Smart Solar işçileri: ‘Biz yoksak üretim de servet de yok’
İzmir Aliağa’da Smart Solar Fabrikasında işçilerin direnişi 3. gününde: “Patron gücünü parasından alıyorsa biz de birlikteliğimizden ve dayanışmamızdan alacağız."
Fotoğraf: Emre Gökmen/Evrensel
Emre Gökmen
[email protected]
İzmir – Smar Solar’ın Aliağa’daki fabrikasında işçilerin kendi istedikleri sendikaya geçmelerini engellemek ve toplu sözleşmeden doğan enflasyon farklarını ödememek için işten atmalara girişen patrona karşı işçiler eylemlerini sürdürüyor. Direniş çadırında işçilerle buluştuk.
‘Çocuğumdan fedakarlık ederek çalıştım’
Hâlâ fabrikada çalışmaya devam eden ve iki çocuğunun geçimini tek başına üstlenen bir kadın işçi yaşadıklarını şöyle anlattı: "Yıllardır ailemin bütün sorumluluğu benim üstümde. Eşim düzenli çalışmıyordu, bir de üstüne şiddet, hakaret ve küfür birçok sorun vardı. Bu yıl ayrılma kararı aldım. Ancak eşim çocukların sorumluluklarını üstlenmediği gibi nafaka konusunda da anlaşmaya yanaşmıyor. Bütün yük yine benim üzerimde. En küçük çocuğuma hamileyken bile çalışıyordum. Çocuğumu gerektiği gibi emziremedim bile. Bir anne olarak çocuğumdan fedakarlık ederek çalıştım. Hayatım boyunca borç ödemek için uğraştım. Çocuklarımı yokluk içinde büyüttüm. Şimdi de aynı mücadele devam ediyor. Daha iyi koşullarda yaşayabilecekken sürekli geçim derdiyle uğraşıyoruz."
‘Borç ödemekten önümüzü göremiyoruz’
30 bin lira kira ödediğini giderlerinin; faturalar, mutfak masrafları, çocukların ihtiyaçları derken 50-60 bin lirayı geçtiğini ifade eden kadın “Çalışmamıza rağmen geçinemiyor, borç ödemekten önümüzü göremiyoruz. Fabrikada koşullarımız çok ağır. Üretim aksamasın diye bölümden bölüme geçip farklı sorumluluklar alıyoruz. Vardiyalı çalışma psikolojik ve beden sağlığımızı bozuyor; uykusuzluk çekiyor, bel ve boyun fıtığı gibi rahatsızlıklarla boğuşuyoruz. Gün boyunca ağır camları ve panelleri taşıyor, mola sürelerinde bile acele ettiriliyoruz. Bazen yorgunluktan yanımdaki arkadaşımın sesini duyamıyorum. Oysa dikkat gerektiren bir iş yapıyoruz; yaralanma riski çok yüksek. Bir yanda borç ve kira kaygısı, diğer yanda ağır çalışma şartları altında ayakta kalmaya çalışıyoruz” dedi.
‘Örgütlenmeli ve hakkımızı aramalıyız’
Sözleşmeden doğan haklarını ve emeklerinin karşılığını istediklerini belirten kadın işçi, “Kimse patrondan sadaka istemiyor; üretimi biz yapıyor, fabrikaya biz kazandırıyoruz. Bir insan çalışarak kirasını bile karşılayamıyor, ailesine zaman ayıramıyor ve sürekli borç düşünüyorsa ortada ciddi bir sorun var demektir” dedi. Ücretlerin insanca yaşanabilecek seviyede belirlenmesi gerektiğini vurgulayan işçi, mücadelenin yalnızca kendi hakları için değil, işten çıkarılan tüm arkadaşları için de sürdüğünü ifade etti. Patronun gücünü parasından, kendilerinin ise dayanışmadan aldığını belirten işçi, bu direnişin tüm işçilere örnek olmasını umduklarını söyledi, “Örgütlenmeye ve hakkımızı aramaya ihtiyacımız var” diye seslendi.
‘Aileyiz’ söyleminin ne kadar yalan olduğunu görüyorum
74 kişiyle birlikte işten çıkarılan bir kadın işçi de işe gireli 4 yıl olduğunu, yıllık izinlerini dahi çoğu zaman kullanmadan çalıştığını ancak geçinemediğini şöyle anlattı: “Mecbur kalmadıkça izin kullanmamaya çalıştım. Fazla mesai denildiğinde kaldım. Benim en ufak bir tutanağım bile yok. Peki, bütün bunların karşılığında ne oldu? Tek başına ayakta durmaya çalışan bir kadın olarak, onurumla ve emeğimle yaşamaya çalışırken neden bu duruma düşürüldüm? Dört yıldır emek verdiğim bir yerde, bütün çabamın ardından kendimi yeniden sıfır noktasında buluyorum. İnsan bunu sorguluyor. Kimsenin sizi aşağılamaya, onurunuzu incitmeye hakkı yok. Benim için mesele yalnızca işimi kaybetmek değil; yıllarca verdiğim emeğin yok sayılması ve kendime yapılan haksızlık karşısında değersiz hissettirilmek. 25/2 maddesinden atılmak hepimizin onurunu zedeledi. Ben yalnızca kendimi düşünmüyorum. Oradaki bütün kadınları da düşünüyorum. Bir kadın işçi olarak yaşadıklarımın başka kadınların da başına gelmesini istemiyorum. İş yerinde bir zamanlar kendimi aileden biri gibi hissediyordum. Şimdi ise o aile söyleminin ne kadar yalan olduğunu görüyorum.”
‘Ben varsam sendika, patron, devlet var’
Borçları olduğunu bir krediyi kapatabilmek için başka bir bankadan kredi çektiğini ifade eden kadın işçi, “Aylık 58 bin lira kredi ödemem var; kiram da 30 bin liraya çıkacak. Bu şartlarda geçinmek zaten zorken bir de işten çıkarıldık. İki çocuğumu binbir güçlükle büyüttüm; imkansızlıklar yüzünden üniversiteye gidemediler, çalışan çocuğum da işten çıkarıldı. Daha önce de zor dönemlerden geçtim, boşanma sürecimde tırnaklarımla kazıyarak ayakta kaldım; bu karanlıktan da çıkacağıma inanıyorum. Patronların servetleri ortada. Bu kadar büyük bir eşitsizliğin olması beni rahatsız ediyor. Ben şuna inanıyorum; ben varsam sendika var, ben varsam patron var, ben varsam devlet var. İşçi olmadan bunların hiçbiri olmaz. Bizi işten çıkarabilirler ama mücadeleyi bırakmayacağım. Eğer susarsak bu düzen böyle devam eder. Hiçbir patronun karşısında kendimizi değersiz görmemeliyiz. Biz varsak üretim var, biz varsak o zenginlik var” diye vurguladı.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et