Samsun’da 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü'nü kutlaması: Haklarımız, mesleğimiz ve geleceğimiz için mücadeleyi büyüteceğiz
5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü'nü kutlayan Eğitim Sen Samsun Şubesi, 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü'nün ağır sorunlarla karşılandığını belirterek; “Haklarımız, mesleğimiz ve geleceğimiz için mücadeleyi büyüteceğiz” denildi.
Fotoğraf: Evrensel
Samsun – Eğitim Sen Samsun Şubesi sendika binasında 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü'nü kutladı. Etkinliğe Eğitim Sen üyeleri, KESK üyeleri, emek ve demokrasi güçleri ve Yeni Parti Samsun Milletvekili Murat Çam katıldı.
Saygı duruşu ile başlayan etkinlik, Eğitim Sen’i ve öğretmenlerin mücadelesini anlatan bir sinevizyon gösterisi ile devam edildi. Eğitim Sen üyesi Avşar Duman tarafından kısa bir dinleti sunulduktan sonra programın sunuculuğunu yapan Eğitim Sen Kadın Sekreteri Havanur Taflan tarafından şiir okundu. Bu yıl emekli olan Eğitim Sen üyelerine plaket verilen programın sonunda katılımcılara kokteyl sunuldu.
Eğitim Sen Şube Başkanı İbrahim Özkaptan, 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nün, öğretmenlerin ekonomik, sosyal ve mesleki haklarının uluslararası düzeyde güvence altına alınması mücadelesinin simge günlerinden biri olduğunu vurgulayarak; “2026 yılı günün kabulünün 60. yılıdır. Aradan geçen 60 yılın ardından bugün hâlâ öğretmenlerin mesleklerini insanca koşullarda yapıp yapamadığını, ekonomik ve sosyal haklarının güvence altında olup olmadığını, eğitim politikalarının belirlenmesinde söz ve karar sahibi olup olmadığını ve öğretmenlik mesleğinin toplumsal statüsünün güçlenip güçlenmediğini tartışıyoruz. Bu nedenle bugün sorulması gereken en temel soru şudur: Türkiye’de öğretmenlik mesleği 60 yılda nereden nereye geldi? Eğitim Sen açısından bu sorunun yanıtı ne yazık ki iç açıcı değildir. Bugün Türkiye’de öğretmenler 5 Ekim’i yalnızca ekonomik kayıplarla değil; mesleki özerkliklerinin daraltılması, güvencesiz istihdam, ağır iş yükü, idari baskılar, şiddet, liyakatsiz yönetim anlayışı, sürekli değiştirilen eğitim politikaları ve mesleğin toplumsal değerinin aşındırılması gibi çok boyutlu sorunlarla karşılamaktadır” dedi.
“Öğretmenin söz sahibi olmadığı bir eğitim sisteminde demokratik eğitimden söz edilmez”
Öğretmenliğin giderek yalnızca kendisine verilen programı uygulayan, merkezi kararları yerine getiren ve performansı ölçülen bir meslek haline getirildiğinin altı çizilen açıklamada; “Oysa öğretmenlik yalnızca bilgi aktarmak değildir. Öğretmen; öğrencisini tanıyan, pedagojik kararlar alan, gerektiğinde yöntemi değiştiren, eğitim sürecini değerlendiren, eleştiren, sorgulayan ve toplumsal sorumluluk taşıyan bir eğitim emekçisidir. Eğitim Sen olarak yıllardır savunduğumuz temel yaklaşım nettir: Öğretmenlik, mesleki özerkliği olan kamusal bir meslektir. Öğretmenin özgür olmadığı bir okulda öğrencinin özgürleşmesi, öğretmenin söz sahibi olmadığı bir eğitim sisteminde demokratik eğitimden söz edilmesi mümkün değildir” ifadelerine yer verildi.
“Öğretmenler yoksullaştırılıyor,öğretmenlik mesleği güvencesizleştiriliyor” Türkiye’de öğretmenlerin uzun süredir ciddi bir ekonomik kayıp yaşadığı bemirtilen açıklamada şunlar söylendi; “Maaşların yaşam maliyeti karşısında erimesi, ek ders ücretlerinin temel geçim aracına dönüşmesi ve barınmadan ulaşıma kadar temel giderlerdeki artış öğretmenleri giderek daha fazla yoksullaştırmaktadır. Bunun yanında öğretmenlik mesleği kadrolu, sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik gibi farklı istihdam biçimleri üzerinden parçalanmaktadır. Aynı işi yapan öğretmenlerin farklı statülerde, farklı ücretlerle ve farklı güvencelerle çalıştırılması kabul edilemez. Tüm öğretmenler kadrolu ve güvenceli istihdam edilmeli, eşit işe eşit ücret ilkesi hayata geçirilmeli ve eğitim emekçilerine yoksulluk sınırının üzerinde, emekliliğe yansıyan insanca bir temel ücret sağlanmalıdır.”
“Öğretmenlerin mesleki özerkliği daraltılıyor”
Son yıllarda müfredatın, eğitim programlarının ve okul işleyişinin giderek daha merkezi hale gelmesinin, öğretmenlerin mesleki karar alanlarını daralttığına işaret edilen açıklamada şunlar söylendi; “Öğretmenlerden bilimsel ve pedagojik değerlendirme yapan eğitimciler olmaktan çok, kendilerine verilen programı eksiksiz uygulayan personel olmaları beklenmektedir. Tek tip önlük gibi şekilsel düzenlemelerin öne çıkarılması da bu anlayışın bir yansımasıdır. Eğitim Sen açısından tartışılması gereken öğretmenin ne giydiği değil, öğretmenin ne kadar özgür olduğu, eğitim sürecinde ne kadar söz sahibi olduğu ve öğrencisinin ihtiyaçlarına göre ne kadar pedagojik karar alabildiğidir”
“Öğretmen açığı yok” söylemi sahadaki gerçekliği ortadan kaldırmaz”
Son günlerde kamuoyuna yansıyan “Türkiye’de öğretmen açığı olmadığı” yönündeki açıklamaların da eğitim alanındaki gerçeklikle örtüşmediği belirtilen açıklamada; “Türkiye’nin farklı bölgelerinde ücretli öğretmenlik uygulamasının sürmesi, farklı branşlarda öğretmen ihtiyacının yaşanması, geçici görevlendirmeler yapılması ve bazı okullarda öğretmen eksikliklerinin farklı yöntemlerle kapatılmaya çalışılması, sorunun yalnızca toplam öğretmen sayısı üzerinden değerlendirilemeyeceğini göstermektedir. Esas mesele öğretmenlerin ülke genelinde, branşlara ve okulların gerçek ihtiyaçlarına göre dengeli biçimde dağıtılmasıdır. Öğretmen ihtiyacının kâğıt üzerinde sıfırlanması ile her öğrencinin kendi okulunda yeterli sayıda öğretmene ulaşması aynı şey değildir. Atama bekleyen yüz binlerce öğretmenin varlığı ile okullardaki öğretmen ihtiyacı birlikte ele alınmalıdır” denildi.
Talepler
5 Ekim’in öğretmenlerin sorunlarının yılda bir kez hatırlandığı sembolik bir gün olmaktan çıkması için somut adımların atılması gerektiğine işaret edilen açıklamada şu talepler sıralandı;
- 1966 ILO/UNESCO Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiye Kararı’nın gereklerinin eksiksiz uygulanmasını,
- Eğitim emekçilerinin ücretlerinin yoksulluk sınırının üzerinde ve emekliliğe yansıyan insanca bir yaşam ücreti düzeyine çıkarılmasını,
- Ücretli ve sözleşmeli öğretmenliğe son verilerek kadrolu ve güvenceli istihdamın esas alınmasını,
- Öğretmenleri kariyer basamakları ve farklı unvanlarla ayrıştıran düzenlemelerden vazgeçilmesini,
- Öğretmen ihtiyacının il, ilçe, okul ve branş bazında gerçek veriler üzerinden şeffaf biçimde açıklanmasını,
- Öğretmenlerin mesleki ve pedagojik özerkliğinin güvence altına alınmasını; eğitim politikalarının oluşturulmasında öğretmenlerin ve sendikalarının söz ve karar sahibi olmasını,
- Tek tip önlük gibi dayatmacı ve şekilci uygulamalardan vazgeçilmesini,
- Eğitimde piyasalaştırma ve dinselleştirme politikalarına son verilmesini; eğitimin kamusal, bilimsel, laik, demokratik, cinsiyet eşitlikçi ve anadilinde bir hak olarak yapılandırılmasını,
- Millî Eğitim Akademilerinin kapatılması ve eğitim fakültelerinin bilimsel, akademik ve pedagojik açıdan güçlendirilmesini,
- Öğretmen adaylarının sınav, mülakat ve belirsiz eğitim süreçleriyle karşı karşıya bırakılmamasını; öğretmenliğe geçişin şeffaf, adil, liyakate dayalı ve güvenceli hale getirilmesini,
- Eğitim kurumlarında şiddete, mobbinge, keyfi soruşturmalara ve baskıya karşı etkili önlemler alınmasını,
- Kadın eğitim emekçilerinin çalışma yaşamında karşılaştığı ayrımcılıkların ortadan kaldırılmasını; toplumsal cinsiyet rollerinden kaynaklanan bakım yükünün kadınların sorumluluğu olarak görülmesine son verilmesini; çocuk bakım hizmetlerinin ebeveynlerin ortak hakkı ve kamunun sorumluluğu olarak ele alınmasını, tüm eğitim ve bilim emekçilerinin erişebileceği ücretsiz, nitelikli ve yaygın kamusal kreş hizmetlerinin sağlanmasını,
- Okulların fiziki koşullarının iyileştirilmesini ve yeterli yardımcı personel, rehber öğretmen ve destek personeli istihdam edilmesini,
- Eğitim bütçesinin kamu okullarının gerçek ihtiyaçlarını karşılayacak düzeye çıkarılmasını,
- KHK’ler ile haksız ve hukuksuz biçimde ihraç edilen tüm eğitim ve bilim emekçileri derhal görevlerine iade edilmesini talep ediyoruz.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et