Gök yarılırken cepheye sürülür gibi: İstanbul’un altında kalanlar
Valilik “zorunlu olmadıkça çıkmayın” dedi, işçi için zorunluluğu yine patronlar belirledi. Mazlum Gürbüz’ü yağmurda kaybetmemizin üzerinden iki hafta geçmeden işçiler sağanakta çalıştırıldı, okullar kapanınca hemşireler çocuklarını işe getirdi.
Kolaj: Evrensel
Murat Uysal
[email protected]
Valilik “zorunlu olmadıkça dışarı çıkmayın” dedi. Fabrikada, tersanede, sokakta, hastanede çalışanlar için o zorunluluğu yine patronlar belirledi.
19 yaşındaki Mazlum Gürbüz, 29 Eylül'de Eyüpsultan Kemerburgaz'daki bir şantiyede yağmur hafifler hafiflemez tabela montajı için sahaya geri çağrıldı. Elindeki metal çıta yüksek gerilim hattına değdi, bir haftalık yaşam mücadelesinin ardından 5 Ekim'de hayatını kaybetti. Çocukluk arkadaşı Levent Çelik, o gün neden işi bırakamadıklarını şöyle anlatmıştı: “İşten çıkarılma korkusuyla mecbur kaldık, çalıştık.”
Aradan iki hafta geçmeden İstanbul ve çevresi çok daha büyük bir sağanakla boğuştu. Valilik okulları tatil etti, kamuda yalnızca belli gruplara idari izin verdi, motokuryeleri trafikten çekti ve halka “zorunlu olmadıkça dışarı çıkmayın” çağrısı yaptı. Özel sektörde çalışan milyonlar için ise tek bir düzenleme çıkmadı.
Kocaeli Başiskele'de Hayat Kimya ve Özka Lastik fabrikalarını su bastı, işçi servisleri tekerlek hizasına kadar suya gömüldü. Arslanbey OSB'de işçiler fabrikaya suların içinden geçerek ulaştı. Ford Otosan'da su basan bölümlerde işçiler sırılsıklam çalıştı. Tuzla ve Yalova tersanelerinde üretim bir an bile aksamadı, vinçlerin yalnızca “kontrollü” kullanılması istendi.
Bunlar ulaşabildiklerimiz. Ulaşamadığımız nice işyerinde de afet koşullarında bile kâr hesabı işçinin canının önüne kondu. Bu koşullarda çalıştırılan her işçi, kapıda bekleyen yeni bir Mazlum Gürbüz demek.
"Bizim gibiler için zorunluluk bu"
PTT'de taşeron olarak çalışan üç çocuk babası bir dağıtımcı, paketleri sokak sokak yürüyerek dağıtıyor. Çarşamba 165 paketle çıktı, ancak 135'ini teslim edebildi. Dün yine sokaktaydı: “Valilik 'zorunlu olmadıkça çıkmayın' demiş ama bize kimse 'bugün çalışmayın' demedi. Bu sabah da 130 paketle çıktım, bu en az 15 kilometre yol demek. Bizim gibi insanlar için zorunluluk bu.”
Fotoğraf: Evrensel
Dağıtımcıları yağmurda sokağa iten prim sistemi. 60 paketin üzerine çıkınca prim devreye giriyor: “Üstüne bir 60 daha koyarsam bir yevmiye daha almış gibi oluyorum. Böyle çalışmasam yetiremem. Böyle de yetmiyor gerçi.” Yetmediği için PTT'den sonra Maslak'ta servis şoförlüğü yapıyor, dün eve ancak 23.30'da girebildi: “İnsan işi değil ama başka yolu yok. PTT'den aldığım para ancak çocukların okuluna, beslenmesine gidiyor. Kirayı, faturayı kim ödeyecek?”
"Beni düşünmediğin yasak önlem değil"
Uber Eats'te çalışan bir kurye, sabah birkaç paket teslim edip eve dönmüş ama çalışmayı sürdüren arkadaşlarına kızamıyor: “Hepimiz borçla yaşıyoruz. Ben çalışmadım çünkü bir dayanağım var. Dayanağı olmayan adam mecbur çalışacak, hem de bu havada daha çok çalışacak.” Sokakta kurye azalınca kişi başına düşen paket artıyor, sağanak birçok kurye için bir “fırsata” dönüşüyor. Boynuna kadar suya gömülmüş kurye görüntüsü için şunları söylüyor: “O insanı zincirle sürüsen suya sokamazsın. Ama bizi kendilerine köle ettiler, sıcak evimizden kendi ayağımızla çıkıp suyun içine giriyoruz.”
Motokurye yasağı ise sabit ücreti olmayan kurye için gelirsiz gün demek: “Millet ne yiyecek diye düşünmek yasağı koyanların görevi değil mi? Bunu ücretli izne dönüştürmek çok mu zor? Şirket paketini düşünüyor, devlet gelişigüzel yasak koyuyor, kurye ne yapacak? Beni düşünmediğin yasak önlem değil.”
"Koca Bakırköy'ün felaketini 5 işçi toparladı"
Bakırköy Belediyesi'nin süpürge işçileri yağmurun bıraktıklarını temizlemek için sahaya sürüldü. Daha önce de haberlerimize konu olan soyunma kulübeleri artık kullanılamaz durumda: “Sivil kıyafetlerimizi koyacak yerimiz bile yok. Dün mesai bitiminde üstümü değiştirmeye girdiğimde kıyafetlerimi su içinde buldum. Herkes evine kaçmanın yolunu ararken kenti temizleyen işçilere reva gördükleri soyunma yeri bu mu?” İşçiler insani dinlenme alanı talebini yılın başında, sözleşme sürecinde dile getirmişti: “Kulak arkası ettiler. Şimdi damı akan, çamur içindeki kulübelerde üstümüzü değiştiriyoruz.”
Park bahçeler ve fen işleri müdürlüğündeki işçi sayısı ise eski başkan Kerimoğlu döneminde 95'ken işten çıkarmalar ve emekliliklerle 35'e düşmüş. Bir işçi anlatıyor: “Dün koca Bakırköy'ün felaketini 5 işçi 24 saat çalışarak toparlamaya çalıştı. 20'nin üzerinde ağaç devrilmiş, onlarca evi, dükkânı su basmış. Hepsine yetişmeye çalışıyoruz.”
Dört saat çalıştı, dört saatte eve ulaştı
Okmeydanı Perpa'da özel bir şirkette çalışan bir emekçi, dün 16.00'da izin alıp çıktı. 40 dakika otobüs bekledi, Sünnet Köprüsü'nde trafik kilitlenince yağmurun altında Alibeyköy metrosuna yürüdü: “Yanımızda kadın, erkek, genç, yaşlı vardı. Hasta bir teyzenin koluna girip oraya kadar getirdik.” Metrodan sonra Gazi'nin girişine kadar yine yürüdü, eve 19.50'de varabildi. Evi uzak iş arkadaşları gece 01.30'a kadar eve giremedi. “Her yer betonlaştı, altyapıya yatırım yapılmadı” diyor: “Yolda İstanbul'da deprem olsa ne olur diye düşündüm.”
"Annem babam çalışıyor, iş yerine gitmek zorundayım"
Okullar 15 ve 16 Ekim'de tatil edildi, idari izin ise sınırlı sayıda kamu çalışanını kapsadı. Özel sektörde çalışan ya da izin dışında tutulan anneler için bu, çocuğu bırakacak yer bulamamak demek. Kreş yok, yasakları koyanlar çocukları düşünmemiş.
İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde bugün birçok hemşire çocuğunu işe getirdi. Bir sağlık emekçisi, arkadaşının çocuğunun, “Okullar tatil, ne güzel evdeyiz” diyen bir arkadaşına verdiği yanıtı aktarıyor: “Benim annem babam çalışıyor. O yüzden iş yerine gitmek zorundayım.” Kadın sağlık emekçileri pandemiyi hatırlatıyor: “Ailelerimiz uzakta. Pandemide çocukları ailelerin yanına gönderdik. Biz niye yeniden buna maruz kalıyoruz?”
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et