Çalışırken yok yazılmadı, öldüğünde devamsız oldu
MESEM kapsamında çalıştığı pastanede elektrik akımına kapılarak can veren 16 yaşındaki Mahir Buğra Karagön’ün ilk duruşması bugün. Aile isyan ediyor: "Öldüğünde karnesine 43 gün devamsızlık işlenmiş.”
Volkan Pekal
[email protected]
Hatay’ın İskenderun ilçesinde mesleki eğitim merkezi (MESEM) kapsamında Saray Pastanesi’nde resmi tatil olan 1 Mayıs’ta çalıştırılırken elektrik akımına kapılarak hayatını kaybeden 16 yaşındaki Mahir Buğra Karagön’ün karnesinde ikinci dönem 43 günlük devamsızlık yazıyordu. Karagön ailesi, Mahir’in birinci dönem okulda olması günlerde de çalıştırıldığını ama karneye devamsızlık yazılmadığına dikkat çekiyor. Okul, Mahir’in karnesine bir de not düşmüş: ‘Sınıf tekrarı.”
‘Okula göndermediklerinde devamsız yazılmadı’
Yıl sonunda oğulları Mahir’in karnesini hatıra olarak almak isteyen Karagön ailesi, o karnede Mahir için ikinci dönem 43 gün devamsızlık yazıldığını gösteriyor. 36 gün işletmede beceri eğitimi, 7 gün teorik derste yok sayıldığı görülen Mahir’in çalışma koşulları için ailesi şunları anlatıyor: “Halbuki ilk dönem her gün pastanede çalışmış, okula gitmesine izin verilmemişti ama devamsız yazılmamıştı.” Resmi tatil olan 1 Mayıs’ta çalışırken iş yerinde can veren Mahir’in ailesinin anlatımına göre Mahir diğer resmi tatillerde de çalıştırılmış ve hep çalışma saatleri yasal sınırların üzerine olmuş.
‘Hayali, ‘Hayalim Pastanesi’ adlı yer açmaktı’
Mahir’in annesi Serap Karagön, oğlunun MESEM’e kendi isteğiyle başladığını söylüyor. Mahir’in hayalinin, mesleğini öğrenip ileride babasıyla birlikte bir pastane açmak olduğunu anlatan anne Karagön “Ben çok karşı çıktım ama kendisi çok istedi. ‘Belgelerimi alacağım, babamla beraber pastane açacağız’ dedi. Zaten bu hayalini ‘Hayalim Pastanesi’ isimli bir sosyal medya hesabı ile diri tutuyordu” dedi.
Ağır çalışma koşullarını videolarla anlatmış
Mahir’in telefonundan çektiği videolarda ise uzun çalışma saatlerine isyan var. O videolardan birinde Mahir, “Saat 3’te çıkarsınız, demiştiniz usta. Bak saat 19.30 oldu” tepkisini gösteriyor. Aile, bir başka videonun yılbaşı günü çekildiğini ve Mahir’in resmi tatilde çalıştırıldığını gösteriyor. Anne Karagön, oğlunun çalıştığı günlere ilişkin görüntüleri sonradan telefonunda bulduklarını söylüyor, “Oğlum her gününü videoya almış. Ne iş yapmışsa... Biz bunları sonra telefonunda gördük. Bu görüntüler Mahir’in nasıl koşullarda çalıştırıldığının da somut kanıtı” diye konuştu.
‘Mahir’in işi elektrik değil, pasta yapmaktı’
Anne Karagön, oğlunun mutfakta çalışması gerekirken tadilat ve montaj işlerinde kullanıldığına dikkati çekiyor: “Çocuk tek başına dolabı kaldırıyor. Usta vidayı takıyor. İşveren Sami Çelik, matkabı kullanıyor. Bu işler benim oğlumun işi değil. Bu çocuk elektrikçi değil. Bu çocuğun işi mutfakta pasta yapmak. Bu çocuklar hamal değil.”
‘Çocuk okula gitmek istiyordu, iş yeri göndermiyordu’
Koordinatör öğretmenle defalarca görüşerek Mahir’in okula gitmesi gereken günlerde iş yeri tarafından gönderilmediğini anlattığını dile getiren anne Karagön “Çocuğumun zaten haftada bir gün okul günü vardı. ‘Bakın hocam okula göndermiyorlar, müdahale edin bunlara’ dedim ama bir sonuç alamadım” dedi. Baba Abdullah Karagön de Mahir’in öğretmeniyle yaptığı WhatsApp yazışmalarında bu durumu defalarca bildirdiğini söylüyor. Mahir’in bir mesajında, “Hocam normalde yarın okul günüm. Usta işe çağırıyor. Bilginiz olsun. Yok yazılır mıyım?” diye sorduğunu aktaran baba, öğretmenin ise “Yok yazılmazsın” yanıtını verdiğini belirtiyor. Başka bir mesajda Mahir’in, ‘Hocam Samet Usta müdür beyle konuştu mu? Bizi okula göndermiyor, gelemiyoruz. Sadece bir kişi gelecek okula. Yok yazılmayalım’ dediği görülüyor. Aile açısından bu kayıtlar, Mahir’in eğitim hakkının iş yerinin ihtiyaçları karşısında nasıl geri plana itildiğini gösteriyor.
‘1 Mayıs’ta çalıştı, SGK’de yok’
Anne Karagön, oğlunun resmi tatil olan 1 Mayıs’ta çalıştırıldığını, ancak Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarında o gün çalışılmamış olarak göründüğünü de dile getirerek “Bakın 1 Mayıs’ta ne yazıyor? ‘0’ yazıyor. Evet, SGK kaydında çalışmamış gösteriliyor” dedi.
‘Denetim yoktu, işveren yüzde 100 kusurlu’
Mahir’in ölümünün ardından ailenin en çok gündem ettiği konulardan biri de denetim eksikliği. Baba Karagön, milli eğitim yetkilileriyle yaptığı görüşmelerde kendisine iş yerinin denetlendiği ve öğretmenlerin gerekli önlemleri aldığı yönünde bilgi verildiğini belirterek “Müfettişlerden, ‘Bizim öğretmenlerimiz gerekli önlemleri almıştır’ dediler. Baba Karagön, ama bilirkişi raporunda işverenin yüzde 100 kusurlu bulunduğu, kaçak akım rölesinin iptal edildiğinin ortaya çıktığını ve topraklama hattının bulunmadığı yönündeki tespitleri de aktardı
‘Tutanak yok, sadece sözlü uyarı var’
Baba Karagön, olaydan bir gün önce bir kız öğrencinin elektrik akımına kapıldığını, öğrencinin okula giderek durumu anlattığını ve öğretmenlerin iş yerine geldiğini ama tutanak tutulmadığını söylüyor. Baba Karagön, öğretmenlerle yaptığı görüşmeyi şöyle aktarıyor: “Bir gün önce bir çocuğu orada elektrik çarptı. Biz gittik, orayı uyardık demişlerdi. Ben ‘Tutanak tuttunuz mu?’ diye sordum. ‘Tutmadık’ dediler. ‘Denetlemeye gittiniz mi?’ dedim. ‘Gitmedik’ dediler.”
‘Duruşmada yanımızda olun’
Mahir Buğra Karagön’ün ölümüyle ilgili davanın ilk duruşması 7 Ekim Çarşamba (bugün) saat 09.00’da İskenderun 12. Asliye Ceza Mahkemesinde görülecek. Anne Karagön, duruşma öncesi tüm emek ve demokrasi güçlerini duruşmaya katılmaya davet ederek “Mahir’in davası için tüm halkımızdan destek bekliyoruz. Mahkemede yanımızda olsunlar” diye konuştu. Dava kapsamında işyeri sahibi Sami Çelik ve elektrikci Hacı Yaşarsoy ise tutuklu yargılanıyor.
EMEP: Başka emekçi çocukları ölmesin diye buradayız
Mahir’in ölümüne ilişkin davanın duruşması bugün görülecek. Dava öncesi Karagön ailesini ziyaret eden Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel, 7 Ekim’deki duruşmaya katılım çağrısı yaptı. Tüzel, ziyaret sırasında ailenin acısını paylaşırken davanın takipçisi olacaklarını belirterek “Mahir geri gelmeyecek ama başka emekçi çocukları benzer şeyleri yaşamasın diye yanınızdayız” dedi. MESEM uygulamasının işverenlerin ucuz emek sömürüsüne dönüştüğünün altını çizen Tüzel “Bir yıl içerisinde 70’i aşkın genç, çocuk çalışırken hayatını kaybetti. Mesele bir tedbirsizlik değil. Meslek öğrenecek çocuklarımızın bu koşullar altında çalışmaya zorlanması iktidarın politikasıdır. İş yerleri denetimden, yeterli iş güvenliği, işçi sağlığı koşullarından yoksun. MESEM sistemini bu vesileyle bir kez daha masaya yatırmak, sorumluların hesap vermesini sağlamalıyız. Çocuklarımızın gerçekten eşit, ulaşılabilir, nitelikli ve parasız bir eğitim almasını sağlamak bu davaları takip etmekle mümkün olacak” diye konuştu.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et