Altın Koza’da 20 yıllık hafıza: Nakıştan perdeye göç hikâyesi ‘Epipe’
33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde gösterilen Epipe, Güneş Terkol’un annesi Elmira Terkol’la 2002’de başlattığı aile arşivi ve sözlü tarih çalışmasından doğdu.
Epipe adlı belgeselden bir sahne.
Volkan Pekal
[email protected]
Güneş Terkol’un 2002’de başlayan aile arşivi ve sözlü tarih çalışması, yıllar içinde bir sanat sergisine, ardından da aynı adı taşıyan bir belgesele dönüştü. 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nin Uluslararası Belgesel Film Yarışması’nda gösterilen Epipe, Kazan Tatarlarının Rusya’dan Çin’e, oradan Türkiye’ye uzanan göç hikayesini anlatıyor. Göçü yaşayanlarla yıllara yayılan röportajları, sergide yer alan nakış ve çizimleri stop-motion tekniği ile birlikte ekrana taşıyan film çok katmanlı bir anlatı ile karşımıza çıkıyor.
Filmin kaynağında Terkol’un annesi Elmira Terkol ile birlikte yürüttüğü uzun soluklu sözlü tarih ve arşiv çalışması bulunuyor. Terkol, 2002 yılında ilk kamerasını eline aldığında çektiği ilk kişinin babaannesi olduğunu söylüyor. O ilk kayıt, zaman içerisinde aile üyeleriyle yapılan görüşmelerin, fotoğrafların, kişisel eşyaların, çizimlerin ve anlatıların bir araya geldiği geniş bir hafıza arşivinin başlangıcı oluyor.
Sergiden filme uzanan bir hafıza
Epipe’nin sinemasal anlatısının arkasında aynı isimli bir sanat sergisi bulunuyor. Çizim, animasyon ve dikiş işlerini bir araya getiren sergi, sanatçının 2002’den bu yana annesiyle yürüttüğü araştırmanın farklı dönemlerde üretilmiş parçalarını ortak bir anlatı içinde buluşturuyordu. Film, birinci dereceden tanıklıkları tarihsel olayların arşiv görüntüleriyle yan yana getiriyor. Kumaşlar, dikilmiş ve işlenmiş figürler, nakış motifleri, çizimler ve kişisel eşyalar birer hafıza nesnesi olarak kullanılıyor. Bu malzemelerin stop-motion tekniğiyle hareketlendirilmesi filmde önemli bir anlatıya dönüşüyor..
Terkol, Altın Koza’daki gösterimin ardından yapılan söyleşide filmin ortaya çıkış sürecini şöyle anlattı,
“Epipe filmi bizim 20 yıllık üzerine işte hep biriktirdiğimiz ve dönüşmesini beklediğimiz bir projeydi. Annemle beraber, annem Elmira Terkol ile beraber çalıştık. Yani ben 2002 senesinde ilk defa bir kamera aldım elime. Ve o kamerayı aldığımda da ilk çekim yaptığım kişi babaannem oldu. O ilk çekim oldu ve sonra diğer bütün aile üyeleriyle konuşmaya başladık. Çünkü ben içinde doğduğum aile sonuçta... Rusya'dan Çin'e gitmişler, Çin'den Türkiye'ye gelmişler 1950 senelerinde.”
Ailesinin II. Dünya Savaşı öncesinde ve sırasında Japonya, Çin ve Rusya arasındaki çatışmaların içerisinde kaldığını anlatan Terkol şunları söyledi “Geldikleri senelerin öncesinde işte II. Dünya Savaşı patlak vermiş. Japonya, Çin ve Rusya arasındaki o çatışmaların içinde kalmış bir ailem var ve bir şekilde hayatta kalmışlar, birlikte olmaya devam etmişler.”
Bu “birlikte olmaya devam etme” hali, Epipe’nin temel duygularından birini oluşturuyor. Film, göçü yalnızca yer değiştirme olarak değil, dağılma tehdidine rağmen birlikte kalma ve kültürel belleği taşıma çabası olarak ele alıyor.
Epipe, dans etmeye devam eden kadın
Filmin adı da bu yaklaşımın anahtarlarından biri. “Epipe”, Tatar halk kültüründe yer alan bir kadın dans şarkısından geliyor. Terkol için bu isim, filmin anlattığı topluluğun yaşama biçimiyle doğrudan ilişkili olduğunu belirterek şunları söyledi,
“Bu arada filmin ismi Epipe de Tatar halk şarkılarında adı geçen bir parça. Bu dans etmeye devam eden bir kadını temsil ediyor. O yüzden de bu filme bu ismi koymak istedim. Çünkü bu birliktelik, dans, hayatta kalmak, kültürüne bakmak, onu korumak çok değerli geliyordu. Bu proje de benim için apayrı bir yerde duruyor.”
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et