20.09.2026 00:22 / Güncelleme: 15:52

Irmak Zileli ile edebiyatın karanlık yüzüne bakmak: ‘Yargı, anlamanın düşmanı’

Irmak Zileli, yeni romanı Şimdi Buradaydı üzerinden karakter ile yazar arasındaki ilişkiyi, insanın karanlık taraflarını ve yazma sürecinin bilinçdışı katmanlarını anlatıyor: “Yargı, anlamanın düşmanı.”

Irmak Zileli ile edebiyatın karanlık yüzüne bakmak: ‘Yargı, anlamanın düşmanı’

Yasemin Seven Erangin
[email protected]


Irmak Zileli, yeni romanı "Şimdi Buradaydı" üzerinden insanın karanlık taraflarını, karakter ile yazar arasındaki ilişkiyi, yazma sürecinin bilinçdışı katmanlarını ve edebiyatın insanı anlama gücünü anlatıyor. “Yargı, anlamanın düşmanı” diyen Zileli; yazarın görünürlük arzusundan yayıncılık dünyasının yeni yazarlara yaklaşımına, edebiyatın politikayla ilişkisinden yeni romanlarının ilk işaretlerine kadar sorularımızı yanıtlıyor. Zileli, “Öğrenmeye, keşfetmeye ve dönüşmeye gönüllü olduğum için okuyorum, yazıyorum, yaşıyorum” diyor.

“Yazarken Irmak Zileli olarak orada olmamaya çalışıyorum”

Son kitabınız Şimdi Buradaydı’da Birkan’la tanıştığımızda, kendi zihninin içinde dolaşan bir adamla karşılaşıyoruz. Birkan’ı yazarken ondan korktunuz mu, yoksa bir noktadan sonra koluna mı girdiniz?

Bir roman fikri zihnimde oluşmaya başladığında hemen yazmaya koyulmam. Fikrin olgunlaşması, derinleşmesi, hikâyeye dönüşmesi, karakterin hayat bulması ve olaylar arasındaki bağların kurulması gerekir. Fikir üzerinde oyalanırken romanın da bir yaşantısı oluşur. Ben de romanın içine yerleşir, onunla hemhal olurum.

Bu nedenle Birkan benim için yadırgayacağım ya da korkacağım bir kişi olamazdı. Yazarken, karakterin bilinç akışını sözcüklere dökerken, yazar Irmak Zileli olarak orada olmamaya çalışıyorum. Kendimden olabildiğince sıyrılıp karakterin yerine geçmeye, Birkan’sa Birkan olmaya gayret ediyorum. İki kişinin birbirinin koluna girmesinden çok, üst üste binen iki silüet gibi düşünmek daha doğru; yazarın silüeti karakterin içinde kayboluyor.

Birkan’ın baktığı insanlarda kötülüğü, suçu, geçmişi ve ihtimalleri arıyoruz. Acaba Birkan gerçekten karşısındakini mi çözüyor, yoksa kendi karanlığını mı görüyor? Siz, Birkan’ın en çok hangi tarafını kendinize yakın buldunuz?

“Yakın” ya da “uzak” kavramları, karakter ile yazarı iki farklı insan olarak düşünmeyi gerektiriyor. Oysa yazar gerçek dünyaya, karakter ise kurmaca dünyaya ait. Gerçek dünyanın bilgisini ve deneyimini yazar üzerinden karaktere taşımak, kurmacanın özerkliğine müdahale olur.

Kurmaca; başkasını yaratırken, yazarken ve okurken kendimize dair keşifler yapmamızı sağlayan sürprizlerle dolu bir alan. Birkan’ı yaratarak, hatta onu bularak, kendimde bakmaya cesaret edemeyeceğim pek çok duyguyla karşılaştım. Umarım okurda da aynısı olmuştur. Okurun kendisine şu soruyu sormasını isterim: “Acaba Birkan gerçekten karşısındakini mi çözüyor, yoksa kendi karanlığını mı görüyor?”

Roman boyunca “insanın kendisinin bilmediği bir tarafı olabilir mi?” sorusu dolaşıyor. Bir karakteri yazarken, onun sizden sakladığı bir şey olduğunu hissettiğiniz oluyor mu? Yazar gerçekten karakterini kontrol edebilir mi, yoksa bir noktadan sonra karakter kendi yolunu mu buluyor?

Karakter yazarın zihninden doğar. Ancak bu, yazarın karaktere dair her şeye hâkim olduğu anlamına gelmez. Hayallerimizin ve kurgularımızın bütünü bilinç düzeyinde gerçekleşmez. Bilinçdışımızda farkında olmadığımız pek çok şey vardır. Hatta bildiğimizi bilmediğimiz bilgiler de bulunur.

Vaktiyle okuduğumuz bir kitaptan zihnimize yerleşen bir bilgi hiç beklemediğimiz anda ortaya çıkabiliyorsa, hazırlık aşamasında farkında olmadan tasarladığımız şeyler de yazma sürecinde metne girebilir. Yazarken bizi bile şaşırtan kararlar bu yüzden yaşanır. Karakterin planladığımızın dışına çıkması, çoğu zaman bilince çıkmamış alandan gelen bir hediyedir.

Yine de yarattığımız karakterlerin yaptıklarından sorumluyuz. Beynimizin tamamına hâkim olduğumuz fikrinden kurtulursak yazma sürecinde ortaya çıkan yeni cümleleri ve kararları daha rahat karşılarız. Kontrolü biraz geri çektiğimizde, farkında olmadığımız fikirler kendilerine çıkacak delikler bulabilir.

“Yargı anlamanın düşmanı"

Romanlarınızda insanları kolayca “iyi” ve “kötü” diye ayırmak mümkün değil. Bazen okur olarak sevmediğimiz bir karakterin zihnine girip onu anlamaya başlıyoruz. Sizce edebiyatın asıl işlevi ne? İnsanı değiştirmek mi, anlamak mı, yoksa yargıladığımız şeylere başka bir yerden bakmamızı sağlamak mı?

Benim için edebiyat, kendimi ve başkalarını anlamanın bir yolu. Anlama arzusuyla yazıyor ve okuyorum. Yargı ise anlamanın düşmanı.

Dünya siyah ve beyaz değil. İnsana kategorik bakmak bizi gerçeklikten koparan, önyargıları besleyen kolaycı bir yol. Edebiyat insan ruhuna, kültürlere, toplumsal ve politik yapılara derinlemesine bakmayı sağlamalı. Bunun yolu da hiçbir şeyin saf iyi ya da saf kötü olmadığını görmekten geçiyor. İyinin içindeki kötüyü, kötünün içindeki iyiyi bütün sıradanlığıyla açığa çıkarmak gerekiyor.

Kötülük çoğunlukla açık değildir; daha örtüktür, iyilik kisvesine bürünür ve hatta sıradanlaşır. Örneğin Son Bakış romanımdaki Tina’nın patronu Seval, sıradan bir kişidir ve sıradan kötülükleri vardır. Tina üzerinde kurduğu baskının yanında onun da özlemleri, hayalleri ve gerçekleştiremediği arzuları vardır. Başka bir zeminde o da mağdur edilmiş bir kadındır.

Böyle bir karakter okurun kendisiyle benzerlik kurmasına izin verir. Okur, “Benim de Seval gibi davrandığım oldu” diyebilir. Romanlarımda insanları kategorize etmekten kaçınmamın nedeni bu. Edebiyatımın temelinde anlama arzusu var. Kolayca kategorize edilen karakterler yazdıysam onları yeterince anlamamışım demektir.

Her kitabınızda başka bir anlatım biçiminin peşine düşüyorsunuz. Bu, “aynı şeyi bir daha yapmama” meselesi mi, yoksa hikâye size kendi biçimini mi dayatıyor?

Bunun en önemli nedeni sabit bir hikâye anlatıcısı kurgumun olmaması. Tanrı anlatıcı kullanan yazarlardan değilim. Bu anlatıcıyı reddettiğim için metnin sesini ve dilini sabit kılan yazarın varlığı geri çekilmiş oluyor. Bu da karakterin öne çıkması, karakterin dilinin ve anlatım biçiminin belirleyici olması demek.

Her roman farklı bir karakterin etrafında döndüğü için o karakter hikâyenin dilini de belirliyor. Metnin yapısı, zamanın ve mekânın kullanımı gibi teknik tercihler de hikâyenin ihtiyaçlarıyla ve romanın meselesiyle bağlantılı.

Ayrıca edebiyat benim için bir anlama aracı. İnsan hep aynı soruyu aynı şekilde sorarak farklı sonuçlara ulaşamaz. Anlamayı çeşitlendirmek, genişletmek ve derinleştirmek için araçları da çeşitlendirmek gerekir. Farklı anlatım yolları aramak, benim için aynı zamanda farklı anlama yolları aramak demek.

Yazarın görünürlülüğü mü, metnin görünürlülüğü mü?

Bugün herkes kendi hikâyesini anlatmak, görünür olmak istiyor. Sizce yazar biraz geri çekilip dünyaya bakmayı öğrenmeden iyi bir hikâye anlatabilir mi?

Böyle bir röportaj verip yazarın görünmez olması gerektiğini söylemeyeyim. Bence edebiyat yazarı da okuru da görünür kılar. Burada önemli olan görünürlüğün niteliği.

Yazarın gerçekliği mi görünür oluyor, yoksa imajı mı? Yazar yaptığı edebiyatla kendini, yaralarını, defolarını ve karanlık yanlarını sahici biçimde ortaya koyuyor mu, yoksa piyasanın talep ettiği yazar imajını mı sahneliyor? Metinde geri çekilmesi gerektiğinde bunu yapabiliyor mu? Karakterin ve ötekinin hikâyesine alan açabiliyor mu? Mesele ne kadar göründüğü değil, nasıl göründüğü.

Çağımızda piyasa, yazarın görünürlük arzusunu metnin görünürlüğünün önüne geçirebiliyor. Yazarın buna karşı uyanık olması gerekiyor. Yazacaklarına yoğunlaşması, derinleşmesi ve beslenmesi için geri çekilmeye ihtiyacı var.

Yazmak bir tür yeraltı faaliyetidir. Yerin altında ne yaptığınızı kimse bilmezken orada kalmaya tahammül etmek ve kazıdan çıkardığınız madenlerle yeniden yerüstüne çıkmayı beklemek gerekir.

Türkiye’de bugün yeni bir edebiyat dili kuruluyor mu? Özellikle genç yazarların metinlerinde sizi heyecanlandıran isimler var mı?

Elbette var. Yakın zamanda Duygu Asena Roman Ödülü’nü alan Nazlı Doğan Özsöz’ün Yüreğin Kabarmış isimli romanı, kendine özgü bir dil arayışının göstergesi. İlgi Erpelit’in Bize Ait Bir Yer romanı da diliyle beni heyecanlandırdı. Müge Murat’ın Böyle Olsun İstemedim romanı ise ilk romanda pek bakılmayan bir yere baktığı ve cesaret isteyen bir tavra sahip olduğu için önemli.

Burada eleştiri oklarını yazarlara değil, edebiyat ve yayıncılık piyasasına yöneltmek gerekiyor. Yeni yazarlar ve dilde yenilik arayanlar eserlerini yayımlayacak mecra bulamazsa bu çaba nasıl gelişecek? Zaten bilinen yazarların da taze kana ihtiyacı var.

“Politika hayatın her anında var"

Türkiye’de yazar olmak bugün yalnızca yazmak anlamına mı geliyor? Edebiyatın siyasete mesafe koyması mümkün mü?

Politikayı yalnızca güncel siyasete indirgememek gerek. Politika hayatın her anında var. Çocukların aldığı eğitimden ev kirasına, bir kadın olarak sokakta yaşadığımız tedirginlikten bir kitabın sansüre uğramasına kadar politika her yerde.

Hepimiz bir toplumun ve sistemin parçasıyız. Buna müdahil olmadan yaşamak, sözünü söylemeden onun içinde sürüklenmek, yani nesneleşmek demek.

Sanat ise kişinin özne olarak kendini inşa etme arzusundan doğar. Kurulu düzen ve iktidarlar bizi nesneleştirmek, tabi kılmak ve sessizleştirmek ister. Sanat görünür gerçekliği aşma, hakikati bulup çıkarma ve görünür kılma amacı taşır. Bunun kendisi hayli politik bir eylemdir.

Yıllardır yazıyorsunuz. Bugün insanı, hayatı ve edebiyatı ilk romanınızı yazdığınız zamandan farklı mı görüyorsunuz? Vardığınız yer yine başladığınız yere mi çıkıyor?

İnsanın yolu asla başladığı yere çıkmaz. Hiçbir şey stabil değildir; ne insan ne mekân ne de düşünceler. Başladığım yere döndüğümü sandığımda bile aslında başka güzergâhların sonunda oraya dönmüş olurum.

Aksi, yaşadığım deneyimlerin bana hiç etki etmediğini söylemek olur. Neyse ki böyle hissetmiyorum. Öğrenmeye, keşfetmeye ve dönüşmeye gönüllü olduğum ve hayatın zenginliğinin de buradan geldiğini düşündüğüm için okuyorum, yazıyorum, yaşıyorum.

Yeni bir romanın ilk işareti

Şimdi Buradaydı’dan sonra zihninizde yeni bir hikâye var mı? Yeni kitabın ilk işareti sizde ne oluyor?

Evet, var. Önce bir gençlik romanı, ardından bir yetişkin romanı var. Bir romanı bitirmekte olduğumu anlamamı sağlayan göstergelerden biri, yeni bir fikrin zihnimde filizlenmesi. O zaman yazmakta olduğum romanla vedalaşmaya yaklaştığımı anlıyorum.

Yeni romanın ilk işareti her seferinde değişiyor. Bazen bir soru, bazen bir kavram, bazen bir olay oluyor. Önemli olan ardından şu soruları sormak: “Burada aradığım ne? Merak ettiğim ne? Neyin peşine düşeceğim?”

Böylece macera başlıyor. Sorularımın yanıtını aramak için yola çıkıyorum. Merak ettiğim, keşfetmek istediğim ve derinleşmek üzere kazısını yapacağım bir toprak parçası bulmuş oluyorum. Yerin altına doğru bu kazıya başladığımda köstebek gibi ilerliyorum. Nereden çıkacağım, yeraltındaki bu yolculuğa bağlı.

Dayanışmaya çağrı!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
20.09.2026 10:20

Fenerbahçe - Eyüpspor maçı ne zaman, saat kaçta, hangi kanalda?

Süper Lig’in 6'ncı haftasında Fenerbahçe, sahasında Eyüpspor ile karşı karşıya geliyor. Son 2 maçında 1 puan toplayan İsmail Kartal’ın ekibinde sakatlığı atlatan Marco Asensio kadroya dönüyor.

Fenerbahçe - Eyüpspor maçı ne zaman, saat kaçta, hangi kanalda?

Fotoğraf: AA

20.09.2026 09:44 / Güncelleme: 09:59

SOHR: Suriye'de 9 ayda 372 kişi katledildi

SOHR, Halep’te bir gencin evinde bıçaklanarak katledildiğini bildirdi. SOHR’a göre 2026’nın başından bu yana Suriye’de 372 kişi benzer şekilde katledildiğini kaydetti.

SOHR: Suriye'de 9 ayda 372 kişi katledildi

Fotoğraf: MA

20.09.2026 15:35

İran'dan açıklama: ABD'nin savaşı yeniden başlatacağına dair bilgi aldık

İran ordusu, ABD'nin bölge ülkelerinin desteğiyle yeni bir saldırı hazırlığında olduğunu öne sürerek Washington'ı ve müttefiklerini uyardı. Yapılan açıklamada, olası bir hamleye karşı bölgedeki tüm ABD unsurlarının doğrudan hedef alınacağı bildirildi

İran'dan açıklama: ABD'nin savaşı yeniden başlatacağına dair bilgi aldık
20.09.2026 15:26

Beşiktaş’tan beIN Sports hakkında suç duyurusu

Beşiktaş, kırmızı kart gören Okan Buruk'un açıklamalarını maç sürerken canlı yayınlayan beIN Sports'a tepki gösterdi. Yayıncılık ilkelerinin çiğnendiğini belirten kulüp, savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu açıklayarak diğer kulüplere çağrı yaptı.

Beşiktaş’tan beIN Sports hakkında suç duyurusu
20.09.2026 14:20 / Güncelleme: 15:06

Fon soruşturması: 4 şirket için MASAK'a yeni inceleme talebi

Fon soruşturmasında savcılık, 4 şirketin yöneticileri ile birinci derece yakınlarının 2024'ten bu yana gerçekleştirdiği yurt dışı nakit ve kripto para transferlerinin incelenmesi için MASAK'a talimat verdi.

Fon soruşturması: 4 şirket için MASAK'a yeni inceleme talebi

Fotoğraf: DHA

20.09.2026 14:03 / Güncelleme: 14:28

Sanatçı Müfit Can Saçıntı 'kayyım' şakası sonrası ifadeye çağrıldı

Oyuncu Müfit Can Saçıntı, Akşehir Nasreddin Hoca Şenliği'nde kayyım uygulamalarına yönelik yaptığı konuşma nedeniyle hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu ve karakola ifadeye çağrıldığını açıkladı.

Sanatçı Müfit Can Saçıntı 'kayyım' şakası sonrası ifadeye çağrıldı

Oyuncu Müfit Can Saçıntı | Fotoğraf: Evrensel

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!