'Ev seçerken artık sadece kiraya bakmıyoruz'
Kira bedelini tek başına karşılayamayanlar paylaşımlı evlere yönelirken, bir evi başka biriyle paylaşmak da her zaman mümkün olmuyor. Özellikle 1+1 ve küçük dairelerin yaygınlaşması, geniş aileler açısından kullanılabilir konut bulmayı zorlaştırıyor.
Barış Salık
[email protected]
İstanbul’da kiralık ev arayanların karşılaştığı sorunların başında yüksek kira bedellerinin yanı sıra evlerin fiziksel koşulları, iş ve okula uzaklığı, ulaşım giderleri ve deprem güvenliği geliyor. Kira bedelini tek başına karşılayamayanlar paylaşımlı evlere yönelirken, bir evi başka biriyle paylaşmak da her zaman mümkün olmuyor. Özellikle 1+1 ve küçük dairelerin yaygınlaşması, geniş aileler açısından kullanılabilir konut bulmayı zorlaştırıyor.
İstanbul’da Karaköy’de ev aramaya başlayan kiracı, işe yakın bir ev bulmanın kira nedeniyle zorlaştığını anlattı. Yaklaşık 50 bin lira kazanacak bir kişinin 30 bin liralık kirayı tek başına karşılamasının mümkün olmadığını belirterek, “Ev 30 bin liraydı. Kız arkadaşımın kazanacağı para 50 bin liraydı. 20 bin lirayla İstanbul’da geçinmeye çalışacaktı” dedi.
Kira bedelinin yanı sıra depozito, aidat, faturalar ve ulaşım giderlerinin de hesaba katılması gerektiğini belirten Esenyurt’ta kirada ev arayan işçi ise, ev ararken artık yalnızca kira fiyatına bakılmadığını söyledi. İş yerine yakın evlerin daha pahalı olduğunu, daha düşük kiralı evlerin ise çoğu zaman işe ve merkezi bölgelere uzak kaldığını belirterek, “İşe yakın bir yerde ev bulamıyorsun. Uzakta daha uygun bir ev bulduğunda da işe gidip gelmek için harcadığın zaman artıyor” diye konuştu.
Ev arama sürecinde evin fiziksel koşullarının da kira kadar belirleyici hale geldiğini anlatan işçi, daha düşük fiyatlı evlerin önemli bir bölümünün rutubet, gün ışığı ve bakım sorunları taşıdığını söyledi. Kot farkı nedeniyle giriş ya da bodrum katında kalan, güneş almayan ve pencereleri yetersiz olan evlerle karşılaştıklarını belirterek, “İstanbul’da 25 bin liraya ancak iki-üç saat güneş giren bir ev bulabiliyorsun” dedi.
Konutlarda yaşanan bu sorunlar yalnızca tekil örneklerden oluşmuyor. TÜİK’in 2025 Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistiklerine göre Türkiye’de nüfusun yüzde 28.8’i sızdıran çatı, nemli duvarlar veya çürümüş pencere çerçeveleri gibi sorunların bulunduğu konutlarda yaşarken, yüzde 27.9’u izolasyon nedeniyle ısınma sorunu yaşıyor.
İstanbul’da ev ararken eski binaların deprem güvenliği açısından da sorun oluşturduğunu belirten kiracı, uygun fiyatlı ev ile güvenli ev arasında tercih yapmak zorunda kalabildiklerini söyledi. Kız arkadaşı için buldukları evde taşınmadan önce ciddi bir tadilat yapıldığını belirterek, “Neredeyse bütün tavanı indirdiler, çürümüş bütün tavanı. Şimdi böyle bir evde oturmak zorunda. Allah korusun bir deprem olsa ne olacağı belli değil” ifadelerini kullandı.
‘Evi bölüyorlar, bir artı bir yapıyorlar’
Konutların küçülmesinin de ev arama sürecinde karşılarına çıkan sorunlardan biri olduğunu belirten işçi, özellikle daha fazla daire satmak amacıyla büyük dairelerin bölündüğünü anlattı. Annesinin yaşadığı evin de daha önce 3+1 olduğunu, sonrasında iki ayrı 1+1 daireye dönüştürüldüğünü söyledi: “Annemin evi normalde üç artı birdi. Ev sahibi onu bölmüş, bir artı bir, bir artı bir yapmış. Şu an bu yüzden sıkıntı yaşıyoruz. Doğalgaz sorunu yaşadık, 1 ay doğalgazı bağlatamadık.”
Dairelerin küçülmesinin bir yandan daha fazla kişinin ayrı bir konut kiralayabilmesini sağladığını, ancak küçük evlerin özellikle geniş aileler açısından yeterli olmadığını belirten kiracı, “Bir artı bir evde öğrenci kalabiliyor ama onların da fiyatları çok yüksek oluyor. Sahibinden’de bir artı bir yazdığınız zaman hep yeni evler çıkıyor. Çünkü yeni yapılmış oluyor” dedi.
Konutların küçük metrekarelere bölünmesinin ailelerin ev ararken karşısına farklı bir sorun çıkardığını anlatan işçi, geniş ailelerin hem yeterli büyüklükte hem de ulaşılabilir fiyatlı ev bulmakta zorlandığını söyledi. “Üç artı bir ev arıyorsun, fiyatı çok yüksek. Bir artı birlere baktığında da aile olarak sığamıyorsun” dedi.
Paylaşımlı evde kira bölünüyor, yaşam alanı da bölünüyor
Kira bedelini tek başına karşılayamayanların ev paylaşımına yöneldiğini belirten tekstil işçisi, ancak yüksek kiralar nedeniyle paylaşılabilecek uygun bir ev bulmanın da kolay olmadığını söyledi. Bir 1+1 evin bile tek kişi için pahalı hale geldiğini, bu nedenle iki kişinin masrafı paylaşmasının düşünüldüğünü ancak küçük dairelerde bunun yaşam alanını daha da daralttığını anlattı.
“Tek kişi kirayı karşılayamıyor. İki kişi bölüşmek istiyorsun ama iki kişinin kalabileceği düzgün bir ev bulmak da zor. Bir artı bir zaten küçük. Bir de içine iki kişi girdiğinde ev olmaktan çıkıyor.”
Paylaşımlı yaşamın yalnızca kira bedelinin bölünmesi anlamına gelmediğini belirten işçi, mutfak, banyo, salon ve kişisel alanların ortak kullanılmasının da günlük yaşamı etkilediğini söyledi. Özellikle birbirini tanımayan kişilerin aynı evi paylaşmasının farklı sorunlar yaratabildiğini belirterek, “Kira bölünüyor ama evin içindeki hayat da bölünüyor. Kimin ne zaman eve geldiği, mutfağı ne zaman kullandığı, faturaların nasıl paylaşılacağı gibi şeyler çıkıyor” dedi.
Tek başına yaşayanların kira yükünü azaltmak için oda kiralaması ya da başka insanlarla aynı evde yaşamasının da benzer sorunlar yarattığını anlatan tekstil işçisi, “İnsanlar artık sadece ‘Ben nerede oturacağım?’ diye bakmıyor. ‘Kiminle oturacağım, işe nasıl gideceğim, evin durumu nasıl?’ diye de düşünmek zorunda” ifadelerini kullandı.
İşe yakın olmak ulaşım masrafını azaltıyor, kirayı artırıyor
İş yerine yakın evlerin kira bedellerinin daha yüksek olduğunu belirten tekstil işçisi, düşük kira nedeniyle şehrin çeperlerine taşınanların bu kez ulaşım süresi ve gideriyle karşılaştığını söyledi. Özellikle her gün işe gidip gelen çalışanların konut ile iş arasındaki mesafeyi kira kadar önemli bir gider olarak değerlendirdiğini belirtti.
“Bir tarafta işe yakın olmak istiyorsun ama oradaki evlere paran yetmiyor. Daha uzağa gittiğinde bu sefer işe gitmek için daha fazla zaman harcıyorsun. Mesaide geçirdiğin süreye yolda geçirdiğin sürede ekleniyor, işten başka bir hayatın kalmıyor Daha ucuz bir ev bulduğunda da evin kendisinden taviz vermek zorunda kalıyorsun.”
TÜİK’in 2025 Hanehalkı Tüketim Harcaması verilerinde de konut ve kira harcamaları ile ulaştırma harcamalarının hane bütçesinde önemli yer tuttuğu görülüyor. 2025’te toplam tüketim harcamaları içinde konut ve kira harcamalarının payı yüzde 29.3, ulaştırmanın payı yüzde 20.5 oldu. En düşük gelir grubundaki hanelerde konut ve kira harcamalarının payı yüzde 38.7’ye çıktı.
“Biz Esenyurt’ta 30 bin liranın altında kira bulmakta çok zorlandık, ben zaten asgari ücret kazanıyorum tek başıma nasıl çıkayım “dedi Kira fiyatlarının yanında evin bulunduğu bölgenin de değerlendirilmesi gerektiğini belirten tekstil işçisi, daha uygun fiyatlı bölgelerde iş ve sosyal yaşamdan uzaklaşmanın başka bir maliyet yarattığını söyledi. Şehrin çeperlerinde yaşayanların işe veya okula ulaşmak için daha uzun süre yolculuk yapmak zorunda kaldığını ifade ederek, “Evin kirası düşük oluyor ama bu sefer hayatının başka bir yerinden ödüyorsun” dedi.
‘Ev bölünmeseydi biz o evi de bulamazdık’
Evlerin bölünmesinin yarattığı sorunlara rağmen, yüksek kira koşullarında bunun bazı kiracılar açısından mevcut konut seçeneklerinden biri haline geldiğini belirten kiracı, annesinin evini de bu şekilde bulabildiklerini söyledi.
“Ev bölünmeseydi biz o evi de bulamazdık. Müteahhit evleri böldü, bir daire çıktı, biz de oraya yerleştik. Evini bölmeseydi biz maddi olarak karşılayamayacaktık.” dedi
Konutların küçülmesinin, bir yandan daha fazla bağımsız bölüm yaratırken diğer yandan evin kullanım alanını daralttığını belirten kiracı, özellikle çocuklu ve geniş ailelerin bu durumdan daha fazla etkilendiğini söyledi. “Bir aileye üç artı bir gerekiyor ama üç artı birin kirası çok yüksek. Daha küçük eve geçtiğinde bu kez aile olarak yaşayabileceğin alan kalmıyor” dedi.
TÜİK’in 2025 verilerinde geniş ailelerin yüzde 27.1’inin yoksulluk sınırının altında yaşadığı görülüyor. Aynı araştırmada Türkiye’de kiracıların oranı yüzde 27 olarak hesaplandı.
‘Kapora gönderdikten sonra ev sahibine ulaşamadık’
Kiralık ev arama sürecinde karşılaştıkları bir başka sorunun da kapora olduğunu belirten kiracı, Fatih’te buldukları bir ev için para gönderdiklerini, ardından ev sahibine ulaşamadıklarını anlattı.
Ev sahibinin şehir dışında olduğunu ve eve yoğun talep bulunduğunu söylediğini aktaran kiracı, kaporayı gönderdikten iki-üç gün sonra iletişimin kesildiğini belirterek, “Parayı geri almaya çalıştık ama davalık olduk. Hâlâ dava süreci devam ediyor” dedi.
Kısa sürede ev bulma zorunluluğunun kiracıları karar vermeye zorladığını belirten tekstil işçisi ise, özellikle iş veya okul nedeniyle belirli bir tarihe kadar taşınması gerekenlerin seçeneklerinin daraldığını söyledi.
‘İstanbul’da sadece evin kirasını hesaplayarak yaşanmıyor’
Kiralık ev arama sürecinde karşılaştığı sorunları anlatan tekstil işçisi, İstanbul’da barınma maliyetinin kira bedeliyle sınırlı olmadığını söyledi. Kira, ulaşım, aidat, faturalar, evin tadilat ihtiyacı ve konutun güvenliği gibi unsurların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Ev seçerken sadece kiraya bakmıyorsun. İşe ne kadar uzak, kaç araçla gideceğim, sabah kaçta çıkacağım, akşam eve kaçta döneceğim diye bakıyorsun” dedi. İstanbul’da kiralık konut arayanların karşılaştığı tabloyu ise şöyle özetledi: “Bir tarafta işe yakın olmak istiyorsun ama oradaki evlere paran yetmiyor. Daha uzağa gittiğinde bu sefer işe gitmek için daha fazla zaman harcıyorsun. Daha ucuz bir ev bulduğunda da evin kendisinden taviz vermek zorunda kalıyorsun.”
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et