'Ucu nereye giderse gitsin' diyenler 10 Ekim’e neden dokunmuyor?
“Görüyoruz ki; eski dosyaları raflardan indirerek adaletten söz edenler 10 Ekim Ankara Katliamı yargılamasına dönüp bakmıyor. Tam tersi yapılmak isteniyor, heyet değişikliği ile dava unutulup gitsin istiyorlar.”
Fotoğraf: Evrensel
Av. İlke Işık
10 Ekim 2015 günü Ankara’nın orta yerinde bir katliam yaşandı. Barış mitingi için ülkenin dört yanından Ankara’ya gelen on binlerce kişinin arasında patlayan iki canlı bomba 103 kişinin ölmesine neden oldu. Yıl 2015 idi. Katliam, iki seçim arasında yaşanmıştı. AKP iktidarı 2015 yılı Haziran seçimlerini kaybetmişti. Ve sonrasında yaşananlar Burhan Kuzu’nun işaret ettiği gibi oldu; ülke kaosa teslim edildi. Çözüm süreci ortadan kaldırıldı, çatışma süreci yeniden büyük bir şiddetle başladı. IŞİD katliamları gerçekleşti. Haziran seçimleri kaybedilince, yapılan seçim tanınmayarak, 2015 yılı Kasım ayında yeniden yapılmasına karar verildi. 10 Ekim Ankara Katliamı tam da Kasım seçimlerinin öncesine denk düştü.
Aradan geçen zaman içerisinde ne Davutoğlu’nun söylerini unuttuk ne de Kılıçdaroğlu’nun Davutoğlu’nun kendisine aktardıklarını “devlet sırrı” nedeniyle açıklayamayacağını ilan edişini. Ne Ümit Özdağ’ın katliamın sorumluluklarına ilişkin bildiği şeyler olduğunu söyleyip bir daha hiç konuşmamasını unuttuk ne de Sedat Peker’in tehditlerini ve sonraki açıklamalarını.
İlke Işık | Fotoğraf: Burcu Yıldırım/Evrensel
10 Ekim Ankara Katliamı yargılaması ülkenin en önemli ceza davalarından biriydi ya da öyle olmalıydı. Normal koşullarda katliamın tüm sorumlularının yargılanması, adaletin hiçbir eksik ve kuşku olmaksızın tertemiz gerçekleştirilmesi gerekirdi. Öyle ki şimdinin sık kullanılan sözünün gereği yerine getirilmeli; ‘Ucu nereye nereye giderse giderse gitsin’ gidilmeliydi. Öyle olmadı hatta tam tersi de oldu diyebiliriz. Gerçekler eğilip büküldü. Katliamın tüm sorumluları yargılanmasın diye çaba harcandı. Yargılama boyunca Türkiye yargısı IŞİD’e insanlığa karşı suç işleyen bir örgüt diyemedi.
“Bu katliam nasıl gerçekleşti? Engellenebilir miydi? Kimler, hangi sorumluluklarla bu katliamın içinde yer aldı?” gibi temel sorulara yanıt aramak gerekirken; yargılama süreci boyunca bu sorular ısrarla görmezden gelindi. Oysa 10 Ekim Ankara Katliamı; onlarca, belki yüzlerce istihbari bilgiye rağmen gerçekleşmişti.
10 Ekim Ankara Katliamı yargılaması ülkenin ilk ve şu ana dek tek insanlığa karşı suç davası olma özelliğini taşıyor. 21 Kasım 2019 tarihinde yapılmış olan duruşma ile Türkiye tarihinde ilk kez insanlığa karşı suça ilişkin bir yargılama başlamıştı. Ancak yargılama boyunca Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi hiç buna uygun davranmadı. Hatta tam tersine bu durumdan rahatsız olunduğunu da çeşitli biçimlerde göstermekten çekinmedi. Bunun sonucunda da 2024 yılının temmuz ayında insanlığa karşı suç yönünden yargılanan sanık hakkında bu suçlamadan beraat kararı verdi.
İnsanlığa karşı suç tartışması bu dosya için suçun vasfının yerli yerine oturtulması için önemliydi. Mahkeme dolayısıyla da ülkenin yargı mekanizması IŞİD’in bu katliamı devletin Anayasal düzenine karşı gerçekleştirdiğini iddia ediyordu. Hatta AKP iktidarına karşı yapıldığı da Mahkeme kararlarında yer aldı. Oysa IŞİD barış mitingine katılanları hedef almıştı ve devamında yaşanan gelişmeler saldırının AKP iktidarına karşı yapılmadığını da ortaya koyuyordu. Yani yargı kararlarıyla iki seçim arasında ülkenin kaderini değiştiren katliam siyasal iktidara gerçekleştirilmiş bir katliam olarak ele alınmıştı. Kaldı ki sadece bu katliamla sınırlı kalmamış, sistematik katliamlar gerçekleştirmişti.
Fotoğraf: Doğa Baybuğa/Evrensel
İnsanlığa karşı suç yargılamasının bir diğer önemli özelliğiyse bu tip suçlarda zamanaşımının söz konusu olmaması olup, insanlığa karşı suçtan verilmiş olan beraat kararı dosyada halen yakalanmayan çok sayıda firari sanık olduğunu düşündüğümüzde, firari sanıkların cezasızlığı anlamına da gelebilecek. Aynı cezasızlık tehlikesi katliamın tüm sorumluları açısından da söz konusu. Katliama ilişkin o kadar geniş bir sorumluluk söz konusu ki, çeşitli düzey ve konumlarda bulunan kamu görevlilerinin sorumluluğuna ilişkin yeni deliller ortaya çıkması son derece muhtemel. Dosyada bu açıdan şu zamana kadar çokça delil bulunduğunu da belirtmek gerekli. Öte yandan dosyanın geldiği aşama firari sanıkların bazılarının ülkeye getirilmesi. Zamanaşımı tehlikesi katliamın tüm sorumluluklarının aydınlatılması açısından da cezasızlık sonucu doğurabilecek.
Nitekim firari sanıklar açısından halen sürmekte olan yargılamada firari sanıklardan Ömer Deniz Dündar Suriye’den getirildi, 30 Haziran 2026 tarihindeki duruşmada ilk kez ifadesi alındı. Yine firari sanıklardan Savaş Yıldız’ın da ülkeye getirildiğine ilişkin basında haberler yer aldı. Yeni sanıklar, yeni delillerin söz konusu olması çok muhtemel bu dosyada insanlığa karşı suç olmaması zamanaşımı ciddi bir tehlike anlamına geliyor.
10 Ekim Ankara katliamı göz göre göre gelmiş, örgütlenmiş, engellenmemiş bir katliam, bunu tüm yargılama boyunca belirttik, hala da söylemeye devam ediyoruz. Bu noktadaki en somut delillerden biri; katliamdan tam 4 yıl sonra, 2019 yılında, soruşturmaya ilişkin 9 klasör evrağın kimliği belirsiz kişilerce Ankara Adliyesi’nin savcılık katına bırakılması ile ortaya çıkmıştı. Bu belgeler; katliamın önemli sanıklarından olan ve canlı bombaların Gaziantep’ten Ankara’ya gelişine eskortluk yapan Yakub Şahin’in ve onunla birlikte hareket eden katliam faillerinden Hüseyin Tunç’un, katliamdan 10 gün önce bomba malzemesi almaya çalışması üzerine Nizip Cumhuriyet Savcılığı’nca soruşturma başlatıldığını ortaya koyuyordu. Ancak adliye koridoruna bırakılan klasörlerden, Gaziantep Emniyet Müdürlüğü’nün bu bildirim üzerine hiçbir işlem yapmadığı ortaya çıkmıştı.
Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi emniyet görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunma taleplerimizi sürekli reddetmesi üzerine yapılan suç duyurusu, iki kez idare mahkemesine açılan davalar neticesinde bir soruşturmaya dönüşebilmişti. Ancak soruşturma hızlıca kapatıldı. Kamu görevlilerine hiçbir kusur atfedilemeyeceğini iddia eden Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı, görevi ihmal iddiaları yönünden zamanaşımının dolduğunu ileri süren bir karara imza attı. Savcılık; yıllarca adliye koridorunda kaybedilen, sonra şans eseri bulunduğunda da üstü örtülmek istenen bu dosya için her zaman elverişli olan o sığınağa arkasını yaslamıştı: Zamanaşımı!
Fotoğraf: Evrensel
10 Ekim Ankara Katliamı yargılaması on bir yıldır ısrarlı ve büyük bir takiple sürdürülüyor. Yakınlarını yitirenler, yaralananlar, emek demokrasi güçleri bu davanın peşini asla bırakmadı. Ülke gündeminin inanılmaz zorluğuna karşın gündem olmaya devam etti. Katliamın tüm sorumlularının yargılanmasına ilişkin deliller bu sayede kamusallaşmış oldu.
Şimdi başa dönelim ‘Ucu nereye giderse gitsin’ diyen Adalet Bakanı ve Bakanlığı’nın bu sözü bu dosyaya ulaşmıyor gördüğümüz kadarıyla. Gaziantep Emniyet Müdürlüğü yetkililerine gitmesine engel olan bir karar ver elimizde hem de çok yeni tarihli. Zamanaşımı dediler, yıllarca tüm başvurulara rağmen soruşturma açmadıkları dosyada. Görüyoruz ki; pek çok dosyadan söz edip, çok eski dosyaları raflardan indirerek adaletten söz edenler 10 Ekim Ankara Katliamı yargılamasına dönüp bakmıyor. Bu yargılamadaki zamanaşımı ilgi alanlarına girmiyor.
Tam tersi yapılmak isteniyor hatta. Bir an önce gündemden düşsün isteniyor. Dosyada dördüncü kez heyet değişikliği oldu ve her yeni gelen heyet bir öncekinden daha aceleci. Kamuoyu gündeminde olmasın, kimse konuşmasın, unutulsun istiyorlar. O nedenle Adalet Bakanı’nın bu dosyaya dair bir şeyler söylemeden şu kadar dosya çözdük demesini bir yerlere not düşmek isteriz.
Adalet mücadelesi devam ediyor bu da tarihe not edildi çoktan. Biliyoruz ki; 10 Ekim 2015 günü Ankara Garı’nda yaşananlar, iki seçim arasında ülkenin kaderini değiştirdi. Bu bilinenin kamusallaştığı; adliye koridorlarını, duruşma salonlarını aştığı bir 11 yıldır yaşanan. Bu nedenle “mahkeme kararlarında yazmayanlar ülkenin gerçeğidir ve hafızalarımızdadır” demeye devam ediyoruz.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et