ZMO İstanbul Şubesi: Kentler topraksızlaştırıldıkça yağışlar afete dönüşüyor
ZMO İstanbul Şubesi, sel ve taşkınların yalnızca aşırı yağışlarla açıklanamayacağını belirterek tarım arazilerinin yapılaşmaya açılmasına dikkat çekti. Oda, zarar gören üreticilerin kayıplarının karşılanmasını istedi.
Fotoğraf: AA
Hasan Can Bilici
[email protected]
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, 13 Ekim'den itibaren İstanbul'da etkili olan şiddetli yağışların yol açtığı sel ve su baskınlarına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, yaşananların yalnızca aşırı yağışlarla açıklanamayacağı belirtilerek; yıllardır sürdürülen yapılaşma politikalarının tarım arazilerini, meraları, ormanları ve su havzalarını azalttığı vurgulandı.
"Kentler topraksızlaştırıldıkça yağışlar afete dönüşüyor" başlığıyla yapılan açıklamada, "Tarım arazileri, meralar, ormanlar ve su havzaları korunmadan ve rantsal dere ıslahı anlayışından vazgeçilmedikçe İstanbul'da sel ve taşkın riskleri devam edecektir" denildi.
Yaklaşık 500 dekar üretim alanı etkilendi
Şiddetli yağışlar nedeniyle can kayıplarının yaşandığı, konutların, iş yerlerinin ve tarımsal üretim alanlarının zarar gördüğü hatırlatılan açıklamada, İstanbul'un kırsal mahallelerinde tarımsal üretimin önemli ölçüde etkilendiği belirtildi. Hasarın boyutlarına ilişkin şu bilgiler paylaşıldı;
"İlk değerlendirmeler, İstanbul'un kırsal mahallelerinde tarımsal üretimin önemli ölçüde zarar gördüğünü ortaya koymaktadır. Arnavutköy, Eyüpsultan, Sarıyer, Silivri, Pendik, Beykoz ve çevre ilçelerde yaklaşık 500 dekar açık ve örtü altı üretim alanının etkilendiği, 100'ü aşkın serada çeşitli düzeylerde hasar oluştuğu değerlendirilmektedir. Hayvancılık işletmelerinde büyükbaş, küçükbaş ve kanatlı hayvan kayıpları yaşanmış; arı kolonileri, yem ve saman stokları, sulama sistemleri ve tarımsal ekipmanlar zarar görmüştür."
Valilik tarafından açıklanan 60 milyon TL'lik kayba da değinilerek, "Üretimde yaşanacak kesintilerle birlikte daha da artabileceğini değerlendirmekteyiz" ifadeleri kullanıldı.
"Yaşananları yalnızca aşırı yağış miktarıyla açıklamak yeterli değildir"
İstanbul'daki yapılaşma politikalarının doğal alanlar üzerindeki etkisine dikkat çekilen açıklamada, tarım arazileri, meralar, ormanlar ve su havzalarının amaçları dışında kullanıma açılmasıyla bu alanların önemli ölçüde azaldığı belirtildi.
Açıklamada, "Bu alanların beton, asfalt ve diğer geçirimsiz yüzeylerle kaplanması, yağmur suyunun toprak tarafından emilmesi ve akiferlere doğru sızmasını azaltmakta, yüzeysel akışı hızlandırmakta ve drenaj sistemleri üzerindeki yükü artırmaktadır" denildi. Kentlerde beton, asfalt ve taş gibi yüzeylerin oluşturduğu ısı adalarının da toprak yapısını ve su emilimini olumsuz etkilediği belirtilerek şu değerlendirmeye yer verildi:
"Toprak; yalnızca üzerinde ürün yetiştirilen bir unsur değildir, suyu bünyesinde tutan, süzen, yeraltı sularının beslenmesine katkı sağlayan ve doğal su döngüsünü düzenleyen yaşamsal bir varlıktır."
Verimli tarım arazilerinin yapılaşmaya açılmasının yalnızca üretim kapasitesini değil, toprağın doğal işlevlerini de ortadan kaldırdığı vurgulanan açıklamada, "Bu nedenle tarım arazilerinin ve kentsel toprak alanların korunması, gıda güvencesi kadar kentlerin taşkınlara karşı dirençliliği açısından da zorunludur" ifadeleri kullanıldı.
Kanal İstanbul'un tarım alanlarına etkisine dikkat çekildi
İstanbul'daki büyük ölçekli yapılaşma ve ulaşım projelerinin, organize sanayi bölgelerinin, madencilik ve taş ocağı faaliyetlerinin, otoyolların ve bağlantı yollarının doğal alanlar üzerindeki baskıyı artırdığı belirtilen açıklamada, bu faaliyetlerin doğal drenaj sistemlerine ve havza bütünlüğüne etkilerinin birlikte değerlendirilmesi istendi.
Kanal İstanbul projesine de dikkat çekilerek, "Özellikle Kanal İstanbul ve çevresinde öngörülen yapılaşma, İstanbul'un önemli tarım alanları, meraları, su havzaları ve doğal ekosistemleri açısından ciddi riskler barındırmaktadır. Bu alanların yapılaşmaya açılması, kentin üretim potansiyelini ve ekolojik bütünlüğünü tehdit etmektedir" denildi.
"Kamu kaynakları çiftçileri destekleyen yatırımlara yönlendirilmeli"
İstanbul'un geleceğinin tarım arazilerinin korunmasının yanı sıra mevcut üretim potansiyelinin yeniden harekete geçirilmesine bağlı olduğu vurgulanan açıklamada, kullanılmayan tarım arazilerinin destek ve teşviklerle üretime kazandırılması, küçük aile çiftçiliğinin ve hayvancılığın güçlendirilmesi gerektiği belirtildi.
Açıklamada, "Büyük ölçekli projelere ayrılan kamu kaynakları, çiftçileri ve yerel üretimi destekleyen yatırımlara yönlendirilmelidir" denilerek bu yaklaşımın kentin gıda gereksinimini kendi üretiminden karşılama kapasitesini artıracağı ve afetlere karşı dayanıklılığını güçlendireceği ifade edildi.
İklim değişiminin aşırı yağışlar üzerindeki olası etkilerine de değinilen açıklamada, "İklim değişimini gerekçe göstererek yanlış arazi kullanım kararlarının, dere yataklarına müdahalelerin ve altyapı yetersizliklerinin göz ardı edilmesi kabul edilemez" ifadeleri kullanıldı.
"Selden zarar gören çiftçilerin kayıpları karşılanmalı"
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, sel ve taşkın risklerinin azaltılması ve tarımsal üretimin korunması için taleplerini şöyle sıraladı:
- Verimli tarım arazilerinin amaç dışı kullanımına ve yapılaşmaya açılmasına son verilmeli; meralar, ormanlar ve su havzaları korunmalıdır.
- Kanal İstanbul ve diğer büyük ölçekli projelerin tarımsal alanlar, toprak varlıkları ve taşkın riskleri üzerindeki etkileri bilimsel olarak değerlendirilmelidir.
- Kullanılmayan tarım arazileri yeniden üretime kazandırılmalı; küçük aile işletmeleri, çiftçiler ve hayvancılık faaliyetleri desteklenmeli, meralar ıslah edilmelidir.
- Dere yatakları, taşkın düzlükleri ve doğal drenaj alanları korunmalı; geçirgen yüzeyler artırılmalı ve bozulan ekosistemler iyileştirilmelidir.
- Selden zarar gören çiftçilerin hasarları karşılanmalı; hayvan, yem, tohum, fide, sera ve ekipman kayıpları karşılanarak üretime devam edebilmeleri sağlanmalıdır.
- Afet risklerinin azaltılmasına yönelik planlama çalışmalarında ziraat mühendislerinin ve ilgili meslek disiplinlerinin bilimsel görüşleri dikkate alınmalıdır.
Açıklamanın sonunda, "Unutulmamalıdır ki toprak yalnızca tarımsal üretimin değil, yaşamın ve ekolojik dengenin de temelidir" denilerek İstanbul'un geleceğinin tarım alanlarını, meraları, ormanları ve su havzalarını yapılaşma baskısından koruyan, üretimi destekleyen ve kamu yararını esas alan politikalara bağlı olduğu vurgulandı. Oda, açıklamasını "Toprak korunmadan su, su korunmadan yaşam korunamaz" sözleriyle tamamladı.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et