13.09.2026 00:40

Kamera arkasının karanlık yüzü: 'Sevdiğim işimi bırakmayı düşünüyorum'

Sosyal medyada gündem olan bir videoyla kamera arkasındaki set emekçilerinin yaşadığı zorluklar gündem oldu. Sektördeki yoksulluk, mobbing, uzun ve güvencesiz çalışma koşullarını anlatan bir set emekçisi, “Hasta olma lüksümüz bile yok” dedi.

Kamera arkasının karanlık yüzü: "Sevdiğim işimi bırakmayı düşünüyorum" Fotoğraf: Pixabay

Ahmed Ziya Aydın


Geçtiğimiz günlerde sosyal medyaya Uzak Şehir dizisinin setinden bir video yansıdı. Görüntülerde bir set çalışanının dizideki başrol oyuncusuna ayakkabısını giydirdiği, oyuncunun ise ne bir teşekkür ettiği ne de yüzüne baktığı anlar yer almıştı. Videonun arkasındaki koşullarsa çok daha karanlık bir tabloya işaret ediyor. Çünkü mesele ne tüm oyuncularla ne de belli başlı yapımlarla sınırlı.

Kamera önündeki ışıltılı hayatların, kaşelerin ve dev bütçeli prodüksiyonların perde arkasında, mobbing, 19 saati bulan çalışma süreleri, usulsüz sözleşmeler ve hiçe sayılan insan canı var. Sektörde uzun yıllardır makyaj sanatçısı olarak çalışan bir set emekçisi, setlerin görünmeyen yüzünü ve sektörden kopma noktasına geliş hikayesini gazetemize anlattı.

"Oyuncuların etrafında fır dönmemiz isteniyor"

Set çalışanlarının yalnızca işlerini yapmakla kalmayıp oyuncuların gün içindeki ‘psikolojik dalgalanmalarını’ da sırtlanmak zorunda bırakıldığını belirten makyaj sanatçısı, sektördeki hiyerarşik kast sistemine dikkat çekti. Kamera arkasında çalışan herkesin bir geçim derdi ve ailesi olduğunu hatırlatan sanatçı, “Önceliğimiz para kazanmak fakat bu para kazanmanın durumunda oyuncuların etrafında fır dönmek ya da oyunculara hizmet etmek gibi bir durum söz konusu değil” dedi.

Sektörde yerleşik hale gelen biat kültürünü eleştiren sanatçı, itiraz edenlerin anında işinden olduğunu aktararak mevcut çifte standardı, “Benim sete geç kalmam büyük bir olayken oyuncunun bizim işimizi bir saat, iki saat, üç saat geciktirmesi problem olmuyor” sözleriyle özetledi.

Kamera arkasındaki en ufak bir aksaklığın işten çıkarılmaya, hatta sektörde mimlenip bir daha iş bulamamaya kadar vardığını söyleyen sanatçı, çalıştığı bir projede aylarca ağır bir psikolojik baskıya maruz kaldığını ve konuyu yargıya taşıdığını belirtti.

"Kâr ortağı değiliz ama zararın ortağıyız"

Set emekçilerinin karşı karşıya kaldığı en büyük yapısal engellerden biri ise denetimsizlik ve güvencesizlik. Yapımların mali yükümlülüklerinin bazı koşullarda onların sırtına yüklendiğini anlatan çalışan, sektördeki sömürüye de dikkat çekti.

Sözleşmelerin set aralarında ve yemek molalarında önlerine getirildiğini söyleyen emekçi, sayfalarca metni okuyacak zaman tanınmadığını belirterek, “5 dakika içerisinde okumadan imzalıyorsun ve veriyorsun. Çünkü sana söylenen şu: 'İmzalamazsan kaşe alamazsın' ya da 'İmzalamazsan ödemen çıkmayacak'” ifadelerini kullandı.

Şirketlerin reyting kaybı veya bütçe açıklarını çalışanların sırtına yüklediğini ifade eden set çalışanı, şirketin kârına değil ama zararına ortak edildiklerini dile getirerek, bazen hak edilen kaşelerin aylarca verilmediğini söyledi.

Aylık kazancın 120 bin ila 150 bin TL bandında olduğu durumlarda dahi denetimsizlik sebebiyle sigortaların asgari ücretten gösterildiğini aktaran çalışan, ödemelerin bir kısmının elden bir kısmının hesaptan yapılması yoluyla kıdem tazminatı ve yıpranma payı gibi hakların baştan gasp edildiğini belirtti.

"Kazaların yaşanması kaçınılmaz"

Dizi setlerinde kağıt üzerinde 12 saat olarak belirlenen çalışma sürelerinin, servis dağıtımları ve yol mesafeleriyle fiilen 18-19 saate ulaştığını belirten makyaj sanatçısı, dinlenme hakkının tamamen yok sayıldığını dile getirdi. Evine ancak saatler süren servis dağıtımıyla ulaşabildiğini söyleyen çalışan, eve gittiğinde kendine kalan sürenin en iyi ihtimalle 6 saat olduğunu, çoğu zaman 2 saatlik uykuyla sete gitmek zorunda kaldığını aktardı.

Uykusuzluk ve yorgunluğun iş kazalarını kaçınılmaz kıldığını vurgulayan set emekçisi, yapımların kâr hırsını şu sözlerle anlattı: “Işık kuruluyor, sanatta bir şey yapılması gerekiyor; o sersemlik haliyle kazaların olabilmesi çok muhtemel. Bazı setlerde hâlâ ambulans veya paramedik yok. Bir kaza olduğunda üç gün konuşuluyor, sonra normale dönülüyor.”

Sosyal medyaya yansıyan ayakkabı videosunun buzdağının yalnızca görünen bir parçası olduğuna işaret eden set çalışanı, sektördeki işe alım süreçleri, liyakatsizlik ve sömürü düzeni nedeniyle mesleğinden vazgeçme aşamasına geldiğini söyledi.

Hasta olma lükslerinin dahi bulunmadığını, sabah evden çıkarken de gece dönerken de ailesini uyurken gördüğünü, kişisel hayatının kalmadığını, yoksullukla boğuştuğunu belirten emekçi, yaşanan bu çıkmazın kendisini mesleğinden kopardığını belirtti. Son olarak yaşadığı zorlukları “Hayata tutunmak zorundayız, bu yüzden ben sevdiğim sektörü bırakmayı düşünüyorum” ifadeleriyle özetledi.

Maliyet, set emekçisinin hayatından kısılıyor

Sinema Emekçileri Sendikası da bu durumun tekil bir örnek olmadığını vurguluyor. Gazetemize görüş veren sendika durumu, "Bir set düşünün. Kamera çalışıyor, ışıklar yanıyor, oyuncu oynuyor, yönetmen “motor” diyor. Reji saate bakıyor. Bir sonraki sahne, bir sonraki plan, bir sonraki bölüm yetişmek zorunda. Ve hayat, bütün bunların arasında bir yerde bekliyor" şeklinde tarif ediyor.

Bugün özellikle dizi setlerinde çalışma saatlerinin 15-16 saati bulduğu vurgulanırken meselenin arkasındaki durum ise şöyle tarif ediliyor: "Çünkü yapımcı açısından zaman aynı zamanda maliyettir. Çekim uzadıkça gider artar. Bu nedenle maliyeti düşürmenin en kolay yolu çoğu zaman emekçinin zamanını uzatmak, dinlenmesinden ve hayatından kısmaktır. Bize bunun sektörün koşulları olduğu söyleniyor. Hayır. Bu sektörün doğası değil, kâr hırsının yarattığı çalışma düzenidir."

Setlerde bu düzeni ayakta tutan bir başka gücün de işsizlik korkusu olduğu sendika tarafından vurgulanırken geçtiğimiz günlerde yaşamını yitiren set emekçisi hatırlatıldı: "16 Ağustos gecesi Beykoz'da sinema emekçisi Deniz Küçükler'i kaybettik. Deniz, Riva'daki bir reklam çekiminde yaklaşık 16 saatlik çalışmanın ardından evine dönerken trafik kazası geçirdi ve beş günlük yaşam mücadelesinin ardından hayatını kaybetti. Kazanın doğrudan nedenini yalnızca çalışma süresine bağlamıyoruz; hukuki sorumluluk ayrıca araştırılmalıdır. Ama şu soruyu sormak zorundayız: 16 saat çalışan bir emekçinin setten çıktıktan sonra hâlâ yorgun ve bitkin halde yola çıkmasını gerektiren çalışma düzeni, iş güvenliğinin dışında tutulabilir mi?"

Oyuncu Serhat Kılıç'ın ölümüne de değinilerek şu ifadeler kullanıldı: "Kılıç, Teşkilat dizisinin yeni sezonunda rol alacaktı. Boyun fıtığı nedeniyle ciddi sağlık sorunları yaşadığı ve doktorunun aksiyon sahneleri konusunda kısıtlama getirdiği kamuoyuna yansıdı. Ardından sevgilisinin ifadesinde, Serhat'ın kendisini arayarak “setten atıldığını” söylediği ve şiddetli ağrılar çektiği aktarıldı. Serhat Kılıç'ın ölümünün set koşullarından veya işten ayrılmasından kaynaklandığını bugün söylemek için yeterli kanıt yoktur. Ölüm nedeni adli soruşturmayla ortaya çıkmalıdır. Ama sormak hakkımızdır: Bir emekçi hastalandığında ilk düşünülen insanın sağlığı mı olmalıdır, yoksa onun yerine kimin konulacağı mı? İşte mesele tam da burada düğümleniyor. Bir bölüm ertelenebilir. Bir sahne yeniden çekilebilir. Bir oyuncunun yerine başka bir oyuncu bulunabilir. Bir yayın tarihi değişebilir. Ama insanın yerine kimse konulamaz. Sinema ve televizyon bir endüstridir. Yapımcı elbette kazanacaktır. Ancak bir yapımcının kârı, emekçinin sağlığı ve yaşamı üzerinden büyütülemez. Eğer daha fazla kâr etmek için insanlar 15–16 saat çalıştırılıyorsa, dinlenme bir maliyet olarak görülüyorsa, hastalanan çalışan işini kaybetme korkusu yaşıyorsa, gece yarısı setten çıkan emekçi yorgun halde direksiyon başına geçiyorsa burada artık yalnızca bir çalışma saati sorunu yoktur. Burada emeğin ve insan hayatının kâr karşısında değersizleştirildiği bir düzen vardır. SİNE-SEN olarak bunu kabul etmiyoruz. Çünkü artık şu soruyu açıkça sormanın zamanıdır: İnsan yaşamı mı, kâr mı? Bizim cevabımız açık: Hiçbir bölüm, hiçbir yayın takvimi, hiçbir reyting ve hiçbir yapımcının kârı bir insan hayatından daha değerli değildir."

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
12.09.2026 17:50 / Güncelleme: 17:55

QR kodla ödeme yapanlar dikkat: Kart bilgileriniz hedefte olabilir

Ödeme için kullanılan QR kodlar dolandırıcıların yeni yöntemlerinden biri haline geldi. Gerçek kodların üzerine yerleştirilen sahte QR kodlar, kullanıcıları taklit sitelere yönlendirerek kart ve banka bilgilerini hedef alıyor.

QR kodla ödeme yapanlar dikkat: Kart bilgileriniz hedefte olabilir

Fotoğraf: Markus Winkler/Unsplash

12.09.2026 15:16

Tutuklu Kuşadası Belediye Başkanı Günel'den 'kumpas' iddiası

İstanbul Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturmada tutuklanan Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, sürecin bir "kumpas" olduğunu savundu. Sosyal medyadan bir belge paylaşan Günel, kendisine yönelik organize bir planlama yapıldığını öne sürdü.

Tutuklu Kuşadası Belediye Başkanı Günel'den "kumpas" iddiası

Fotoğraf: ANKA

12.09.2026 13:31 / Güncelleme: 16:56

'Barış İçin 1001 imza' kampanyası duyuruldu | Ahmet Türk: Çerçeve yasa yok hükmünde sayılıyor

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış için 1001 İmza” kampanyası duyuruldu. Açılışta konuşan Ahmet Türk, barış sürecine desteğin tarihi bir görev olduğunu belirtti, uygulamanın Meclis iradesi yerine güvenlik bürokrasisine devredilmesini eleştirdi.

"Barış İçin 1001 imza" kampanyası duyuruldu | Ahmet Türk: Çerçeve yasa yok hükmünde sayılıyor

Fotoğraf: Dilan Temiz/Evrensel

12.09.2026 16:03

Peskov: Putin ile görüşmek istiyorsa Zelenskiy Moskova'ya gelebilir

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’in Vladimir Putin ile görüşme isteğine ilişkin, “Gerçekten Putin ile görüşmek istiyorsa Moskova’ya gelebilir” dedi.

Peskov: Putin ile görüşmek istiyorsa Zelenskiy Moskova'ya gelebilir

Fotoğraf: ANKA

12.09.2026 13:08

Emek Partisi'nden Orta Anadolu sorusu: 1500 işçi işsiz bırakıldı, Mısır'a ucuz iş gücü için tesis mi açıldı?

EMEP Kayseri İl Örgütü Kayseri'de Orta Anadolu Tekstil’in, Orta Sanayi'deki fabrikasında üretime son vermesiyle ilgili yaptığı açıklamada; “1500 işçi işsiz bırakıldı, Mısır'a ucuz iş gücü için tesis mi açıldı?” sorusunu sordu.

Emek Partisi'nden Orta Anadolu sorusu: 1500 işçi işsiz bırakıldı, Mısır'a ucuz iş gücü için tesis mi açıldı?

Görsel: Afiş

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!