Yeni güvenlik konsepti
LGBTİ+’ları hedef alan operasyonlar, ülke rejiminin yeni bir eşiğe geldiğini gösteriyor. Gelişmelere yalnızca LGBTİ+’lar açısından bakmak operasyonların kapsamını ve siyasal işlevini gözden kaçırır.
Mehmet Sinan Birdal
12 Eylül gecesi LGBTİ+’ları hedef alan operasyonlar, ülke rejiminin yeni bir eşiğe geldiğini gösteriyor. Gelişmelere yalnızca LGBTİ+’lar açısından bakmak ve yaşananları mevcut iktidarın muhafazakârlığıyla açıklamak, operasyonların kapsamını ve siyasal işlevini gözden kaçırır. LGBTİ+ ve aile politikaları, ideolojik oldukları kadar ekonomi politik ve güvenlik saikleri taşıyan, bu nedenle yeni rejimin kurucu unsurları arasında sayılması gereken araçlardır.
Operasyonların zamanlaması da bu açıdan önem taşıyor. LGBTİ+’lara yönelik bu hamle, Suriye politikasında yeni bir aşamaya geçildiği; seçilmiş belediye başkanları ve meclis üyeleri hakkındaki adli işlemlerin, siyasi partilerin işleyişine ilişkin yargısal müdahalelerin ve silah bırakma sürecinin iç siyasetin başlıca gündemlerini oluşturduğu bir dönemde gerçekleştirildi. Birbirinden farklı bu gelişmeleri özdeşleştirmek mümkün değil. Ancak hepsi birlikte değerlendirildiğinde, siyasi ve toplumsal muhalefetin hareket alanının adli ve idari araçlarla yeniden düzenlendiği daha geniş bir sürece işaret ediyor. LGBTİ+ başlığı da hem muhalefet içinde ayrışma yaratma hem siyasi alanda kullanılan güvenlik araçlarını örgütlü toplumsal hayat ve özel hayat alanına taşıma potansiyeli taşıyor.
Son operasyonlar, aile politikasının söylemsel bir mücadele alanından çıkarak yargı, kolluk, dijital denetim ve mali inceleme araçlarıyla uygulanan bir güvenlik politikasına dönüştüğünü gösteriyor. Bu politika LGBTİ+ hak savunuculuğunu ahlaksızlık, suç, çocuklara yönelik tehdit ve yabancı müdahale imgeleriyle özdeşleştirirken, birbirinden farklı kişi ve faaliyetleri ortak bir tehdit kategorisi içinde birleştiriyor. Operasyonlara dayanak olarak gösterilen belgeler, bu politikanın LGBTİ+’ların ötesinde kadın hakları, insan hakları ve bireysel özgürlükler bakımından da sonuçlar doğurabileceğine işaret ediyor.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 13 Eylül tarihli sosyal medya açıklamasında, operasyonların Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının hazırladığı 2026–2035 Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi ile 2026/4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi doğrultusunda gerçekleştirildiğini özellikle vurguluyor. Bu belgelerde LGBTİ+’lar açıkça zikredilmese de “toplumsal cinsiyet ideolojisi” ve “cinsiyetsizleştirme” kavramları üzerinden tehdit kategorisiyle ilişkilendiriliyor.
Vizyon Belgesi, iki farklı tehdit tanımı yapıyor. Birinci tehdit “bireyselleşme, insan hakları ve özgürlük söylemlerini araçsallaştıran ve çoğunlukla toplumsal cinsiyet ideolojisi üzerine temellendirilmiş zararlı akımlar” olarak tarif ediliyor (Vizyon Belgesi, s. 10). İkinci tehdit ise “kadın ve erkek arasındaki biyolojik farklılıkları anlamsızlaştırmayı, evlilik ve anne-babalık rolü gibi kurucu unsurları muğlaklaştırmayı ve nesilden nesile aktarılan değer sistemlerini aşındırmayı” hedefleyen “cinsiyetsizleştirme başta olmak üzere küresel ölçekte dayatılan zararlı akımlar” olarak belirleniyor (Vizyon Belgesi, s. 52). Dolayısıyla belge, yükselen ulusötesi sağ hareketlerin iki anahtar kavramını Türkiye’nin resmî politika diline taşıyor: Feminizmi kodlayan “toplumsal cinsiyet ideolojisi” ile cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği haklarını kodlayan “cinsiyetsizleştirme.” Bu nedenle operasyonların LGBTİ+ hareketiyle sınırlı kalmayarak feminist hareketi de kapsayabilecek biçimde genişlemesi ciddi bir olasılık olarak karşımıza çıkıyor. Gerek Vizyon Belgesi gerek Cumhurbaşkanlığı Genelgesi insan hakları ve bireysel özgürlükler dilini “zararlı akımlar” tarafından kullanılabilecek bir araç olarak sunarak, bu dili kullanan toplumsal hareketlerin milli ve manevi değerlere yönelik müdahalelerle ilişkilendirilmesinin önünü açıyor.
Vizyon Belgesi ve Genelge yalnızca bir tehdit tanımı yapmakla kalmıyor; bu tanım doğrultusunda kamu kurumlarının nasıl hareket edeceğini de belirliyor. Böylece henüz LGBTİ+lara özel yeni bir yasa çıkarılmadan, mevcut ceza, dernekler, internet ve mali denetim mevzuatının aile ve nüfus politikasıyla ilişkilendirilmesinin idari zemini oluşturuluyor. Neyin “zararlı unsur”, hangi içeriğin aileyi olumsuz etkileyen yayın veya hangi faaliyetin “cinsiyetsizleştirme” sayılacağı ise açıkça tanımlanmıyor. Bu belirsizlik, söz konusu kavramların kapsamının geniş yorumlanmasına imkân veriyor. Vizyon Belgesinin dikkat çekici hükümlerden biri, aile kurumunu ve güçlü nüfus yapısını olumsuz etkileyebilecek içeriklerin “tespit edilmesi, değerlendirilmesi” ve bu içeriklere karşı yetkili kurumlar tarafından “ilgili mevzuat çerçevesinde gerekli işlemlerin” tesis edilmesidir. Böylece aile politikası, sosyal yardım ve nüfus teşvikleriyle sınırlı bir alan olmaktan çıkarak internet yayınlarından eğitime, sivil toplumdan uluslararası sözleşmelere kadar uzanan kapsamlı bir politika çerçevesine dönüşüyor.
Vizyon Belgesi’nden dört ay sonra gerçekleştirilen “Ailem Güvende” operasyonları bu idari yapının nasıl uygulamaya geçirilebileceğini görünür hale getirdi: Beş başsavcılığın koordinasyonu, 15 ile yayılan eşzamanlı işlemler, Emniyet ve Jandarmanın ortak faaliyeti, dijital materyallere el konulması, erişim engelleri ve mali incelemeler. Vizyon Belgesi’nde “cinsiyetsizleştirme” olarak tanımlanan ideolojik tehdit, operasyonla ilgili açıklamalar ve haberlerde müstehcenlik, fuhuş, uyuşturucu, yabancı fon ve örgütlü suç söylemleriyle birlikte ele alındı. Bakanın operasyonları Cumhurbaşkanlığı Genelgesi’ne ve Vizyon Belgesi’ne dayandırması, belgelerdeki güvenlik konseptinin siyasi ve idari çerçevesini ve kapsamını ortaya koyuyor. Yeni güvenlik konsepti, “aileyi koruma” hedefini farklı devlet kurumlarını harekete geçiren ve hukuktan eğitime, medyadan özel hayata kadar uzanan kapsamlı bir politika ilkesi haline getiriyor. Bu nedenle yaşananları yalnızca LGBTİ+’lara yönelik muhafazakâr bir tepki olarak değil, toplumsal yaşamın daha geniş bir bölümünü etkileyebilecek yeni bir yönetim ve güvenlik anlayışının uygulaması olarak değerlendirmek gerekiyor.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et