Eğitim Sen’den MEB’in Alevilik-Bektaşilik programına tepki: Kamusal eğitim inançların resmi yorumunu üretme aracı olamaz
Eğitim Sen, MEB’in Alevilik-Bektaşilik programına tepki gösterdi. Sendika, devletin bir inancın kaynaklarını ve hangi yorumunun esas alınacağını belirlemesinin laiklik ve kamusal eğitimin tarafsızlığıyla bağdaşmadığını belirtti.
Fotoğraf: ANKA
Eylem Nazlıer
[email protected]
Eğitim Sen, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve Halk Eğitimi Merkezlerinde uygulanacağı açıklanan 12 modüllük Alevilik-Bektaşilik eğitim programına tepki gösterdi. Sendika, programın devletin inançlar karşısındaki tarafsızlığı açısından sorunlar taşıdığını belirterek, “Kamusal eğitim inançların resmi yorumunu üretme aracı olamaz” dedi.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında hazırlanan ve “Dini ve Değerler Eğitimi Alanı” başlığı altında yayımlanan programa ilişkin açıklama yapan Eğitim Sen, “Kamuoyuna ‘Anadolu irfanı’, ‘kültür köprüsü’ ve ‘millî birlik’ söylemleriyle sunulan program, kamusal eğitim, laiklik ve devletin inançlar karşısındaki tarafsızlığı açısından ciddi soru işaretleri barındırmaktadır. Eğitim Sen olarak bu girişimi, eğitimin giderek dinselleştirilmesi ve kamusal eğitimin inançlar karşısındaki tarafsızlığını yitirmesi sürecinin yeni bir halkası olarak değerlendiriyoruz” ifadelerini kullandı.
“Devlet Aleviliğin hangi yorumunun esas alınacağına karar veremez”
İnançların, kültürlerin ve toplumsal kimliklerin eğitimde laik, bilimsel, demokratik ve çoğulcu bir anlayışla ele alınması gerektiğini belirten Eğitim Sen, bir inancın bilimsel yöntemlerle incelenmesi ile devlet tarafından belirlenen yorumunun aktarılmasının birbirinden farklı olduğuna dikkat çekti.
Açıklamada, “Bir inancın tarihini, edebiyatını, müziğini, düşünsel gelişimini ve toplumsal kurumlarını bilimsel yöntemlerle incelemek ile o inancın esaslarını ve devlet tarafından ‘doğru’ olarak belirlenen yorumunu yurttaşlara aktarmak birbirinden farklıdır. Birincisi kamusal ve bilimsel eğitimin doğal bir parçasıdır. İkincisi ise laik devletin inançlar karşısında üstlenmesi gereken tarafsızlıkla bağdaşmaz” denildi.
Devletin herhangi bir inancın içeriğini, kaynaklarını, ibadet biçimlerini veya “doğru” yorumunu belirlememesi gerektiği vurgulanan açıklamada, “Sorun, Alevilik-Bektaşiliğin eğitimde görünür kılınmaya çalışılması kadar, devletin Aleviliğin nasıl tanımlanacağına ve hangi yorumunun esas alınacağına karar veren makam haline gelmesidir” ifadeleri kullanıldı.
“‘Doğru kaynak’ kim tarafından belirlenecek?”
Bakanlığın program için kullandığı “doğru kaynaktan öğrenme” ifadesine de tepki gösteren Eğitim Sen, “Bir inanç söz konusu olduğunda ‘doğru kaynak’ın kim tarafından ve hangi ölçütlerle belirlendiği temel bir sorudur. Devlet tarafından belirlenen ya da onaylanan bir kaynağın ‘doğru’ ilan edilmesi, devletin bir inancın içeriğini ve meşru kabul edilecek yorumunu belirleyen otorite haline gelmesi anlamına gelir” dedi.
“Anadolu irfanı”, “millî kültür” ve “değerler eğitimi” kavramlarının bilimsel sınırlarının açık olmadığını belirten sendika, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ndeki yaklaşımın farklı inanç ve kimlikleri eşit yurttaşlık temelinde tanımak yerine önceden tanımlanmış kültürel bir bütünlük içerisinde konumlandırma riski taşıdığını ifade etti.
Öğretici görevlendirmesine tepki
Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı bir başkanlığın verdiği belgelerin tercih sebebi sayılması ve kursları tamamlayanların Halk Eğitimi Merkezlerinde ücretli “usta öğretici” olarak görevlendirilmesinin de sorunlu olduğunu belirten Eğitim Sen, “Kamu eğitim kurumlarında öğretici görevlendirilmesinin temel ölçütü bilimsel, akademik ve pedagojik yeterlilik olmalıdır. İnanç alanında devlet tarafından tanınan ya da yetkilendirilen kişilerin kamu eğitim sistemi içinde öğretici konumuna getirilmesi, devletin inanç alanını düzenleyen ve biçimlendiren bir aktöre dönüşmesi riskini taşımaktadır” dedi.
“Çözüm ayrı ayrı resmi öğretim programları değil”
Zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerine ilişkin sorunların ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının sürdüğüne dikkat çekilen açıklamada, “Farklı inançlardan yurttaşların ve herhangi bir inanca mensup olmayanların eğitimde yaşadığı sorunların çözümü, devletin her inanç için ayrı bir resmî öğretim programı hazırlamasında değildir” denildi.
Eğitim Sen, çözümün zorunlu din öğretimi sorununa son verilmesi ve eğitim sisteminin laik, bilimsel, demokratik ve çoğulcu temelde düzenlenmesi olduğunu belirtti.
MEB’e programın hazırlanma sürecini açıklama çağrısı
MEB’den programın hazırlanma sürecine ilişkin bilgi ve belgeleri kamuoyuyla paylaşmasını isteyen Eğitim Sen, sürece katkı sunan kişi ve kurumlar ile kullanılan kaynakların hangi bilimsel ve pedagojik ölçütlerle belirlendiğinin açıklanmasını talep etti. Sendika ayrıca Alevi-Bektaşi toplumunun farklı kurumlarının hazırlık sürecine nasıl dahil edildiğinin de kamuoyuyla paylaşılmasını istedi.
Açıklamada, “Devletin görevi inançları tanımlamak ve biçimlendirmek değil; bütün yurttaşların inanç, vicdan ve inançsızlık özgürlüğünü eşit biçimde güvence altına almaktır” denilerek, “Kamusal, laik, bilimsel, demokratik ve çoğulcu eğitim mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz” ifadeleri kullanıldı.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et