13.09.2026 00:20

Almanya için Alternatif’in (AfD) kısa tarihi

Karşımızda sanayi burjuvazisinin, ihracatçı aile şirketlerinin ve işçilerin bir bölümünden oluşan bir sınıf ittifakı var. Bunun siyasi taşıyıcısı AfD’nin iktisadi programının başında ise bürokrasi karşıtlığı, deregülasyon ve vergi indirimi yer alıyor.

Almanya için Alternatif’in (AfD) kısa tarihi

Erman Çete


Almanya’nın Saksonya-Anhalt eyaletinde yapılan seçimlerde ezici bir zafer kazanan Almanya için Alternatif (AfD), 2013 yılında avro karşıtı bir parti olarak kuruldu.

Avro karşıtı olmak ne demekti?

Avrupa’nın ortak birimi, esas olarak mali yönden kuvvetli Kuzey ülkelerinin, başta da Almanya’nın rekabet gücünü daha zayıf Güney ülkelerine karşı koruyordu. Maliye ve para politikaları Avrupa Merkez Bankası’na (ECB) devredilmiş, Güney Avrupa ülkelerinin kendi paralarını devalüe ederek göreli bir rekabetçilik elde etme imkânları ortadan kaldırılmıştı. Borçlanma ve temerrüde düşme gibi konularda sıkı bir cendereye alınan Güney ülkeleri, aslında başta Almanya olmak üzere zengin Kuzey ülkelerinden gelen “transferlere”, yahut bir başka deyişle, mali desteklere bağımlı kılınmıştı. Bu ülkeler, güçsüz sanayilerini Avrupa’nın kuzeyindeki mali kurumlara olan entegrasyonları ile telafi ediyorlardı.

Bu denge, önce 2008’de ABD’de, sonra 2010’da Avro bölgesinde başlayan krizle sarsıldı. Başta Yunanistan ve İrlanda olmak üzere, büyük kamu borçlarının üzerinde oturan ülkeler kurtuluş için Brüksel’e, ama elbette özellikle Berlin’e yöneldiler. AfD’nin kuruluşu ve ilk yükselişi, işte bu büyük krizin ardından yaşanan Avrupa borç krizi sırasında borçlu ülkelere karşı gösterilen muhalefetle ilgiliydi. Birçok Alman, ana akım medyadaki büyük propagandanın da etkisiyle, bu kurtarma paketlerini finanse etmeye isteksizdi. Yunanların tembel olduğuna dair kolaycı (ve yer yer ırkçı) klişeler yaygınlaşmıştı. 2011 yılında Şansölye Angela Merkel, Yunanistan gibi ülkelerin, işçilerin Almanlardan daha erken emekli olmalarına izin vermemeleri gerektiğini belirtiyor ve mali istikrarsızlığın nedenini “Güney Avrupa’daki tatil alışkanlıklarına” bağlıyordu. Alman bulvar gazetesi Bild ise “açgözlü Yunanlılar”ın kurtarma paketi almadan önce ekonomilerini düzeltmelerini talep eden manşetler atıyordu. Neticede boğucu bir kemer sıkma politikası Atina’ya dayatıldı.

İşte AfD’nin avro karşıtlığı bu zemin üzerinde yükseldi. “İş dünyasının dostu” olarak bilinen ama 2013 Bundestag seçimlerinde hüsrana uğrayan Hür Demokratlar’dan (FDP) ve Hristiyan Demokratlar’dan (CDU) kopan bir grup siyasetçinin ve iktisatçının başlattığı bu hareket, avronun yapısal kusurları olduğunu düşünüyor ve Avro bölgesinin “düzenli bir şekilde” dağılmasını ya da Alman Markı gibi ulusal para birimlerine geri dönülmesini savunuyorlardı. Sıkı bütçe disiplini, devletin harcamalarında kesinti ve kamu borcunun artmasının durdurulması da ön plandaydı ve piyasalara yönelik devlet müdahalesine şiddetle karşı çıkıyorlardı. AfD’nin kurucularından Joachim Starbatty gibi iktisatçılar, Almanya’da köklü bir geleneği oluşturan “ordoliberalizm”i savunuyorlardı: Serbest piyasa ekonomisi ve rekabeti garanti eden bir devlet. Parti, deregülasyonu, vergi indirimlerini, refah devletinin yeniden bölüşüm uygulamalarına karşı çıkmayı salık veriyordu. Ordoliberalizmin yanı sıra, bu programın Mises-Hayek-Friedman türü “liberteryen” çizgi ile akrabalığı fark edilecektir. Zaten partinin şimdiki eş başkanı Alice Weidel’in de aralarında bulunduğu bir dizi yönetici, ünlü Mont Pèlerin Topluluğu’nun Almanya’daki benzeri “Hayek Gesselschaft” (Hayek Cemiyeti) ile bağlantılıydı.

Bu isimlerin önemli bir bölümü süreç içinde partiden ayrılacaktı. Zaten AfD de tarihin çöplüğüne atılacak gibi görünüyordu. Fakat üç önemli gelişme partiyi federal ve uluslararası sahneye fırlattı.

İlki, 2015-16 sığınmacı kriziydi. CDU’lu şansölye Merkel’in “açık kapı” politikası 1 milyona yakın Afgan, Iraklı ve Suriyeliyi Almanya’ya kabul etmişti. 2017 federal seçimlerinde meclis dışı kalan parti, 2021’de kendi rekorunu kırarak yüzde 12.6 oy oranı ile Federal Meclis’e girmesi göç karşıtı politikasının göreli başarısına işaret ediyordu.

İkincisi, COVID-19 pandemisi ve pandemi yalıtım önlemlerine yönelik tepkilerle bağlantılıydı. AfD, kapanmalar ve devletin getirdiği sosyal zorunluluklardan kaynaklı iktisadi olarak zora düşen kesimlerin sözcülüğüne soyundu. Özellikle krediye erişimi zor olan küçük işletmeler, kendi hesabına çalışanlar ve işçi sınıfının sendikasız bölmeleri kapanma karşıtı siyasetten etkileniyordu. 2021 seçimlerindeki başarıda bunun da etkisi vardı.

Üçüncüsü, Ukrayna savaşı ve ardından gelen Rusya karşıtı yaptırımlardı. Almanya, 2000’li yıllarda Rusya ile el sıkışarak ucuz enerji açısından adeta cenneti yaşıyordu. Kuzey Akım’a yönelik sabotaj ve Almanya’nın Rus gazından tamamen uzaklaşması, zaten 2010’ların sonunda patinaj yapmaya başlayan Alman sanayisine ölümcül bir darbe vurmuştu. Bunun yanı sıra, devlet desteğine rağmen hanelerin enerji faturaları fırlıyor, “yeşil dönüşüm” adı altında fosil yakıtlardan uzaklaşıldığı ve nükleerden tamamen çıkıldığı bir dönemde enerji sorunu Alman siyasetinin göbeğine yerleşiyordu. AfD, yeşil dönüşümü durdurma, fosil yakıtlara ve nükleer enerjiye geri dönme gibi vaatlerle özellikle yoksul ya da deklase kesimlerden destek almayı başardı.

Buna bir de “yarım” olarak Doğu Almanya’da özel durum eklenebilir. Federal Almanya’nın Alman Demokratik Cumhuriyeti’ni (DDR) ilhak etmesinin ardından bölgedeki ağır sanayi tesisleri ya özelleştirildi ya da kapatıldı. 1990’lı yıllarda müthiş bir demografik çöküş yaşandı bölgede: Yüz binlerce kişi, iş bulmak için ya Batı Almanya’ya ya da Avrupa’nın diğer bölgelerine göçtü. AfD’nin zafer kazandığı Saksonya-Anhalt, bugün hâlâ en yoksul eyaletler arasında. İşsizlik federal ortalamanın üzerinde; ücretler ise federal ortalamanın epey altında.

Dolayısıyla AfD, göç konusunda federal hükümetlerin sergilediği “açık kapı” tutumuna, Rusya’ya yönelik iktisadi yaptırımlara ve hükümetin iklim değişikliğiyle mücadele adı altında yaptığı “yeşil dönüşüm” politikalarına karşı ciddi bir muhalefet ile yelkenlerini şişirdi. Sanayi üretiminin GSYİH’de kapladığı yer açısından (yüzde 30’lar civarı) diğer G7 ülkelerinde göre bir anomali olan Almanya’da, Alman devletinin imalat sektörünün rekabet gücünü korumada başarısız olduğu fikri de ana akım siyasetin merkezini dağıtıcı bir etki yarattı. Yine Alman ekonomisinin bel kemiği olan, Almanya’nın toplam ekonomik çıktısının yüzde 52’sini oluşturan, ülke işgücünün ise yüzde 70’inden fazlasını istihdam eden küçük ve orta büyüklükteki aile işletmeleri (Mittelstand), bir süredir AfD ’yi “en azından dinleme” yönünde adımlar atıyor. Karşımızda sanayi burjuvazisinin, ihracatçı aile şirketlerinin ve işçilerin bir bölümünden oluşan bir sınıf ittifakı var. Bu ittifakın siyasi taşıyıcısı AfD’nin iktisadi programının başında ise bürokrasi karşıtlığı, deregülasyon, vergi indirimi, sosyal devletin tasfiyesi var. Bu program ise yalnızca sanayi burjuvazisinin değil, finans sermayesinin de en önemli taleplerinden.

Öyleyse, sosyal yardımların yeniden bölüşümcü dağıtımından en azından bir süreliğine vazgeçmeyi kabul eden bazı işçiler, “müesses nizam” karşıtlığını yeni bir aristokratik kast yaratmak için kullanan AfD’ye kitle partisi olma imkânı veriyor. Burada, tek başına göçmen karşıtlığından mülhem bir “faşizm” bulmak zor. Üstelik, Alman emperyalizminin diş bilediği esas coğrafya kendi doğusu iken ve AfD, Rusya ile “barış” ararken. Esas faşist tehlike, yukarıda bahsettiğimiz ve neredeyse tüm partilerin ortaklaştığı iktisadi siyasetin AfD eliyle kitle tabanı elde etmesi: Yani AfD’nin ana akımlaşması ve ana akımın AfD’leşmesi.

Evrensel 31 yaşında!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
12.09.2026 11:31

İstanbul’da kiralık sosyal konut başvuruları pazartesi başlıyor

İstanbul'da hayata geçirilecek kiralık sosyal konut projesinin ilk etabında 1071 konut, aylık 10 bin liradan başlayan fiyatlarla 3 yıl süreyle kiralanacak.

İstanbul’da kiralık sosyal konut başvuruları pazartesi başlıyor

Fotoğraf: ANKA

12.09.2026 09:44

İran: ABD tüm koşullarımızı kabul etmeden müzakere yok

İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, ABD ile yeniden müzakere yapılabilmesi için Washington'un İran'ın tüm şartlarını kabul etmesi gerektiğini söyledi.

İran: ABD tüm koşullarımızı kabul etmeden müzakere yok
12.09.2026 12:06

Birlik ve Dayanışma Sendikası: Elazığ'da ASM kiralarına yüzde 350'ye varan artış yapıldı

Elazığ’da bazı ASM’lerin kira bedellerinde yüzde 350’ye varan artışlar yapıldığını belirten Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Ahmet Mehlepçi, “Kamu hizmetinin sürdürülebilirliği fahiş kira artışlarına terk edilemez” dedi.

Birlik ve Dayanışma Sendikası: Elazığ'da ASM kiralarına yüzde 350'ye varan artış yapıldı

Fotoğraf: ANKA

12.09.2026 16:06

Ezgi Apartmanı kararına Adalet Bakanlığı önünde tepki eylemi sürüyor: Bu kararın gerekçesi topluma açıklanmak zorunda

Adalet Peşinde Aileleri Platformu Sözcüsü Döne Kaya, Ezgi Apartmanı davasında çıkan karar ve tahliyeleri Adalet Bakanlığı önünde protesto ediyor. Kaya, “Bu kararı kabul etmiyorum. Adalet Bakanı bu kararın gerekçesini bu topluma açıklamak zorunda" dedi

Ezgi Apartmanı kararına Adalet Bakanlığı önünde tepki eylemi sürüyor: Bu kararın gerekçesi topluma açıklanmak zorunda

Fotoğraf: ANKA

12.09.2026 09:57

BRICS zirvesi Yeni Delhi'de başladı: Gündem savaşlar, ticaret ve dolar bağımlılığı

BRICS’in 18. Liderler Zirvesi Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de başladı. Vladimir Putin, Şi Cinping ve Mesud Pezeşkiyan’ın da katıldığı zirvede savaşlar, yerel para birimleriyle ticaret ve küresel kurumlarda reform gündeme gelecek.

BRICS zirvesi Yeni Delhi'de başladı: Gündem savaşlar, ticaret ve dolar bağımlılığı

Fotoğraf: BRICS

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!