Arif Ahmet Denizolgun'un ölümü hakkında üç ayrı kamu davası açıldı
Ahmet Arif Denizolgun’un şüpheli ölümüne ilişkin iddianamede 6 şüpheli hakkında dava açıldı. Başsavcılık, cinayeti aydınlatabilecek kritik delil niteliğindeki cep telefonunun hiçbir bilirkişi incelemesi yapılamadan kasten yok edildiğini belirtti.
Süleymancılar cemaatinin eski lideri Ahmet Arif Denizolgun’un yaşamını yitirmesine yönelik başlatılan şüpheli ölüm soruşturmasında yargı sürecinde yeni bir aşamaya geçildi. Bakırköy Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, aralarında Denizolgun’un özel hekimi ile Adli Tıp Kurumu (ATK) çalışanlarının da bulunduğu 6 şüpheli hakkında farklı suçlamalarla 3 ayrı kamu davası açıldı.
Denizolgun’un 7 Eylül 2016 tarihindeki vefatına ilişkin dosyaya giren yeni deliller doğrultusunda, tutuklu bulunan özel doktor N.D. hakkında "yalan tanıklık", ATK personelleri İ.Ç., Ç.K. ve S.Ç. hakkında "resmi belgede sahtecilik", diğer şüpheliler Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş ve Hilmi Tuna Kuriş hakkında ise "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçlarından iddianame düzenlendi.
İddianamede, Denizolgun’un ölümünün hemen ardından olay yerinden alınan cep telefonunun akıbetine dair de detaylar yer aldı. Olay yerinde parmak izi incelemesi yapıldıktan sonra Beykoz Başsavcılığı emanetine gönderilen telefon, tereke işlemleri kapsamında İstanbul Anadolu 13. Sulh Hukuk Mahkemesine iletildi. Mahkeme, 4 Mayıs 2017 tarihli kararıyla telefonu diğer tereke eşyalarıyla birlikte eşi Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş’e verilmesine hükmetti. Dosyada tanık olarak dinlenen avukat Abdurrahim Çelik, tereke eşyalarını bir çuval içerisinde teslim aldığını, Hilmi Tuna Kuriş’in yönlendirmesiyle bu çuvalı Kısıklı’daki adrese götürerek orada çalışan bir kişiye verdiğini anlattı. Hilmi Tuna Kuriş telefonu teslim aldığını kabul ederken, eşyalarla bizzat ilgilenmediğini savunan Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş ise savcılıkça yasal teslim kararı gereği cihazın muhafazasından sorumlu tutuldu.
2026'daki aramada bulunamadı
Kayıp telefonun izine, Ankara Başsavcılığınca başka bir soruşturma kapsamında Hilmi Tuna Kuriş’in ikametinde yapılan aramada ulaşılamayınca yeniden düşüldü. Cihazın adreste bulunamaması üzerine IMEI bilgileri ve görselleri Ankara Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesine iletildi ve 30 Eylül 2026 tarihli tutanakla telefonun ele geçirilemediği resmen kayıtlara geçti.
‘Cinayeti aydınlatacak deliller kasten yok edildi’
Savcılık, Denizolgun’un telefonunda olay gününden bu yana hiçbir teknik ve bilirkişi incelemesi yapılmadığının altını çizdi. Mesajlaşmalar, fotoğraflar ve notların ölümün arka planını aydınlatabilecek nitelikte delil teşkil ettiğini vurgulayan savcılık, tanık beyanları, teslim ve arama tutanakları ışığında cihazın kasten yok edildiği kanaatine vardı. Bu tespit doğrultusunda, kasten öldürme soruşturmasındaki delillerin karartıldığı gerekçesiyle Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş ve Hilmi Tuna Kuriş’in cezalandırılmaları talep edildi.
(Politika Servisi)Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et