Altın Koza’da Ölü Köpekler Isırmaz’dan Moda Evlilik’e: İlişkiler, çatışmalar ve sistem
Festivalin 4. gününde “Ölü Köpekler Isırmaz” ve “Moda Evlilik” filmlerinin gösterimleri ve ekip söyleşileri gerçekleştirildi. Günün özel buluşmalarından biri ise Tayfun Pirselimoğlu’nun “Hiçbiryerde” filminin 25. yılı üzerine yapılan söyleşi oldu.
Ölü Köpekler Isırmaz adlı filmden bir sahne.
Merve Tur
[email protected]
Volkan Pekal
[email protected]
33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nin 4. gününde Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması kapsamında “Ölü Köpekler Isırmaz” ve “Moda Evlilik” filmleri izleyiciyle buluştu. Gösterimlerin ardından film ekiplerinin katılımıyla söyleşiler gerçekleştirildi. Festival programında ayrıca Tayfun Pirselimoğlu’nun “Hiçbiryerde” filminin 25. yılına özel bir söyleşi düzenlendi.
“Ölü Köpekler Isırmaz” gösterildi
Yönetmen ve senarist Nuri Cihan Özdoğan’ın “Ölü Köpekler Isırmaz” filminin gösteriminin ardından yönetmen ve senarist Nuri Cihan Özdoğan, başrol oyuncusu Kemal Burak Alper, oyuncu Burak Can Doğan, kurgucu Hakan Çelik, sanat yönetmeni Cansel Kılınçcı, görüntü yönetmeni Mustafa Yeşilova, besteci Nuri Oğuz Özdoğan ve yapımcı Kaan Özdoğan’ın katıldığı bir söyleşi gerçekleştirildi.
Nuri Cihan Özdoğan’ın ilk uzun metraj filmi Ölü Köpekler Isırmaz, küresel atık ticaretinin Türkiye’deki uzantılarını, bu düzenin içinde yaşam mücadelesi veren iki arkadaş, İsmet ve Dogo üzerinden anlatıyor.
Çöpün alınıp satılan bir meta olarak dolaşıma sokulması, bu zincirin parçası olarak ucuz ve güvencesiz emek, çocuk işçiliği, çevresel yıkım ve yoksulluk gibi sonuçlara odaklanan film, bir yandan da bu koşulların insanların ilişkilerini nasıl dönüştürdüğünü izliyor. İsmet ve Dogo, bu düzende yırtmanın yolu olarak çöp ithalatı üzerinden yürüyen bir suç ekonomisinde yükselmek için çabalarlar. İsmet’in hasta annesinin ilaçlarını karşılayabilmek için para aramasıyla başlayan süreç, iki arkadaşın suç ekonomisinin içine çekilmesi ve zamanla dayanışmanın yerini rekabet ve güvensizliğin almasıyla farklı bir boyuta taşınıyor. Suç ve dram türünün olanaklarından yararlanan film, bireysel hikayenin gerisindeki sınıfsal ve toplumsal ilişkileri de görmezden gelmiyor.
“Moda Evlilik” izleyiciyle buluştu
Festivalin 4. gününde gösterilen bir diğer yarışma filmi ise yönetmen Miraç Atabey’in “Moda Evlilik” filmi oldu. Gösterimin ardından yönetmen, yapımcı, müzisyen ve görüntü yönetmeni Miraç Atabey; yapımcı, senarist ve yardımcı yönetmen Emre Halisdemir; ortak yapımcı Gökhan Barış; oyuncular Emrah Gülşen, Hasibe Ege Damatoğlu, Esra Ece Kuleci ve Mustafa Alptekin ile yapım amiri Yılmaz Atabey’in katıldığı söyleşi düzenlendi.
Filmdeki sabit kamera, kesintisiz uzun planlar ve karakterlerin yüzlerine yaklaşmayan mesafeli kamera kullanımından söz eden Miraç Atabey, seyirciyi sürekli gözlemci konumunda tutan bir yapı kurduklarını söyledi. Atabey, 28 dakikalık tek plan sahnelerde oyunculara senaryo yerine duruma ilişkin direktifler verdiklerini ve özellikle amatör oyuncularla çalışırken bu yöntemi kullandıklarını anlattı.
Mert karakterini canlandıran Emrah Gülşen, karakterin temel çatışmasının hayallerine müdahale edilmesi olduğunu belirtti. Hasibe Ege Damatoğlu ise toplumda bastırılan ve duyulmayan duygularla büyümenin ilişkilere etkisine değinerek, tartışabilmenin ve duyguları ifade edebilmenin evlilikte iletişimin bir parçası olduğunu söyledi.
Esra Ece Kuleci de modern evliliklerde açık iletişim kurma çabalarının ve yaşanan çatışmaların beyazperdeye yansıtılmasının önemine dikkat çekti. Söyleşide izleyiciler de filmin gözlemci anlatım biçimi ve ilişkilerde iletişim meselesi üzerine sorularını yöneltti.
“Hiçbiryerde”nin 25. yılı konuşuldu
Çukurova Altın Koza Akademi kapsamında “Hiçbiryerde 25. Yıl Özel Söyleşisi” düzenlendi. Zeynep Ünal’ın moderatörlüğündeki söyleşiye filmin yönetmeni Tayfun Pirselimoğlu, başrol oyuncusu Zuhal Olcay, sanat yönetmeni Natali Yeres ve yapımcı Zeynep Atakan katıldı.
Söyleşide 25 yıl önce çekilen filmin yapım süreci ve anlatısı ele alındı. Kayıp oğlunu arayan bir annenin tren garları, bürokrasi ve belirsizlikler arasındaki arayışını konu alan film üzerine konuşan Tayfun Pirselimoğlu, yapımın ortaya çıktığı dönemin toplumsal ve kişisel hafızasını, trenlerin ve mekânların filmdeki yerini anlattı.
Zuhal Olcay, Şükran karakteriyle kurduğu ilişkiyi ve karakterin sessizlik ile bekleyiş üzerinden kurduğu anlatımı değerlendirirken; Natali Yeres ve Zeynep Atakan da 1990’ların sonu ve 2000’lerin başındaki bağımsız sinema üretim koşullarını, filmin görsel atmosferinin oluşturulma sürecini ve yapım aşamasında karşılaşılan güçlükleri anlattı.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et