10.10.2026 00:09

Fransa’da gençlik ayakta: Biriken öfke yeni bir aşamaya geldi

Fransa'daki son gençlik hareketi, son yıllarda yaşanan gençlik mücadelelerine göre özgünlük taşıyor ve uzun yıllar biriken öfkenin yeni bir aşamaya geldiğini, mücadelenin daha ileri götürülmesi açısından önemli bir potansiyel taşıdığını gösteriyor.

Fransa’da gençlik ayakta: Biriken öfke yeni bir aşamaya geldi

Fotoğraf: Eren Araman/Evrensel

Deniz Uztopal


Paris – Uzun bir süredir toplumsal hoşnutsuzluğun giderek arttığı ve kimi zaman patladığı Fransa’daki gelişmeleri takip eden herkes, toplumsal mücadeleler açından gençlik mücadelesinin ne kadar önemli olduğunu bilir. Fakat son iki haftadır yükselen gençlik hareketi, son yıllarda yaşanan gençlik mücadelelerine göre özgünlük taşıyor ve uzun yıllardır biriken öfkenin artık yeni bir aşamaya geldiğini ve mücadelenin daha da ileri götürülmesi açısından önemli bir potansiyel taşıdığını gösteriyor.

Gençlerin orta ve yükseköğretimdeki eğitim koşullarının giderek kötüleştiğine dair talepleri yeni değil, yıllardır her fırsatta dile getirilen talepler. Fakat bugün bu talepler, yalnızca okulların koşullarıyla sınırlı kalmıyor; doğrudan ülkenin siyasi gidişatıyla ilişkilendirilmeleriyle de yeni bir özellik taşıyor. Örneğin geçen salı günü gerçekleştirilen gösteriler, son yılların politik içeriği en geniş gösterileri arasındaydı. Fransa’daki son dönem gençlik yürüyüş ve gösterilerine göre belki ilk defa, geleneksel olarak var olan dinamizmin yanı sıra, on binlerce genç kendi elleriyle yazdıkları slogan ve pankartlarla ve bu kadar coşkuyla yürüyüşlere katıldılar.

Fotoğraf: Deniz Uztopal/Evrensel

Fotoğraf: Deniz Uztopal/Evrensel

Bazen yetişkinlerin anlamakta zorluk çektiği gençlere özgü referanslarla, bazen dinledikleri bir müzisyenin ya da rapçının şarkısından bir sözle, bazen de gençlerin kendi aralarında kullandıkları jargonla dile getirdikleri talepler, kesinlikle yalnızca okullar ve eğitim koşullarıyla sınırlı değildi. Elbette bunlar da vardı ve çoğunluğu da onlar oluşturuyordu; fakat polisin kullandığı şiddetle devlet şiddeti arasında kurulan bağdan tutun Filistin’deki soykırıma, Macron ve hükümetlerinin son yıllarda yürürlüğe koyduğu karşı reformlara, kadın ve çocuk tecavüzcülerine karşı sözde yürütülen mücadeleye, Kilisede yıllardır yaşanan ve artık herkesin görebileceği şekilde su yüzüne çıkan çocuk istismarlarına, mazot ve benzin fiyatlarındaki aşırı artışlara, çevre sorunlarına ve daha onlarca soruna kadar birçok gündeme atıfta bulunan dövizler taşındı.

Vurgu yapılması gereken diğer bir olgu ise aşırı sağcı, ırkçı ve içerisinde faşizan eğilimler barındıran Ulusal Birlik (Rassemblement national) Partisine karşı büyük bir coşkuyla atılan sloganların, bu partinin bir önceki ismi ve kamuoyunda tamamen kafatasçı-ırkçı bir parti olarak anılan ‘Ulusal Cephe’ adıyla atılmasıydı. Bu anlamlı olduğu kadar siyasi bir tercihti. Anlamlı, çünkü partinin, 2018’de isim değiştirerek geçmişini askıya alma ve giderek merkez sağa kayan “yeni” bir parti olduğunu kanıtlama teşebbüslerinin, basının büyük desteğine karşı hâlâ başarılı olmadığını gösterdi. Siyasi çünkü nisan ayında cumhurbaşkanlığı seçimleri gerçekleşecek ve şu ana kadar yapılan tüm kamuoyu yoklamalarında Marine Le Pen’in partisi Ulusal Birlik en fazla destek olan parti durumunda ve seçimleri kazanma ihtimali de göz ardı edilemez durumda.

Fotoğraf: Deniz Uztopal/Evrensel

Fotoğraf: Deniz Uztopal/Evrensel

Polis şiddeti ve ebeveyn desteği

Hareketin bu özgünlüğü nasıl açıklanabilir? Öğrenci sendikalarının son yıllarda art arda bölünmesi ve çok güçsüz hale gelmesi hiç kuşkusuz bunun nedenlerinden biri. Bu durum hareketin zayıflamasına yol açmadığı gibi taleplerini de muğlaklaştırmadı. Hükümet cephesinde hareket, ilk başlarda ciddiye alınmadı ve aşırı bir polis şiddetiyle bastırılacağı sanıldı. İlk günlerde liselerin önünde toplanan her liseli gruba polis derhal müdahale etti ve cop ve biber gazıyla hareketi bastırmaya çalıştı. Gençlik hareketinden o kadar korkuyorlar ve son yıllarda artık bir alışkanlık haline gelmiş polis şiddetinin dozu o kadar artırıldı ki, 15-18 yaş arasındaki gençlere karşı uygulanan şiddet tam tersi bir etki yarattı ve banliyö gençliği ile lise hareketi arasında doğrudan bir bağ kuruldu.

Hareketin en aktif ve canlı olduğu liselere bakıldığında emekçilerin yoğun yaşadığı semtlerde olduğu görülecektir. Bu şiddete tanık olan ebeveynler, hükümetin beklediğinin tersine, çocuklarının eylemlere katılmasını yasaklamak yerine taleplerin haklılığını kabul ederek onlarla birlikte, ama onları polis şiddetinden korumaya çalışarak sokaklara inmeye başladılar. Her sabah liselerin önünde gerçekleştirilen eylemlere onlarca anne baba gelmeye; derslerini bırakarak aşağı inen gençlerin yanına gelen öğretmenlerle birlikte polisin önünde kalkan oluşturmaya başladılar. Bu anne ve babalar içerisinde harekete destek veren, polisin önünde gençlere kalkan olan, greve giden öğretmenler içerisinde belki de hayatında çok sınırlı olarak greve gitmiş, yürüyüş ve gösterilere çok katılmayan kişi sayısı da kesinlikle az değil. Salı günü gerçekleşen Paris gösterisinde binlerce ebeveyn ve öğretmenin, gençlik kortejine saldırılmasın diye kol kola girerek insan zinciri oluşturduğu ve bunun da genel kamuoyu üzerinde ciddi bir etkisi olduğu görüldü.

Fotoğraf: Eren Araman/Evrensel

Fotoğraf: Eren Araman/Evrensel

İşçi katılımı hâlâ sınırlı, hareket henüz merkezileşmedi

Peki hareketin geleceğine dair şimdiden neler söylenebilir? Bu gibi toplumsal hareketlerin geleceğine dair söylenebilecekler ancak hareketin eğilimlerinin ortaya çıkardığı potansiyellerin değerlendirilmesi ve geliştirilmesiyle bağlantılıdır. Yukarıda da belirtildiği gibi, hareketin en temel potansiyellerinden biri, gençliğin ezici çoğunluğunun hareketin içinde olmasıdır. Bir diğeri ise toplum içinde büyük bir desteğe sahip olmasıdır. Bütün işçi ve memur sendikaları gençleri destekleme çağrısında bulunmalarına karşın, öğretmenler dışında greve giderek okulların önünde liselileri destekleyen işçi ve emekçilerin katılımı şimdilik çok sınırlı.

Diğer temel eksikliklerden biri ise ülkenin her yerinde yüzlerce lisede ve üniversitede gelişen mücadelelerin birbirleriyle ilişkisinin sınırlı olması. Bu, hareketin merkezileşmesini ve ortak talepler etrafında mücadele edilmesini sınırlıyor. Kuşkusuz sosyal medya aracılığıyla, özellikle de gençlik için, bu eksiklik kısmen azaltıldı ve CGT, FSU, FO ve Solidaires gibi işçi ve memur konfederasyonlarının işin içine girmesiyle birlikte hareket kısmen daha da merkezileşti. Perşembe günü ülkenin birçok yerinde yeniden grev ve yürüyüş çağrısında bulunuldu. Fakat işçi ve memur sendikaları da, haklı olarak, gençlerin inisiyatifini kırmamaya dikkat ediyor. Ancak gençlik sendikalarının çok güçsüz olması, harekete yön verme açısından başka sorunlara neden oluyor.

İki haftalık tatilde ne olacağı önemli

Bir diğer sorun da 17 Ekim’den itibaren okulların tatile girmesi ve bununla birlikte hareketin kaçınılmaz olarak gerileyecek olması. İki haftalık tatilden sonra hareketin yeniden başlayıp başlamaması ancak üniversitelerde hareketin daha üst boyutlara çıkmasıyla mümkün. Hareketin dinamiğini kırmak için hükümet yüzlerce lise ve üniversiteyi kapatma kararı verdi. Fakat bu ebediyen sürmeyecektir ve okullar kaçınılmaz olarak açılacaktır ve bir kıvılcım yeniden patlamasına yetebilir. Bunun olup olmayacağını bugünden söylemek mümkün olmasa da, Fransa’da gençlik hareketinin beklenmedik bir anda ülkenin gündemine damga vurması, son yıllarda görülen olgulardan biridir.

Son olarak belirtmek gerekir ki, hükümetin gençlik hareketini her yola başvurarak söndürmeye çalışmasının nedenlerinden birisi ise herkesin çıplak gözle görebileceği bir toplumsal öfkenin giderek artmasıdır.

Evrensel'e Abone Ol

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
09.10.2026 16:25

Fosforlu Cevriye’den Haldun Taner’e: Şehir Tiyatroları’nın sahnelerinde bu hafta neler var?

İBB Şehir Tiyatroları, 14-17 Ekim tarihleri arasında yedi oyunla seyirci karşısına çıkacak. Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım'dan Fosforlu Cevriye ve Sivrisinekler oyunlarına uzanan program, İstanbul’un farklı sahnelerinde izleyiciyle buluşacak.

Fosforlu Cevriye’den Haldun Taner’e: Şehir Tiyatroları’nın sahnelerinde bu hafta neler var?

Fosforlu Cevriye | Fotoğraf: İBB Şehir Tiyatroları

09.10.2026 11:41

Japonya'da ABD askerlerinin karıştığı suçlara tepki: Anlaşma gözden geçirilsin

Japonya’nın Okinawa eyalet meclisi, bir ABD askerinin cinayet şüphesiyle gözaltına alınmasının ardından Japonya ile ABD arasındaki Kuvvetlerin Statüsü Anlaşması’nın kapsamlı biçimde gözden geçirilmesini istedi.

Japonya'da ABD askerlerinin karıştığı suçlara tepki: Anlaşma gözden geçirilsin
09.10.2026 16:55

Eskişehir'de rahatsızlanan Ahmet Şık hastaneye kaldırıldı: Baypas ameliyatı için yarın İstanbul'a nakledilecek

TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, Eskişehir’de hastaneye kaldırıldı. Kalp damalarında tıkanıklık tespit edilen Şık’ın sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi. Şık, baypas ameliyatı için yarın İstanbul’a nakledilecek.

Eskişehir'de rahatsızlanan Ahmet Şık hastaneye kaldırıldı: Baypas ameliyatı için yarın İstanbul'a nakledilecek

Fotoğraf: TİP

09.10.2026 11:04

Haber-Sen’den 9 Ekim Dünya Posta Günü açıklaması: 'Güvenceli çalışma ve eşit haklar için mücadelemiz sürecek'

Haber-Sen, 9 Ekim Dünya Posta Günü dolayısıyla yaptığı basın açıklamasında PTT’deki personel eksikliği, ağır iş yükü ve taşeronlaşmaya dikkat çekerek; güvenceli istihdam, eşit işe eşit ücret ve liyakat talebinde bulundu.

Haber-Sen’den 9 Ekim Dünya Posta Günü açıklaması: “Güvenceli çalışma ve eşit haklar için mücadelemiz sürecek”
09.10.2026 13:42

Ulusoy Bakır'da sendikalaşan işçiler işten atıldı: İşçiler korkmuyor, haklı olduklarını biliyor

Ulusoy Bakır’da sendikanın kesinleşmesine rağmen iki işçi daha işten çıkarıldı. Birleşik Metal-İş ve siyasi partiler fabrika önünde eylem yaparak işe iade ve toplu sözleşme çağrısı yaptı.

Ulusoy Bakır'da sendikalaşan işçiler işten atıldı: İşçiler korkmuyor, haklı olduklarını biliyor

İçerik yükleniyor...

(İşçi Sendika Servisi)
09.10.2026 11:15

Koçköprü Barajı Zilan Vadisi'ni kurutuyor

Zilan Çayı ve vadisi üzerinde 34 yıl önce inşa edilen Koçköprü barajının kurumasıyla birlikte vadide kurumuş geniş sulak alanlar ortaya çıktı. Vadideki kuraklıkla beraber canlıların yaşam alanları da giderek daralıyor.

Koçköprü Barajı Zilan Vadisi'ni kurutuyor

Fotoğraf: MA

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!