20.09.2026 00:20

Özgür bireyin icadı

İnsan hiçbir zaman toplumdan, tarihten ve dilden bağımsız, saf bir özgürlüğe sahip olmadı. Kapitalizmin özgün yanı başka yerde: Yüksek düzeyde bağımlılığı güçlü bir bireysel faillik duygusuyla birlikte yaşatabilmesinde.

Özgür bireyin icadı

Tolga Yıldız


 

İnsan hiçbir zaman kendinden menkul bir varlık olmadı. Dil, din, mit, gelenek, sınıf, kurumlar ve gündelik hayatın görünmez kuralları bizi her çağda biçimlendirdi. Ne istediğimiz, neden korktuğumuz, neyi doğru, güzel, ayıp ya da mümkün saydığımız hiçbir zaman bütünüyle bize ait değildi.

Kapitalizmin ayırt edici yanı da insanı biçimlendirmesi değil. İnsan zaten toplumsal bir varlık. Asıl mesele, kapitalizmin eski anlam dünyalarını çözerken onların yerine bağımsız, kendi kararlarını veren ve kendi hayatını kuran birey fikrini yerleştirmesiydi.

Modern insan gelenekten, cemaatten ve otoriteden özgürleştiğini düşündü. Aynı dönemde hayatın giderek daha büyük bir bölümü piyasanın diline çevrildi:

Değer, performans, verimlilik, rekabet, görünürlük, tüketim, tercih…

Kapitalizmin gücü herkese aynı hayatı dayatmasında değil. Tam tersine, birbirinden çok farklı yaşam tarzlarının, kimliklerin ve kanaatlerin yan yana var olmasına izin verebiliyor. Fakat bu farklılıklar giderek aynı dolaşım düzenine bağlanıyor; görünür, ölçülebilir, karşılaştırılabilir ve tüketilebilir hale geliyor.

Modern kapitalizmin büyük başarısı sömürüyü ortadan kaldırmak olmadı. Bağımlılığı özgürlük duygusuyla birlikte yaşanabilir, hatta arzulanabilir hale getirdi.

Refahın özgürlük diye anlatılması

İkinci Dünya Savaşı sonrasında Batı’da kurulan refah düzeni bunun en güçlü vitriniydi. Dünyanın çevre coğrafyalarında savaşlar sürüyor, ucuz emek ve kaynak transferi devam ederken merkezde tüketim kapasitesi genişliyordu.

Bu düzen yalnızca refah olarak değil, özgürlük olarak anlatıldı. Tüketebilmek özgürlük, seçenek bolluğu bireysellik, tercih yapmak irade oldu.

Bugün bu tarihsel düzen çözülürken özgürlüğümüzü kaybettiğimizi sanıyoruz. Oysa belki de kaybettiğimiz şey özgürlüğün kendisinden çok, özgürlük diye yaşamaya alıştığımız belirli bir hayat biçimi.

Çünkü seçeneklerin çoğalması bağımsızlığın arttığı anlamına gelmiyor.

Modern insan sürekli seçim yapıyor. Ne giyeceğini ne yiyeceğini ne izleyeceğini, kendisini nasıl göstereceğini seçiyor. Ama bütün bu seçimler yoğun bağımlılık ilişkilerinin içinde gerçekleşiyor. Yaşamak için emek piyasasına, barınmak için krediye, haber almak için şirketlere, görünür olmak için platformlara, sosyalleşmek için teknolojik altyapılara bağımlıyız.

Seçimlerimiz arttı. Çıkış imkânlarımız aynı ölçüde artmadı.

Özgür emek, yeni bağımlılık

Marx’ın kapitalizmin kuruluşunda gördüğü çelişki tam da buydu. Kapitalist emekçi feodal bağlılıklardan kurtulmuştu. Emeğini kime satacağına hukuken kendisi karar verebiliyordu. Fakat aynı zamanda üretim araçlarından ve geçimini bağımsız biçimde sağlayabileceği maddi koşullardan da kopmuştu.

Elinde satabileceği temel şey kendi emek gücüydü.

Bu nedenle kapitalizmin emekçisi gerçekten özgürdü, ama oldukça özel bir anlamda: Kimin yanında çalışacağını seçebiliyordu. Çalışmamayı da seçebilirdi; tabii geçinememek pahasına.

Hukuki özgürlük ile maddi bağımsızlık aynı şey değil. Bir sözleşmenin taraflarının hukuk önünde eşit olması, o sözleşmeye hangi koşullarda girdiklerini eşitlemiyor.

Bugün insan çalıştığı şirketi, bankasını, platformunu ya da markasını değiştirebilir. Fakat hayatını sürdürebilmek için içinde hareket ettiği ilişkiler ağından aynı kolaylıkla çıkamaz.

Elbette serflik ile ücretli emek aynı şey değildir. Fakat bağımlılık ortadan kalkmış da değildir. Biçim değiştirmiştir.

Feodal düzende bağımlılık daha kişisel ve açıktı. Modern toplumda ise sözleşmeler, piyasalar ve kurumlar üzerinden işler. Efendinin yerini tek bir kişi değil, birbirine bağlı sistemler alır.

Bu yüzden modern bağımlılık daha az görünürdür.

Mitlerden algoritmalara

Kapitalizm miti de ortadan kaldırmadı. Yalnızca mitlerin biçimini değiştirdi.

Bugün başarı,” “kendini gerçekleştirme,” “otantik olma,” “kendi markanı yaratma,” “hak ettiğin hayatı yaşama” gibi anlatılar bize değerli bir hayatın ne olduğunu söylüyor. Başarısızlığın sorumlusu da çoğu zaman hazır: Bireyin kendisi.

Mitlerin dünyasını geride bıraktığımızı düşünürken markaların, algoritmaların, piyasaların ve yaşam tarzlarının pespaye mitolojisine girdik.

Kapitalizm artık yalnızca emeğimizi satın almıyor. Dikkatimiz, zamanımız, arzumuz, korkumuz, öfkemiz ve kanaatimiz de ekonomik dolaşımın parçası.

Piyasa kimliği, rızayı ya da muhalefeti tek başına yaratmıyor. Ama bunları görünür hale getiriyor, ölçüyor, sınıflandırıyor, dolaşıma sokuyor ve metaya dönüştürüyor. İnsan hiçbir zaman toplumdan, tarihten ve dilden bağımsız, saf bir özgürlüğe sahip olmadı. Kapitalizmin özgün yanı başka yerde: Yüksek düzeyde bağımlılığı güçlü bir bireysel faillik duygusuyla birlikte yaşatabilmesinde.

Biçimsel olarak özgürüz. Sürekli seçim yapıyoruz. Fakat seçeneklerin nasıl üretildiğini, sınırlarının nasıl çizildiğini ve hangi dünyada önümüze geldiğini belirleme gücümüz aynı ölçüde artmıyor.

Durmadan seçiyoruz.

Ama seçtiğimiz dünyanın düzenlenişine giderek daha az katılıyoruz.

Bu yüzden özgürlüğü yalnızca Seçebiliyor muyum?” sorusuyla ölçmek yetmiyor.

Asıl soru şu: Seçeneklerimin üretildiği koşullar üzerinde ne kadar söz sahibiyim?

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
19.09.2026 13:05

İran'da 159 ABD ve İsrailli yetkili hakkında iddianame

İran yargısı, 28 Şubat'ta başlayan savaş sırasında eski lider Ayetullah Ali Hamaney ile üst düzey komutanların öldürülmesiyle ilgili 92'si Amerikalı, 67'si İsrailli 159 siyasi ve askeri yetkili hakkında iddianame hazırlandığını açıkladı.

İran'da 159 ABD ve İsrailli yetkili hakkında iddianame
19.09.2026 13:30 / Güncelleme: 13:35

Aydın'da mera maden sahası açıldı: 3 bin hayvan merasız kalacak

Aydın Karpuzlu’daki Ömerler Mahallesi’nde Dinçler Madencilik’in feldspat ocağı ve kırma-eleme tesisi kapasite artışı projesine ÇED olumlu kararı verildi. Bölgedeki 3 binin üzerinde hayvanın merasız kalacağı belirtiliyor.

Aydın'da mera maden sahası açıldı: 3 bin hayvan merasız kalacak

Fotolar: Özer Akdemir

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!