Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan fon soruşturması açıklaması: Sorumluluğu olanlardan hesap sorulacak
Cumhurbaşkanı Erdoğan fon soruşturmasıyla ilgili ne finansal sistemde ne de Türkiye ekonomisine yönelik bir risk söz konusu olmadığını öne sürerek; “Sorumluluğu olan kim varsa, bunlardan hukuk önünde hesap sorulacaktır” dedi
Fotoğraf: AA
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, kamuoyunda "fon krizi" olarak anılan ve 455 bin yatırımcıyı ilgilendiren soruşturmaya ilişkin, "Sermaye piyasalarının sınırlı bir alanında, belli sayıda fonda ortaya çıkan bir sorundan söz ediyoruz. Yani ne finansal sistemimize ne Türkiye ekonomisine yönelik bir risk söz konusu değil" dedi. Soruşturmanın sürdüğünü belirten Erdoğan, "Sorumluluğu olan kim varsa, bunlardan hukuk önünde hesap sorulacaktır” dedi.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler BM 81. Genel Kurulu'na katılmak üzere gerçekleştirdiği New York ziyaretinin sonunda Türkevi'nde açıklamalarda bulundu ve gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Erdoğan, 130'dan fazla ülkenin devlet ve hükümet başkanı düzeyinde temsil edildiği Genel Kurul etkinliklerinin bu yıl "Güveni Yeniden İnşa Etmek, Dönüşümü Yönetmek" temasıyla gerçekleştirildiğini söyledi.
BM Genel Kurulu'na hitap ettiğini hatırlatan Erdoğan, konuşmasında Türkiye'nin çok taraflılığa desteğini vurguladığını, bölgedeki gelişmelerle ilgili görüşlerini paylaştığını ve daha kapsayıcı, daha adil ve etkili bir küresel sisteme duyulan ihtiyacın altını çizdiğini söyledi. Erdoğan, Gazze'deki gelişmeleri de Birleşmiş Milletler kürsüsünden gündeme taşıdığını belirterek, "Gazzeli kardeşlerimize yönelik zulmü bir kez daha insanlığın gündemine taşıdık" dedi.
"Bizim meselemiz Afrika'nın, Asya'nın, Latin Amerika'nın hakkaniyetli temsili"
Erdoğan, Birleşmiş Milletler'in reforma ihtiyacı olduğu yönündeki görüşünün hatırlatılması ve nasıl bir Birleşmiş Milletler tasavvur ettiği sorusuna, “Mevcut yapı adil değil. Her şeyden önce bugün 190’dan fazla ülkenin iradesinin 5 ülkenin veto yetkisiyle sınırlandırıldığı bir Birleşmiş Milletler’den söz ediyoruz. Bu adaletsiz yapının, küresel istikrar ve huzuru koruyabilmesi, ortaya koyduğu temel ilkelere bağlı kalabilmesi, insanlığa vaadini yerine getirebilmesi mümkün değildir. Mesele yalnızca Türkiye'nin Birleşmiş Milletler'de daha fazla söz sahibi olması değil. Mesele Afrika’nın, Asya’nın, Latin Amerika’nın, İslam dünyasının, Avrupa’nın ve diğer bütün bölgelerin kendi tecrübeleriyle, kendi iradeleriyle bu küresel sistemde hakkaniyetli biçimde temsil edilme meselesidir. Bunun için diyoruz ki; veto mekanizması kaldırısın; sadece 5 üyeyi koruyan Birleşmiş Milletler modelinden, bütün üyeleri kuşatan bir mekanizmaya geçiş yapalım. Genel Kurul’u güçlü, kuvvetli ve etkin kılalım. Kurulacak yeni yapıda, seçilmiş üyelerin belirli sürelerle görev yaptığı, yeniden görev almak isteyenlerin uluslararası toplumun güvenini yeniden kazanmak zorunda olduğu, daha adil bir sistem olmalıdır” dedi.
Erdoğan, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın iki yıl üst üste Birleşmiş Milletler'de bulunamamasını da uluslararası sistemdeki adaletsizliğin göstergelerinden biri olarak değerlendirdi. "Bizim meselemiz hiçbir ülkeye karşı olmak değildir. Bizim meselemiz adaletsizliğe karşı olmaktır" diyen Erdoğan, "Kendi adımıza mutluyuz ki o günlerden bu günlere hep tarihin doğru tarafında durduk, milletimizi utandıracak bir tek adım bile atmadık. Bugün dünya, bizim ilk gün söylediğimiz yere gelme eğilimindedir" ifadelerini kullandı.
"Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer serbestisinin korunması şarttır"
Erdoğan, Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiğinin azalmasına ilişkin soruya, gelişmelerin meselenin artık yalnızca İran ile ABD arasındaki bir sorun olmadığını gösterdiğini belirterek yanıt verdi. "Hürmüz Boğazı’nın gemi trafiğine kapatılmasına karşıyız. Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisinin korunması şarttır" diyen Erdoğan, bölgedeki her gerilimin Avrupa'yı, Asya'yı, enerji piyasalarını, taşımacılığı ve milyonlarca insanın günlük hayatını etkilediğini söyledi.
Mekke Savunma Anlaşması
Erdoğan, Mekke Savunma Anlaşması'nın geleceğine ilişkin soruyu şöyle yanıtladı: "Mekke Savunma Anlaşması doğru yolda atılmış güçlü bir adımdır. Bu kadar zorlu bir coğrafyada böylesine önemli bir girişim yapıyorsanız bazı sınamalarla karşılaşmanız sürpriz değildir. Yeni bir şey söylerseniz, yeni bir irade ortaya koyarsanız, elbette bundan rahatsız olanlar çıkacaktır. Biz, dün kurulmuş bir devlet değiliz; tahriklere gelmeyecek, tuzağa düşmeyecek kadar tecrübeli bir devletiz.
Kurumsallaşma çalışmalarının tamamlanmasıyla yolumuzda daha güçlü ilerleyeceğimizden şüphem yok. Bölgenin sorunlarına bölge kaynaklı çözümler üretecek bir zeminin temelleri atılmıştır. Dışarıdan gelip bölgemize güvenlik reçetesi yazanların çoğu zaman geride daha fazla istikrarsızlık bıraktığını hep birlikte gördük. Diktiğimiz bu fidan, kısa sürede boy verecek ve bir çınara dönüşecektir. Biz ülkemize ve milletimize güveniyoruz, kardeşlerimize güveniyoruz.”
"İsrail, saldırganlığını sürdürmekte"
Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ve Körfez ülkeleriyle gerçekleştirilen toplantının Gazze konusunda yeni bir sonuç doğurup doğurmayacağı sorusuna, “Gazze'de kalıcı barışın sağlanması için ateşkesin kalıcı hale getirilmesi gerekir. Gazze’de akan kanı durdurmadan, ateşkesi kalıcı hale getirmeden ve Filistinlilerin kendi topraklarında onurlu bir geleceğe sahip olmasını sağlamadan Orta Doğu’ya kalıcı barış gelmeyecektir. "Barış Planı" çerçevesinde oluşan iradenin önemli olduğunu belirten Erdoğan, "Gazze’de kalıcı barış, huzur ve istikrar için Hamas dahil neredeyse herkes, olumlu adımlar atmış ve çözüm isteklerini ortaya koymuştur. Fakat İsrail, saldırganlığını sürdürmekte, barışı baltalamaktadır" ifadelerini kullandı. Erdoğan, İsrail'e yönelik uluslararası baskı çağrısında bulunarak, "İsrail’e, başta Amerika olmak üzere uluslararası toplum, bu plana uymak zorunda olduğunu öğretmelidir" dedi.
"F-35 VE Eurofıghter konusunda somut adımlara dönüşmesini bekliyoruz"
Erdoğan, Türkiye'nin F-35 programına dönüşü konusunda şunları söyledi. “ABD Başkanı Trump daha önce olumlu irade ortaya koydu. Bu iradenin somut adımlara dönüşmesini bekliyoruz. Bu konuda temaslarımızı sürdürüyoruz. Netice alacağımıza inanıyorum. Sayın Trump ile ikili ilişkimiz Türkiye-Amerika Birleşik Devletleri ilişkilerine de ivme kazandırdı. İki ülke arasındaki iş birliği, bir önceki yönetim dönemine nazaran bir hayli mesafe almış durumda. İnanıyorum ki, burada da durmayacak ve daha ileri hedeflere ulaşacağız. Tabii bizim için önemli olan yerli savunma sanayimiz. Bu bizim için çok çok önemli. KAAN başta olmak üzere kendi savaş uçağımızı, hava savunma sistemlerimizi ve savunma sanayi kabiliyetlerimizi üretmek istiyoruz. Bu arada işte İngiltere Başbakanı ile de görüşmemizi yaptık. Onlarla da Eurofighter konusundaki adımlarımız, çalışmamız devam ediyor. Türkiye'nin güvenliği, savunma ihtiyaçları ve stratejik hedefleri var. Hedeflerimiz için çalışacak, geri adım inşallah atmayacağız."
"Süreç ilerliyor"
Erdoğan, süreçle ilgili gelinen aşamaya ilişkin soruya, “Bu günübirlik bir mesele değil. Süreç ilgili birimlerimizin kontrolünde adım adım ilerliyor. Meclisimiz de yasada tanımlanmış çerçevede sürece katkı verecek ve Türkiye, inşallah, birlik ve beraberlik içinde terör defterini kapatacaktır. Buna takoz koymaya çalışanlar kuşkusuz vardır. Terör endüstrisinin paydaşları bu defterlerin kapanmasını tabii ki istemiyor. Ama biz bunlara bekledikleri fırsatı vermeyeceğiz. Cumhur İttifakı olarak, devlet olarak bu konuda kararlıyız. Hasılı kelam, bize yansıyan bir sorun yok. Süreç ilerliyor ve inşallah neticeye de uzak olmayan bir zamanda ulaşacağız" ifadelerini kullandı.
Irak'la ilişkiler
Erdoğan, Irak ile ilişkiler ve Kalkınma Yolu Projesi'ne ilişkin soruya, “Irak Başbakanı Ali Zeydi ilk ziyaretini Ankara'ya yaptı. Yeni döneme iyi başladık diyebilirim. İki ülke ilişkilerini geliştireceğimize ve birlikte kazanacağımıza inanıyorum" dedi.
"Türkiye Yunanistan'ın düşmanı değildir"
Erdoğan, Yunanistan'daki seçimler öncesinde Türkiye'nin gündeme getirilmesine ve F-35 tartışmalarına ilişkin soruya, “Yunanistan'ın iç siyasetiyle ilgilenmiyoruz. Yunanistan'ın ya da başka komşularımızın iç siyasetiyle bizim zaten ilgilenmek gibi bir derdimiz yok. Yunanistan'da seçim olur, hükümet değişir, muhalefet değişir; bunlar bizim meselemiz değil" diyen Erdoğan, Türkiye'nin kendi hakları ve güvenliğine odaklandığını belirtti. Türkiye-Yunanistan ilişkilerine ilişkin Erdoğan, "Türkiye Yunanistan'ın düşmanı değildir, komşusudur, NATO şemsiyesi altında müttefikidir" diye cevap verdi.
Fon soruşturması değerlendirmesi
Erdoğan, son dönemde kamuoyunda "fon krizi" olarak adlandırılan ve 455 bin yatırımcıyı ilgilendirdiği belirtilen soruşturmayla ilgili soruya da şöyle yanıt verdi:
"Sermaye piyasalarının sınırlı bir alanında, belli sayıda fonda ortaya çıkan bir sorundan söz ediyoruz. Yani ne finansal sistemimize ne Türkiye ekonomisine yönelik bir risk söz konusu değil. Bunu, piyasanın tamamına dair bir problem olarak resmetmek, Türk Borsasına yapılmış bir haksızlık olur. Sermaye piyasası ilkeleri ve hukuk çerçevesinde gerekli her türlü adım atılıyor ve atılacak. İlgili kurumlarımız meselenin üzerine kararlılıkla gidiyor. Yargımız aynı şekilde kapsamlı bir soruşturma başlattı; bazı gözaltılar ve tutuklamalar oldu.
Şunun bilinmesini isterim: Sorumluluğu olan kim varsa, bunlardan hukuk önünde hesap sorulacaktır. Bu konuda en küçük bir tereddüt olmamalıdır. Ne uğruna olursa olsun kimsenin selden kütük kapma yarışına girmeye, insanımızı tedirgin etmeye hakkı yoktur. Tabii, sürecin, sermaye piyasalarının yapısı gereği hem şeffaf hem de son derece hassas yürütülmesi önemlidir. Bizim de talimatımız bu yöndedir. Ayrıca benzer bir problemin tekrar yaşanmaması için hukuki ve idari düzenlemeler dahil, hangi tedbirlere ihtiyaç duyuluyorsa, bunların da hayata geçirilmesini sağlayacağız."
(ANKA)Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et