21.10.2026 17:16 / Güncelleme: 17:33

İsrail Komünist Partisinden Knesset üyesi Ofer Cassif: Netanyahu seçimi ertelemek için yangın çıkarmaya hazır

İsrail Komünist Partisi üyesi, İsrail Meclisi Milletvekili Ofer Cassif ile yaklaşan seçimi konuştuk: "Hükümet ve özellikle de Netanyahu, seçimleri ertelemek, hatta iptal etmek için büyük bir yangın çıkarmak istiyor."

Nisa Sude Demirel
[email protected]


İsrail’de seçimler 27 Ekim’de gerçekleştirilecek. Çeşitli anketlere göre Netanyahu liderliğindeki Likud Partisinin oylarındaki düşüş sürerken başbakanlık için de muhalafetteki Yashar Partisi lideri Eisenkot öne çıkıyor. Seçimlerin yaklaşmasıyla bölgedeki atmosfer sertleşirken bazı isimlerin adaylıkları de engellenmeye çalışılıyor. Onlardan biri de İsrail Komünist Partisi Üyesi, Ortak Liste milletvekili adayı Ofer Cassif.

Seçim sonuçlarına dönük ihtimalleri, İsrail’deki durumu ve Filistin’de süren işgali konuştuğumuz Hadash Partisi Milletvekili Cassif; bölgede birinci görevin Filistin’de süren işgali durdurmak olduğuna dikkat çekiyor.

İsrail’de seçim dönemi başladı, seçimlere iki haftadan az bir süre kaldı. Peki, genel atmosfer nasıl, seçimlerle ilgili nasıl tahminleriniz var?

Bir yandan gerçek bir korku var, çünkü görüldüğü üzere sadece şu anki faşist, ırkçı ve soykırımcı bir hükümetle karşı karşıya değiliz. Bu hükümet neredeyse üç yıldır Gazze’de soykırım, Batı Şeria’da etnik temizlik yürütüyor ve İsrail’i sadece devlet aygıtı olarak değil, kamusal söylem, siyasi kültür ve hegemonyacı yapılar da dahil olmak üzere tam anlamıyla faşist bir topluma dönüştürüyor. Komşu ülkeler de dahil olmak üzere her yerde yangın çıkarmak için ellerinden geleni yaptıklarını görebilirsiniz. Dolayısıyla bir yandan, eğer tekrar kazanırlarsa, bu durum bölgesel bir savaşa ve hatta ötesine yol açabilir; özellikle Gazze’de son üç yılda yaşananlardan daha da korkunç bir kan dökülmesine neden olabilir.

Öte yandan umutluyuz, çünkü giderek güçleniyoruz. Filistinli vatandaşlar arasında oy oranının eskisinden çok daha yüksek olacağına inanıyoruz. Ve eğer bu gerçekleşirse parlamentoda üçüncü ya da dördüncü parti olma ihtimalimiz oldukça yüksek. Ve bir sonraki hükümet üzerinde çok daha fazla etkiye sahip olacağız. Kesin olan bir şey var ki, bir sonraki hükümet bizim hoşumuza giden bir hükümet olmayacak. Yeni hükümet de işgali sona erdirmeyecek, sosyoekonomik politikaları kökten değiştirmeyecek. Ancak eğer yeterince güçlü olursak, en azından işgal altındaki topraklarda işlenen başlıca suçları durdurabiliriz. Yani Filistinli yazar Emile Habibi’nin “opsimizm” olarak adlandırdığı, iyimserlik ve kötümserliğin bir karışımı var.

Eğer hükümet değişirse -sanırım anketler de bunun olasılığını gösteriyor- seçimlerden sonra yeni bir hükümet ne tür değişiklikler yapabilir?

Sadece siyasette değil ama özellikle siyasette, bazen tam olarak ne olacağını tahmin edemezsiniz. Dünyanın dört bir yanında belirli bir liderin, hükümetin ya da grubun başlattığı küçük bir değişimin aslında geniş çaplı bir değişime yol açtığına dair binlerce örnek var. Daha önce de söylediğim gibi, üç yıldır süren soykırım koşulları altında, öncelikle bu suçların devam etmesini engellemeliyiz. Şu anki amacımız ve hedefimiz, her şeyden önce bu suçları durdurmaktır. Ve eğer bunda başarılı olursak -ki daha önce de söylediğim gibi, başarılı olma ihtimalimiz var- o zaman bu, şu anda öngöremediğimiz daha büyük bir değişime yol açabilir. 

Seçimler öncesinde, sizin de dahil olduğunuz bazı partilerin ve kişilerin aday olmasını engellemeye yönelik bazı girişimler oldu. Peki bu konudaki son durum nedir ve hükümet neden bazı siyasi figürlerin seçimlere katılmasını engellemeye çalıştı?

Öncelikle, Genel Seçim Komitesi son derece siyasi bir kurum. Knesset’teki mevcut grupların temsilcilerinden oluşuyor, dolayısıyla siyasi hareket etmeleri şaşırtıcı olmamalı. Açıkça faşist ve en azından antidemokratik bir koalisyon olduğu için, öncelikle Filistinli vatandaşların büyük çoğunluğunu temsil eden listelerden, yani yaklaşık yüzde 20’lik kesimden kurtulmak istiyorlar. Çünkü bizim katılımımız ve başarımız durumunda hükümet kurma şanslarının kalmayacağını biliyorlar.

Diğer bir neden ise ırkçı olmaları. Filistinli vatandaşların ve demokratik Yahudilerin siyasetin bir parçası olmasını istemiyorlar. Şimdi, şahsen bana gelince... Bu Genel Seçim Komisyonu, Filistinli vatandaşların çoğunluğunu temsil eden iki listeyi de diskalifiye etti; bunlardan biri biz, yani Ortak Liste, diğeri ise temelde bir İslamcı hareket olan Ra’am. Buna ek olarak, Genel Seçim Komisyonu beni ve Tajammu’ lideri Sami Abu Shehadeh’i de diskalifiye etmek istedi.

Benden kurtulmak istemelerinin temel sebebi Yahudi olmam. O kadar fanatik milliyetçiler ki, bir Yahudi’nin hümanist ya da enternasyonal olabileceği fikrine tahammül edemiyorlar. Çünkü beni harekete geçiren şey, onların söylediği gibi Yahudilere ya da İsrail’e karşı nefret bir değil; adalet istememdir. Ancak onlar buna tahammül edemiyorlar çünkü ben, tabiri caizse, sınırları aşıyorum. Bence asıl mesele bu.

Ancak Yüksek Mahkeme, ne yazık ki Sami’ninki hariç, adaylık engellemelerini bozdu. Yani Sami adaylıktan menedildi. Ancak muhtemelen ben önümüzdeki birkaç ay içinde Knesset’ten uzaklaştırılacağım ve ihraç edileceğim, çünkü geçen hafta bir polis memuruna saldırmaktan suçlu bulundum. Elbette ayrıntılara girmeyeceğim, ama bu da siyasi zulmün bir başka örneği. Yine de şunu belirtmeliyim ki, söz konusu olay 2022’de, işgal altındaki Batı Şeria’nın Masafer Yatta bölgesinde, binden fazla Filistinlinin topraklarından sürülmesini gerektiren etnik temizliğe karşı düzenlenen bir tur kapsamında katıldığım bir gösteride meydana geldi. 

Filistin’deki soykırım da kısa süre önce dördüncü yılına girdi. ‘Muhalefet kazanırsa yeni hükümetin işgal edilen topraklardan çekileceği’ iddiası da Netanyahu’nun seçim propagandasının parçası. Bu iddia İsrail’de nasıl karşılanıyor? Filistin’deki mevcut durumu da göz önünde bulundurarak, bu iddiayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öncelikle İsrail toplumu oldukça kutuplaşmış durumda. Netanyahu’ya karşı olanlar ile destekleyenler arasında neredeyse bir denge var. Netanyahu’nun etrafında adeta bir tür ‘tarikat’ var. O ne yaparsa yapsın ona oy verecekler. Dolayısıyla oldukça şiddetli bir kutuplaşma var.

15 Ekim akşamı, faşistler, Netanyahu yanlıları ve Ben-Gvir’in haydutları bir toplantıyı dağıtmak için baskın düzenlediler. İşte bu da bir örnek. İki gün içinde, Netanyahu karşıtı aktivistlere yönelik en az sekiz farklı şiddet olayı yaşandı.

Netanyahu’nun iddiasına karşı ise, ‘keşke haklı olsaydı’ diyorum. Ne yazık ki haklı değil. İkincisi, bu durum bahsettiğim kutuplaşma bağlamında kabul görüyor. Ve tabii ki, ne yazık ki Bennett’i, Avigdor Lieberman’ı, Eisenkot’u ve hatta Golan’ı destekleyenlerin hepsi Filistin devletine karşı olduklarını ve bunu yapmayacaklarını söylüyor. Irkçılık, kamusal söyleme çok derin bir şekilde yerleşti. Bu sadece Netanyahu ve onun faşistleriyle sınırlı değil.

Filistin ve İsrail’de neler oluyor sorusunun cevabı şu: Bu kutuplaşma, şiddetin giderek artmasına yol açıyor; o kadar ki, seçime yakın bir sürede ya da seçim günü faşistlerin kaybetmesi durumunda iç savaşa yakın bir durumdan gerçekten korkuyorum.

Sadece Filistin de değil; İran, Lübnan, Yemen… Bölgede ciddi bir çatışma ortamı var...

Hükümet ve özellikle Netanyahu, seçimleri ertelemek, hatta iptal etmek için büyük bir yangın çıkarmak istiyor. Benim görüşlerimden uzak olanlar bile, hiçbir konuda Netanyahu’dan daha iyi olmayan Lieberman bile, Netanyahu’nun kaybedeceğini bildiği seçimleri ertelemek için bir savaş başlatmanın yolunu çok hevesle aradığını söylüyorlar.

Ayrıca, bu çatışmalar Orta Doğu’da yaşayan insanlar için bir tür tehlike yaratıyor; çünkü neredeyse her gün yeni bir silahlı çatışmayla uyanıyoruz. Peki, partiniz bu konuda ne diyor?

Emperyalizm hüküm sürdüğü sürece savaşlar sonsuza dek devam edecek. Sadece Ortadoğu’da değil, şu anda Güney Amerika’daki çeşitli seçimlerde neler olup bittiğine de bakabiliriz. Arjantin, Kolombiya ve Brezilya... Yani bu da emperyalist egemenliğin bir parçası. Ancak özellikle Ortadoğu’da bu, çoğunlukla seçimlerle değil, savaşlar yoluyla gerçekleştirildi. Asıl mücadele emperyalizme karşıdır; çünkü benim görüşüme göre emperyalizm, dünyadaki tüm kötülüklerin temelidir. Bu, bir tür dini analiz meselesi değil. Bu benim sosyalist analizimdir. Dolayısıyla kısa vadede işgali sona erdirmeliyiz. Uzun vadede ise emperyalizmi yenmeliyiz. 

Öte yandan, İsrail ile Türkiye arasındaki ilişkiler her iki tarafta da iktidar partileri için bir propaganda konusu. Biliyorsunuz, her ikisi de bu iki ülkenin düşman olduğunu ve bunu durdurmak için iktidara destek verilmesi gerektiğini iddia ediyor. Siz bunu nasıl görüyorsunuz? İsrail ile Türkiye arasındaki ilişkileri ve iktidar partilerinin yürüttüğü propagandayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Eminim ki perde arkasında, iki rejim arasındaki ilişkiler kamuoyuna yansıdığından çok daha yakın. Bundan eminim. Özellikle ekonomik açıdan. Burada sorun, daha önce de söylediğim gibi, Amerikan emperyalizmidir. Ayrıca halklar arasında bir sorun olmadığına ve olmaması gerektiğine inanıyorum. Soru Türkiye’deki ve İsrail’deki iki rejimdir. Her iki rejimi de sevmediğimi söylersem, bu yetersiz kalır.

Halklar adalete kavuşursa barış sağlanabilir: İç politikada, bölgesel düzeyde ve uluslararası alanda sosyal adalet. Ve bunun başarılabileceğine inanıyorum. Ancak bu rejimler altında değil. Sizin halkınızla bizim halkımız arasında doğuştan gelen bir nefret, çatışma ya da gerilim yok. Olmamalı da. Ancak kendi çıkarları uğruna nefreti, çatışmayı ve gerilimi kalıcı hale getirmek için durumu manipüle eden elitler, sınıflar ve hükümetler var. İsrail’deki, Filistin’deki, Türkiye’deki, Lübnan’daki ve başka yerlerdeki halkların çıkarları ile hükümetlerin çıkarları arasında bir uçurum, büyük bir fark, hatta bir çelişki var.

Peki, ABD’nin, Trump’ın bölgedeki artan etkisine geldiğimizde, insanlar günlük yaşamlarında bundan etkileniyor mu? Mesela çalışma koşulları, kamu hizmetleri... Günlük yaşamı kapsayan her türlü şey.

İsrail’de hükümet sadece faşist ve savaş çığırtkanı değil, sosyal ve ekonomik konularda da aşırı sağcı. Özelleştirme İsrail söyleminde neredeyse bir tür yeni din gibi. İsrail’de sınıf farklılıklarının arttığını da görebilirsiniz. Yoksulluk seviyesi de öyle. İsrail eğitim, sağlık, sosyal yardım ve konut konularında OECD ülkeleri arasında en kötü durumdakilerden biri. Bu arada, İsrail’de özellikle en dezavantajlı sınıflardan gelen pek çok insanın faşistleri desteklemesinin temel neden, sömürünün üzerinden dikkati çekmek için Filistinlilerin bir günah keçisi olarak kullanılması. Yani bu konular birbiriyle iç içe. Öncelikle işgali sona erdirdiğimizde bunun İsrail içinde daha net bir sınıf mücadelesine yol açacağına içtenlikle inanıyorum. İşte bu yüzden egemen sınıflar ve hükümetlerdeki uşakları bu kadar korkuyorlar. Savaş durumunun sona ermesini istemiyorlar; çünkü savaş bittiğinde, işgal açıkça sona erdiğinde, İsrail içindeki sınıf mücadelesi çok daha belirgin hale gelecek ve onlar bunu istemiyorlar.

Dayanışmaya çağrı!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
21.10.2026 10:26

Kani Torun transferiyle TBMM'de sandalye dağılımı değişti: Hangi partinin kaç milletvekili var?

Yeni Yol Partisi'nden ayrılarak siyasete bağımsız devam etme kararı alan Bursa Milletvekili Cemalettin Kani Torun'un katılımıyla AKP'nin TBMM'deki sandalye sayısı 281'e yükseldi, bağımsız milletvekili sayısı 10'a düştü.

Kani Torun transferiyle TBMM'de sandalye dağılımı değişti: Hangi partinin kaç milletvekili var?

Fotoğraf: TBMM Basın Müşavirliği

21.10.2026 11:18

Erdoğan'ın onayıyla: AKP ‘Nutuk’ dağıtacak

AKP Genel Başkan Yardımcısı Kürşad Zorlu, Nutuk’un sekiz dilde yeniden yayımlandığını ve dijital platformda erişime açıldığını duyurdu. Zorlu, projenin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın onayıyla yatırım programına alındığını belirtti.

Erdoğan'ın onayıyla: AKP ‘Nutuk’ dağıtacak
21.10.2026 09:26

İzmir'de Zeus heykel başı bulundu: 3 kişi gözaltına alındı

İzmir'de Roma dönemine ait yaklaşık 2 bin yıllık mermer Zeus heykel başı ele geçirildi. Korunması gereken kültür varlığı olduğu belirlenen eserle ilgili 3 kişi gözaltına alındı.

İzmir'de Zeus heykel başı bulundu: 3 kişi gözaltına alındı

Fotoğraf: DHA

21.10.2026 17:29

Diyarbakır’da mahkeme süreci devam ederken GES projesinde çalışmaların başlamasına protesto

Diyarbakır Sur’da mahkeme süreci devam eden GES projesi için jandarma eşliğinde çalışmaya başlamasına tepki gösteren DEM Parti İl Eş Başkanı Yunus Muratakan, “Güvenlik kuvvetlerinin halk yerine şirketleri korumasını kabul etmiyoruz” dedi.

Diyarbakır’da mahkeme süreci devam ederken GES projesinde çalışmaların başlamasına protesto

Fotoğraf: ANKA

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!