine karşı köylüler, Kars idare Mahkemesi'ne başvurarak Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı hakkında dava açtı. Açılan davada yürütmenin durdurulması talep edildi.
Köylüler verdikleri dilekçede Çevre Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararının taşınmazın mera sınırları içerisinde kaldığı, köyde yaşayanların hayvancılık ile geçindiği, projenin kurulduğu alanda hayvan otlattıkları, ÇED raporunun yüzeysel hazırlandığı, bitki örtüsündeki endemik türlerin dikkate alınmadığı, ÇED raporunu hazırlayan şirket yetkililerin taşınmazın bitki örtüsü konusunda yanlış bilgi verdiği, çevre köylerin su ihtiyacını proje alanından karşıladığı, alanın güneşlenme süresinin az olduğunu belirterek yürütmesinin durdurulması ve iptalini istedi.
Bakanlık davanın reddini istedi
Bakanlık ise yaptığı savunmada projenin ÇED Yönetmeliği hükümleri doğrultusunda yürütüldüğü, söz konusu ÇED Olumlu Kararı'nın verilmesinin dayanağı olan tüm iş ve işlemler mevzuata uygun olarak tamamlandığı, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürerek, davanın reddine kararının verilmesi gerektiğini savundu.
Keşif yapılacak
İdare mahkemesi, birden fazla bilirkişiyle mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, incelemede bir hakimin görevlendirilmesine, keşif ve bilirkişi giderlerine karşılık yatırılması gereken avans miktarını belirlemek ve istemek, yürütmenin durdurulması istemi hakkında, dava konusu taşınmaz mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılıp, rapor taraflara tebliğ edildikten ve rapora karşı yasal itiraz süresi sona erdikten sonra bir karar verilmesini oy birliği ile kabul etti.
Yapılan keşif sonrası hazırlanan raporda ÇED raporunun doğruluğu yönünde değerlendirmeler içeren rapor hazırlandı. Ancak dava avukatı rapora itiraz etti. Dava, bilirkişi raporuna yapılan itiraz aşamasında. İdare Mahkemesi’nde açılan dava devam ederken köylülerin avukatı Kahraman Özçağan dava durumunu ve projenin köy üzerinde yarattığı tahribata ilişkin değerlendirmede bulundu.
Fotoğraf: MA
Arazilerin yüzde 95'i birinci sınıf tarım arazisi
Projenin büyük bölümünün birinci sınıf tarım arazisi ve meralar üzerinde planlandığını belirten Özçağan, ÇED süreçlerinin ise şeffaf yürütülmediğini söyledi. Özçağan, "Enerjiyi elbette üretmeliyiz, ancak enerji üretirken bir yaşam alanını yok etmemeliyiz. Bir şirket devlete çok büyük elektrik faturası bedeli ödüyor. Bunu karşılamak için güneş enerji santrali kuracak bir yer buluyor. O enerjiyi üretiyor ve devlete satıp kendi borcundan mahsup ediyor. Sistem bu şekilde işliyor. Önce projeyi hazırlıyorlar. Bu projeler bakanlıklar nezdinde belirli bir prosedüre tabi tutuluyor. Daha sonra santrali yapacakları yeri buluyorlar. Genellikle özel mülkiyet alanlarını tercih ediyorlar. Bu özel mülklerin yüzde 95'i birinci sınıf tarım arazisi ve mera üzerindedir. Şirketler bu arazileri yüksek bedellerle satın alıyor, vatandaşlar da maalesef arazilerini satıyor" dedi.
ÇED raporu sürecinin şeffaf yürütülmediğini kaydeden Özçağan, "ÇED raporu süreci çok şeffaf görünmüyor. Çünkü toplumda bu konuda yeterince bilinçli bir kesim yok. Örneğin bir köyde santralle ilgili toplantı yapılıyor. Ben bizzat gidip katıldım. Bayburt Grubu'nun bir mera alanına santral kurma girişimi vardı. Ancak o meradan sorumlu olan Kars ilinin mera birimi ve Tarım İl Müdürlüğü o toplantıda yoktu. Oysa söz konusu alan meraydı. Bu kurumların orada bulunması, süreci değerlendirmesi ve tespitlerini ortaya koyması gerekiyordu. ÇED raporular özel şirketler tarafından hazırlanıyor. Ve bu raporlar çoğunlukla projeler lehine sonuçlanıyor" ifadelerini kullandı.
“10 bin dönümlük alan tehlike altında”
Tekneli köyünde kurulan GES projesine ilişkin yargılamanın devam ettiğini aktaran Özçağan, dosyada keşif yapıldığını ve bilirkişi raporunun hazırlandığını belirtti. Raporda heyetin oy çokluğuyla proje lehine değerlendirmede bulunduğunu, ancak heyette yer alan ziraat mühendisi bilirkişinin araziye ilişkin önemli tespitler yaptığını ifade eden Özçağan,"Bunlardan biri, Tekneli köyü sınırları içerisinde 10 bin dönümlük alana kurulan GES projesiyle ilgili. Yargılama süreci devam ediyor. Orada keşif yapıldı, keşiften sonra rapor geldi. Rapor heyet tarafından hazırlandığı ve özellikle oy çokluğuyla oluşturulduğu için GES'e onay veren, ÇED raporunun doğruluğu yönünde değerlendirmeler içeren bir rapor ortaya çıktı. Ancak arazinin bitki örtüsünü ve kullanım amacını en iyi değerlendiren, heyette yer alan ziraatçı bilirkişidir. O bilirkişi, santralin o alana kurulmaması gerektiğine ilişkin çok derin tespitler yaptı. Bakalım mahkeme bu değerlendirmeler doğrultusunda nasıl bir karar verecek. Projenin kurulmaması yönünde verilecek karar da başka projelere emsal olabilir. Şirketler, 'Bakın, oradaki GES projesinde mahkeme ÇED raporunu uygun gördü' diyebilir. Dolayısıyla kararlar hem olumlu hem olumsuz boyutuyla örnek oluşturacaktır" dedi.
Kırsal yaşamı doğrudan etkiliyor, göçe neden olabilir
Tekneli köyündeki projenin yalnızca doğal çevreyi değil, bölgedeki hayvancılığı ve kırsal yaşamı da doğrudan etkileyeceğini vurgulayan Özçağan, yaklaşık 10 bin dönümlük alanın hayvan otlatma alanı olarak kullanıldığını söyledi. Özçağan, "Tekneli köyünde 10 bin dönümlük alan hayvan otlakiyesidir. Bu alanı kaybeden insanlar hayvancılığı daha az yapacak. Hatta bazıları geçimini sağlayamadığı için oradan ayrılacak. Bu da beraberinde göçü getirecek. Bu tür projelerin çok sayıda olumsuz sonucu var. Dünyanın şu anda en büyük problemlerinden biri enerji, diğeri ise gıda problemidir. Biz elbette enerji üretmeliyiz ancak bu enerjiyi üretirken bir yaşam alanını yok etmemeliyiz. Bu dengeyi sağlamak gerekiyor. Bölgede güneşlenme süresi ve yoğunluğu yüksek. Ancak şirketler verimsiz arazilere gidip santral kurmuyor. Çünkü çok ciddi maliyetlerle karşılaşmak istemiyorlar. Daha az maliyetle daha fazla kâr elde edebilecekleri, ancak oradaki yaşamı doğrudan etkileyecek alanları seçiyorlar. Elektrik hatlarına yakın yerleri tercih ediyorlar ki ürettikleri enerjiyi hemen bu hatlara aktarabilsinler. Böylece maliyetlerini düşürüyorlar” dedi.
İtirazlar tutanaklara geçirilmeli
GES projelerine ilişkin ÇED sürecinde köylerde yapılan bilgilendirme toplantılarının önemli bir aşama olduğunu belirten Özçağan, yurttaşların bu toplantılara katılarak görüşlerini açıkça ifade etmeleri ve itirazlarını tutanaklara geçirmeleri gerektiğini söyledi.Özçağan, "Yurttaşlar, bu projelerle ilgili Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yapılan bilgilendirme toplantılarına katılmalı. Bu toplantılarda projeyi isteyip istemediklerini çok net bir şekilde ifade etmeli ve itirazlarını mutlaka tutanaklara geçirmeliler. Köyün tüzel kişiliğini temsil eden muhtarlığın ve ihtiyar heyetinin de bu konuda bilinçli hareket etmesi gerekiyor. Toplantılara katılan Tarım İl Müdürlüğü personelinin de tarım arazilerine santral kurulması söz konusu olduğu için ÇED sürecine ilişkin tespitlerini ortaya koyması, süreci tartışması ve değerlendirmesi gerekiyor" diye belirtti.
(MA)Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et