Yaşlı bakım ve sağlık sorunları her geçen gün zorlaşıyor: 'Sağlıklı yaşam hakkı giderek daha fazla tehdit ediliyor'
Yaşlı yoksulluğunun giderek arttığını belirten Ege Geriatri Derneği Başkanı Mevlüt Ülgen, bakımın aileye ve özellikle kadınlara bırakıldığını, kentlerin mimari yapısının ise yaşlıları sosyal hayattan kopardığını söyledi.
Fotoğraf: Büşra Boduroğlu/Pexels
Ramis Sağlam
[email protected]
İzmir — Yaşlılık döneminde bireyin yalnızlaşması, biyolojik ve sosyolojik değişimlerin bir araya gelmesiyle yaşam kalitesini ve sağlığı olumsuz etkileyen psikososyal bir gerçeklik olarak karşımıza çıkıyor.
Bireyin sosyal hayattan kopuşu, yaşlanması ile birlikte rollerinin azalması, emeklilik ve fiziksel/ekonomik kısıtlılıklar nedeniyle toplumdan ve sosyal ilişkilerden kademeli olarak uzaklaşması sonucunu doğuruyor. Bu durum literatürde genellikle sosyal yaşlanma veya "ilişki koparma teorisi" (disengagement theory) bağlamında ele alınıyor.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) yaşlılığı çevresel etmenlere uyum sağlama yeteneğinin azalması ya da büyük oranda kaybolması olarak tanımlıyor. DSÖ, 65 yaş ve üzerini yaşlılık dönemi için başlangıç olarak kabul ederken, 65-74 yaş grubunu ‘yaşlı’, 75-84 yaş grubunu ‘ileri yaşlı’, 85 ve üzeri yaş grubu ‘çok yaşlı-ihtiyar’ olarak sınıflandırıyor.
Mevlüt Ülgen | Fotoğraf: Ramis Sağlam/Evrensel
Yaşlı dostu kent söylemi ile çelişen bir yaşam
Doğurganlık hızla düşerken, nüfusun hızla yaşlandığını söyleyen Psikolog Mevlüt Ülgen, geleneğe ve nostaljik bir geniş aile idealine atıf yapılarak yaşlı bakımının aileye, aile içinde ise kadına bırakıldığını ifade etti.
Bu sürecin beraberinde farklı sorunları ön plana çıkardığını söyleyen Ülgen, mega kentler, çılgın projeler, mega yatırımlar, gökdelenler, hızlı ulaşım sistemleri, daha çok enerji, daha çok yatırım, akıllı teknolojiler, kentsel dönüşüm ve daha fazla çevre tahribatı, yok edilen ve edilmeye aday tarih ve kültür mirası ile yüz yüze olunduğunu vurguladı. Bunun sonucu olarak, yaşlı bireyleri izolasyona sürükleyen, sokağa çıkmasını, toplumsal ve siyasal yaşama katılımını zorlaştıran engeller, binalar, sokaklar ve caddelerin oluştuğunu belirten Ülgen, "Dikey mimari uğruna yok edilen mahalleler ve mahalle kültürü, yaşlı dostu kent söylemleriyle giderek daha fazla çelişen bir yaşam düzeni yaratıyor” dedi.
Kapitalist sağlık sisteminden bağımsız değil
Sağlık sisteminin kapitalizmin en kârlı alanlarından birini oluşturduğunu dile getiren Ülgen, “Yaşlı yoksulluğu ile yaşlı bakım ve sağlık sorunları her geçen gün derinleşiyor; bu durum yaşlı bireylerin sağlıklı yaşama hakkını giderek daha fazla tehdit ediyor. Yaşlı bireylerin çok büyük kısmı derinleşen yoksulluk ve yoksunluk ile yaşam mücadelesi verirken; kapitalizmin ve medyanın en karlı alanlarından birini oluşturan anti-aging ve longevity endüstrisi yaşlanmayı bir ‘hastalık’ ya da ‘başarısızlık’ olarak sunuyor” diye ekledi.
Mimari yaşlıları eve hapsediyor
Kentlerdeki dört-beş katlı binalarda asansör bulunmaması, o binada yaşayan yaşlıların sokağa çıkamamasına ve sosyal hayattan tamamen kopmasına neden oluyor. Kentlerin mimari yapısının da yaşlıları izolasyona sürüklediğini belirten Ülgen, "Türkiye ve dünya hızla yaşlanırken, buna ilişkin sosyoekonomik politikaların hayata geçirilmemesi, yaşlıların yaşamını oldukça zorlaştırıyor. Örneğin, birçok binada asansör bulunmamakta ve bu da yaşlıların dışarı çıkmalarını engellemekte. Yapılan bir araştırmada, binaların dörtte üçünde asansör olmadığı tespit edildi" dedi.
Yaşlı bakımı ve yoksulluk maskelenemiyor
Yaşlı bakımı ve yoksulluğun maskelenemediğini belirten Ülgen, “Türkiye örneğinde olduğu gibi iktidarların politikalarında da somutlaşan kültürel güzelleme ile ekonomik gerçeklik arasındaki çatışma her geçen gün derinleşiyor. İktidarın yaptığı da Neo-liberal politikaların yarattığı yapısal krizleri muhafazakar bir nostaljiyle maskeleme çabasından ibaret. Yaşlı bakımı ve yoksulluğu; sorumluluğu aileye ve özellikle kadına yıkan retoriklerle (ikna etme) ya da yaşlanmayı bir başarısızlık olarak gören anti-aging (yaşlanmayı yavaşlatma) endüstrisinin insafına terk ederek çözülemez. Yaşlılık dönemi, piyasa rasyonalizminin ‘üretkenlik’ ve ‘tüketim’ kıskacından kurtarılmadığı; devlet, toplum ve birey ekseninde hak temelli, kamusal ve insan onuruna yakışır sosyal politikalarla desteklenmediği sürece, günümüzün en derin insani ve sistemik kriz alanlarından biri olmaya devam edecektir” diye konuştu.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et