İsrail ile savunma anlaşmasına Yunanistan solundan tepki
"Savaş hazırlığının yanıtı başka bir askeri ittifak değildir. Yanıt, enternasyonalist işçi mücadelesidir. Bizim ‘Kalkanımız’, Yunanistan ve Türkiye işçilerinin silahlanma harcamalarına ve savaşa karşı ortak mücadelesidir."
Fotoğraf: Primeminister.gr
Okan Evrim
[email protected]
Yunanistan’da Yeni Demokrasi (ND) hükümetinin, yaklaşık 3 milyar avroluk bir silahlanma programı olan “Aşil Kalkanı” kapsamında İsrail’le bir “savunma” sistemi oluşturulmasına yönelik anlaşma imzalaması Yunanistan solunda tepkilere yol açtı. Açıklama yayımlayan Komünist Kurtuluş örgütü (KA) anlaşmayı “Savaşın ve sermayenin kalkanı” olarak nitelendirerek “Bizim ‘kalkanımız’, Yunanistan ve Türkiye işçilerinin silahlanma harcamalarına ve savaşa karşı ortak mücadelesidir” dedi.
"Aşil kalkanı daha fazla savaş demek"
“İşçilerin ve gençlerin yüksek yaşam maliyetinin bedelini ödediği, hastanelerin ve devlet okullarının çöktüğü, barınmanın ulaşılmaz bir hayale dönüştüğü bir dönemde, füzelere ve silah sistemlerine 3 milyar avro harcanıyor” denilen açıklamada, “ulusal güvenlik” hakkındaki büyük sözlerin arkasında çok somut bir politika yattığına dikkat çekilerek şu ifadeler kullanıldı:
“Yunanistan silahlanıyor, giderek daha fazla militarize oluyor ve askeri rekabetlere daha derinden dahil oluyor. Aşil Kalkanı yalnızca bir başka silah alımı değildir. Yunan devleti ve sermayesinin daha geniş kapsamlı stratejik bir tercihini ifade etmektedir: daha fazla savaş hazırlığı, NATO ve ABD ile daha yakın hizalanma, İsrail’le daha derin askeri işbirliği ve Doğu Akdeniz’deki rekabette Yunan kapitalizminin rolünü yükseltme arayışı.”
İsrail’in stratejik ortak olarak seçilmesinin tesadüfi olmadığına işaret edilen açıklamada, “Yunanistan yalnızca İsrail’den silah satın almıyor. Yunan devleti aynı zamanda bir modeli satın alıyor ve benimsiyor. Bu model son derece gericidir. Çünkü ‘yenilik’ ve ‘savunma teknolojisinin’ arkasında Gazze’deki soykırım, Batı Şeria’daki işgal ve apartheid rejimi, işkence ve etnik temizlik bulunmaktadır. Onların hayran olduğu şeyler bunlardır. Yunanistan’da tekrarlamak istedikleri model budur. Bizim ise Yunanistan’a ithal etmek istemediğimiz model tam olarak budur” ifadeleri kullanıldı.
“Aşil Kalkanı”nın aynı zamanda Yunanistan ve Türkiye arasındaki rekabetin bir parçası olduğu da belirtilerek “Hükümet, silah alımlarını ve İsrail’le kurduğu stratejik ilişkiyi Türkiye’ye karşı gerekli bir yanıt olarak sunuyor. Yunanistan’ı, sürekli saldırganlık gösteren sözde bir Türkiye karşısında ‘kendini savunan’ taraf olarak göstermeye çalışıyor. Böylece bir silahlanma diğerini doğuruyor. Bir ordu, diğer ordu güçlendirildiği için güçlendiriliyor. Bir burjuvazi diğerinin oluşturduğu tehdidi öne sürüyor. Faturayı ise işçiler ödüyor” denildi.
"Yunanistan savaş düzeninin aktif bir parçası"
Açıklama şöyle devam etti:
“Türkiye burjuvazisinin de kendi çıkarları ve saldırgan hedefleri vardır. Ancak bu durum Yunan hükümetinin ve ordusunun tercihlerini doğaları gereği ‘savunmacı’ hale getirmez. Yunanistan ve Türkiye arasındaki rekabet, iki burjuva sınıfının ve iki devletin jeopolitik güç, enerji güzergahları, deniz yetki alanları, pazarlar ve bölgesel nüfuz uğruna yürüttüğü bir rekabettir. Yunan hükümeti, İsrail devletiyle askeri iş birliğini derinleştirirken kendisini ‘barışsever’ olarak sunamaz. ‘Aşil Kalkanı’ bu ilişkinin bir parçasıdır. Yunanistan’ın ABD, NATO ve AB’nin daha geniş planlarına katılımı da öyle.
Yunanistan savaşları uzaktan seyreden bir ülke değildir. Savaş düzeninin aktif bir parçasıdır. Patriot sistemleri Suudi Arabistan’a, Suudi rejiminin petrol tesislerini korumak üzere gönderildi. Fırkateynler Kızıldeniz’e, armatörlerin ve onların kârlarının güvenliğini sağlamak üzere gönderildi. Bütün bunların faturası ise işçilere çıkarıldı: vergilerimizle, borçlarımızla ve kamusal kaynakların yağmalanmasıyla milyarlarca avro ödendi. Bütün bunların maliyeti, işçilerin vergiler, borçlanma ve toplumsal kaynakların yağmalanması yoluyla ödediği milyarlarca avrodur.”
"İşçilerin düşmanı birbirleri değil sermayedir"
“Dolayısıyla Yunanistan ve Türkiye’deki işçilerin düşmanı Ege’nin diğer tarafında değildir. Asıl düşman, kendi toplumlarının içindedir: sermaye, onun hükümetleri ve savaş planları.
İşçi sınıfının bu silahlanma yarışından kazanacağı hiçbir şey yoktur. Yunan burjuvazisinin Türkiye ile rekabetinde ‘güçlenebilmesi’ için silahlanmasının bedelini işçilerin ödemesini kabul etmeyeceğiz.
Tam da burada Yunanistan soluna büyük bir sorumluluk düşüyor. Ne var ki solun bazı kesimleri, bu gerçekle yüzleşmek yerine, farklı biçimlerde egemen milliyetçi söylemin peşinden gidiyor. Söyledikleri, özünde devletin söyleminden farklı değil: Türkiye sürekli bir tehdittir; Yunanistan sürekli savunmadadır; Yunanistan’ın talepleri kendiliğinden haklıdır ve o halde Yunanistan silahlanmak zorundadır. Bu mantık ‘antiemperyalist’ bir söylemle süslenebilir; ancak yine aynı sonuca götürür: Yunanistan Türkiye’ye karşı silahlanmalıdır.
Yunan devletinin temel anlatısını yeniden üreten bir sol, savaş karşıtı ve enternasyonalist olamaz. Silahlanma harcamalarını genel olarak eleştirip, söz konusu Yunanistan olduğunda ‘Türkiye var, dolayısıyla silahlanmak zorundayız’ demek bu tutarsızlığı değiştirmez. Başkalarının milliyetçiliğini teşhir edip kendi burjuvazimizin milliyetçiliğini ‘savunma’ diye meşrulaştıramayız.”
"Burjuvaziyle değil halklarla birlikteyiz"
“Solun görevi Yunan burjuvazisinin neden ‘haklı’ olduğunu açıklamak değildir. Sol, işçi sınıfını kendi burjuvazisine karşı örgütlemek için vardır. Yunanistan işçi sınıfının Yunan kapitalizminin jeopolitik olarak güçlendirilmesinden hiçbir çıkarı yoktur. Türkiye işçi sınıfının da Türk kapitalizminin jeopolitik olarak güçlendirilmesinden hiçbir çıkarı yoktur. ‘Güçlü Yunanistan’ın amigoluğunu yapmayacağız.
Savaş hazırlığının yanıtı başka bir askeri ittifak değildir. Yanıt, enternasyonalist işçi mücadelesidir. Bizim ‘Kalkanımız’, Yunanistan ve Türkiye işçilerinin silahlanma harcamalarına ve savaşa karşı ortak mücadelesidir.
- Yunanistan ve İsrail eksenine karşı, Filistin’le enternasyonalist dayanışmayı savunuyoruz.
- Askeri anlaşmalar iptal edilsin, askeri iş birliğine son verilsin, İsrail devletine hiçbir şekilde kolaylaştırıcılık yapılmasın.
- Silahlanma harcamalarına karşı, askeri bütçenin köklü biçimde azaltılmasını talep ediyoruz.
- NATO’ya, askeri üslere ve emperyalist planlara karşı, savaş mekanizmalarından çekilmek için mücadele ediyoruz.
- Onların ‘ulusal yükselişinin’ bedelini ödemeyeceğiz.
- Silah satın almak için sosyal harcamaların kesilmesini kabul etmeyeceğiz.
- Yunanistan’ın bir savaş makinesine dönüştürülmesini kabul etmeyeceğiz.
- Silahlanmaya değil toplumsal ihtiyaçlara bütçe!
- Devletlerle, ordularla ve sermayenin çıkarlarıyla değil Yunanistan, Türkiye, Filistin ve tüm bölge halklarıyla omuz omuzayız!
- Bizim perspektifimiz, kapitalist ve emperyalist rekabet içinde ‘güçlü bir Yunanistan’ değildir. Bizim perspektifimiz, savaşın, milliyetçiliğin ve kapitalizmin yıkılmasıdır.”
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et