BİRTEK-SEN: Kaderimizi hükümet ve sendika ağalarına bırakmayacağız
Antep’te genişletilmiş yönetim ve temsilciler kurulu toplantısını yapan BİRTEK-SEN, tekstil işçilerinin ağırlaşan çalışma ve yaşam koşullarına dikkat çekerek yaygın örgütlenme ve üyelik kampanyası başlatacağını açıkladı.
Fotoğraf: Evrensel
Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası (BİRTEK-SEN) Yönetim ve Temsilciler Kurulu, 7 ilden il temsilciliklerinin katılımıyla Antep’te toplandı. Bir gün süren toplantıda Türkiye’deki politik gelişmeler, işçi hareketinin durumu ve tekstil işçilerinin çalışma ve yaşam koşulları ele alınırken, önümüzdeki dönemin örgütlenme stratejisi değerlendirildi.
Tekstilde fazla mesai ve işten atma baskısı
Tekstil işçilerinin ek iş ve sürekli fazla mesaiyle yaşamını sürdürmeye çalıştığı belirtilen açıklamada, sektörde kriz ve daralma gerekçesiyle işten atmaların yaygınlaştığı kaydedildi. Ücretlerin zamanında ödenmemesinin kronik bir sorun haline geldiği belirtilen açıklamada, zam isteyen işçilerin “Fabrikayı kapatırım”, hak arayanların ise “kapı orada” sözleriyle tehdit edildiği aktarıldı. Tekstil patronlarının daha ucuz emek arayışıyla üretimi farklı ülkelere kaydırdığı ve yabancı işçilerin kötü koşullarda çalıştırıldığı da belirtildi.
İspanya ve Fransa’daki mücadelelere selam
Açıklamada İspanya ve Fransa’daki mücadelelere de dikkat çekildi. İspanya’da barınma hakkı için başlayan mücadele ile Fransa’da öğrencilerin eğitim ve gelecek talepleriyle başlattığı, işçiler ve sendikaların da destek verdiği eylemlerin, baskı ve güvencesizliğe karşı örgütlü mücadelenin önemini gösterdiği ifade edildi.
Yaklaşan asgari ücret dönemi öncesinde ise “Kaderimizi hükümet ve iş birlikçi sendika ağalarının insafına bırakmamak” için iş yerlerinde güçlü birlikler kurulması çağrısı yaptı.
BİRTEK-SEN’in talepleri arasında işten çıkış kodlarının baskı aracı olmaktan çıkarılması, işsizlik fonunun işsizler için kullanılması, işten ayrılan ya da atılan tüm işçilere işsizlik maaşı bağlanması, kıdem tazminatının koşulsuz ve eksiksiz ödenmesi, yoksulluk sınırının üzerinde ücret, iş cinayetlerinin son bulması ve insanca yaşamaya yetecek emeklilik hakkı bulunuyor.
Sendika, tekstil işçilerine “birleşme ve örgütlenme” çağrısı yaparak iş yeri iş yeri, ev ev örgütlenmeyi büyüteceğini duyurdu.
Açıklamanın tamamı şöyle:
"Kaderimizi hükümet ve işbirlikçi sendika ağalarının insafına bırakmamak için; işyerlerinde gelişen güçlü birlikler inşa edilecek"
PAYIMIZA DÜŞEN SEFALET, İŞ CİNAYETLERİNDE ÖLMEK
Açıklanan ekonomik büyüme rakamları ve çizilmek istenen ‘Güçlü Türkiye’ imajına karşın; payımıza düşen daha fazla sömürü, açlık, sefalet; iş cinayetlerinde ölmek oldu. Güncellenen Orta Vadeli Program, işçilerin kanı, canı pahasına, emeğe ve emeğin bütün kazanımlarına saldırının ve sermayeye sınırsız hizmetin pervasız bir şekilde devam edeceğini gösteriyor.
Emekçilerin cebinden kesilenlerle oluşan kaynaklar da sermayedarlara aktarılıyor. İşsizlik fonundaki birikim patronların kasasında. Ülke toprakları karış karış yabancı maden şirketlerine satılıyor. Teşvik ve destek yoluyla, patronlara maliyetsiz işletme kurma imkanı devam ediyor.
Açlık sınırı 38.000 TL’ye, yoksulluk sınırı 125.000 TL’ye dayandı. Bir ailede iki, üç kişi çalışsa bile sefaletin pençesinden kurtulamıyor. Ucuz emek rejiminin önemli dayanaklarından olan MESEM’ler, çocuklarımızın geleceğini, hayatını çalmaya devam ediyor. Eskiden emekçiler için, ‘senelerce verdiği emeğin mükafatı’ ve rahata ermek anlamına gelen emeklilik; artık çalışmadan hayatta kalınamayan, çok daha derin bir sefaletin başlangıcı haline geldi. Her üç emekliden ikisi çalışmak zorunda. ‘Para için değil, onurumuz için’ diyen emekli memur Ali Şekeroğlu’nun Anayasa Mahkemesinin önündeki intiharı, bu düzenin milyonlarca çalışana nasıl bir gelecek vadettiğinin fotoğrafıdır.
MİLYARLIK VURGUNLAR VE YÜKSELEN SALDIRI DALGASI
Kanımızı emen bu düzen yalan ve çarpıtma üzerine kurulu. Dezenflasyon adı altında ücretlerimizi baskılayan; zam istediğimizde ‘Öldük, bittik, para yok’ diyen sermayedarlar ve onların temsilcileri, milyarlık vurgunlarla fonlarını büyütüyor. Aklın, hayalin almayacağı paralar, birkaç kişinin servetine dönüşüyor. ‘Yerli ve milli üretim’, ‘Büyüyen Türkiye’ diye bize sabır telkin edenler, savaşa milyarlarca dolar yatırıyor. Dünyanın bir ucunda patlayan silah da, işten atma, hayat pahalılığı, tüketim mallarına gelen zamlar eşliğinde bize fatura ediliyor.
Emekçilere dönük saldırıların kapsamı genişliyor. Düzenin çarklarında aksamaya neden olan herkes hedef halinde. Grev ve eylem yasakları, her işkolundan işçilerin gözünü korkutmak için devreye sokuluyor. Yasaklar eşliğinde kolluk şiddeti, muhalif her sesi bastırmaya yöneldi. Başta muhalif basın olmak üzere sosyal medya hesaplarına bir bir erişim engeli getiriliyor. Muhalif belediyeler şantajla satın alınamazsa; el konuluyor. Muhalif belediye başkanlarına tutuklama furyası sürüyor.
TEKSTİL İŞÇİLERİNE DAYATILANLAR
Tekstil işçileri yaşamını sürdürmek için ek iş ve sürekli fazla mesai kıskacında. Tekstil patronlarının da konkordato ilan ederek, iflas göstererek işçilerin haklarına çökme girişimleri devam ediyor. Tekstilde daralma ve kriz bahanesiyle işten atmalar yaygınlaşıyor. İşten atma kodları patronlar tarafından silah olarak kullanılırken, tazminat hakkı fiilen ortadan kalkmış durumda. Maaş gecikmesi ise, tekstil işçileri bakımından kronik bir sorun haline geldi. Zam isteyene ‘kapatırım fabrikayı’, baskıya karşı gelene ‘kapı orada’ tehditleri sürüyor. Tekstil patronları üretim maliyetini düşürmek için, bir yandan emeğin ucuz olduğu ülkelere yatırım yaparken; diğer yandan Nepal, Pakistan, Hindistan gibi ülkelerden getirilen yabancı işçileri fabrika içindeki kamplara hapseden ‘Uluslararası Köle Ticareti’ uygulamasını hızlandırıyor. Tekstil işçilerinin içinde bulunduğu bu ‘cendere’, işbirlikçi sendikal bürokrasinin eliyle perçinleniyor.
SALDIRILARA RAĞMEN MÜCADELE SÜRÜYOR
Ağırlaşan çalışma ve yaşam koşullarına karşı, saldırılara rağmen mücadele sürüyor. Ülkenin pek çok yerinde, enerji, tekstil, belediye, metal, maden, her işkolundan işçiler tüm baskılara rağmen kazanımlar elde ederek mücadeleye devam ediyor. Emekliler talepleri için sokağa iniyor. Halk demokratik haklarına sahip çıkmaya devam ediyor. Patronların, sendikal bürokrasinin, devletin kıskaç altına almaya çalıştığı eylemler dayanışmayla sürüyor.
HAYATA MÜDAHALEMİZ ÖRGÜTLÜLÜĞÜMÜZ KADAR
Tekstil işçileri, haklarını korumak için lokal düzeyde hak arayışına giriyor, ses yükseltiyor. ‘İşten atılma’, ‘elindekinden olma’, ‘daha kötü duruma düşme’ korkularıyla başa çıkabilmemiz de örgütlü olmaktan geçiyor. Sendikamız BİRTEK-SEN’in 4,5 yıllık mücadele birikimi de bunu gösteriyor: Antep’ten Urfa’ya, Malatya’dan Tokat’a, Adana’dan Adıyaman’a kadar, sendikamızın öncülük ettiği pek çok mücadelede oldu gibi, örgütlü şekilde kararlılıkla mücadele edersek kazanıyoruz.
İSPANYA’DA VE FRANSA’DA HAKLARI VE ÖZGÜRLÜKLERİ İÇİN AYAĞA KALKAN SINIF KARDEŞLERİMİZE VE HALKLARA SELAM
İspanya’daki sınıf kardeşlerimizin ‘barınma hakkı’ için başlattığı mücadele, Fransa’da öğrenci gençliğin eğitim hakkı ve geleceği için başlattığı ve işçilerin, sendikaların da destek verdiği kitlesel halk hareketleri de bize aynı yolu gösteriyor. Ekmek kaygısıyla, işten atılma korkusuyla, yasak ve baskıyla, tutuklamalarla inşa edilmek istenen korku ikliminden kurtuluşun anahtarı, sınıf kardeşlerimizin sendikalarıyla, dernekleriyle, örgütleriyle birlikte sokağa çıkmasında kendisini gösteriyor. İspanya ve Fransa halklarının talepleri, yasaları değiştirme yolunda mevcut iktidarları sallayarak ilerliyor. Ne kadar örgütlü olursak, o kadar kendi yaşamımıza müdahale edebileceğimizi bir kez daha görüyoruz.
ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEM HEDEFLERİMİZ
Yaşanan saldırılar karşısında tekstil işçilerinin, hak gasplarına dur diyebilmek, var olan haklarına sahip çıkabilmek ve yeni haklar elde edebilmek için gerçek bir birlik etrafında; işçilerin kurduğu ve işçilerin yönettiği BİRTEK-SEN çatısı altında örgütlenmekten başka çıkar yolu yok.
Ahlaksız kodların kaldırılması, patronların işten atma kodlarını işçiler üzerinde silah olarak kullanmasının önüne geçmek için;
İşsizlik fonunun patronlara yağmalatılmasına son verilmesi ve işsizlerin yararlanması; işten ayrılan veya atılan bütün işçilere istisnasız şekilde işsizlik maaşı bağlanması için;
Kıdem tazminatının işten atılan tüm işçilere koşulsuz ve eksiksiz ödenmesi için;
İnsanca yaşayacak, yoksulluk sınırının üzerinde ücretler için;
Patronların kâr hırsının sebep olduğu iş kazalarının ve iş cinayetlerinin son bulması için;
İnsanca yaşamımızı sağlayacak emeklilik hakkı için;
Şehir şehir, mahalle mahalle buluşmalar, toplantılar örgütleyeceğiz. “Sınıf hareketi, sınıf
sendikacılığı, tekstil işkolunda işçilerin durumu” başlıklarını birlikte konuşup, mücadeleyi
büyüteceğiz.
Yaklaşan asgari ücret zam döneminde, kaderimizi hükümet ve işbirlikçi sendika ağalarının insafına bırakmamak için; işyerlerinde gelişen güçlü birlikler inşa edeceğiz.
Tekstil işçilerinin kurduğu ve yönettiği BİRTEK-SEN, tekstil işçileriyle birlikte büyüyor, büyümeye devam edecek. Birliğimizi güçlendirmek için yaygın üyelik kampanyaları örgütleyeceğiz. Ev ev, işyeri işyeri birliğimizi güçlendireceğiz.
Tekstil işçilerine çağrımız: Bize reva görülen kölelik ve sefalet düzenine karşı, BİRTEK-SEN’de kurduğumuz birliği ve haklarımız için mücadeleyi büyütmek.
BU SEFALET VE KÖLELİK DÜZENİ BİRLEŞİRSEK DEĞİŞİR!
BİRLEŞ, ÖRGÜTLEN, DEĞİŞTİR!
(Evrensel)Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et