Ankara-Bakü 'kardeşliğinin' bölgesel dizayn sınavı
Aliyev'in partisinin 8. kongresinde sarf ettiği “Bizim kimsenin yardımına da himayesine de ihtiyacımız yok. Ne aldıysak parayla aldık” sözlerinin etkisi bölgesel oldu. Güney Kafkasya'da siyasi pozisyonlar yer değiştirirken oluşan sarsıntı sürüyor.
Fotoğraf: DHA
Ali Reyhan
[email protected]
Fransa ile yaşanan gerilim, Ermenistan’ın Avrupa’ya yaklaşması, Azerbaycan-Ermenistan barış süreci ve Türkiye’nin bu denklemdeki konumu, Bakü-Ankara ilişkilerindeki yeni dengeleri de tartışmaya açıyor. Aliyev’in Karabağ savaşı için “Kimse bize yardım etmedi” sözleri ise Türkiye’nin savaş ve sonrasındaki rolü açısından dikkat çekici.
Azerbaycan’da okullardaki kıyafet düzenlemesi üzerinden başlayan başörtüsü tartışması, Bakü yönetiminin laiklik politikalarına yönelik eleştirileri yeniden gündeme getirdi. Bazı okullarda başörtülü öğrencilerin okula alınmadığına ilişkin görüntüler sosyal medyada yayılırken, Türkiye’de de Azerbaycan yönetimine tepki gösterildi.
Tartışma, Azerbaycan’ın İsrail’le yakın ilişkileri nedeniyle zaten eleştirildiği bir dönemde yaşandı. Ancak gündemin hızla genişlemesinin nedeni yalnızca iç politika değil. Bakü’nün Fransa ile ilişkileri, Ermenistan’ın Avrupa Birliği’ne yaklaşması ve Azerbaycan-Ermenistan barış sürecinde Türkiye’nin üstlendiği rol, Güney Kafkasya’da yeni bir güç dengesi oluştuğuna işaret ediyor.
Bakü-Paris hattında gerilim
Azerbaycan ile Fransa arasındaki ilişkiler özellikle Karabağ savaşının ardından sert biçimde bozuldu. Paris’in Ermenistan’a verdiği siyasi ve askeri destek, Bakü’nün tepkisini çekerken, Fransa da Azerbaycan’ı Karabağ’daki politikaları ve Ermenistan sınırındaki tutumu nedeniyle eleştirdi.
Gerilim diplomatik açıklamaların ötesine geçti. Azerbaycan’da Fransız vatandaşlarının tutuklanması iki ülke arasında yeni bir kriz başlığı yarattı. Bakü, Fransa’nın Ermenistan lehine taraf tuttuğunu savunurken Paris, tutukluların serbest bırakılmasını talep etti.
Son dönemde karşılıklı gerilimi düşürmeye yönelik bazı adımlar atılsa da sorun çözülmüş değil. Fransa, Ermenistan’la siyasi ve askeri ilişkilerini geliştirirken Azerbaycan da Avrupa ülkeleriyle enerji ve ulaşım alanlarındaki ilişkilerini sürdürmeye çalışıyor. Bu durum Güney Kafkasya’daki klasik ittifakların da değiştiğini gösteriyor.
Ermenistan Avrupa’ya yaklaşıyor
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan yönetimi son yıllarda Rusya’ya olan bağımlılığı azaltarak Avrupa ile ilişkileri güçlendirmeye çalışıyor. Avrupa Birliği ile vize serbestisi süreci ilerlerken Brüksel, Erivan’ın sınır güvenliği ve kurumsal kapasitesine yönelik desteğini artırıyor.
Fransa ise bu yönelimin en önemli destekçilerinden biri. Paris’in Ermenistan’la savunma iş birliğini geliştirmesi Bakü tarafından doğrudan tehdit olarak görülüyor. Azerbaycan, Fransa’yı Ermenistan’ı silahlandırarak bölgede yeni bir askeri denge yaratmaya çalışmakla suçluyor.
Bu nedenle Azerbaycan-Ermenistan barış süreci yalnızca iki ülkenin sınırlarının ve Karabağ sonrasının düzenlenmesi anlamına gelmiyor. Süreç, aynı zamanda bölgedeki güçlerin etkisini yeniden belirleyen bir pazarlığa dönüşüyor. Türkiye de bu pazarlığın dışında değil.
Ankara’nın Bakü ile Erivan arasındaki konumu
Türkiye, Karabağ savaşı sırasında Azerbaycan’ın en önemli destekçilerinden biriydi. Ankara’nın siyasi desteğinin yanı sıra Türkiye savunma sanayisinin ürettiği Bayraktar TB2’ler savaşın seyrinde önemli rol oynadı.
2020’deki savaşta Azerbaycan ordusunun elde ettiği üstünlükte insansız hava araçlarının kullanımı uluslararası ölçekte de dikkat çekti.
Savaşın ardından Türkiye’nin Azerbaycan’daki rolü ekonomik alanda da sürdü. Karabağ’ın yeniden inşasında Türk şirketleri çok sayıda proje üstlendi. Yol, altyapı, konut, enerji ve ulaşım yatırımlarında Türkiye merkezli şirketler önemli ihaleler aldı. Azerbaycan Ekonomi Bakanı Mikayil Cabbarov’un 2023’te açıkladığı verilere göre Türk şirketlerinin Karabağ’ın yeniden inşası için imzaladığı sözleşmelerin toplam değeri 3.4 milyar doları aşmıştı. Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Bolat ise 2025’te bu kapsamda Türk şirketlerinin üstlendiği projelerin değerinin 5 milyar dolara ulaştığını açıkladı.
Türkiye, Azerbaycan-Ermenistan barış sürecini destekliyor ve Erivan’la ilişkilerin normalleşmesi için de adımlar atıyor. Ankara açısından bölgesel ulaşım koridorlarının açılması, ticaretin geliştirilmesi ve Kafkasya’da istikrar sağlanması giderek daha önemli hale geliyor.
Aliyev’in sözleri neden önemli?
Bu yeni dönemde İlham Aliyev’in Yeni Azerbaycan Partisi'nin 8. Kongresindeki sözleri dikkat çekti. Şu sözleri özellikle tartışılıyor: “Azerbaycan’ın ideolojik alanının yabancı unsurlardan ve yabancı etkilerden arındırılması gereklidir. Dış politikamızı kimsenin işlerimize müdahale edemeyeceği şekilde kurmalıyız ve dış politika stratejimizi de bu doğrultuda şekillendirmeliyiz. Bizim kimsenin yardımına da himayesine de ihtiyacımız yok. Ne aldıysak parayla aldık. Bütün silahları da parayla, dünyada geçerli fiyatlar ile aldık.”
Bu açıklamanın bir boyutu Azerbaycan’ın bağımsız devlet ve askeri güç vurgusuydu. Bakü yönetimi uzun süredir “petrol ve doğal gaz gelirleri sayesinde güçlü bir ordu kurduğunu ve silahlarını farklı ülkelerden satın aldığını” anlatıyor.
Ancak açıklama, Türkiye açısından başka bir anlam taşıyor. Çünkü Karabağ savaşının ardından oluşturulan siyasi anlatıda Türkiye’nin desteği önemli bir yere sahipti. Erdoğan’dan bakanlara kadar Türkiye’den yapılan açıklamalarda Azerbaycan’ın yanında olunduğu sürekli vurgulandı. Bakü de savaş sonrasında Türkiye’nin desteğini birçok kez dile getirdi. Bayraktar TB2’lerin savaşta kullanılması bunun en görünür örneğiydi.
Dolayısıyla Aliyev’in “Kimse bize yardım etmedi” sözleri, doğrudan Türkiye’yi hedef almasa bile Ankara’nın Karabağ zaferindeki rolünü küçülten bir sonuç yaratıyor. Üstelik bunun savaşın üzerinden altı yıl geçtikten ve Azerbaycan’ın ABD-İsrail ortaklığındaki emperyalist kutbuna yaklaştıktan sonra söylenmesi ayrıca dikkat çekici.
‘Bir millet iki devlet’in sınırları
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkiler yıllardır “tek millet, iki devlet” sloganıyla tarif ediliyor. Bu siyasi söylem, iki ülke arasındaki askeri, ekonomik ve diplomatik ilişkilerin de temel çerçevesini oluşturdu. Fakat ittifakların da sınırları var.
Karabağ savaşında ortak çıkarlar Türkiye ile Azerbaycan’ı aynı çizgide buluşturdu. Savaş sonrasında ise mesele yalnızca Karabağ değildi. Bölgenin yeniden imarı, ulaşım hatları, enerji güzergahları, ticaret ve yeni yatırım alanları büyük bir ekonomik paylaşım alanı oluşturdu.
Türk şirketlerinin Karabağ’daki yeniden inşa faaliyetlerinde önemli pay alması da bunun göstergelerinden biri. Şimdi ise bölgesel denklem değişiyor. Ermenistan Avrupa’ya yaklaşırken Fransa ile Azerbaycan karşı karşıya geliyor. Türkiye ise bir yandan Bakü ile stratejik ilişkisini koruyor, diğer yandan Erivan’la normalleşme ve Azerbaycan-Ermenistan barışı için diplomatik rol üstleniyor.
Güney Kafkasya’da savaş sonrası dönem kapanırken yeni bir dönem açılıyor. Bu dönemde mesele artık yalnızca Karabağ’ın kimin kontrolünde olduğu değil, bölgenin ticaret yollarını, enerji kaynaklarını ve siyasi geleceğini kimin şekillendireceği. Ankara ile Bakü’nün önündeki asıl “kardeşlik sınavı” da burada başlıyor.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et