‘Gerçekler’ diyerek korku yayan sendikacılar kimin safında?
Eski bir TKIS Blinds işçisi sendikanın “gerçekler” adı altında korku yaydığını belirterek işçilere fabrikada komiteler kurma ve birliği kendi elleriyle örme çağrısı yapıyor.
Fotoğraf: Evrensel
Eski bir TKIS Blinds işçisi
Gazetemize bu yazıyı eski bir TKIS Blinds işçisi olarak yazıyorum. Amacım; başta iş yerindeki arkadaşlarımın ve bu yazının ulaştığı tüm işçilerin yaşadığımız süreçten ortak sonuçlar çıkarmasını, önümüzdeki dönemde de bu sonuçlarla kazanıma yaklaşmasını kolaylaştırmaktır.
Düşük ücretlerin yükseltilmesi ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi amacıyla, İstanbul Tuzla Serbest Bölge’de bulunan Hollanda menşeli TKIS Blinds’ta sendikalaşma mücadelesine bundan 3 yıl önce başlamıştık. Sürecin sonunda Türk-İş’e bağlı TEKSİF Sendikası yetkiyi aldı. Peki, işçiler gerçekten ne kazandı?
Daha önce Evrensel gazetesinde yayımlanan bir işçi mektubunda bu sorunun muhasebesi yapılmış ve sendikanın pasif tutumunun faturasının işçiye kesildiği ifade edilmişti. Şimdi bu kısmı biraz geçip şu soruyu sormamız gerekiyor: Sendikalaşma mücadelemizi bir adım öteye mi taşıyacağız, yoksa mevcut tabloyu kabul edip verdiğimiz aidatla ve sendika içeri girdi diye artan işveren baskısıyla mı kalacağız? Emeğine saygısı olan hiçbir işçi arkadaşım, atılacak adımlar konusunda ikna edilirse son 3 yıldaki emeğini çöpe atmak istemeyecektir. Sendikalaşma nedenlerimizi hatırlayarak bu süreci bir adım ileriye taşıyacaktır.
Burada bir parantez açıp TEKSİF’e ve şubesine de değinmek gerekiyor. Sadece 2026 yılında bile TEKSİF Sendikası geçtiği sınavlarda fena halde sınıfta kalmıştır. Bursa’da Korteks Polyester İplik’ten işçilerin tepkisiyle kovulmuş, Bolu’da bulunan Gezer Fabrikasında ise toplu sözleşme döneminde işçilerin tepki istifalarıyla neredeyse hiç üyesi kalmamıştır. Sendika, Tuzla TKIS Blinds Fabrikasında da benzer bir durumun eşiğindedir.
Sendikayı yönetenlerin işçiyi örgütlemek ve ilerletmek için attığı adımların sıfıra yakın olması, bunun üzerine bir de işçiler arasında “gerçekler” adı altında korku yayması bugün işçilerin çıkarına ters düşmektedir. Bu tutum yarın TEKSİF’i de çok daha ağır şekilde zora sokacaktır. İşçilere haklarını nasıl alacakları konusunda önayak olmak ve destek çıkmak yerine “Gerçekleri söylüyorum” iddiasıyla “Mücadele ederseniz arkanızda duramayız, haklarınızı da alamazsınız” demek; en hafif tabirle sendikanın kimin safında durduğunun kanıtıdır. İşçilerin bugün hangi hakkı varsa, tarihte işte o “gerçek” dediğiniz koşullarla mücadele ederek kazanılmıştır.
İçeride işçilerin ne kadar güçlü bir birlik kurduğu, o mücadelenin nasıl sonuçlanacağını belirleyen temel faktördür. İşçileri birleştirmek için ihtiyaç duyulan tüm olanaklar da zaten işçilerden toplanan aidatlarla oluşturulmuştur. Siz bu olanakları kullanmayıp işçilere “Siz birlik değilsiniz” diye serzenişte bulunursanız, bu bir doktorun hastasına “Çok hastasın!” diye kızmasından farksız olur.
İşçilerin birliğinin önemi her fırsatta vurgulanıyor; peki ama bu birlik nasıl sağlanacak?
“Sendika gelsin bizim birliğimizi sağlasın” düşüncesi ne yazık ki işçiler arasında en yaygın görüştür. Bu fikir, sendika bürokrasisine zemin hazırlayan ve yukarıda eleştirdiğimiz tüm olumsuzluklara yol açan en temel hatadır. Kimseye teslim edecek irademiz olmamalıdır. Sendika, biz işçileri “güden” bir çoban değil, işçilerin elindeki bir mevzi ve mücadele aracı olmalıdır.
Bu ilişkinin ters kurulduğu bugünlerde, yaşadığımız somut örnek önümüzde en sıcak haliyle duruyor: Sendika yetkiyi aldıktan sonra işçilerin önerdiği temsilciyi atamakta günlerce gecikince, patron bu arkadaşımızı işten atarak elimizi zayıflatmayı başardı. Şimdi bu durumu tersine çevirecek şey, en sık tekrarladığımız o cümlede saklıdır: “Gücümüz birliğimizde!”
Bir arkadaşımız haksız yere işten atılıyorsa korkarak, susarak, “Yarın sıra bize mi gelecek?” kaygısıyla çalışmaya devam edemeyiz. Günümüzün büyük bölümünü geçirdiğimiz fabrikamızda müdahalemizi ortaklaştıracak komitelerimizi ve gruplarımızı kurmalı, haberleşmeyi sağlamalı ve haklarımıza dair istikrarlı şekilde bilgilenmeliyiz. İş güvencemizi sağlayacak olan da ücretlerimizi sefalet düzeyinin üstüne çıkaracak olan da işte bu örgütlülüktür.
Sendikamız TEKSİF de bu sınavda alacağı tutumla, kimin yanında olduğuna dair oluşan güçlü şüpheleri ya tavır değiştirerek giderecek ya da bu sınavdan da geçemeyip sınıfta kalacaktır.
(Evrensel)Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et