Altın Koza’da Canavar’dan Epipe’ye: Geçmişle hesaplaşan hikâyeler
33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nin üçüncü gününde Canavar ve Varlık filmleri dünya prömiyerlerini yaparken, Epipe izleyiciyle buluştu. Günün söyleşisinde ise edebiyat eserlerinin sinemaya uyarlanması tartışıldı.
Canavar adlı filmden bir sahne.
Ahmed Ziya Aydın
Merve Tur
[email protected]
Bu sene 33’üncü kez düzenlenen Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nin üçüncü gününde Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması kapsamında Tunç Şahin’in Canavar ve Muzaffer Mehmet Çağlar’ın Varlık filmleri dünya prömiyerlerini gerçekleştirdi. Ulusal Belgesel Film Yarışması’nda ise Güneş Terkol’un Epipe filmi izleyiciyle buluştu. Günün programında ayrıca “Edebiyat ve Sinema Arasında Hikâye Anlatıcılığı” başlıklı söyleşi düzenlendi.
Canavar: Geçmişin açığa çıktığı aile buluşması
Tunç Şahin’in yazıp yönettiği Canavar, yıllardır birbirini görmeyen üç kuzenin bir araya gelişi üzerinden geçmiş, aile ilişkileri ve bastırılanların açığa çıkmasını anlatıyor. Filmde Tülin Özen, Gülçin Kültür Şahin ve Hakan Emre Ünal rol alıyor. 75 dakikalık film, Şahin’in aynı adlı tiyatro oyunundan sinemaya uyarlanırken üç karakter arasındaki gerilimi gündelik bir buluşmanın içine yerleştiriyor.
Yazar Kemal Sönmez’in bir kitap imzası için geldiği Anadolu kentinde yıllardır görmediği kuzenleri Aslı ve Derya’yı ziyaret etmesiyle başlayan filmde, Kemal’in önerisiyle uzun süredir yapılmayan aile yemeği kapama hazırlanıyor. Yemek pişerken üç kuzenin ortak geçmişi ve yıllardır konuşulmayan meseleleri açığa çıkıyor.
Varlık: Ölüm döşeğinde miras hesabı
Muzaffer Mehmet Çağlar’ın yazıp yönettiği Varlık, ölüm döşeğindeki varlıklı ve saygın tüccar Mehmet Bey’in etrafında toplanan ailesini konu alıyor. Sağlık durumu ağırlaşan Mehmet Bey eve gönderilirken aile üyeleri ve yakın çevresi de evde bir araya geliyor. Film, sessizlikler, bakışlar ve kırılgan ilişkiler üzerinden miras, aile bağları ve ölüm gerçeğinin yarattığı çatlaklara odaklanıyor.
Mehmet Bey’in ölümünün yaklaşmasıyla birlikte evdeki bekleyiş, yas duygusundan çok miras ve vasiyetname etrafındaki hesaplaşmalara dönüşüyor.
Epipe: 20 yıllık aile arşivinden göç hafızasına
Güneş Terkol’un Epipe filmi, Kazan Tatarlarının 19. yüzyılın sonlarından itibaren Rusya’dan Çin’e, ardından Türkiye’ye uzanan göç yolculuklarını odağına alıyor. Ulusal Belgesel Film Yarışması’nda gösterilen 40 dakikalık film, yerel tanıklıkları çizim, animasyon ve video röportajlarla bir araya getiriyor.
Filmin kaynağında Terkol’un annesi Elmira Terkol’la 2002 yılında başlayan sözlü tarih ve aile arşivi çalışması bulunuyor. Terkol’un ilk kamerasıyla kaydettiği babaannesiyle başlayan çalışma, yıllar içinde aile üyelerinin anlatıları, fotoğraflar, kişisel eşyalar, çizimler ve el işlerinden oluşan geniş bir hafıza arşivine dönüşüyor.
Edebiyat ve sinema arasında hikâye anlatıcılığı

Altın Koza Film Festivali gösterimlerinin 3'cü gününde "Edebiyat ve Sinema Arasında Hikaye Anlatıcılığı" söyleşisi düzenlendi. Yazar Ayfer Tunç, oyuncu Şenay Gürler ve yönetmen Tufan Taştan'ın katıldığı söyleşinin moderatörlüğünü Özgür Mumcu üstlendi.
Ayfer Tunç roman ve senaryo yazımı arasındaki farklardan, her birinin çeşitli kolaylıkları ve zorluklarından bahsetti. Edebiyat uyarlamalarına ilişkin de sadakatten öte sinemacıların ana metne "ihanet etmemek" kaydıyla uyarlamalarda özgürce davranabilmesi gerektiğini söyledi.
Oyuncu Şenay Gürler de oynadığı tiyatro oyunun da bir kitaptan uyarlanması üzerinden okurlar tarafından aldığı olumlu ve olumsuz tepkilerden bahsetti. İnsanların oyunda karakterleri roman okurken kafalarında kurguladıkları şekilde görmediklerinde bazen hayal kırıklığına uğradıklarını söyleyen Gürler, tam tersi bir taraftan aldığı dönüşlerde izleyicilerin başka bir bakış açısı kazandığını aktardıklarını belirtti.
Yönetmen Tufan Taştan da uyarlamaları yönetmenlik açısından nasıl ele alınabileceğine dair fikirlerini paylaştı. Bir romanı filme uyarlarken dikkat edilmesi gerekilenlere değindi. Bütçe sıkıntısı yaşayan sinemacılara da "Sen, Ben, Lenin" filmi tecrübesinden yola çıkarak meselenin odak noktasının anlatılmak istenen hikaye olduğunu, ana odağın korunduğu sürece biçimin değişebileceğini söyledi
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et