16.10.2026 00:20

TELE1 çalışanları hakkını alamadı, Halk TV'de belirsizlik sürüyor: Kayyım baskısı gazetecilerin çalışma alanını da daraltıyor

Kayyım atanan televizyon kanallarında gazetecilerin iş güvencesi ve hakları da tehdit altında. TELE1’de 140 çalışandan 130’u işten çıkarılırken, Halk TV çalışanları da işten çıkarılma ve tazminat belirsizliği yaşıyor.

TELE1 çalışanları hakkını alamadı, Halk TV'de belirsizlik sürüyor: Kayyım baskısı gazetecilerin çalışma alanını da daraltıyor

Barış Salık
[email protected]


Son iki yılda aralarında Flash Haber, EkoTürk, Habertürk TV, Show TV, Bloomberg HT, HT Spor, Show Türk, Show Max, TELE1 ve Halk TV’nin bulunduğu 10 televizyon kanalına kayyım atandı. Farklı gerekçelerle yürütülen süreçlerde televizyonların yönetimleri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredilirken, TELE1 ve Halk TV’ye yönelik müdahaleler, iktidar çizgisi dışında yayın yapan az sayıdaki televizyon kanalının yönetimlerinin değiştirilmesi açısından diğer kayyım süreçlerinden ayrıldı. Bu kanallarda çalışanların ve işten çıkarılanların yaşadıkları ise basın özgürlüğü ile çalışma hakkının aynı süreçte nasıl kesiştiğini ortaya koydu.

TELE1’e 24 Ekim 2025’te kayyım atanmasının ardından kanalın başına getirilen İbrahim Paşalı, 14 Ekim 2026’da Halk TV’ye de kayyım olarak atandı. Yeni Şafak’ta köşe yazarlığı yapan Paşalı, daha önce Flash Haber, Habertürk, Show TV ve Bloomberg HT’nin de aralarında bulunduğu medya kuruluşlarında kayyım olarak görev almıştı.

“140 kişiden 130’u işten çıkarıldı”

TELE1’de kayyım atandıktan sonra istifa eden bir gazeteci kayyım atamasının ardından yaşanan süreci anlattı. Kanalın kayyım yönetimine geçtiğinde 140 kişilik bir çalışan kadrosuna sahip olduğunu belirten gazeteci, önce Ankara bürosunun kapatıldığını, kanalın İstanbul’dan yürütüleceğinin söylendiğini, ardından İstanbul bürosunda da işten çıkarmaların devam ettiğini söyledi.

“140 kişilik ekibimizden 130 kişiyi işten attılar” diyen gazeteci, işten çıkarılan bazı arkadaşlarının Koza TV, İlke TV ve son olarak Halk TV’ye geçtiğini anlattı.

Ancak medya sektöründeki kayyım ve baskı süreçleri nedeniyle gazetecilerin çalışabileceği alanların zaten daraldığını belirten gazeteci, Halk TV’ye de kayyım atanmasının ardından bu alanın daha da küçüldüğünü söyledi. TELE1’de kayyım tarafından işten çıkarılanların önemli bölümünün halen işsiz olduğunu belirten gazeteci, bazı çalışanların ücret ve kıdem tazminatlarını da alamadığını söyledi. “Bu insanlar aylardır işsiz, hakları olan ücretleri alamadı, “bu sadece halkın haber alma hürriyetine kayyım atanması değil, bu gazetecilerin çalışamaması sonucu basının da işlevsiz bırakılmasıdır” dedi.

TELE1’de kayyım sonrasında işten çıkarılan başka bir gazeteci ise tazminat ve diğer alacakların ödenmediğini belirterek, işsizliğin sektördeki daralmayla birlikte ağırlaştığını söyledi.

“24 Ekim 2025’te TELE1’e kayyım atanmasının ardından aslında yıllardır süregelen kayyım uygulamasının mağdurları arasına eklendik” diyen gazeteci, bazı çalışanların ayrılmayı, bazılarının ise ekonomik zorluklara rağmen bir süre çalışmayı tercih ettiğini anlattı.

“Sonuç olarak hepimiz işten çıkarıldık. Aradan geçen zamana rağmen ödenmesi gereken, bilgi mesajıyla iletilen tazminatlarımız hala ödenmedi” dedi.

İşini kaybetmenin yarattığı ekonomik sıkıntıya hak edilen alacakların ödenmemesinin de eklendiğini belirten gazeteci, “Bir günde işten çıkarıldık, hala iş bulamayan basın emekçileri var” diye konuştu.

Gazeteci, bugün işini kaybetmenin yalnızca yeni bir iş aramak anlamına gelmediğini belirterek, “Giderek daralan çalışma alanlarında yeniden iş bulmaya çalışmak, geçinebilmek, kira ve faturaları ödemek, geleceğe dair belirsizlikle mücadele etmek anlamına geliyor” dedi.

Halk TV’de çalışanlar ne olacağını bekliyor

TELE1’de işten çıkarılan çalışanların bir bölümünün daha sonra Halk TV’ye geçtiğini anlatan TELE1 çalışanının sözleri, Halk TV’de kayyım sonrası oluşan belirsizlikle de kesişiyor.

Halk TV reji ekibinden bir işçi, kayyım atanmasının ardından çalışanlar ve yöneticiler açısından ciddi bir belirsizlik oluştuğunu söyledi. Kayyım yönetimiyle yapılan görüşme sonrasında Halk TV yöneticileri, “Biz onlara yardımcı olmayacağız. Onlar burayı devam ettirmek istiyorlarmış. Kimseye ‘şunu yapın’ demiyoruz, karar sizin” denildiğini aktardı.

Kayyım yönetiminin kanalı sürdürmek istediğini söylediğini belirten işçi, “Buranın mali durumu iyi. Biz burayı döndürmek, devam ettirmek istiyoruz” ifadelerinin kullanıldığını söyledi.

Çalışanların öncelikle ne sunulacağını görmesi gerektiğini belirten işçi, teknik ekipteki çalışma arkadaşlarına da ani karar vermemeleri çağrısı yaptığını anlattı:

“Burada insanlar ev geçindiriyor, çoluğu çocuğu olan, faturası olan var. Hiç fevri bir karar vermektense önce bir dinleyelim, bize ne sunacaklar bir görelim. Ardından sendikayla da görüşelim, hep beraber bir karar alalım.”

İşçi, çalışanların özellikle kıdem ve ihbar tazminatlarının ne olacağı konusunda belirsizlik yaşadığını belirtti. Yaklaşık bir buçuk-iki yıldır “TGS’yi işyerine sokmaya çalıştıklarını anlatan işçi, sendika temsilcisiyle kayyım sürecinin hemen ardından görüştüklerini söyledi.

Sendikanın çalışanları bazı hakların verilmeyebileceği konusunda uyardığını aktaran işçi, “Size kıdem tazminatınızı vermeyebilir, size doğrudan haklı fesih hakkınızı vermeyebilir” denildiğini söyledi.

“Haber merkezinin durumu daha kritik”

Kayyım yönetiminin çalışanlarla ilgili tutumunun haber merkezinde daha fazla kaygı yarattığını belirten işçi, teknik ekip ile haber merkezinin durumunun farklılaşabileceğini söyledi.

“Teknik iş yapan insanları, tutmak isteyebilirler ama haber merkezindeki insanları tutmak istemeyebilirler. Haber politikasını veya haber çizgisini değiştirecekleri için onların durumu biraz daha kritik” diyen işçi, haber merkezinde “Şimdi ne olacak, nasıl ilerleyeceğiz?” belirsizliğinin daha yoğun yaşandığını belirtti.

Halk TV’de daha önce başka kanallarda çalışmış ve işsizlik yaşamış çalışanların da bulunduğunu söyleyen işçi, “Tele 1’den gelen arkadaşlar var. Uzun süre işsiz kalmış, hakkını alamamış, süreçten sonra gidecek bir yer bulamamış ve bize gelmiş arkadaşlar var” dedi.

Medya sektöründe iş bulmanın kolay olmadığını belirten işçi, Halk TV çalışanlarının kayyım yönetimine karşı tutum alması durumunda önlerinde sınırlı sayıda seçenek bulunduğunu söyledi.

“Buradan şimdi bu ilkeli duruşu veya tırnak içinde söylüyorum, bu kayyıma boyun eğmemeyi gösterdiğiniz noktada da gidebileceğiniz yer sayısı bir, Sözcü. Sözcü’de de küçülme var, işten çıkarma var, Halk TV1’de çalışan200 kişi var bu insanların tamamına ne olacak” diye konuştu.

Teknik ekip açısından başka kanallara geçmenin çalışma koşulları ve ücretler bakımından gerileme anlamına gelebileceğini belirten işçi, “Özellikle teknik ekip açısından hem standardın düşmesi hem de ücretinin düşmesi demek oluyor” dedi.

Haber merkezi çalışanlarının ise başka kanallara geçmesi halinde yaptıkları haberlerin değişebileceğini belirten işçi, “CNN’e gittiklerinde burada yazdıkları haberi yazamayacaklar. TV100’e gittiklerinde burada yazdıkları haberi yazamayacaklar. Kayyımla çalışmaya devam ederlerse özgür şekilde haber yazamayacaklar” ifadelerini kullandı.

“Borcu olanlar ne yapacak?”

Çalışanların işten ayrılma kararlarının ekonomik koşullardan bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirten işçi, “İnsanların kira, fatura, evli olan, çocuğu olan, borcu olanlar var” dedi.

Medya sektöründeki işsizlik nedeniyle çalışanların mevcut işyerlerinde kalmak zorunda kaldığını ifade eden işçi, “Buradaki insanların işten ayrılmamasının sebebi, Cafer Mahiroğlu gibi korkunç bir patrona rağmen burada bu kötü şartlarda çalışmasının sebebi de bu kıskaç. Ne gidebileceğiniz bir alan var ne de üç aşağı beş yukarı patrondan kaçabileceğimiz bir yer var” diye konuştu.

Halk TV’de kalmayı ya da ayrılmayı tercih eden çalışanların birbirini suçlamaması gerektiğini söyleyen işçi, “Burada kalan da giden de, kovulan da atılan da burada hepimiz iş yapıyoruz ve bu iş karşılığında hayatımızı geçindirmeye çalışıyoruz. Aynı çarkın altında biz de eziliyoruz” dedi.

“Buradan giden onurlu olacak, burada kalan arkadaşlarını satmış olacak diye bir şey yok. Hepimiz başımıza geleni yaşıyoruz. Elimizde olmayan koşulların, elimizde olmayan süreçlerin ve elimizde olmayan bir ekonomik tablonun sorununu yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

On yılı aşkın kanalda çalışan Muhabirinden editörüne bütün çalışanların bir anda karar vererek işten ayrılmasının kolay olmadığını anlatan işçi, sabahın 04.00-05.00’inde kalkıp kanala gelerek sabah bültenini hazırlayan bir editörü örnek verdi. “Yeni bir eve çıktı, şimdi ayrılmadı diye kötü bir insan mı oldu? Yıllardır verdiği emeği terk etmiş mi oldu?” diye sordu. Yıllardır kanalda çalışanların bir anda tazminatını, geleceğini ve geçmişini bırakarak gitmesinin kolay olmadığını belirten işçi, “Hiçbirimiz sırça köşklerde yaşamıyoruz. Hepimiz bir emeğin parçasıyız.” dedi.

“Bütün mesleği yok etmeye çalışıyorlar”

DİSK Basın-İş Genel Başkanı Turgut Dedeoğlu, Halk TV’ye kayyım atanmasının basın özgürlüğüne ilişkin anayasal hükümler açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Anayasa’nın 29. maddesinin süreli veya süresiz yayınların önceden izin ya da mali teminata bağlanamayacağını, haber, düşünce ve kanaatlerin serbestçe yayımlanmasını engelleyen veya zorlaştıran şartlar konulamayacağını düzenlediğini hatırlatan Dedeoğlu, 30. maddenin de kanuna uygun şekilde kurulmuş basın işletmelerinin matbaa ve basın araçlarının suç aleti olduğu gerekçesiyle zapt edilmesini veya işletilmekten alıkonulmasını yasakladığını belirtti.

“Bu hükümler, basın kuruluşlarının faaliyetlerini sürdürebilmesinin anayasal güvence altında olduğunu ortaya koymaktadır” diyen Dedeoğlu, Halk TV’ye yönelik müdahalede bu hükümlerin ihlal edildiğini söyledi.

Dedeoğlu, “Siz bir kuruma el koysanız bile, yani o kurumun sahibinin mal varlığına el koysanız veya onunla ilgili bir hukuki süreç başlatsanız bile, kanunen kurulmuş ve herhangi bir sıkıntısı olmayan yayın kuruluşunun yayınını bu şekilde durduramazsınız” dedi.

Halk TV ve TELE1’e yönelik müdahalelerin anayasal hükümler uygulanmış olsaydı yaşanmayacağını belirten Dedeoğlu, TMSF’ye devredilen kuruluşların bünyesinde çok sayıda televizyon, radyo, internet sitesi ve gazetenin bulunduğunu söyledi.

Bu sürecin geçmişteki örneklerine de dikkat çeken Dedeoğlu, Hayat TV ve İMC TV’ye yönelik müdahaleleri hatırlattı. Hayat TV’nin herhangi bir hukuki süreç işletilmeden yayın platformundan çıkarıldığını belirten Dedeoğlu, “Hayat TV’yi, İMC TV’yi sarı öküzü vermek olarak görsek, onlar için mücadele etseydik bugünleri görmeyecektik” dedi.

Kayyım ve yayın durdurma uygulamalarının basın çalışanlarının çalışma koşullarını doğrudan etkilediğini belirten Dedeoğlu, yayın yapılamamasının gazetecilerin emek sürecini de ortadan kaldırdığını söyledi.

“Yayının durdurulmasıyla yalnızca ekran kararmıyor. Muhabirler haber üretemiyor, editörler içerik hazırlayamıyor, kameramanlar çekim yapamıyor. Reji ve teknik ekiplerin yayını sürdürme olanağı kalmıyor” dedi.

Sansür ile çalışanların emek süreçleri arasında doğrudan bağ bulunduğunu belirten Dedeoğlu, “Gazetenin haber yapma olanağını kaybetmesi, aynı zamanda çalışma olanağını da kaybetmesi demek. Haber yapamıyorsanız çalışamıyorsunuz. Çalışamıyorsanız da para kazanamıyorsunuz.” ifadelerini kullandı.

Dedeoğlu, “Aslında tümüyle bir mesleği yok etmeye çalışan bir mekanizma sansür” dedi.

Sansürün yanı sıra otosansürün de gazetecilerin çalışma koşullarını etkilediğini belirten Dedeoğlu, gazetelerin bazı haberleri yayımlamaktan kaçındığını, bunun nedenleri arasında kurumun kapatılması, gazetecinin işinden olması veya cezaevine girme korkusunun bulunduğunu söyledi.

Türkiye’de basın mesleğinin giderek daha fazla baskı altında olduğunu belirten Dedeoğlu, “İktidarın benim izin verdiğim, benim hoşuma giden, haberleri yaptığın sürece yayın yapabilirsin. Ama beni eleştiren, benim yaptığım sıkıntılı durumları, fon yolsuzluğu gibi haberleştirirsen ben senin kanalını kapatırım, senin sesini kısarım” anlayışının olduğunu söyledi.

Basın ve ifade özgürlüğünün yeniden kazanılmasının sendikal ve mesleki mücadeleden geçtiğini belirten Dedeoğlu, “Bunu ancak sendikal mücadelelerle, meslek örgütlerinin mücadelesiyle, basın özgürlüğünü ve ifade özgürlüğünü tekrar elde etmek mümkün” dedi.

Basın meslek örgütleri ve sendikaların daha somut bir mücadele yürütmesi gerektiğini söyleyen Dedeoğlu, sosyal medya üzerinden yapılan kınamaların yeterli olmadığını belirterek, “Twitter’dan ‘kınıyorum, çok kınıyorum, daha şiddetli kınıyorum’ gibi açıklamalar bu siyasi iktidar için yeterli olmuyor. Sokağa çıkarak sesimizi duyurmamız gerekiyor” diye konuştu.

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
15.10.2026 12:06

Batman tek hastaneye mahkûm edildi: Hastalara 9 ay sonrasına randevu veriliyor

Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hastalara bazı branşlarda 9 ay sonrasına randevu verilirken, SES Batman Şube Eş Başkanı Cihan Tüzün, Batman’ın tek hastaneye mahkûm edildiğini belirterek “Durum vahim” dedi.

Batman tek hastaneye mahkûm edildi: Hastalara 9 ay sonrasına randevu veriliyor

Fotoğraf: MA

15.10.2026 16:48

Yahşihan’da başkanvekili seçildi: MHP’li aday ihraç istemiyle disipline sevk edildi

Yahşihan Belediyesi’nde başkanvekilliği seçimini AKP’li Hamdi Açıkgöz kazandı. MHP Kırıkkale İl Başkanlığı, kendi partisinden aday olan Tuğrul Yurtoğlu hakkında ihraç istemiyle disiplin süreci başlattı.

Yahşihan’da başkanvekili seçildi: MHP’li aday ihraç istemiyle disipline sevk edildi
15.10.2026 11:17 / Güncelleme: 18:31

İBB davasında Ekrem İmamoğlu savunmasının ikinci gününü tamamladı: 'Örgütü Cumhurbaşkanlığına kadar bağlayabilirsiniz'

Tutuklu Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu daha önce yaptırılmayan savunmasının ikinci gününü yarın devam etmek üzere tamamladı.

İBB davasında Ekrem İmamoğlu savunmasının ikinci gününü tamamladı: "Örgütü Cumhurbaşkanlığına kadar bağlayabilirsiniz"

Fotoğraf: CA_iletisim/X

15.10.2026 11:41 / Güncelleme: 11:43

Musk: Starshield sistemleri ABD yönetiminin kontrolünde

ABD’li milyarder Elon Musk, Ukrayna’nın askeri amaçlarla kullandığı Starshield sistemlerinin ABD hükümetinin kontrolünde olduğunu açıkladı. Musk, Starlink hizmetlerinin saldırı amaçlı askeri faaliyetlerde kullanılmasının uygun olmayacağını savundu.

Musk: Starshield sistemleri ABD yönetiminin kontrolünde

Fotoğraf: Daniel Oberhaus/Wikimedia Commons CC BY-SA 4.0

15.10.2026 16:35

Eğitim Sen İzmir 4 No’lu Şube MHP’nin okulda ayakkabı dağıtmasına tepki gösterdi: Öğrenciler siyasi ranta alet edilmesin

Eğitim Sen İzmir 4 No’lu Şube, MHP Bornova İlçe Başkanlığının bir ilkokulda öğrencilere ayakkabı dağıtmasına tepki gösterdi. Sendika, yardımın siyasi propaganda amacı taşıdığını belirterek Milli Eğitim müdürlüklerinden açıklama istedi.

Eğitim Sen İzmir 4 No’lu Şube MHP’nin okulda ayakkabı dağıtmasına tepki gösterdi: Öğrenciler siyasi ranta alet edilmesin

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!