İskender Bayhan’dan Bakan Yaşar Güler’e: 'Savunma sanayi işçilerinin yaşadığı sorunlardan haberiniz var mı?'
EMEP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Mecliste yaptığı açıklamayla savunma sanayi işçilerinin yaşadığı sorunları gündeme taşıdı.
Fotoğraf: Evrensel
EMEP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili İskender Bayhan savunma sanayi işçilerinin düşük ücret, vergi yükü, sendikal baskı ve hak gasplarıyla karşı karşıya olduğunu belirterek, yaklaşan toplu iş sözleşmesi süreci öncesinde işçilere ortak mücadele ve örgütlenme çağrısı yaptı.
Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Mecliste yaptığı açıklamada, savunma sanayisindeki üretim ve projeler üzerinden yürütülen "yerli ve milli" söylemini eleştirerek, işçilerin ücret, çalışma koşulları ve yaşadıkları sendikal baskılara dikkat çekti. Bayhan, savunma sanayisindeki üretim başarılarından söz eden iktidarın, bu üretimi gerçekleştiren işçilerin sorunlarına ilişkin açıklama yapmadığını söyledi.
Savunma sanayisine bağlı fabrikalar ve tersanelerde ağır çalışma koşulları, vergi yükü, düşük ücretler ve sendikal baskıların yaşandığını belirten Bayhan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’e seslenerek işçilerin anayasal sendikal haklarını kullandıkları için cezalandırılıp cezalandırılmadığını sordu.
Sendika delegesi seçildi, görevinden alındı
Bayhan, İstanbul Tersanesi Komutanlığı İnce Saç Fabrikası’nda çalışan ve Harb-İş Sendikası iş yeri delegesi seçilen Samet Akkuş’un, delegeliğinin ardından yıllardır yürüttüğü posta başçılığı görevinden alındığını ve idarecilik priminin kesildiğini aktardı.
Görevden alma gerekçesinin "görülen lüzum üzerine" şeklinde bildirildiğini belirten Bayhan, iş yerindeki yöneticilerin sendikal faaliyet istemediklerini açıkça dile getirdiğini söyledi.
Bayhan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’e şu soruları yöneltti: "İşçiler anayasal sendikal haklarını kullandıkları için mi cezalandırılıyor? Yerli ve milli dediğiniz düzen, askeri fabrikalarda sendikal örgütlenmeyi ezmek, işçinin iradesini ve haklarını gasp etmek için mi çalışıyor?"
Fazla mesai hakkı için yıllarca mahkeme kapısında bekledi
Savunma sanayi işçilerinin yalnızca idari baskılarla değil, sağlıklarını tehdit eden çalışma koşulları ve hak kayıplarıyla da mücadele ettiğini belirten Bayhan, İstanbul Tersanesi Komutanlığı’nda ağır metallere maruz kalarak çalışan bir işçinin fazla mesai hakkı için yıllarca hukuk mücadelesi yürüttüğünü söyledi.
İşçi lehine verilen kararın ancak 2026 yılında Yargıtay tarafından onandığını belirten Bayhan, işçilerin haklarını alabilmek için yıllarca adliye koridorlarında beklemek zorunda kalmasını eleştirdi. Bayhan, Yaşar Güler’in savunma sanayi işçilerinin yaşam koşulları, ücretleri, sosyal hakları ve çalışma şartları hakkında açıklama yapmadığını dile getirdi.
İşçilerin talepleri: Ücret adaleti, prim ve kreş hakkı
Savunma sanayi işçilerinin taleplerinin bir ayrıcalık değil, ürettikleri değerden hak ettikleri payı alma mücadelesi olduğunu ifade eden Bayhan, işçilerin çözüm bekleyen taleplerini şöyle sıraladı: "İşçilerin hak ettikleri savunma sanayi priminin ödenmesi. Ücretlerden kesilen vergilerin yarattığı yükün sona erdirilmesi, ücret adaletsizliğinin giderilmesi ve insanca yaşamaya yetecek bir refah payı verilmesi. Tayin hakkı, meslek kodları ve kıdem farklarından kaynaklanan eşitsizliklerin giderilmesi. Primin yalnızca fiilen çalışılan günler üzerinden değil, hafta tatili, bayram ve yıllık ücretli izinleri de kapsayacak biçimde 30 gün üzerinden ödenmesi. Kreş hakkının güvence altına alınması, eşit çalışma koşullarının sağlanması ve mobbinge karşı etkili önlemler alınması."
Toplu sözleşme öncesi örgütlenme çağrısı
Mevcut toplu iş sözleşmesinin 28 Şubat 2027’de sona ereceğini hatırlatan Bayhan, yeni sözleşme sürecinde önceki dönemde yaşanan sorunların tekrarlanmaması için işçilere hazırlıklara bugünden başlama çağrısında bulundu.
Toplu sözleşme sürecinin yalnızca sendika genel merkezinin açıklamalarına ve kapalı kapılar ardında yürütülen görüşmelere bırakılmaması gerektiğini vurgulayan Bayhan, işçilerin iş yerlerinde bir araya gelerek ücret, prim, iş güvencesi, tayin hakkı, çalışma koşulları ve sendikal özgürlüklere ilişkin taleplerini ortaklaştırmasını istedi.
Toplu sözleşme taslaklarının işçilerin katılımıyla hazırlanması gerektiğini belirten Bayhan, taleplerin belirlenmesinden hangi maddelerin kabul edileceğine kadar bütün süreçte işçilerin söz sahibi olması gerektiğini söyledi. İstanbul ve Eskişehir’de önceki toplu sözleşme döneminde ortaya konulan mücadele ve eylemlerin diğer savunma sanayi fabrikalarına da yayılması çağrısında bulundu.
"Toplu sözleşme işçilerin onayı olmadan imzalanmamalı"
İşçilerin kendi sendikalarında söz, karar ve denetim sahibi olması gerektiğini belirten Bayhan, toplu sözleşmelerin işçilerin onayı olmadan imzalanmaması gerektiğini vurguladı. Yaklaşık 30 bin savunma sanayi işçisine seslenen Bayhan, mücadelenin sendika yöneticilerinin kararlarına ya da bakanlıkların vereceği sözlere bağlı kalmaması gerektiğini ifade etti.
Bayhan, "Savunma sanayi işçilerinin gücü ne bir sendika yöneticisinin iki dudağından ne de bakanlığın vereceği sözlerden gelir. Bu işçilerin gücü kendi örgütlü birliklerinden gelir" dedi.
EMEP olarak savunma sanayi işçilerinin taleplerini Meclis gündemine taşımaya ve işçilerin mücadelesine destek vermeye devam edeceklerini belirten Bayhan, yaklaşan toplu sözleşme sürecinde işçilerin örgütlü mücadelesinin belirleyici olması gerektiğini söyledi.
(İşçi Sendika Servisi)Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et