15.10.2026 11:17 / Güncelleme: 14:41

İBB davasında Ekrem İmamoğlu savunmasının ikinci günü için kürsüde: Kemal Kılıçdaroğlu'nun tanık olarak çağrılmasını talep ediyorum

Tutuklu Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu daha önce yaptırılmayan savunmasının ikinci günü için kürsüde.

İBB davasında Ekrem İmamoğlu savunmasının ikinci günü için kürsüde: Kemal Kılıçdaroğlu'nun tanık olarak çağrılmasını talep ediyorum

Fotoğraf: CA_iletisim/X

Dilan Temiz
[email protected]


Tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53'ü tutuklu 436 kişinin yargılandığı İBB davasında ikinci celsenin 35’inci günü başladı. Bugün 99. duruşmada, Ekrem İmamoğlu'nun daha önce yaptırılmayan savunmasının ikinci gününe başlandı.

Görevinden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, "Cumhurbaşkanı İmamoğlu" sloganları eşliğinde saat 11:48'de salona girdi. Dünkü duruşmada 11:55'te savunmasına başlayan Ekrem İmamoğlu, 17:35'te bugün devam etmek üzere ara vermişti.

Duruşmayı pek çok gazeteci ve siyasi isim takip etmek üzere yerini aldı. Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, Dilek Kaya İmamoğlu ve pek çok milletvekili davayı takip ediyor.

Fotoğraf: Evrensel

Fotoğraf: Evrensel

İmamoğlu: Yaşanan sel felaketi İBB davasıyla doğrudan alakalı 

İmamoğlu, saat 11:55'te savunmasına başladı. İstanbul'da yaşanan sel felaketinin İBB davasıyla doğrudan ilgisi olduğunu söyledi.  İstanbul'da etkili olan sağanak nedeniyle Ayazağa'da meydana gelen selde yere düşen bir kişinin boğularak hayatını kaybetmesi ve 14 yaşındaki bir çocuğun da su birikintisine basarak elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetmesine tepki gösterdi ve baş sağlığı diledi. 

İmamoğlu, "Tabii İstanbul, yoğun bir sel ve su baskınıyla karşılaştı. Esasen istatistiklerle beraber, 1986'dan bu yana yaşanan en yoğun yağmur yağışından bahsedildi. Sonuçta bugün bir olmaması gereken usulüyle var olan bir iddianame ve dava içerisindeyiz. Bu davanın dün yaşanan felaketin ardından ayrı bir biçimde yorumlanamayacağını savunmamı yaparken geldiği sırada anlatacağım örnekleriyle de sizlerle paylaşacağım. Çokça örneği var" dedi. 

Temel meselenin, yağmurun yere düştüğü kilogramı veya altyapıyla tek başına izah edilemeyeceğini söyleyerek, "Temel mesele, esasen bir yerleşimle ilgili nüfus planlamasıyla, kentleşmeyle ilgili izah edilebilir, kentleşme sorunuyla izah edilebilir. Yani bugün baktığınızda, Kağıthane arka çeperinde bulunan ve Ayazağa bölgesinde çok yoğun ve şaşırtıcı görüntülerin olduğu bir bölüme baktığınızda, arada kurulmuş olan, vadiye yerleştirilmiş olan son 10-15 yılın yüzbinlerce nüfusunun bir dere yatağına kuleler halinde dizilmiş olmasını, bundan ayrı tutamazsınız. Derelerin, dere yataklarının, su havzalarının yapılaşması büyük bir sorundur" şeklinde konuştu.

"Bizim karşı çıktığımız kuleler bile Ankara'dan izin alarak işine devam etti"

"Bu davayla çok ilgilidir" diyen İmamoğlu, "Çünkü İstanbul; rant, yağma, imar artışı gibi konularla hayatımızı ne yazık ki yıllardır meşgul ediyor. Dedim ya savunmamda buna özel, özenli bir şekilde özellikle konuları geldiğinde bahsedeceğim bazı kıyaslamalar ortaya koyarken. Fakat tek başına Sazlıdere Barajı'nın, neredeyse İstanbul'un görünmeyen ama en önemli su havzalarından birinin, yaklaşık 136 milyon metrekarenin, göz göre göre, sadece bir tek imzayla yok edilmesinin ve oraya 2 milyona yakın nüfusun hazırlık yapılmasının, bunun hiçbir teknik altyapısının olmamasının...

Bakın şu anda orada kurulan şehirlerin kanalizasyonunun bile hangi arıtmaya gideceği belli değil. Böyle bir müdahalenin yapıldığı bir ortamda, bunu yapanlar tabii ki Ekrem İmamoğlu'nu İstanbul'da istemedi. Ekrem İmamoğlu'nu derken, temsil ettiğimiz belediyeciliği istemedi. Hani kulelere kızılıyordu. Bizim karşı çıktığımız kuleler bile Ankara'dan izin alarak işine devam etti. Niye Resul Emrah Şahan burada? Taş Yapı kulesine baktığınızda o beton yığınını gördüğünüzde bunun cevabını çok rahatlıkla bulabilirsiniz" ifadelerini kullandı.

"'Kuyumcu terazisi hassasiyetiyle takip ediyoruz bu davayı' diyor ya Adalet Bakanı... Seviyorlar kuyumcuyu"

İmamoğlu yaşanan gelişmelerin bir çğunun bağlantısı bulunmasına şöyle dikkat çekti: "Dün şöyle bir baktım, yani ben bulunduğum durumu merkeze koyuyorum, kötülerle mücadele diye adlandırıyorum. Bir ok çıkardım, yuvarlak içine dünkü sel baskınını yaptım. Vallahi bu bizimle ilişkili. Halk TV’ye kayyum atanması; bizimle ilişkili. Fon soygunu, nasıl bizimle ilişkili olduğunu adım adım… 2025 yılında operasyonun yapılmasından 2 ay önce diplomama müdahaleyi nasıl böyle titizlikle, hani dedi ya “kuyumcu terazisi hassasiyetiyle takip ediyoruz bu davayı” diyor ya Adalet Bakanı... Seviyorlar kuyumcuyu. Dedi ya tam da oradan baktığınızda evet asıl soygunu fon vurgunuyla ilişkili. İBB operasyonu zaten ilişkili benimle, yani kötülerle mücadelemizde. 

İstanbul, sel ve su baskınını zaten söyledim. Dolayısıyla aslında dün yaşadığımız olaylar bizim etrafımızda dönen, dün Meclise fonla ilgili kanun tasarısının sunulduğu esnada oraya bir Maliye Bakanı'nın göbeğindeki kurum SPK'nın başkanının gelememesi bizimle ilişkili. Bütün Türkiye'nin ve aziz milletimizin bütün bunları görmesini diliyorum."

"Gidin fona odaklanın ya"

İmamoğlu, tutuklandıkları zamana da dikkat çekerek, "Toplantı, gösteri yasağı ilan edildi. Avukatlarım Vatan Emniyet'e kilometrelerce yürüyerek gelebildi, kilometrelerce. Saraçhane'ye bile kilometrelerce yürüyerek insanlar ulaşabildi. Böyle bir rezillik var mı ya? Geldiğimiz duruma bak. Neyi konuşuyoruz burada? 7 aydır ne konuşuyoruz burada? De-di-ko-du. İddia makamı ne sorabildi? Hiçbir şey. Sınıfta kaldılar, sefil oldular. Ne sordu? Bir şey gösterdi mi size? Gördünüz mü? Görmediniz, göremeyeceksiniz. Çünkü yok.

Gidin fona odaklanın, fona. Ona odaklanın. Gösterdiğinizi zannediyorsunuz. Dökün her şeyi ortaya. Benim mensubu bulunduğum parti, iki defa önerge verdi. Ne dedi? "Herkes malının, mülkünün hesabını versin. Yargıçlar, hâkimler, savcılar dâhil. Bakanlar, milletvekilleri dâhil, belediye başkanı... Benim zaten malım mülküm belli, gizlim saklım yok. Herkes malını mülkünü ortaya koysun ya. Koysun! "Hesap verelim" dedi iki defa. Ne oldu? Cumhur İttifakı reddetti. Ne dediler? "Ya arkadaş, fon için komisyon kuralım. Hep beraber sorgulayalım." Ne oldu? Cumhur İttifakı ret. Korkan ret verir mi? Korkan böyle konuşur mu?" dedi.

İmamoğlu, "Mır mır mır çıkmış Grup Başkanvekili bana yolsuzluk edebiyatı yapıyor, AK Parti'nin Grup Başkanvekili. Ne kadar çok bağırıyorsa bilin ki onun paçalarından pislik akıyordur. Ben FETÖ döneminde çok bağıranları gördüm AK Parti'nin çevresinde, hepsi FETÖ'cü oldu. "Çok bağıranlardan uzak durun" dedim arkadaşlarıma. Bir ay, iki ay sonra baktım çoğunu tutukladılar, gözaltına aldılar. Bugün de çok bağıranların mutlaka hesabı vardır, söyleyeyim" dedi.

"Bu dosyanın içinde kaybolmayacağım, bu dosyanın üzerinden geçeceğim"

"Bu dosyayı, sizlerin önüne koydum, dün başladım koymaya devam edeceğim" diyen İmamoğlu, "Sayfa sayfa değil, durak durak. 19 Mart sabahından bugüne kadar ve her durakta aynı şeyi göreceksiniz. Hukuk kılıfına sokulmuş bir siyasi operasyon, hem de vahşi bir operasyon. İçinde işkence var. İçinde zulüm var. İçinde insan haklarına aykırı her şey var. Bu dosyanın içinde kaybolmayacağım, bu dosyanın üzerinden geçeceğim. Her hukuksuzluğun üstünde bir an duracağım, gösterip yoluma devam edeceğim.  Bu ülke darbeleri tanır, tankla yapılanı da tanır, muhtırayla yapılanı da tanır. O 19 Mart'ta millet yeni bir şey tanıdı. Adliye koridorlarında yürütülen bir darbe" dedi.

"'Ya bu hatalar yapılmıştı, ben bu ahmakça hataları yapmayayım' diyemedi ya"

İmamoğlu şöyle devam etti: "Adliye koridorlarında yürütülen o darbeyi birkaç kata sıkıştırıp, aylarca her yönüyle yandaş medya başta olmak üzere delik deşik olan bu soruşturma dosyası sadece savunmaya kapalı tutuldu. Demokrasi tarihimiz bu tür mücadelelerle verilmiş bir tarihtir. Onun için bu millet darbeleri bilir. Kazanılan hiçbir hak da bedelsiz kalmadı. Yassıada'da, 12 Mart'ta, 12 Eylül'de, 28 Şubat'ta mahkemelerinde nice masum insan ağır bedel ödemiştir bu ülkede. Taraflar değişti, sanıklar değişti ama sonuç hiç değişmedi.

Bir türlü de akıllanmıyoruz ya. Bir türlü de akıllanmıyoruz yahu. Erki eline alan, “Ya bu hatalar yapılmıştı, ben bu ahmakça hataları yapmayayım" diyemedi ya. Niye diyemedi ya? Toplum vicdanında lanetlenen mahkeme kararlarını tarih yazdı. Adnan Menderes'e, Fatin Rüştü Zorlu'ya, Hasan Polatkan'a idam cezası verenler bugün nasıl anılıyor bir baksınlar. Gencecik Deniz Gezmiş’e, Yusuf Aslan'a, Hüseyin İnan'a idam cezası verenler nasıl anılıyor dönüp bir tarihe baksınlar."

"Bugün biz sizi yargılıyoruz; yarın Cumhurbaşkanı olursunuz, siz bizi yargılarsınız"

Gözaltına alınmalarına ve tutuklandıkları zaman yaşadıkları hukuksuzluklara değinen İmamoğlu, "Önce terör savcısıydı yanlış hatırlamıyorsam, sonra yani dün anlattığım Kent Uzlaşısı, sonra İBB davası ile ilgili savcıya çıktık. Kent Uzlaşısı ile ilgili savcılıkta hiçbir şey demeyeceğim; soru-cevap, birkaç şey ve bitti. Ama Kent Uzlaşısı'ndan sonra İBB davası için çıktığımız savcı çok enterasandı. Karşılayışı bile enterasandı. Sorgusu da enterasandı. Zaten soru da yok da hani cevap da yok da... Ama uğurlaması daha da enterasandı. 

Aynen şöyle: Bitti, ayaktayız, avukatlarım şahit. "Sayın Başkanım, bugün biz burada oturuyoruz, sizi yargılıyoruz; siz yarın Cumhurbaşkanı olursunuz, masanın bu tarafına geçersiniz, siz bizi yargılarsınız". Döndüm kendisine dedim ki: "Ya siz kim, biz kim? Bu kafayla mı bizi yargılıyorsunuz?" Bu vatandaş şimdi Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürü. Ey büyük Allah'ım! Ey büyük Allah'ım, memleketi koru Ya Rabbi! Ben bunları yaşadım, yaşadım, uydurmuyorum; bunlar kameralar var orada da vardır, şahitleri de var, yaşadım ben bunları. Sonra "yok ben öyle demedim, bilmem ne demedim" falan filan. Saçının şeklini bile hatırlıyorum, neyi demedin? Ben o anı unutacak mıyım zannediyorsun? Bu hangi kafa? Bunun adı Cumhuriyet Savcısı! Ben bunu konuşmayacağım, öyle mi?" dedi.

"Bu metin bir hukukçunun değil, bir manşetçinin kalemidir"

"Duruşmalar 9 Mart'ta, yani tutuklanmamızdan bir yıl sonra başladı ve yaklaşık 7 ayı bitirdik, 8 aya gidiyoruz. Hâlâ insanlar neyle suçlandıklarını öğrenemedi" diyen İmamoğlu iddianameye dair şöyle konuştu: "İddianameyi okuyan herkes bir şeyi hemen fark eder: Bu metin bir hukukçunun değil, bir manşetçinin kalemidir. Ahtapotun kolları, güç zehirlenmesi... Gasp etti bile deniyor. Böyle bir suçlama yok ama. Gasp etti deniyor ama öyle bir suçlama yok. Çünkü bu kelimeler mahkeme için değil, ekran için yazıldı. Seviyorlar. Seviyorlar.  Bu işi seven basın mensuplarını da yanlarında taşımayı da seviyorlar. Ama ağır yük oldu kendisine. Peki bu iddianame neye dayanıyor? Bunu ben söylemeyeceğim, iddianame kendisi söylüyor. Örgüt şemasının hemen üstündeki cümle şöyle: "Soruşturma kapsamında elde olunan başta etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanan örgüt mensuplarının beyanları olmak üzere, tüm deliller bir arada nazara alındığında..."  Başta belge değil bakın, başta belge değil. Başta banka kaydı değil. Başta dinleme değil. Başta itirafçı! Yani mış muş. Demiş, söylemiş. Bu binanın temeli bu kelime. O temelin nasıl döküldüğünü de biraz önce anlattım."

"Davanın hikayesi bu dört kelime: Belge bizde, dedikodu onlarda"

İddianamenin temeline vurgu yapan İmamoğlu davanın siyasi olduğunu söyledi: "Bu dosyada tek bir banka dekontu yok, para izi yok, talimat yazısı yok, ses kaydı yok, görüntü yok, "Gözümle gördüm," diyen tanık yok. Bizim tarafımızda ise tapular var, faturalar var, noter belgeleri var. Açıklamasında ada, parsel, proje var. Banka havaleleri var, Hazinenin izinleri var, Sosyal Güvenlik Kurumunun borç yoktur yazısı var, İBB Meclisinin oy birliğiyle aldığı kararlar var, MAPEG Genel Müdürlüğünün yazdığı yazılar var, Enerji Bakanlığının aldığı kararlar var. Hepsi var! Öbür tarafta, mış muş. Belge bizde, dedikodu onlarda. Bu davanın bütün hikayesi bu dört kelime: Belge bizde, dedikodu onlarda. Bir de ceza dosyasının içerisindeki siyaset... Burası çok önemli. Yani bu iddianamenin tümüyle siyasi saiklerle başladığının aslında net bir tarifi. Eylemleri bir kenara koyalım. Rüşveti, ihaleyi, ruhsatı, raporu bir kenara koyalım. Geriye ne kalıyor? Aslında tümüyle siyasi bir hikaye. Bu dava siyasidir. Tekraren söylüyorum: Bu dava siyasidir."

İddianamede CHP İstanbul İl Başkanlığı'nın satın alınmasına ilişkin suçlama için dönemin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun mahkemede tanık olarak dinlenmesini ve duruşmaya getirilmesini talep ediyorum. Kendisi o dönemdeki il başkanı ile konuştu. Ona her şey anlatıldı, ben de oradaydım. Tek bir sesi itirazı olmadı. Benim gözümün önünde dönemin genel başkanına anlatıldı. Kendisi her şeye laf yetiştiriyor. Bu konuda cevap vermiyor. Şu an her konuya yorum yapıyor ancak il binası suçlamasına iki kelam edecek edemiyor. Ayıptır ya. Kemal Kılıçdaroğlu'nun bu konuyla ilgili tanık olarak dinlenilmesini talep ediyorum.”

"Siyaseti ve kurultay iradesini yargılamaya çalışıyorlar"

İddianamediki kurultay iddialarının Ankara Başsavcılığı bünyesindeki ayrı bir soruşturmada derdest olduğunu vurgulayan İmamoğlu, aynı iddianın iki farklı dosyada yer almasını eleştirdi. CHP'yi ele geçirme çabalarının yargı aracılığıyla yürütüldüğünü ve kurultay iradesinin hukuki süreçlerle yok sayılmak istendiğini belirten İmamoğlu, "Burada bilinsin ki delegeyi satın alan yok; delegenin iradesini mahkeme kararıyla silmeye çalışan bir iktidar zihniyeti var. Burada yargılanan bir kurultaydır, yani siyasettir" ifadelerini kullandı. İmamoğlu, "İddianame CHP’yi ele geçirmeye çalıştığımızı yazıyor. CHP’yi kimin ele geçirmeye çalıştığını herkes biliyor, bu salonun dışında. Bu dosyanın muhatabı değil" dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu tanık olarak dinlensin talebi

İktidar medyasında "para kuleleri" olarak adlandırılan CHP İl Binası alımıyla ilgili iddiaları da yanıtlayan İmamoğlu, "Manşetlerdeki adıyla para kulelerin ifadesine de girmek istiyorum. Yani il binası" dedi. İmamoğlu, dosyaya giren itirafçı ve sanık ifadelerindeki çelişkilere dikkat çekti. Taşınmazın alım sürecinin Türkiye’deki gayrimenkul sektörünün genel uygulamalarına uygun yürütüldüğünü ve bağış kampanyası kapsamındaki ödemelerin kayıt altında olduğunu belirten İmamoğlu, dönemin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun da sürecin detaylarına hakim olduğunu dile getirdi:

"Benim gözümün önünde, o dönemin genel başkanına, Kemal Kılıçdaroğlu'na bu olayın buranın nasıl alınacağı anlatıldı. İl başkanı anlattı. O da biliyor her şeyi. Her şeye laf yetiştiriyor. Bu konuda çıt yok. Kemal Kılıçdaroğlu'nun bu madde ile ilgili buraya tanık olarak çağrılmasını talep ediyorum. Ayıptır. Ayıptır ya. Sanki o il binası gökten zembille indi. Talep ediyorum. Tanık olarak dinletilmesini talep ediyorum. Ayıptır. İki kelime edecek edemiyor. Bu nasıl bir iş ya?"

"Örgütü Cumhurbaşkanlığına kadar bağlayabilirsiniz"

İmamoğlu, yargılandığı davada İBB'nin kurumsal yönetim şemasının "suç örgütü" olarak nitelendirilmesine sert tepki gösterdi. İBB'nin anayasa ve kanunlarla tanımlanmış bir kamu kurumu olduğunu vurgulayan İmamoğlu, üst yönetimin birbirleriyle görüşmelerinin "örgüt hiyerarşisi" şeklinde sunulmasını eleştirerek; "Bu yapıyı ben kurmadım, devlet kurdu. Böyle bir mantıkla gidilirse bu örgütü Cumhurbaşkanlığına kadar bağlayabilirsiniz. Liyakatle atanan genel sekreterlerimizin, devlet organlarının ve AK Parti çoğunluğundaki Meclis denetimlerinin hiçe sayıldığı bu kurguda, devlet 6 yıl boyunca bir suç örgütüne göz mu yumdu yoksa suç ortağı mı oldu?" sorularını yöneltti.

Erdoğan'a seslendi

Seçim döneminde iştiraklerden adaylara finansal destek sağlandığı iddialarını "İddianamede tek bir somut örnek bile yok" diyerek reddeden İmamoğlu, AKP iktidarının seçim dönemlerinde kendi adaylarına imkan sunduğunu belirtti. İBB’nin kendi döneminde görülmemiş bir denetim baskısına maruz kaldığını rakamlarla ortaya koyan İmamoğlu, 2014-2019 yılları arasında 147 kez denetlenen İBB’nin, 2019-2025 yılları arasında tam 1590 kez denetlendiğini vurguladı. Son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenen İmamoğlu, "Siyaset yapmayı unuttun, parayla her şeyi yaparım zannediyorsun ama bu millete sökmez. Millet, sandıkta karar verecek" ifadelerini kullandı.

Ara verildi

Davaya saat 14:00 itibarıyla ara verildi.

Güncelleniyor...

Halk TV'ye kayyım atanmıştı

Halk TV’ye dün şafak operasyonu düzenlendi polis baskınının ardından kayyım atandığı duyuruldu, televizyon yayını durduruldu. Operasyonun, tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun İBB davasında savunmasına başlayacağı gün gerçekleştirilmesi dikkat çekmişti. Çok sayıda siyasetçi ve gazeteci, operasyonun zamanlamasına işaret ederek tepki gösterdi.

4 gün sürmesi bekleniyor

Mahkeme Başkanı, önceki duruşmada Ekrem İmamoğlu’na çarşamba günü söz verileceğini açıklamıştı. Dün ise İmamoğlu ve avukatlarının, çarşamba, perşembe, cuma ve cumartesi günleri boyunca savunma yapabileceği açıklandı. Ara kararın açıklanacağı gün, Ekrem İmamoğlu ve avukatlarının savunmalarını ne zaman tamamlayacağına göre belirlenecek.İlk celsede temmuz ayındaki son duruşmada, İmamoğlu'na kısıtlı süre tanınmış ve savunma hakkını engellemişti. Bunun üzerine İmamoğlu ile mahkeme başkanı tartışmış ve zapta "Susma hakkını kullandı" yazılmıştı.

İmamoğlu, ikinci celse başlarken 18 Ağustos oturumunda mahkeme başkanına "Ben susma hakkımı kullanmadım. 'Susma hakkını kullandı' kavramı tamamen uydurma bir kavramdır. Feragat diye bir kelimeyi de kabul etmiyorum" demişti.

İmamoğlu'nun savunmasını içeren kitabı da yasaklanmış ve matbaa basılarak toplatılmıştı.

 

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
15.10.2026 10:30

İstanbul’da sağanağın bilançosu: Su baskınları, kapanan yollar, mahsur kalan işçiler

İstanbul’da iki gündür etkili olan şiddetli yağış nedeniyle su baskınları ve ulaşımda aksamalar yaşandı. Sarıyer’de bir beton fabrikasında mahsur kalan işçiler kepçeyle kurtarılırken Kağıthane’de Sadabad Camisi su altında kaldı.

İstanbul’da sağanağın bilançosu: Su baskınları, kapanan yollar, mahsur kalan işçiler

Fotoğraf: AA

15.10.2026 11:13

Genç sanatçıların eserleri İstanbul Sanat Müzesi’nde sergileniyor

Galeri Beylikdüzü Görsel Sanatlar Yarışması’nda dereceye giren 31 sanatçının eserleri, Haliç Tersanesi’ndeki İstanbul Sanat Müzesi’nde sergilenmeye başladı. Sergi, 31 Aralık 2026’ya kadar ücretsiz ziyaret edilebilecek.

Genç sanatçıların eserleri İstanbul Sanat Müzesi’nde sergileniyor
15.10.2026 12:24

İstanbul'da sel nedeniyle mahsur kalan 759 kişi kurtarıldı

İstanbul'un Eyüpsultan ve Sarıyer ilçelerinde sel nedeniyle mahsur kalan 759 kişi, ekiplerince kurtarıldı. Bölgede kurtarma çalışmalarının sürdüğü bildirildi.

İstanbul'da sel nedeniyle mahsur kalan 759 kişi kurtarıldı

Fotoğraf: AA

15.10.2026 07:49

Taksitli satışlara yeni düzenleme: Ticaret Bakanlığı ek sınırlama getirebilecek

Ticaret Bakanlığı, konut dışındaki taksitli satışlarda süre belirleme ve ek sınırlamalar getirme yetkisini genişletti. Satış sonrası taksitlendirme ve ödeme erteleme de kapsama alındı.

Taksitli satışlara yeni düzenleme: Ticaret Bakanlığı ek sınırlama getirebilecek

Fotoğraf: Ivan S/Pexels

15.10.2026 11:33

Okullar tatil edildi, sağlık ocakları açık mı? Aile sağlığı merkezleri bugün çalışıyor mu?

Olumsuz hava koşulları nedeniyle İstanbul dahil 6 kentte okullarda eğitime ara verilmesinin ardından gözler sağlık ocaklarına çevrildi. 15 Ekim Perşembe günü aile sağlığı merkezlerinin açık olup olmadığı ve çalışma saatleri merak ediliyor.

Okullar tatil edildi, sağlık ocakları açık mı? Aile sağlığı merkezleri bugün çalışıyor mu?

Fotoğraf: Pixabay

15.10.2026 12:28

Fransa'dan ABD-Rusya dizel anlaşmasına ilişkin açıklama: 'Birkaç on bin varil, hiçbir şeyi değiştirmeyecek'

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, ABD Başkanı Donald Trump’ın Rusya ile dizel tedariki konusunda anlaşarak yaptırımları geçici olarak askıya aldıklarını açıklamasına ilişkin, “Birkaç on bin varil hiçbir şeyi değiştirmeyecek” dedi.

Fransa'dan ABD-Rusya dizel anlaşmasına ilişkin açıklama: “Birkaç on bin varil, hiçbir şeyi değiştirmeyecek”

Fotoğraf: Thomas Bresson/Wikimedia Commons CC BY 4.0

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!