13.09.2026 00:10

Şiddetten kaçan engelli kadın için sığınma evine ulaşmak daha zor: Erişilebilir bina yetmez, erişilebilir sığınma hizmeti ihtiyaç

Şiddetten uzaklaşmak isteyen engelli kadınlar, henüz başvuru aşamasında yanlış yönlendirme ve ayrımcı tutumlarla karşılaşabiliyor. Sığınma evine ulaşabilen kadınları ise erişilemeyen binalardan işaret dili eksikliğine pek çok yeni engeller bekliyor.

Şiddetten kaçan engelli kadın için sığınma evine ulaşmak daha zor: Erişilebilir bina yetmez, erişilebilir sığınma hizmeti ihtiyaç

Fotoğraf: DHA

Sinem Nazlı Demir


Şiddete maruz bırakılan bir kadın evinden ayrılmaya karar verdiğinde güvenli bir yere ulaşabilmek için çoğu zaman polis, Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi (ŞÖNİM), belediyelerin danışma birimleri veya destek hatlarıyla iletişime geçmek zorunda. Ancak bu süreç, her kadın için aynı ölçüde erişilebilir değil. Kadın engelliyse şiddetten uzaklaşmanın önündeki engellere; erişilemeyen binalar, iletişim kanallarındaki sorunlar, işaret dili desteğinin bulunmaması, kişisel bakım ihtiyacının karşılanmaması ve ayrımcı kabuller de ekleniyor.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının 2025 Yılı Faaliyet Raporu’na göre Türkiye’de bakanlığa, yerel yönetimlere, bir sivil toplum kuruluşuna ve Göç İdaresi Başkanlığı’na bağlı toplam 151 kadın konukevi bulunuyor. 3 bin 726 kapasiteli bu kuruluşlar, aynı yıl kadınlar ve beraberlerindeki çocuklar dâhil 62 bin 698 kişiye hizmet sundu. Türkiye genelindeki 86 ŞÖNİM’e yapılan başvuru sayısı ise 310 bin 136 olarak kayda geçti.

Ancak Bakanlığın raporunda kadın konukevlerine başvuran veya bu kuruluşlardan yararlanan engelli kadınların sayısı, engel grupları, kabul ve yönlendirme süreçleri ayrı ayrı açıklanmıyor. Dolayısıyla kritik sorular yanıtsız kalıyor: Kaç engelli kadın sığınma talebinde bulundu? Kaçı kabul edildi? Kaçı öz bakım veya iletişim desteği sağlanamadığı için başka bir kuruma yönlendirildi? Avukat Deniz Yazgan’a göre veri eksikliği, ayrımcılığın boyutunu da görünmez hâle getiriyor: “Hangi engel gruplarında ret veya yönlendirme yoğunlaşıyor? Hangi makul düzenlemeler talep ediliyor ve bunların ne kadarı karşılanıyor?”

Koruma zinciri ilk aşamada kopuyor

Mor Çatı Gönüllüsü Kübra Karagöz ise engelli kadınların karşılaştığı sorunların çoğu zaman sığınağın kapısından içeri girmeden başladığına işaret etti. Mevcut sistemde kadınlar konukevine doğrudan başvuramıyor. İl müdürlüğü, ŞÖNİM, ilgili kamu birimleri veya kolluk aracılığıyla yönlendirme yapılıyor. Bu nedenle ilk temas kurulan görevlinin yaklaşımı, doğru bilgi vermesi ve süreci geciktirmeden yürütmesi büyük önem taşıyor.

Karagöz, kadınların bu süreçte zaman zaman şiddetin nedenine ilişkin sorgulayıcı yorumlar, küçümseme, caydırıcı ifadeler ve sığınaklar hakkında yanlış bilgilendirmeyle karşılaştığını belirtti. Engelli kadınlar söz konusu olduğunda ise bu tutumların daha da ağırlaşabildiğine dikkat çekti. Ayrıca kadınların “engelli bir kadın olarak sığınakta kalmasının zor olacağı” yönünde bilgilendirilebildiğini, hatta bazı kadınlara sığınaklara engelli kadın kabul edilmediğinin söylendiğini aktardı.

Destek alamayacağını düşünen kadınlar başvurmuyor

Bu tablo, erişilebilirliğin yalnızca sığınak binasının girişindeki rampadan ibaret olmadığını gösteriyor. Bir kadın yardım hattına ulaşamıyor, telefonda iletişim kuramıyor, kendisine sunulan bilgiyi anlayabileceği biçimde alamıyor veya güvenli ulaşım desteği bulamıyorsa, bina fiziksel olarak erişilebilir olsa bile koruma zinciri daha ilk aşamada kopuyor. Bazı kadınlar ise engeller nedeniyle destek alamayacaklarını düşünerek hiçbir mekanizmaya başvurmuyor.

Mor Çatı’ya ulaşan kadınların anlatımları, sığınaklar arasında da ortak ve yerleşik bir standardın bulunmadığını gösteriyor. Koşulların yalnızca kentten kente değil, aynı kentteki farklı sığınaklar arasında dahi değişebildiği belirtiliyor. Bazı kadınlar saat ve telefon kullanımına ilişkin kısıtlamalar ile bina içindeki düzenlemeler nedeniyle sığınakları “hapishaneye” benzetirken, bazıları iyi koşullarla karşılaşabiliyor.

Oturmuş bir standart olmadığı için ana dilde destek, işaret dili desteği ya da erişilebilirlik konusunda kapsayıcı bir çalışma olmadığını ifade eden Karagöz, bununla birlikte olumlu örneklerin de bulunduğunu aktardı. Bazı durumlarda engelli kadınların ilk kabulde daha kısa sürede yerleştirildiğini ve çocuklarıyla tek başına kalabilecekleri bir odaya yerleştirildiklerini söyleyen Karagöz, “Ancak bu uygulama tüm sığınaklarda yok” dedi.

Şiddetin aracı tekerlekli sandalye de olabiliyor

Avukat ve Engelli Kadın Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Özlem Kara’nın anlatımına göre; engellilik ve destek ilişkisi fail tarafından yeni kontrol araçlarına dönüştürülebiliyor. Tekerlekli sandalye, beyaz baston, işitme cihazı veya iletişim aracının saklanması; ilaç, beslenme, tuvalet, hijyen ve kişisel bakım desteğinin kasten engellenmesi; engelli aylığına veya banka hesabına el konulması bu şiddet biçimleri arasında. Telefon, internet, işaret dili tercümanı, Braille (görme engelliler için alfabe) veya kolay okunur bilgiye erişimin engellenmesi de kadını ihbar ve destek mekanizmalarından koparabiliyor. Failin aynı zamanda bakım veren kişi olması ise şiddet ortamından ayrılmayı daha da zorlaştırıyor.

Kara, bu nedenle meselenin yalnızca “engelli bir kişinin hizmete erişimi” olarak ele alınamayacağını vurguladı. Asıl riskin, şiddete maruz bırakılan kadının engeli nedeniyle koruma mekanizmalarından ikinci kez dışlanması olduğunu belirtti. “Mevcut sığınakta uygun imkân yok” açıklaması da kamunun koruma yükümlülüğünü ortadan kaldırmıyor. Kadının ihtiyacına uygun güvenli bir yerin bulunması, gerekiyorsa naklin sağlanması, destek personeli veya yardımcı teknolojinin temin edilmesi gerekiyor.

Mevzuat var, uygulama tartışmalı

Türkiye’de 6284 sayılı Kanun, şiddete maruz bırakılan kişi ile gerektiğinde beraberindeki çocuklara uygun barınma yeri sağlanmasını koruyucu tedbirler arasında sayıyor. 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun, engelliliğe dayalı ayrımcılığı yasaklıyor ve makul düzenleme yükümlülüğü getiriyor. 6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu da makul düzenleme yapmamayı ayrımcılık türleri arasında kabul ediyor.

Kadın Konukevlerinin Açılması ve İşletilmesi Hakkında Yönetmelik ise konukevi binalarının engelliler için erişilebilir olmasını öngörüyor. Yönetmeliğin 13. maddesi, şiddete uğrayan veya uğrama tehlikesi bulunan kadınların ve beraberlerindeki çocukların ayrım yapılmadan kabul edilmesini esas alıyor. Ancak aynı maddede, ‘akıl ve ruh sağlığı bozuk olduğu gözlemlenen veya zihinsel engelli’ kadınların uygun sosyal hizmet kuruluşlarına, öz bakımını bağımsız yapamayan kadınların ise engelli hizmetleri birimlerine yönlendirilmesine ilişkin hükümler bulunuyor.

Şubat 2026’da yapılan son değişiklikle konukevlerinin kapasitesi en az 10, en fazla 50 kişi olarak belirlendi. Kapasite hesabına kadınlarla beraberlerindeki çocuklar da dâhil edildi. Ancak değişiklikte işaret dili desteği, kolay okunabilir metin, kişisel destek, erişilebilir tahliye sistemi veya farklı engel gruplarına yönelik asgari hizmet standartları konusunda yeni bir güvence getirilmedi.

Avukat Deniz Yazgan, bu yaklaşımın engelli kadınları şiddete maruz bırakılmış hak özneleri yerine öncelikle “bakım ihtiyacı olan engelli” olarak görme riski taşıdığını belirtti: “Tekerlekli sandalye kullanan kadının kabulü ‘binamız uygun değil’, sağır kadının kabulü ‘tercümanımız yok’, psikososyal engelli kadının kabulü ise ‘personelimiz bunu karşılayamaz’ gerekçelerine takılıyor.”

Sorunun kurumun erişilebilirliğiyle ilgili olduğuna dikkat çeken Yazgan, “Sonuç olarak engelli kadın için hizmete uygun değildir deniyor. Fakat sorgulanması gereken, hizmetin engelli kadına uygun olup olmadığı” değerlendirmesini yaptı.

İstanbul’da 5 engelli kadın hizmet aldı

Türkiye genelinde engellilik temelinde ayrıştırılmış sığınak verileri açıklanmazken, İstanbul Büyükşehir Belediyesi kendi hizmetlerine ilişkin sınırlı bir veri paylaştı. İBB Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Enif Yavuz Dipşar’ın verdiği bilgiye göre, 15 Nisan 2020 ile 31 Temmuz 2026 arasında 350 kadın ve 232 çocuğa toplam 11 bin 148 hizmet sunuldu. Bu kişiler arasında beş kadın ve sekiz çocuk engel tanısına sahipti.

İBB bünyesindeki kadın konukevlerinde asansör, tekerlekli sandalye kullanımına uygun koridorlar, erişilebilir oda ve banyolar ile görme engelli kadınlar için hissedilebilir yüzeyler bulunuyor. İşitme engelli kadınlarla ilk kabul, risk değerlendirmesi ve psikososyal destek görüşmelerinde ise belediyenin Engelli Hizmetleri Şube Müdürlüğündeki işaret dili eğitmenlerinden destek alınabiliyor.

Ancak kişisel bakım ve sürekli refakat ihtiyacı, mevcut sistemin sınırlarını da ortaya koyuyor. Enif Yavuz Dipşar “Kadın konukevlerimizin mevcut personel yapısı sürekli kişisel bakım veya birebir refakat hizmeti sunmaya yönelik olmadığı için, öz bakımını bağımsız gerçekleştiremeyen veya sürekli desteğe ihtiyaç duyan kadınların hizmet sürecinde farklı destek mekanizmalarına ihtiyaç duyulabiliyor” diyor.

İBB’nin aktardığı bir vakada, birden fazla engeli bulunan bir kadın konukevine kabul edildi. Zihinsel engelinin yanı sıra konuşma engelinin bulunması, ilk kabul ve uyum sürecinde iletişim güçlüğü yarattı. Süreçte belediyenin engelli hizmetleri biriminden destek alındı.

Enif Yavuz Dipşar, ağır engeli bulunan ve öz bakımını gerçekleştiremeyen kadınların alternatif hizmet modellerine yönlendirildiğini belirtti. Bu durum ise kritik bir soruyu gündeme getiriyor: Şiddetten kaçan engelli bir kadın, kadın odaklı ve şiddet alanında uzmanlaşmış bir koruma mekanizması yerine bakım kurumuna gönderildiğinde güvenliği, mahremiyeti, iradesi ve şiddete özgü desteği nasıl güvence altına alınacak?

Rampa ve asansör yetmez

Uzmanların ortaklaştığı nokta, çözümün yalnızca rampalar ve asansörlerden ibaret olmadığı. İBB’den Enif Yavuz Dipşar bunu “erişilebilir bina anlayışından erişilebilir sığınma hizmeti anlayışına geçiş” olarak tanımlıyor. Buna göre erişilebilirlik; yardım talebinin iletildiği ilk andan başlayarak güvenli ulaşımı, başvuru ve yönlendirme mekanizmalarını, iletişimi, bilgiye erişimi, kişisel desteği, sağlık hizmetlerini, güvenlik sistemlerini ve acil tahliyeyi kapsamalı.

Avukat Deniz Yazgan, Türk İşaret Dili tercümanlığı ve alternatif iletişim yöntemlerinin yanı sıra Braille, sesli, dijital ve kolay okunabilir bilgilerin standart hizmet haline getirilmesi gerektiğini söyledi. Her kadın için bireysel makul düzenleme değerlendirmesi yapılmasını ve kişisel desteğe ihtiyaç duyan kadınlar için mekanizmalar kurulmasını öneren Yazgan, engelliliğin tek başına başka bir kuruma sevk nedeni olamayacağının açıkça düzenlenmesi gerektiğini ifade etti.

Avukat ve Engelli Kadın Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Özlem Kara ise kolluk görevlileri, hâkimler, savcılar, adliye personeli ve sosyal hizmet çalışanlarına engelli hakları, toplumsal cinsiyet, erişilebilir iletişim ve kesişimsel ayrımcılık konusunda zorunlu ve sürekli eğitim verilmesi gerektiği görüşünde.

Mor Çatı gönüllüsü Kübra Karagöz de hizmetlerin sığınaktan sığınağa değişmesini önlemek için ortak standartların oluşturulması, ancak aynı zamanda her kadının bireysel ihtiyacına göre destek planlanması gerektiğini vurguladı.

Veriler açıklanmalı, denetim şeffaflaşmalı

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının 2025 faaliyet raporunda, kadın konukevleri ve ŞÖNİM’ler için hizmet standartları ile öz değerlendirme rehberlerinin hazırlandığı ve yıl içinde yedi ilde kadın konukevlerine merkezî değerlendirme ziyaretleri yapıldığı belirtiliyor. Ancak bu standartların engel gruplarına göre hangi ölçütleri içerdiği, değerlendirmelerin sonuçları ve tespit edilen eksiklikler kamuya açık raporda ayrıntılı olarak yer almıyor.

Uzmanlara göre çözümün önemli adımlarından biri de denetim sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılması ve engelli kadınlarla engelli örgütlerinin denetim süreçlerine doğrudan katılması. Çünkü şiddetten korunma hakkı ertelenebilecek bir hak değil. Bir kadına “Sizi kabul edemiyoruz” denildiğinde, o kadının o gece nerede ve nasıl güvende kalacağı sorusu ortada kalıyor. Bu nedenle erişilebilirliğin gelecekte yapılacak bir bina düzenlemesi ya da bütçe elverdiğinde sunulacak ek hizmet olarak değil, koruma tedbirinin ayrılmaz bir parçası olarak ele alınması gerekiyor.

Çözüm önerileri beş başlıkta toplanıyor:

◊ Başvuru ve yardım hatlarının farklı engel grupları için erişilebilir hâle getirilmesi,

◊ Bütün konukevleri için bağlayıcı ve denetlenebilir asgari standartlar oluşturulması,

◊ Her kadın için bireysel destek ve güvenlik planı hazırlanması,

◊ Personel ile adli ve idari görevlilere sürekli eğitim verilmesi,

◊ Başvuru, kabul, ret, sevk ve sağlanan makul düzenlemelere ilişkin ayrıştırılmış verilerin düzenli olarak yayımlanması.

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
12.09.2026 11:31

İstanbul’da kiralık sosyal konut başvuruları pazartesi başlıyor

İstanbul'da hayata geçirilecek kiralık sosyal konut projesinin ilk etabında 1071 konut, aylık 10 bin liradan başlayan fiyatlarla 3 yıl süreyle kiralanacak.

İstanbul’da kiralık sosyal konut başvuruları pazartesi başlıyor

Fotoğraf: ANKA

12.09.2026 11:52 / Güncelleme: 14:31

Cumhurbaşkanlığının deltayı daraltma girişimine bilimsel ret: Büyük Menderes Deltası için verilen koruma kararını Danıştay bozdu

Danıştay, Büyük Menderes Deltası Doğal Sit Alanı'nın koruma statüsünü değiştiren Cumhurbaşkanlığı kararının yürütmesini durdurdu. Gerekçede, kararın sulak alanı olumsuz etkileyeceği ve alandaki doğal ekosisteme zarar vereceği tespitleri yapıldı.

Cumhurbaşkanlığının deltayı daraltma girişimine bilimsel ret: Büyük Menderes Deltası için verilen koruma kararını Danıştay bozdu

Fotoğraf: Özer Akdemir/Evrensel

12.09.2026 17:04

Artvin'de 12 Eylül'ün 46. yılında eşitlik, özgürlük ve demokrasi vurgusu

Artvin Emek ve Demokrasi Platformu'ndan, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin 46. yılı nedeniyle yapılan açıklamada, eşitlik, özgürlük, demokrasi ve bağımsızlık mücadelesinin sürdürüleceği belirtildi.

Artvin'de 12 Eylül'ün 46. yılında eşitlik, özgürlük ve demokrasi vurgusu

Fotoğraf: ANKA

12.09.2026 11:02 / Güncelleme: 11:47

EMEP'ten 12 Eylül açıklaması: Hesaplaşma bitmedi, yarın bizimdir!

EMEP tarafından 12 Eylül faşist askeri darbenin yıl dönümü dolayısıyla yapılan açıklamada 12 Eylülcülerle hesaplaşmak, sermaye sınıfının faşizm yönelimini kırmak için işçi ve emekçilerin birlikte mücadelesini yükseltme çağrısı yapıldı.

EMEP'ten 12 Eylül açıklaması: Hesaplaşma bitmedi, yarın bizimdir!

Fotoğraf: Evrensel

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!