DeFacto'da 4 işçi için mücadele: 'İşimizi geri istiyoruz, büyümenin bedelini işçiler ödemeyecek'
Bilişim Emekçileri Sendikası, DeFacto Teknoloji’de işten çıkarılan üç bilişim işçisi ile ilgili yaptığı açıklamada işten atılan işçilerin geri alınmasını talep ederek; "İşimizi geri istiyoruz, büyümenin bedelini işçiler ödemeyecek" dedi.
Fotoğraf: Barış
Salık/Evrensel
Barış Salık
[email protected]
DeFacto Teknoloji’de üç bilişim işçisinin işten çıkarılması, bir işçinin ise prim gününü doldurması nedeniyle işten ayrılması üzerine Bilişim Emekçileri Sendikası DeFacto Genel Merkezi önünde basın açıklaması yaptı. İşe iade talebiyle yapılan açıklamada, işten çıkarmalara gerekçe gösterilen envanter eksikliklerinin çalışanların görev ve yetki alanıyla ilişkilendirilemeyeceği belirtilirken, kadrolu işçilerin yerine taşeron çalışmanın yaygınlaştırıldığına dikkat çekildi. Eyleme Sosyal-İş, Dev Yapı-İş, TümİSG-SEN, Özel Basın-İş ve Güvenlik-Sen ile siyasi parti temsilcileri destek verdi.
Bilişim Emekçileri Sendikası, DeFacto Teknoloji’de işten çıkarılan üç bilişim işçisi ile prim gününü doldurması nedeniyle işten ayrılan bir işçinin durumuna ilişkin DeFacto Genel Merkezi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. “Arkadaşlarımız haksız yere çıkarıldıkları işlerine geri dönecek” çağrısıyla yapılan açıklamayı işten çıkarılan işçi Murat A. okudu.
“Dört bilişim işçisi derhal işlerine iade edilmeli”
Haksız yere işten çıkarılan işçi, yaklaşık iki ay önce dört bilişim işçisinin ağır ithamlarla karşı karşıya bırakılarak işten çıkarıldığını, boşalan kadroların ise taşeron işçilerle doldurulduğunu belirtti. “Patronların ve yöneticilerin kendi hatalarının, yanlışlarının ve beceriksizliklerinin bedelini emekçilere ödetmeye çalışmasına yabancı değiliz” diyen işçi, DeFacto yönetiminin yıllarca şirkette çalışan işçileri işten çıkararak meseleyi kapatabileceğini düşünmesi halinde yanıldığını söyledi.
İşten çıkarılan üç işçiye şirket envanterinde kayıp olduğu belirtilen bazı cihazlar üzerinden ihmal isnat edildiğini aktaran işçi, söz konusu eksiklikleri ortaya çıkaran, sayımını yapan ve yönetime bildirenlerin de yine işçiler olduğunu vurguladı. Eksikliklerin tespit edilmesinin ardından kamera kayıtlarının ve depo girişlerinin incelenmesinin istendiğini, ancak birkaç hafta sonra çalışanların işten çıkarıldığını belirtti.
Deponun fiziki güvenliği, kamera sisteminin kurulması ve işletilmesi ile giriş-çıkış yetkilerinin belirlenmesinin işten çıkarılan işçilerin görevleri arasında olmadığını ifade eden işçi, depoya farklı çalışanların, stajyerlerin ve taşeron personelin de erişebildiğini söyledi. Daha önce yönetime bildirilen güvenlik açıklarının sonuçlarının belirli işçilerin üzerine bırakıldığını kaydetti.
İşçi, aynı ekip içerisinde görev alan taşeron işçiler hakkında fesih süreci işletilmezken kadrolu işçilerin iş sözleşmelerinin feshedilmesine de dikkat çekti. Aynı süreçlerde birden fazla kişinin görev aldığı bir yerde sorumluluğun topluca değil, kişi kişi ve somut biçimde ortaya konulması gerektiğini belirtti.
“Yönetimle iletişim kurmaya çalıştık, reddedildik”
BilişimSEN Genel Başkanı Kıvanç Denizci, işten çıkarılan çalışma arkadaşlarına destek olmak amacıyla toplandıklarını belirtti. Uzun süredir DeFacto yönetimiyle iletişim kanalı kurmaya çalıştıklarını aktaran Denizci, yöneticileri işçilerin yaşadığı durumu görüşmek üzere aynı masaya oturtma girişimlerinin karşılık bulmadığını söyledi.
Denizci, “Çok uzun zamandır DeFacto yönetimi ile bir iletişim ortamı kurmaya çalışıyoruz. Arkadaşlarımızın yaşadığı durumla alakalı DeFacto yöneticilerini aynı masaya oturtmaya çalışıyoruz. Bu sürekli reddediliyor, sürekli bize görüşme yöntemleri kapatılıyor” dedi.
Daha önce görüşme taleplerini iletmek üzere işyerine geldiklerini ancak yönetimin tutumunun değişmediğini aktaran Denizci, basın açıklaması nedeniyle işçilerin mesai saatlerinde değişiklik yapıldığını söyledi. Denizci, “Bugün normalde 5.30'da, 6'da işten çıkması gereken işçiler, sırf burada yapacağımız basın açıklamasının korkusundan dolayı bir saat erken işlerinden çıkartılıp evlerine yollanıyorlar” dedi.
Yönetimin iletişim kanallarını kapatmaya devam ettiğini belirten Denizci, işçilerin hakları verilene kadar mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi. Denizci, “Yönetim hala bu kanalların kapatılması konusunda elinden geleni ardına koymuyor ama bilsinler ki biz de arkadaşlarımızın hakkını almadan bu işin peşini bırakmayacağız. Arkadaşlarımızı hiçbir zaman yalnız bırakmayacağız” ifadelerini kullandı.
İşten çıkarılan işçi: “Haksız yere Kod 26 ile çıkarıldık”
Gazetemiz Evrensel’e özel değerlendirmede bulunan işten çıkarılan işçi, sürecin disiplin kuruluna taşındığını ve ardından kendilerinden savunma istendiğini anlattı. Savunmalarını verdikten yaklaşık bir hafta sonra savunmalarının işçilere özetlettirilerek yönetim tarafından hızlı biçimde değerlendirildiğini belirten işçi, haksız yere Kod 26 ile işten çıkarıldıklarını söyledi.
Disiplin kuruluna yansıyan sürecin işten çıkarılmayı gerektirecek bir boyutta olmadığını ifade eden işçi, “Bahsedilen disiplin kurulunda asla bunu gerektirecek hiçbir süreç yoktur. Asla bunu hak edecek bir şey yapmadık, haksız yere işten çıkarıldık” dedi.
Bilişim altyapı sistemleri alanında üç işçinin yanı sıra bir müdür ve bir direktörün de yönetici seviyesinde işten çıkarıldığını aktaran işçi, işten çıkarmaların ardından taşeronlaşmanın artırılacağını düşündüklerini söyledi. Kendi yerlerine taşeron firmadan işçi alınmak istendiğini belirten işçi, “Bu disiplin süreci tamamen bahane edilerek içerideki ekibi lağvedip taşeronlaştırmayı artırmak üzere ellerine böyle bir fırsat geçti. Bunu bu şekilde değerlendirip bizim hakkımızı gasp ettiler” ifadelerini kullandı.
İşçi, süreç boyunca BilişimSEN olarak uzlaşma ve görüşme yolunu denediklerini ancak yönetimin sendika, sendika temsilcileri ve avukatlarla görüşmeyi kabul etmediğini söyledi. Görüşmek için işyerine geldiklerinde içeri alınmadıklarını belirten işçi, “Bize sürekli kapı duvar oldular. Buraya gelip görüşmek istediğimizde yine içeri alınmadık. O yüzden meşru mücadelemize şu an bu şekilde devam ediyoruz” dedi.
Arabuluculuk sürecinin sonuçlanmaması üzerine konunun yargıya taşındığını belirten işçi, iş mahkemesindeki sürecin devam ettiğini aktardı. Haklarını almak için eylemler dahil tüm meşru yolları kullanacaklarını ifade eden işçi, “Amacımız zaten hukuki olarak bütün işçilerin haklarının iade edilmesi. Bunu da tüm meşru yollarla sürdürmeye devam edeceğiz” diye konuştu.
İşçi, “Kârınıza kâr katarken, tekstille başlayıp farklı sektörlere uzanan bu devasa çarkın altında emekçilerin ezilmesine müsaade etmeyeceğiz. Büyümenin bedelini işçiler ödemeyecek; yönetimlerin aldığı kararların faturası emekçilerin işsizliği olmayacak” dedi.
Bilişim işçilerinin daha ucuz, daha güvencesiz ve daha kolay gözden çıkarılabilir hale getirilmesine karşı örgütlü mücadele yürütüleceğini belirten işçi, dört işçinin işe iade edilmesi talebini yineledi.
İşten çıkarılan üç işçi yönünden işe iade talepli dava süreçlerinin yürütüldüğünü aktaran işçi, fesih gerekçelerinin somutluğu, işçilerin görev ve yetki alanları, envanter kayıplarıyla kişisel kusur arasında bağ kurulup kurulmadığı ve aynı süreçte görev alan çalışanlara farklı yaptırım uygulanmasının hukuki süreçte ele alınacağını söyledi.
İşçi, “Bilişim emekçilerini daha ucuz, daha güvencesiz ve daha kolay gözden çıkarılabilir hale getiren taşeronlaşma düzeninin karşısında örgütlü mücadelemizle duracağız” dedi.
Bilişim Emekçileri Sendikası, hukuki sürecin yanı sıra DeFacto’daki taşeronlaşma ve güvencesizleştirme politikalarına karşı mücadelenin de sürdürüleceğini belirtti.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et