İzmir’de Cemil Tugay’ın AKP’ye geçme iddialarına karşı eylem: 'Saraya teslim olmayacağız'
İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AKP’ye geçeceği iddialarına karşı eylem yaptı. Polis müdahale ederken, kitle seçmen iradesinin transfer pazarlıklarına konu edilemeyeceği vurguladı.
İzmir – İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AKP’ye geçeceği iddialarına karşı yürüyüş ve basın açıklaması düzenledi. Açıklamaya, İzmir milletvekilleri ve Yeni Parti İzmir İl Örgütü de katıldı.
Alsancak ÖSYM önünde toplanan kitle, sık sık “Saraya teslim olmayacağız”, “Direne direne kazanacağız”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” ve “Faşizme karşı omuz omuza” sloganlarını attı. Sevinç Pastanesi önüne yürümek isteyen kitleye polis izin vermedi. Polis aracından kitleye “2911’e muhalefet” anonsu çekildi.
Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde basın açıklaması yapmaya karar veren kitle, ÖSYM önünden parça parça yürüdü. Kitlenin bir kısmı yürüyüş sırasında polis barikatı tarafından abluka altına alındı. Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde bir araya gelen kitle, polis ablukası altında basın açıklamasını gerçekleştirdi. Basın metnini İzmir Baro Başkanı Sefa Yılmaz okudu.
Fotoğraf: Evrensel
“Temel haklarımız gasbediliyor”
Türkiye’nin uzun süredir ağır bir siyasal, ekonomik ve toplumsal kriz içerisinde yaşadığını söyleyen Yılmaz, “Milyonlarca insan yoksullukla, işsizlikle, güvencesizlikle ve geleceksizlikle mücadele ediyor. Hukukun üstünlüğü ve demokratik hukuk devleti ilkeleri her geçen gün daha fazla aşındırılıyor. Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı tartışmaları büyüyor. Temel hak ve özgürlükler üzerindeki baskılar ağırlaşıyor. Siyasal iktidarın toplum üzerindeki denetim ve tahakküm araçları genişliyor” dedi.
Seçimlerde ortaya çıkan halk iradesinin seçim sonrasında siyasi transferlerle değiştirilmesine tanık olunduğunu belirten Yılmaz, “Son günlerde farklı partilerden seçilmiş çok sayıda belediye başkanının AKP’ye geçmesi, tek tek kişilerin siyasi tercihleri üzerinden açıklanamayacak bir boyuta ulaşmıştır. Bu belediye başkanları, seçildikleri partilerin adayı olarak mı seçilmişlerdir, yoksa kişisel isimleri üzerinden bağımsız bir siyasi yetki mi almışlardır?” ifadelerini kullandı.
“Seçmen iradesi yok sayılıyor”
Adayların belirlenmesinde parti örgütlerinin, parti yönetimlerinin ve siyasi mücadelelerin rolünün olduğunu söyleyen Yılmaz, “Adaylar, seçildikleri partilerin kurumsal kimliğiyle yurttaşların karşısına çıkmıştır. Seçmen iradesi kişisel bir kariyer planının, siyasi pazarlığın veya iktidar değişiminden faydalanma hesabının parçası haline getirilemez” diye konuştu.
Geçmişte Türkiye’nin siyaseti milletvekili transferleriyle, parti değiştirmelerle, iktidar çoğunluğunu parlamento aritmetiği üzerinden değiştiren siyasi manevralarla defalarca karşı karşıya kaldığını vurgulayan Yılmaz, “Bu dönemlerin ortak sonucu, siyasete duyulan güvenin daha da zedelenmesi oldu. Parti değiştirmek, zaman içerisinde siyasi ilkelere dayalı bir tercih olmaktan çıkarılıp kişisel siyasi veya hukuki korumaya alınma hesaplarının aracı haline getirilmiştir. Türkiye’nin siyasal tarihinde bu yozlaşmanın bedelini toplum defalarca ödedi. Bugün aynı anlayışın yerel yönetimler üzerinden yeniden üretilmesine izin verilmemelidir” dedi.
Fotoğraf: Bahar Emreoğlu/Evrensel
“İnsanlar hukuken güvencesiz bırakılıyor”
Gelinen süreçte İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın da AKP’ye geçeceği iddialarının bu temelde değerlendirilmesi ve seçmen iradesinin bir başka partiye transferinin anlamına geldiğini söyleyen Yılmaz, “Dün bir partinin adayı olarak yurttaşların karşısına çıkan, o partinin siyasi kimliğiyle seçilen bir belediye başkanının bugün başka saflarda yer alması; seçmenin kendisine verdiği oyun hangi siyasi temsil üzerinden verildiği sorusunu gündeme getirmektedir” dedi.
“İstediği partiye geçer, sonuçta belediye başkanı yine aynı kişi, partinin ne önemi var” diyerek geçiştirilemeyecek kadar önemli bir demokratik sorunla karşı karşıya olunduğunu belirten Yılmaz, “Partinin, programın, aday gösterilme sürecinin, seçmenin önemi vardır. Çünkü seçmen tercihinin arkasında belirli politikalar bulunmaktadır. Bu tablo, toplumun sindirilmesine yönelik daha geniş bir siyasal iklimin parçasıdır. İnsanların ekonomik olarak yoksullaştırıldığı, hukuken güvencesiz bırakıldığı, siyasal olarak baskı altında tutulduğu ve geleceğe ilişkin umutlarının zayıflatıldığı bir ortamda, en temel demokratik hakkın, yani kendi yöneticisini seçme hakkının da seçim sonrasında farklı mekanizmalarla aşındırılması kabul edilemez” ifadelerini kullandı.
İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri olarak; hukukun üstünlüğünü, demokratik siyaseti, yerel yönetimlerin halk tarafından belirlenmesi ilkesini ve seçmen iradesini savunmaya devam edeceklerini vurgulayan Yılmaz, şunları söyledi: “Bu ülkenin geleceğini siyasi transferlerin, makam pazarlıklarının ve tek merkezde toplanan iktidar anlayışının değil; halkın örgütlü gücünün, demokratik mücadelenin ve özgür iradenin belirlemesi için mücadelemizi sürdüreceğiz. Yoksulluğa, hukuksuzluğa, baskıya, geleceksizliğe ve siyasal tahakküme karşı halkın demokratik mücadelesi büyüdükçe; siyasetin gerçek sahibi olan toplum yeniden sözünü söyleyecektir. Ve o söz, hiçbir siyasi transferle değiştirilemeyecektir.”
(Politika Servisi)Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et