Troya Antik Kenti'nde kazı: 2 bin 800 yıllık agora gün yüzüne çıkarılıyor
Troya Antik Kenti'nde yürütülen kazılarda kentin 2 bin 800 yıllık en eski agorası gün yüzüne çıkarıldı. Buluntular, kentin Tunç Çağı yıkımından sonra terk edilmediğini ve tarihsel kimliğini kesintisiz sürdürdüğünü ortaya koyuyor.
Fotoğraf: Evrensel
Çanakkale’de Homeros’un İlyada Destanı’na konu olan, savaşlar, yangınlar ve depremlerle defalarca yıkılıp yeniden kurulan 5 bin yıllık Troya Antik Kenti’nde yürütülen kazı çalışmalarında kentin 2 bin 800 yıllık agorası gün yüzüne çıkarılıyor.
UNESCO’nun 1998 yılında Dünya Kültür Mirası Listesi’ne aldığı Troya Ören Yeri’ndeki kazılar sürdürülüyor. Kazıların odak noktasını oluşturan güney kapısı önündeki çalışmalarda, kentin ticari ve kamusal belleğine ışık tutan en eski pazar yeri kalıntılarına ulaşıldı.
"Kazılar gelecek yıllarda da sürecek"
Çalışmalar hakkında bilgi veren ÇOMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi ve Troya Kazıları Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Reyhan Körpe, 2014 yılından bu yana Tunç Çağı Troyası ile Arkaik ve Klasik Dönem İlion’u arasındaki tarihsel bağı kurmaya odaklandıklarını söyledi.
Buluntuların önemine değinen Körpe, kazı alanının Troya 6 dönemine ait güney kapısının hemen önü olduğunu belirterek, "Burada Geç Tunç Çağı’nda olduğunu düşündüğümüz bir pazar yeri, bir agora vardı. Bu agora, Tunç Çağı Troyası terk edildikten yaklaşık 80-90 yıl sonra buraya gelen yerleşimciler tarafından tekrar canlandırılmış. Yani kazdığımız yer Troya'nın en eski agorasıdır diyebiliriz. Bulduğumuz kalıntılar, Troya 6 duvarlarının bazı parçalarının erken Arkaik Dönem'de üzerinde evler yapılmak suretiyle tekrar kullanıldığını gösteriyor. Tunç Çağı Troyası’nın pazar yeri, buraya sonradan yerleşen kişiler tarafından da agora olarak kullanılmaya devam etmiş. Kazılar gelecek yıllarda da sürecek ve bu bağlantıyı çok daha iyi anlamaya çalışacağız" dedi.
"Kentin adını ve tarihsel kimliğini yaşatmaya devam etmişler"
Geçmişte Heinrich Schliemann’ın yürüttüğü kazılarda alanda büyük tahribat yaşandığına dikkat çeken Prof. Dr. Körpe, 2014’ten itibaren daha dar bir alanda, çok daha detaylı ve hassas bir yöntemle çalıştıklarını ifade etti. Aşağı kentten güney kapısına uzanan bir kaldırım ve giriş yolunun yanı sıra agoraya ait mimari strüktürleri ortaya çıkardıklarını kaydeden Körpe, "Bu mimari kalıntılarla birlikte bulunan amfora ve çanak çömlek parçaları Erken Demir Çağı'na tarihlendi. Bu veriler Troya’nın Tunç Çağı'ndan sonra uzun süre metruk kalmadığını kanıtlıyor. Geçmişte Vilusa olarak bildikleri bu yerde kurdukları yeni yerleşime de İlios ya da İlion adını vererek kentin adını ve tarihsel kimliğini yaşatmaya devam etmişler" değerlendirmesinde bulundu.
(DHA)Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et