TKIS Blinds’da ilk sözleşme imzalandı
İstanbul Tuzla’daki TKIS Blinds Perde’de yaklaşık iki yıl önce başlayan örgütlenme ve direniş süreci, fabrikada ilk toplu iş sözleşmesini (TİS) imzalamasıyla sonuçlandı.
Barış Salık
[email protected]
İstanbul - Türkiye Tekstil, Örme, Giyim ve Deri Sanayii İşçileri Sendikası (TEKSİF) ile Tuzla'da bulunan TKIS Blinds fabrikası patronu arasında 16 Eylül’de imzalanan üç yıllık sözleşmeye göre, ücretlere kalan 4 ay için yüzde 12 zam, sonraki yıllar ise enflasyon ya da asgari ücret artışının bir puan üzeri zam yapılacak. İkramiye miktarı artırıldı, erzak ve bayram ödemeleri ile ücretli izinlere ilişkin yeni düzenlemeler getirildi.
Tuzla’da bulunan TKIS Blinds Perde Üretim ve Ticaret A.Ş.’de TEKSİF’in 2024 yılında başlayan örgütlenme çalışmasının ardından işten çıkarılan işçilerin 240 günlük direnişi yaşandı. Sendikanın yetki sürecine patron tarafından yapılan itirazlar nedeniyle toplu sözleşme görüşmelerinin başlaması bir buçuk yıl süren yargı sürecinin ardından mümkün oldu. 4 Mayıs 2026’da ilk TİS görüşmesi gerçekleştirildi. Eylül ayında yapılan görüşmelerde patronun yüzde 10 ücret zammı ve 15 günlük ikramiye teklif ettiği, işten çıkarılan işçilerin işe iadesi konusunda ise adım atılmadığı belirtilmişti. İşçiler bunun üzerine vardiya çıkışında eylem yaparak ücret artışının yanı sıra arkadaşlarının işe geri alınmasını talep etmişti.
2026’nın son dört ayında yüzde 12 zam
TEKSİF Örgütlenme Uzmanı Binalı Tay, sürecin sonunda 16 Eylül’de işyerinin ilk toplu iş sözleşmesinin imzalandığını belirterek, sözleşmenin üç yıl geçerli olacağını söyledi. Sözleşmenin başlangıç tarihinin 2026 olarak belirlendiğini belirten Tay, ilk 8 ay için işçilere toplam 50 bin TL ödeneceğini, kalan 4 ay için ise yüzde 12’lik ücret artışı yapılacağını belirtti. 2025 yılı için de tüm işçilere tek seferlik 50 bin lira ödeme yapılacağını bildiren Tay, 2027’den itibaren ücret artışlarının enflasyon ya da asgari ücret artışının bir puan üzeri olarak düzenlendiğini ifade etti, “Hangisi yüksekse onun üzerine bir puan daha ilave edilecek” dedi.
İkramiye 36 güne çıkacak
Sözleşmeyle ikramiyelerde de artış sağlandı. Buna göre 2026’da 30 gün, 2027’de 33 gün olan ikramiye, 2028’de 36 güne çıkarılacak. Her ay 1500 lira erzak yardımı ile Ramazan ve Kurban bayramları için 2500’er lira ödenecek. Tay, bu ödemelerin ise ücret zamlarıyla birlikte artacağını belirtti.
Ücretli izinlerin kapsamı genişletildi
Çocuk sünneti ve üniversiteye kayıt işlemleri için birer günlük ücretli izin düzenlemesi yapıldığını belirten Tay, evlilik izninin de mevcut uygulamanın üzerine çıkarıldığını, İşçilerin sendikal ve mesleki eğitimlere katılabilmesi için ücretli izin hakkı tanındığını söyleyen Tay, ölüm izinlerinin kapsamının da genişletildiğini ifade etti.
Atılan işçiler geri alınmayacak
Örgütlenme sürecinde işten çıkarılan ve sözleşmenin imzalanmasının ardından yeniden işe alınamayan işçilerin işe geri alınması konusunun sonuçsuz kaldığını söyleyen Tay, sözleşmede atılan işçilerin kıdem ve ihbar tazminatlarının emsal çalışanların güncel ücretleri üzerinden hesaplanacağının belirlendiğini, bunun yanı sıra söz konusu işçilere yeni ücret üzerinden iki aylık ücret ödemesi yapılacağını belirtti. Tay, “Ustaların kadın işçilere zorunlu mesai dayatmaları, izin konusunda yaşanan sorunlar gibi konuların hepsini konuştuk. Bunların takipçisi olacağız” dedi.
İşçilerin söz sahibi olması için…
Tay, geçmişte haksız işten çıkarmalar, disiplin süreçleri ve işçilerin sorunlarını ifade etmekte yaşadığı güçlüklerin gündeme geldiğin, bundan sonraki dönemde temsilcilerin işçilerin taleplerini düzenli olarak kayda alacağını ve sendikanın bu talepleri takip edeceğini söyledi.
İlk sözleşme olması nedeniyle bazı işçilerin ücret artışının daha yüksek olmasını beklediğini belirten Tay, buna rağmen sözleşmenin işyerindeki örgütlülüğün kalıcı hale gelmesi açısından önemli olduğunu söyledi: “İşçilerin bundan sonra birbirine daha çok güvenerek, sendikayla birlikte ileriki süreçte daha güzel şeyler yapacağı düşüncesiyle bu toplu sözleşmeyi imzaladık.” Tay, bundan sonraki dönemde işçilerin birliğini ve sendikal örgütlülüğü güçlendirmeye odaklanacaklarını belirtti.
Sözleşmenin mürekkebi kurumadan yoksullaştık
TKİS Blinds işçisi
İstanbul Tuzla’da bulunan TKİS Blinds Perde Üretim ve Ticaret A.Ş. fabrikasında iki seneyi aşan büyük baskılara, engellemelere rağmen süren sendikalaşma mücadelemiz nihayet bir sözleşmeyle sonuçlandı. Çok uluslu bir dev olan bu firmanın Türkiye’de fabrika açmasının tek sebebi, sendikasızlaştırmanın ve ucuz iş gücünün kolay olmasıydı. Biz işçiler gövdemizi ortaya koyup buna karşı direndik ve sendikayı buraya sokmayı başardık. Bu tek başına elbette bir başarıdır; ancak bu başarı biraz da sendika şube ve merkez yönetimine rağmen oldu diyebiliriz.
Peki, bu başarı bizi yoksulluğa karşı bir adım ileri götürdü mü? Ne yazık ki hayır! Elde ettiğimiz bu sonuç ne ekonomik taleplerimizi karşıladı ne de iş güvencesini tam anlamıyla sağladı. Sözleşmeye imza atıldığı gün motorin fiyatı çoktan 100 lirayı aştı, borsa çakıldı, hayat pahalılığı tavan yaptı. İmza atılan yüzde 12’lik zam ise cebimize girmeden eriyip gitti. Sürecin sıcaklığıyla kimi arkadaşlarımız "Nasıl olsa zam aldık" diyerek durumu kabullenme eğiliminde olsa da tablonun arkasındaki gerçeği görmek zorundayız. Burada hem biz işçilere hem de sendika yönetimine düşen büyük sorumluluklar var; yaşananlardan acilen dersler çıkarmalı ve ortak bir akılda birleşmeliyiz.
Sözleşme bize ne getirdi ne götürdü?
Zam: Sendika tartışmaları başlamadan önce yapılan zamlar asgari ücretin 10 puan üstündeydi. Sendika süreci başlayınca zamlar asgari ücret artışına sabitlendi. "Zaten sendika var, zam yapılır" baskısıyla hareket edildi. Şimdi imzalanan yüzde 12’lik zam, geçmişteki açığımızı bile kapatmıyor.
Sosyal Haklar ve Aidat: Yemek kartı parası erzak adı altında ücrete yansıtıldı. Yıllık bir ikramiye verildi ama sendika aidatı düşünce geriye ayda sadece bin lira kalıyor. Kurban ve ramazan bayramlarında 2 bin 500’er lira harçlık eklendi. Ancak bu rakamlar, her gün katlanan hayat pahalılığı karşısında neredeyse sıfır hükmündedir. Yıl başında eklenecek zam için şimdiden uyanık olmalıyız; çünkü herkesin bildiği gibi enflasyon oranları rakamsal olarak baskılanıyor, gerçekle uyuşmuyor ve asgari ücret zammı enflasyonun bile altında yapılıyor.
Eylemlerimiz: Masada patron ekonomik taleplerimize sırtını dönerken, bizim fabrikada başlattığımız fiili eylemler sayesinde patron teklifini önce yüzde 5’e sonra yüzde 10’a çıkardı. İş saatinde olmayan eylemlerin bile ne kadar etkisi olduğuna doğrudan şahit olduk. Eylemlerin daha etkili hale gelmesinin ve masada işçinin elini güçlendireceğini biz gördük; ancak ne yazık ki sendika yöneticilerimiz göremedi herhalde ki çoğunlukla seyirci kaldılar. Eylemleri ancak bizim onlara attığımız videolardan görebildiler.
İş Güvencemiz: Sendikalaşmadan önce fabrikamız işçi alımı yapmayı ve vardiyalı sisteme geçmeyi planlıyorken, süreç başladığından beri iki senedir tersi bir eğilimle işçi azaltıyor. Sendikalaşma sürecinde işin başındaki arkadaşlarımızı işten atarak herkese gözdağı vermeye çalıştı. Ancak imzalanan sözleşmeyle atılan arkadaşlarımızı içeri sokturamamamız bizim için büyük bir soru işareti oldu. Sendikalaşma sürecini yürüten arkadaşlarımıza sendika sahip çıkmadıysa bize nasıl çıkar? Bunun cevabını önce kendi birliğimizde aramamız gerekiyor gibi gözüküyor. İşe alım olduğunda önceliğin bu işçilere verileceğine dair protokol imzalandığı söylense de bunun garantisine kimse inanmıyor. Anayasada yazan sendika hakkımız için bile iki senedir mücadele verdiğimiz düşünüldüğünde, yine patronumuzun yan yollardan hukuk dışı yıldırma hamleleriyle karşılaşabiliriz diye düşünüyoruz.
Halimiz: İçerideki arkadaşlarımız ne kazandığını tam anlamıyla bilmeden, birbirine merakla sorular sorarak gerçeği anlamaya çalışıyor. Kendi kendimize "Eğer sözleşme gerçekten iyi olsaydı, sabah 06:30’da değil makul bir saatte gelinirdi; sessiz sedasız değil, davul zurnayla gelinirdi!" diyoruz. Bu da tüm duygumuzu özetliyor sanırım. Ancak henüz yeni başlıyoruz...
Sendikanın tutumu ve bize düşenler
Sözleşmeden önceki toplantıda Tuzla Şube Başkanı Hikmet Numanoğlu ve örgütleme uzmanı Binali Tay bize "İşçi istemezse imzalamayız, greve çıkarız" demişti. Ancak 4 gün sonra TKİS yönetimi Ankara’da genel merkezi ziyaret etti ve ardından Tuzla şubesi apar topar bizi çağırıp aynı reddettiğimiz şartları önümüze koydu. O toplantının tamamen formalite olduğunu, Ankara’da çoktan "hayırlı olsun" denildiğini içerideki tavırlardan net bir şekilde hissettik.
Daha sonra sendikacıların, içerideki bizlerle ve dışarıdaki işten atılan arkadaşlara farklı bilgiler verdiğini, sanki biz içeridekiler bu sözleşmeyi onaylamışız gibi bir algı yarattıklarını öğrendik. Buna tepki olarak öğle arasında "Sefalet zammını istemiyoruz" eylemi yaptık. Tuzla Şube Başkanı arayıp "Neden protesto ediyorsunuz?" diye bize sitem etti. Gece 03:30’da imza atıldığı mesajı geldi, sabah 06:30’da ise karşımıza çıkıp açıklama yapmaya çalıştılar. Komite olarak işten atılan arkadaşlarımızın akıbetini sormaya gittiğimizde ise "O işi karıştırmayın" lafını, İK'dan ise "Sendikanın üstüne bu kadar gitmeyin" savunmasını duymak şaşkınlığımızı tavan yaptırdı.
Biz sendikalı olmayı değil, mevcut sendika yönetiminin bu tutumunu eleştiriyoruz. İki yıldır üzerimizdeki baskılara rağmen üyelikten istifa etmeyen bizdik, ama sendika bu gücü masada kullanamadı. Sendikadan önce bizim kendi birliğimizi kurmamız ve güçlendirmemiz şarttır; yoksa "Sormadan imza atmam" diyenler yine gidip yukarıdan imza atar.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et