29.09.2026 10:29 / Güncelleme: 20:10

'Casusluk' davasında İmamoğlu, Yanardağ, Özkan ve Gün hakkında tutukluluğa devam kararı

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve gazeteci Merdan Yanardağ’ın da aralarında bulunduğu 4 kişinin yargılandığı “siyasal casusluk” davasının üçüncü celsesi Silivri’de görüldü. Tutukluluğa devam kararı verildi.

'Casusluk' davasında İmamoğlu, Yanardağ, Özkan ve Gün hakkında tutukluluğa devam kararı

Dilan Temiz
[email protected]


Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün’ün “siyasal casusluk” suçlamasıyla yargılandığı davanın üçüncü celsesi görüldü. MİT’ten beklenen yanıtın henüz dosyaya ulaşmadığı belirtilirken, dört ismin de tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Dava 23 Aralık 2026 tarihine erteledi. Merdan Yanardağ, karara tepki göstererek "Bu bir yargılama değil, bir iktidar yargısı"dedi.

Silivri'de İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülen duruşma, 40 dakikalık gecikmeyle saat 10.40 civarında başladı. İlk duruşması 11 Mayıs 2026'da başlayan davada dört isim de savunma yapmıştı. 6 Temmuz 2026’da görülen ikinci celsede de mahkemede ara karar açıklanarak Merdan Yanardağ, Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve Hüseyin Gün’ün tutukluluklarının devamına karar vermiş ve davayı 29 Eylül 2026’ya ertelenmişti.

Duruşmaya "Kötüler kötü, biz iyiyiz" diyerek giren Ekrem İmamoğlu devam eden İBB davasına katılması gerektiğini belirterek dinlenecek tanıklar öncesinde söz talebinde bulundu.

İmamoğlu: Türkiye çok ilginç bir dönemden geçiyor

İmamoğlu, "Türkiye çok şey yaşıyor. Türkiye çok ilginç bir dönemden geçiyor. “Akıl tutulması” desek kelime yetmiyor. Her sabah nasıl bir Türkiye'ye uyandığını bu millet farkında değil. Gerçekten cahillikle, yani çağın, asrın cahilliğiyle, asrın akıl tutulmuşluğuyla mücadele eden bir toplum hâlindeyiz" dedi. İmamoğlu, "Siyasi başarısızlığını, 25 yıl içinde ilk kez ikinci parti durumuna düşen hükümet partisi, hükümeti yöneten AK Parti; haktan uzaklaşmış, halkın menfaati değil bir avuç yandaşın kazancının derdine düşmüş, 87 milyonun derdine derman olamayan bu hükümetin yeni çözümünün, yargı kollarının operasyonlarına yaslanarak bir yöntem oluşturmak olduğu yönünde karar alınmış ve bunun uygulayıcısı olarak da o dönem bakan yardımcısı İstanbul'a başsavcı olarak atanmış, görevini yerine getirmek için hazırlık yapmıştı" diye hatırlattı.

Kendisine 2 yılda 20 dava açıldığını açıldığı söyleyen İmamoğlu, " Mevcutta 13 ceza davam var. 23'e yakın hakim değişikliği yaşanan bir süreci yaşadık. Bir mahkemeden öbür mahkemeye hakimleri tanıyamaz duruma geldim. Bir gün diplomamı, bir gün belediyecilik faaliyetlerimi savunuyorum bir gün kendi arabamı kamuda kullanmak için belediyeye tahsis ediyorum bununla yargılanıyorum. Hesapladım 30-35 milyon kamuya tasarruf sağlamışım. Bugün ise casusluk iddiasıyla sanık kürsüsündeyim. Bunu yazan iddia makamına allah akıl fikir versin" diye konuştu.

"87 milyonun cebinden çıkan, 250 milyar doları aşmıştır, fon vurgunu buna dahil değildir"

"İddia ediyorum, ağır bilançonun milletin sırtına yüklenen, 87 milyonun cebinden çıkan, bizzat cebinden çıkan rakamı; dövizden enflasyona, borsadan sanayiye, düşürülmeyen faizden gıda enflasyonuna kadar, iddiayla ifade ediyorum, 250 milyar doları aşmıştır" diyen İmamoğlu şöyle konuştu: "Bu bedel, kayan bir avuç yandaş hariç... Yani bunun adı ister güncel adıyla fonda vurgun yapan kişiler olsun, ister ihale peşinde koşan bir avuç insan olsun ya da siyasetin içinde, kapalı kapılar ardında veya başka görevlerdeyken bundan nemalanan insanlar olsun; bunlar hariç, bu milletin her evladını, burada bulunan herkesi, güvenlik gücünden izleyicisine, gazetecisinden ailelere, hukukçulara varana kadar herkesi derinden ilgilendirmektedir. İşçiyi, öğrenciyi, genci, emekliyi, ev kadınını, yuva kuramayan kızlarımızı, oğullarımızı, sanayiciyi, çiftçiyi, üreten herkesi ilgilendirmektedir. İşsizliği ilgilendirmektedir. Okula aç giden ve açlık içerisinde karnını doyuramayan o mini minnacık kızlarımızı, oğullarımızı, ilkokula giden çocuklarımızı ilgilendirmektedir. Hayatını kaybeden emekçilerimizi ilgilendirmektedir."

İmamoğlu, "Ve yine son günlerin, önümüzdeki süreçte hayatımızı çok etkileyecek, bedeli ağır olacak, iktidar eliyle gerçekleşen “asrın soygunu”, “fon vurgunu” da buna dahil değildir" dedi.

Fon vurgunu: Kafalarını kuma sokmuşlar

İmamoğlu 500 bini aşkın yurttaşın birikimi üzerinden yapılan fon vurgununa dair konuşarak "Kafasını kuma sokmuş yüzlerce insan. Zannediyor ki kimse onu görmüyor. Ankara'da böyle bir fotoğraf veriliyor. Vatandaşın birikimi buharlaşmış, emeklinin birikimi gitmiş. Bu işin içinde olan herkes iktidarın fertleri, eşi, dostu, akkarabası" dedi.

İmamoğlu, "Fon vurguncuları hakkında daha önce gerekli yerlere de uyarı yapılmış bu arada. Hatta bu uyarıyı yapan insanları, birkaç insanı alıp hemen gözaltına atmışlar. Aynı gün, aynı gün! Hatta utanmadan, gözaltına aldıktan sonra bir kısım bu işin, bu vurgunun önde giden insanları "İyi ki tutuklatmadım" diye de laf etmişler. Yani tutuklatma yetkisini bile kendinde gören insanlar bunlar" dedi.

"Üst düzey bürokrasi ve saray siyasetinin parmakları bu fonların içinde"

İmamoğlu şöyle devam etti: Çünkü niye? Bu işin içinde olan herkes bu iktidarın fertlerinin insanları. Eşi, dostu, akrabası... Akrabası, damadı, gelini; hepsi bu işin içinde! Bu işin içinde, çünkü üst düzey bürokrasi ve saray siyasetinin parmakları bu fonların içinde. Bunu bilelim ya! Bu kadar ayan beyan. Düzenlenecek olanlar da onlar, denetleyecek olanlar da onlar ya! Böyle bir durumdayız ya. Devlet Denetleme Kurulu—yeni Cumhurbaşkanlığı sistemindeki en önemli Devlet Denetleme Kurulu'nun başkanı—aynı zamanda Borsa İstanbul yönetim kurulu üyesi! Haydi bakalım! Buna ne deriz, bunu nasıl anlatırız?"

"Bu ülkede adalet terazisinin bir kefesinde iktidar vardır unutmayın, orası dokunulmazdır" diyen İmamoğlu, "Orada hesap yapmak yoktur, orada denetim yoktur. Öbür kefesinde ise üzerine itiraz edenler vardır. Orada yargılanmak, susturulmak, gözaltına alınmak, taciz, işkence her şey vardır. İşte bütün bunların bedeli çok ağır. Bütün bunların bedeli emeklilerin aç kaldığı bir Türkiye'dir. Bütün bunların bedeli asgari ücretlilerin açlık içinde olduğu bir Türkiye'dir. Yarın tüm yandaş medya emekliyi öldüren yoksulluğu kader diye sunar biliyor musunuz? Tıpkı fon soygununun faillerinin zamanında yatırımcı diye sunulduğu gibi. Hatta şu anda bile en yetkili ağızdan miniminnacık bölümünde bir sorun var diyerek geçiştirme çabasında olduğu gibi" ifadelerini kullandı.

AKP Genel Başkan Yardımcısı Kaya'ya gönderme: "35 yılda yapamadığımı karı-koca 4 ayda yapmışlar"

İmamoğlu, fon vurgununda haksız kazanç elde ettiği iddia edilen eski bakan, AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya'ya gönderme yaparak, "Benim babam burada, biz 35 yıldır ticaret yapıyoruz. 35 yıldır ticaret yapıyoruz. Benden önce bir 30 yılı daha var. Ben, 35 yılda biriktiremediğimi, 3 bin 300 tane daire, villa, iş yeri yapan bir insan olarak, bir tacir olarak biriktiremediğimi vatandaş karı-koca 4 ayda almış ya! 4 ayda almış ya! Rezalete bakar mısınız, binlerce insan çalışsın... Ve biz aile boyu, aile boyu hesapları blokaj altında, hesapları blokaj altında, hayatı blokaj altında, tecrit altındayız" dedi.

Hayatını kaybeden emekli Ali Şekeroğlu'nu hatırlattı: Gerçek dava salonun dışında

“Bu ülkenin gerçek davası bu salonun dışında. Ali Şekeroğlu, rahmetli, bu ülkede artık emeklik maaşıyla geçinemediği için Anayasa Mahkemesi önünde canına kıyarken, birilerinin fon soygununun faillerini koruduğu bir Türkiye'deyiz. Ey halkım bunu duyun! Allah rahmet eylesin, öldü gitti; yoksulluğunu, açlığını bile yaşayamadı. Ama aynı anda bu ülkede birilerinin fon soygununun failleri korunuyor! Bir kişiye bakmamızı istiyorlar. Yüzlerce kişi var orada. Aldanmayın! Aldanırsanız yokuz, aldanmazsanız varız ey halkım!”

MİT Başkanı İbrahim Kalın'a sorular: MİT'in elinde bir rapor veya tespit var mıdır?

İmamoğlu, casusluk suçlamasına ilişkin ise bir kez daha MİT Başkanı İbrahim Kalın'a seslendi: "Sayın başkan, sayın heyet; dosyadaki duruşma tutanakları ve müzakkerelerin gösterdiği üzere bir hatırlatmayı çok önemsiyorum. Mahkemeleri, son derece keyfi biçimde casuslukla suçlanan ve daha da keyfi biçimde tutuklanan bizler üzerinden hiçbir gerekçe olmadan tutukluluğu sürdürülen ve bu zalimliği yaşatılan insanlar haline dönüştürdünüz.

Casusluk faaliyeti var mı, yok mu? Bunu doğrudan Milli İstihbarat Teşkilatı’na bu mahkeme sordu. Bir değil, 2 kez sordu. Mayıstan bu yana 4 aydır MİT'in çok basit 2 soruya yanıt vermesini bekliyoruz. 

1)Benim ve diğer yargılanan arkadaşlarımın casusluk faaliyetinde bulunduğumuza ilişkin MİT'in elinde bir rapor veya tespit var mıdır?

2) Sayın Hüseyin Gün'e ait olduğu söylenen veriler ve ibb.gov.tr'ye ait olduğu söylenen veriler, TCK'nın 328'e 1 maddesi kapsamında, devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibariyle gizli kalması gereken bilgilerden midir?

"Hüseyin Gün'le fotoğraf çektiren İbrahim Kalın MİT başkanı olurken ben nasıl casus ilan ediliyorum"

Sayın Hüseyin Gün'le fotoğraf çektiren İbrahim Kalın bizi yabancı casuslardan korumakla görevli Milli İstihbarat Teşkilatının başına getirilirken, ben Hüseyin Bey'le fotoğraf çektirdiğim için nasıl casus ilan ediliyorum diye sordum. MİT'in başkanına bunu sordum. Tarafından kendisine verilen yetkilendirme yazısını gündeme getirdim ve bunun anlamını sordum. 4 soru soruldu, 0 yanıt. Milli İstihbarat Teşkilatı, 4 aydır bu sorulara cevap vermiyor ya. Milli İstihbarat Teşkilatının bunlara bu cevapları vermesi bir gün bile değil. Kutsal, hepimizin kıymetli teşkilatı Milli İstihbarat Teşkilatının bunlara cevabı bir gün bile değil. 0 yanıt"

İmamoğlu savunmasının sonunda “Defalarca dile getirilen bu soygunu Sermaye Piyasası Kurulu, İMKB, Maliye Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, yargı ve iktidar izlemekle yetinmiştir. Sadece izlemedikleri, bu soyguna ortak oldukları, soygundan pay alan resmi görevlilerin, yakınlarının, çocuklarının, akrabalarının tek tek ortaya çıkmasından bellidir" diyerek tam 61 dakika süren savunmasını sonlandırdı.

İmamoğlu İBB davasına geçti

İmamoğlu savunmasını tamamlamasının ardından “casusluk” davasının görüldüğü duruşma salonundan ayrılarak yeni yapılan salonda görülen İBB davasına katılmak üzere diğer duruşma salonuna geçti.

İmamoğlu'nun savunmasının ardından davaya Tanık Zeynep Şen SEGBİS'le bağlandı. Sanıklardan şahsen Hüseyin Gün'ü tanıdığını belirtti. Şen, Hüseyin Gün’ün “manevi annem” dediği Seher Deniz Alaçam’ın sekreteri olduğunu, avukatların sorusu üzerine halen Alaçam’ın oğlu Ümit Deniz Alaçam’ın yanında çalıştığını söyledi. Şen, Gün'ün "gizli toplantılar" yaptığını söyleyerek, "Ben İngilizce bilmiyordum yanımda  yabancı konuklarla İngilizce konuşuyorlardı. Her şeyi gizlilik içindeydi." dedi.

"Yanardağ'a euro verdim" 

Hüseyin Gün’ün eski şoförü Berkay Yağlıcı ise Gün’ün “Biz de destek olalım” dediğini, hesabından farklı tarihlerde 5 bin ve 10 bin Euro çekerek bu paraları TELE1 binasının turnike girişinde Merdan Yanardağ’a teslim ettiğini öne sürdü.

Yanardağ iddiayı reddetti

Yanardağ, tanığın iddiasını reddederek, “Daha önce de ifade ettim, hiçbir şekilde almadım. Turnikede bizim görevlilerimiz de var, böyle bir durum olmadı. Seher Alaçam bizim sponsorlarımızdandı ancak bir şoförün böyle bir para verdiğini söylemesi, bizim böyle bir ilişkinin içinde olmamız mümkün değil. Kameralarımız da mevcut” dedi.

Alaçam'ın önündeki kağıt kaldırıldı

Ardından "muhbir Tanık" Ümit Deniz Alaçam konuştu. Ümit Deniz Alaçam'ın şikayetiyle başlayan davada Hüseyin Gün ile husumetli olduğu belirtilmişti.  Alaçam, Gün’ü annesini kandırmakla ve casusluk ile suçladı.

SEGBİS ile bağlanan Alaçam’ın önündeki kağıttan bakarak konuşmasına, avukatların itirazı üzerine kağıt kaldırıldı. 

 Savcıdan tutukluluğun devamı talebi

Duruşma savcısı MİT Başkanlığına yazılan müzekkerenin akıbetinin sorulmasını ve İmamoğlu, Yanardağ, Özkan ve Gün'ün tutuklulukl halinin devamını istedi.

Necati Özkan: 'Verilerde devlet sırrı, bilgi, belge yoktur' diyor bilirkişi raporu 

Duruşmaya verilen bir saatlik aranın ardından, tanık beyanlarına karşı söz almak üzere Necati Özkan kürsüye çıktı. Dosyaya giren bilirkişi raporlarının, iddianamede yer alan suçlamaları boşa çıkardığını söyleyen  Özkan, “Mahkemeler açık ve net suçsuzluğun olduğu dosyada karar vermeyi erteleyemezler. Herhangi bir kurumdan belge gelmedi diye sarih olan bir dosyada erteleme yapamazlar. Bu dava sürreal. Tamamen hukuk dışı bir dava. İddianame 17 e-posta ve şifrelerine dayandırılıyor. Bu iddialarla ben, CHP ve İmamoğlu seçimleri manipüle ediyormuşuz. Bu da casusluk! Koskoca devleti ve yargıyı işgal eden absürt davanın yegâne dayanağı, 17 İBB çalışanına ait olduğu iddia edilen e-posta ve şifrelerinin elde edilip seçimlerin manipüle edildiği. İBB’de çalışan bu 17 kişinin başka sitelere üye olmasından ve o sitelerin hacklenmesinden kaynaklanmıştır bu veri sızıntısı. "Bu verilerde devlet sırrı, bilgi, belge yoktur" diyor bilirkişi raporu" şeklinde konuştu.

Merdan Yanardağ:  Hangi devlet adına casusluk yapılmış? Yok

Ardından gazeteci Merdan Yanardağ,  "Tele1 nasıl kullanılmış? Bu gizli belgeler orada ifşa mı edilmiş? Açıklanmış mı? Ne yapılmış? Bir gizli istihbarat, bir yabancı istihbarat örgütü lehine yayın mı yapılmış? Gizli bilgi var mı? Yok. Gizli belge var mı? Yok. Hangi devlet adına casusluk yapılmış? Yok. Yabancı bir istihbarat örgütü var mı? Yok. Bu dava çok açık bir biçimde siyasal..." dedi.

Davanın amaçlarına değienen Yanardağ, "Birisi 2019 ve 2024 seçimlerini lekelemek ve Ekrem Bey'in etrafındaki algıyı yükseltmek. Diğeri Tele1'e el koymak beni ve arkadaşlarımı susturmaktı. Böyle bir casusluk kumpası, beşinci sınıf kumpas kurulmasının nedeni o. Herhangi bir maddi kanıt koyamadılar. Peki ne koydular? Tele1'de bir canlı yayın. Kemal Kılıçdaroğlu'nun konuk olduğu canlı yayın. Biz Ekrem İmamoğlu lehine algı oluşturmuşuz. Algı oluşturmak casuslukmuş. Niye? Ekrem İmamoğlu'nun kazanmasını sağlamışız. Öncelikle suç mu? Bu ülke, İstanbul Binali Yıldırım'ı seçmeye mecbur mu? Halkın iradesine böyle bir ipotek konulabilir mi? Kaldı ki doğru da değil. Seçmişler o yayını. İmamoğlu'nu çok ağır eleştirdiğim yayınlar var aynı ay içinde" şeklinde konuştu.

"Kılıçdaroğlu doğru söylemiyor"

Yanardağ 'mutlak butlan' kararıyla CHP genel başkanlığına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu'na dair ise şöyle konuştu: “Bir televizyon yayınında bir gazeteci arkadaşımız, beni ziyaret edip etmeyeceğini, başvurup başvurmadığını sordu. ‘Hayır, böyle bir başvurumuz yok’ dedi. Doğru söylemiyor. 25 Haziran 2026 Türkiye Gazetesi’nde özel haber. Haberde imza da var. Diyor ki ‘Genel merkezden alınan bilgide Kılıçdaroğlu’nun Selahattin Demirtaş’la görüştükten sonra Osman Kavala, Merdan Yanardağ, Can Atalay ve Tayfun Kahraman’ı da ziyaret edeceği belirtildi’. Haber burada. Adresler burada. Burada da arkadaşlar sorduğu zaman mutlak butlan kararından sonra ‘Hayır, görüşmeyeceğim’ dedim. ‘Görüşmeyeceğim’ deyince ‘Nasrettin Hoca-eşek’ hikayesine benziyor. ‘Ben zaten gitmeyecektim’ demiş. Doğru söylemiyor."

'Yetmez ama evetçi' diye eleştirmiştim Sezen Aksu davayı geri çekmiş

Yanardağ, "Bu davaların tabii bazı faydaları da var. Sezen Aksu benimle ilgili davayı geri çekmiş. İçinde bulunduğum durumu gerekçe göstermiş. Sezen Aksu’yu ‘yetmez ama evetçi’ olduğu için eleştirmiştim. Herhalde utandı Sezen Aksu" dedi.

Kayyım hakkında suç duyurusu

Merdan Yanardağ savunması esnasında TELE1’e atanan kayyım hakkında “görevlerini yapmadıkları” gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Ayrıca sahiplendikleri Güneş isimli köpeğe kayyımın bakmadığını ve Güneş’in barınağa gönderildiğini anlattı: "144 kişinin çalıştığı, RTÜK lisansı bulunan, Basın Kanunu’na göre çalışan TELE1’e el konuldu. Kapattılar, uydu yayınını kestiler. Atadığınız kayyım bir medya kuruluşunu yok etti. Suç işliyorsunuz. Kayyımın görevi o kurumu ayakta tutmak. Bir haber kanalını belgesel kanalı yaptılar"

Hüseyin Gün: Casusluğun c'si yok

Ardından Hüseyin Gün casusluk iddialarını reddetti. Gün şunları söyledi:  “Casusluğun ‘c’ harfi yok. Hatta yargılamanın bu aşamasına kadar toplanan tüm delillerine baktığınızda casus yok. Ben casus değilim ve kimseye de bu iğrenç lekeyi atmadım, atmayacağım. Çünkü Atatürk’ümüzün söylediği gibi iftira atan insan kendi insanlığından vazgeçer. İftiraya uğrayan benim. İftira atanları da gördünüz. Ben gözaltına alınınca tüm dijital materyallerimi ve şifreleri kendi rızamla emniyet güçlerine verdim. Şimdi benden yıllar içinde çalınan günlüklerim benim teslim ettiğim ne dijital materyallerde ne fotoğraflarımda ne telefon rehberimde ne günlüklerimde ne de herhangi bir yazışmalarımda yargılamaya dayanak teşkil eden iddianamede hiçbir suç unsuru görülmemiştir. Hiçbir delil yok. Ben devletçi, Jön Türk felsefesini kendisine şiar etmiş bir iş insanıyım.”

Dava 23 Aralık'a ertelendi

Avukatlar savcılığın mütalaasına karşı savunma yaptı. Mahkeme başkanı aranın ardından sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vererek davayı 23 Aralık 2026 tarihine erteledi.

Karara ilişkin Merdan Yanardağ, "Bu bir yargılama değil, bir iktidar yargısı"dedi.


Celse arası mahkeme heyeti değişti

162 sayfadan oluşan iddianamede 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası talep edilirken, iddianamenin çoğunluğunu ise Hüseyin Gün’ün ‘etkin pişmanlık’ ifadeleri ve dijital materyaller oluşturuyor.

Soruşturma 112’ye yapılan ‘ihbarla’ açılmıştı. Davanın ilk duruşması üç gün sürmüş 13 Mayıs’ta verilen ara kararla mahkeme sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verirken, dosyadaki dijital delillerin incelenmesi için Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), İBB’ye ait kullanılan IP adreslerinin ve ilgili sunucu sağlayıcıları ve Emniyet ve Millî İstihbarat Teşkilatından (MİT) ek rapor istemişti.

Davanın ikinci celsesi öncesi davanın görüldüğü İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesinin Başkanı Necati Sezer Çümen’in görev yeri değişerek Gaziosmanpaşa oldu. İddianamede imzası bulunan savcı Yasin Erkal Başsavcıvekilliğine, aynı iddianamede imzası bulunan Savcı Kayhan Çetin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcıvekilliğine atandı

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
29.09.2026 18:25

245 milyon yıllık fosilde bir ilk: En eski ve eksiksiz sürüngen sindirim sistemi bulundu

Çin'de keşfedilen ve 245 milyon yıl öncesine ait olan Austronaga minuta fosili, bilinen en eski ve eksiksiz sürüngen sindirim sistemini gün yüzüne çıkardı. Fosil, deniz sürüngenlerinin evrimine ilişkin önemli ipuçları sundu.

245 milyon yıllık fosilde bir ilk: En eski ve eksiksiz sürüngen sindirim sistemi bulundu

Austronaga minuta fosili normal ışık ve sarı filtreli UV ışığı altında görüntülendi.

29.09.2026 09:45

WSJ iddiası: ABD Büyükelçisi 'Yunan hükümetini de düşürebiliriz' dedi

Wall Street Journal, ABD’nin Atina Büyükelçisi Kimberly Guilfoyle’nin mart ayında Yunanistan’da katıldığı bir yemekte, “İstediğimiz her ülkede bunu yapabiliriz, burada da yapabiliriz” dediğini öne sürdü.

WSJ iddiası: ABD Büyükelçisi "Yunan hükümetini de düşürebiliriz" dedi

Fotoğraf: Gage Skidmore from Peoria, AZ, United States of America/Wikimedia Commons CC BY-SA 2.0

29.09.2026 12:27

İdil’de öğrenci servisinin kaldırılması Meclis gündeminde | DEM Partili Aslan: Yıllardır engel olmayan mesafe şimdi neden gerekçe yapıldı?

DEM Parti Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, İdil’e bağlı Özen köyü Küme Evler Mahallesi’nde yaklaşık 10 yıldır sürdürülen taşıma eğitim hizmetinin neden sona erdirildiğini Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e sordu.

İdil’de öğrenci servisinin kaldırılması Meclis gündeminde | DEM Partili Aslan: Yıllardır engel olmayan mesafe şimdi neden gerekçe yapıldı?

Fotoğraf: DHA

29.09.2026 16:47

Eğitim İş üyeleri Osmaniye'deki öğretmen cinayetini protesto etti

Osmaniye’de lise öğretmeni Mehmet Bilgili’nin katledilmesini Valilik önünde protesto eden Eğitim-İş Genel Sekreteri Seher Ergin, eğitim kurumlarında can güvenliğini sağlayamayan yetkililere tepki gösterdi.

Eğitim İş üyeleri Osmaniye'deki öğretmen cinayetini protesto etti
29.09.2026 17:03 / Güncelleme: 19:42

Fon vurgununa tepki gösteren Deniz Yavuzyılmaz’ın eşine 'yağma' soruşturması

Borsadaki fon vurgununda Fatma Betül Sayan Kaya için çağrı yapan Deniz Yavuzyılmaz’ın eşi Serpil Yavuzyılmaz hakkında, eski danışmanın şikayetiyle 'yağma' ve 'dolandırıcılık' soruşturması başlatıldı.

Fon vurgununa tepki gösteren Deniz Yavuzyılmaz’ın eşine 'yağma' soruşturması

Deniz Yavuzyılmaz / Fotoğraf: ANKA

29.09.2026 20:48

PFDK kararları açıklandı: Amedspor'a 2.5 milyon TL ceza

TFF, PFDK kararlarını açıkladı. Amedspor'a, Beşiktaş maçında yaşananlar nedeniyle 2.5 milyon TL'yi aşan para cezası verildi. Kırmızı kart gören Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk bir maçla cezalandırıldı.

PFDK kararları açıklandı: Amedspor'a 2.5 milyon TL ceza

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!