Sağlık Bakanlığı bünyesinde ‘Sağlıklı hayata katkı fonu’ kurulacak
Vergiler tüketimi azaltabilir, ama ucuz kalori düzenini dönüştürmez ve nihayetinde gıda fiyatlarındaki artış, işçi ve emekçileri daha ucuz ve niteliksiz ürünlere yönelttiği için sağlıklı gıdaya erişim artan oranda gelir meselesine dönüşür.
Fotoğraf: ANKA
Sezen Çilengir
Sağlık Bakanlığının hazırladığı 25 maddelik taslak, yeni yasama yılının ilk günlerinde gündeme düştü. Taslağa göre paketli sigaradan paket başına 20 lira, paketsiz tütünden kilogram başına 100 lira alınacak. Şekerli içeceklerde şeker oranına göre 100 mililitre başına 5 liraya kadar, “Aşırı tüketimi önerilmeyen” atıştırmalıklarda ise satış fiyatının yüzde 20’si kadar kesinti öngörülüyor. Toplanan para ise genel bütçeye değil, Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulacak “Sağlıklı hayata katkı fonu”na gidecek. Hedefi yıllık 160 milyar lirayı aşan bir kaynağın yaklaşık 110 milyarının sigaradan, 50 milyarının paketsiz tütün ve şekerli ürünlerden geleceği ifade ediliyor. Aynı şekilde fondaki paranın okul beslenmesine, çocukluk çağı obezitesiyle mücadeleye, diş taramalarına, spor yatırımlarına ve sigara bırakma polikliniklerine aktarılacağı söyleniyor.
İlk bakışta itiraz edilecek bir şey yok gibi görünüyor. Şekerli içecek vergisi Meksika’dan Birleşik Krallık’a onlarca ülkede uygulanıyor, Dünya Sağlık Örgütü de öneriyor. Örneğin Almanya’da 2027 yılında yürürlüğe girecek düzenlemenin ilk yıl bütçeye yaklaşık 650 milyon avro gelir getirme beklentisi oldukça konuşulmuştu (Evrensel, 17 Temmuz 2026). Ancak sormamız gereken bu düzenlemelerin hangi gıda düzeni içinde işlediği ve sonuçlarından kimlerin etkileneceği? Bu yüzden şeker ve sigaraya uygulanacak olan vergiyi, tek başına sağlıklı tüketimi teşvik eden bir araç olarak görmek mümkün değildir.
Şeker oranına göre vergilendirme
Şeker vergisi konusunda yapılan çalışmalar, şekerli içecek vergilerinin ortalama fiyata büyük ölçüde yansıdığını ve satışları ise bazı çalışmalarda farklı oranlarda olmak üzere düşürdüğünü gösteriyor (Andreyeva vd., 2022; Petimar vd., 2022). Şeker oranına göre kademelenen vergiler, üreticiyi formülü değiştirmeye de zorluyor. Türkiye’deki taslağın kademeli yapısı (100 mililitrede 5-7.5 gram şeker için 1 lira, 7.5–11 gram için 2 lira, 11 gram ve üzeri için 5 lira) bu açıdan da benzer çalışmalarla uyumlu. Bu noktada payın üretici ya da ithalatçıdan tahsil edileceği, ancak yükün yine önemli ölçüde tüketicide olacağı aşikar.
Ama aynı literatür iki uyarı da yapıyor. Birincisi, tüketimdeki azalmanın uzun vadeli sağlık sonuçlarına, özellikle obezite ve tip 2 diyabet yükündeki değişime ne ölçüde yansıdığına ilişkin ampirik kanıtlar hâlâ sınırlıdır (Peñalvo, 2024). İkincisi, vergilerin sağlıklı gıdalara yönelik sübvansiyonlarla birlikte uygulanmasının, bu ürünlerin satın alım ve tüketimindeki azalmaya daha fazla etki edebileceğine işaret ediyor (Pineda vd., 2024). Türkiye için taslağın, bu aşamada sebze, meyve ya da protein için böyle bir fiyat desteği söz konusu değil.
Bu yüzden asıl soru şu olmalıdır: Sağlıklı gıda bu kadar pahalıyken, ucuz kaloriyi pahalılaştırmak kimin sofrasında ne değiştirir? Literatürdeki en tutarlı bulgulardan biri de, bu vergilerin mali açıdan regresif olduğu. Yani düşük gelirli haneler, gelirlerine oranla daha fazla etkilenecekler (Backholer vd., 2016; Allcott vd., 2019). Öte yandan aynı çalışmalar, fiyat artışına en duyarlı olanların da bu haneler olduğunu gösteriyor. Ancak burada fonun kendi başarısızlığına muhtaç olacağı çelişkili bir durum da ortaya çıkıyor. Çünkü şeker ve sigara tüketimi gerçekten azalırsa fon da azalacak, fon büyürse de politika hayata geçmemiş olacak. Yani “sağlıklı hayata katkı”, ironik biçimde sağlıksız alışkanlıkların sürmesine bağlı.
Emekçinin ödediği pay, sermayenin ARGE’sine
Harcama kalemleri çelişkiyi biraz daha derinleştiriyor. Ekonomi gazetesinin haziran ayında taslağa dair aktardığı haberde kaynakların teşvik, hibe ve kredi yoluyla projelere dağıtılacağı ifade edilmiş (Ekonomi gazetesi, 4 Haziran 2026). Desteklenecek alanlar arasında okul beslenmesinin yanında, gıda sanayisinde şeker azaltma ve ürün formülasyonu için ARGE de var. Yani emekçinin market rafında ödediği pay, şekerli ürünü üreten sermayenin ARGE bütçesine dönebilir. Fonun kendisi ise kurumlar ve damga vergisi gibi kalemlerden muaf olacak, fona yapılan bağışlar da vergiden düşülebilecek. Çalışmalar, bu tür vergilerin pek çok ülkede sağlık kadar, gelir yaratma hedefiyle kurulduğunu da gösteriyor.
Karar mekanizması da ayrıca düşündürücü. Fonda elde edilen gelirin nereye harcanacağına, altı bakan yardımcısından oluşan bir kurul karar verecek. Kurulda sağlık ve milli eğitimin yanında hazine ve maliye, ticaret ile tarım ve orman yer alacak. Ama sendikalar, tabip odaları, halk sağlığı uzmanları ya da veliler yok. Para “vergi” değil “katkı payı” adıyla, genel bütçe yerine bir fona aktarılacak. Bu anlamda oranları belirleme yetkisi de büyük ölçüde yürütmede olacağı için, Meclisin ve kamuoyunun bu kaynağı ne ölçüde denetleyebileceği, teklif metni Meclise geldiğinde sorulması gereken ilk sorulardan biri olmalıdır.
Sağlıksız ürünü pahalılaştırmak ve sağlıklı ürünü erişilebilir kılmak
Böylece şeker vergisi tartışması, tek başına ‘Sağlıklı tüketimi teşvik eden’ bir araç olmaktan çıkarak, vergi yükünün dağılımı ve sağlık harcamalarının kamusal finansmanı sorununa bağlanıyor. Türkiye’deki taslak açısından da sağlıksız ürünü pahalılaştırmak ile sağlıklı ürünü erişebilir hale getirmenin aynı politika olmadığı vurgulanmalıdır. Neoliberal dönemde uluslararası şirketlerin hakim olduğu ucuz, işlenmiş ve kalorisi yüksek metaya dönüşen gıda rejiminin merkezinde olan şeker, emekçinin günlük enerjisini ucuza karşılar ve böylece emeğin yeniden üretim maliyetini düşürür. Vergiler tüketimi azaltabilir, ama ucuz kalori düzenini dönüştürmez ve nihayetinde gıda fiyatlarındaki artış, işçi ve emekçileri daha ucuz ve niteliksiz ürünlere yönelttiği için sağlıklı gıdaya erişim artan oranda gelir meselesine dönüşür.
Burada daha geniş bir kamu politikası tercihi ortaya çıkıyor. Eğer sağlıklı beslenme okul yemeği, temiz ve denetlenmiş gıda, üreticiye doğrudan destek, kamusal gıda üretimi ve düşük fiyatlı temel gıda politikalarıyla güvence altına alınmıyorsa, sağlık politikasının önemli bir bölümü tüketicinin satın alma davranışını değiştirmeye ve bunun üzerinden gelir toplamaya indirgenebilir. Oysa gıda güvenliği ile gıda erişilebilirliği birbirinden ayrı sorunlar değildir. Bu nedenle fonun gerçekten ‘sağlıklı hayata katkı’ sağlayıp sağlamayacağı, yalnızca ne kadar para topladığıyla değil, bu kaynağın sağlıklı gıdaya erişimi kamusal bir hak olarak güçlendirip güçlendirmediğiyle ölçülmelidir.
Fabrikaları özelleştiren, tatlandırıcı kotasını küresel şirketlerle paylaşan, gıda enflasyonunda ürünleri ulaşılmaz kılan gıda düzeni, sorunu bireyin iradesi ya da kötü alışkanlıkları olarak tanımlayıp, üretim yapısını sorunun dışında bırakmaktadır. Bugün okullarda çocukların bir öğün yemeği hâlâ bir hak değil. Çocukların sağlığı, sigara içen bir işçinin paket başına ödediği 20 liraya mı bağlı olmalı? Yoksa okul yemeği, ucuz ve sağlıklı gıda, kamusal şeker üretimi gibi düzenlemeler genel bütçenin ve kamusal planlamanın konusu mu olmalı? Teklif Meclise geldiğinde tartışılması gereken, verginin oranından çok bu sorular olacak.
Kaynaklar
Allcott, H., Lockwood, B. B., & Taubinsky, D. (2019). Regressive sin taxes, with an application to the optimal soda tax. The Quarterly Journal of Economics, 134(3), 1557–1626.
Andreyeva, T., Marple, K., Marinello, S., Moore, T. E., & Powell, L. M. (2022). Outcomes following taxation of sugar-sweetened beverages: A systematic review and meta-analysis. JAMA Network Open, 5(6).
Backholer, K., Sarink, D., Beauchamp, A., Keating, C., Loh, V., Ball, K., Martin, J., & Peeters, A. (2016). The impact of a tax on sugar-sweetened beverages according to socio-economic position: A systematic review of the evidence. Public Health Nutrition, 19(17), 3070–3084.
Peñalvo, J. L. (2024). The impact of taxing sugar-sweetened beverages on diabetes: A critical review. Diabetologia, 67(3), 420–429.
Petimar, J., Gibson, L. A., & Ng, S. W. (2022). Sustained impact of the Philadelphia beverage tax on beverage prices and sales over 2 years. American Journal of Preventive Medicine, 62(6), 939–946.
Pineda, E., Gressier, M., Li, D., Brown, T., Mounsey, S., Olney, J., & Sassi, F. (2024). Effectiveness and policy implications of health taxes on foods high in fat, salt, and sugar. Food Policy, 123, 102599.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et