Kapadokya’nın kalbindeki altın madeni ÇED’den kaçamadı: Valilik 'ÇED gerekli' dedi, şirket planı suya düştü
Nevşehir’in Derinkuyu ilçesinde 1460 hektarı aşan ruhsat sahasında altın madeni açmak isteyen şirketin başvurusuna Valilik “ÇED Raporu Hazırlanmalıdır” kararı verdi. Proje tarım alanları, su kaynakları ve köy yaşamını tehdit ediyor.
Fotoğraf: Özer Akdemir/Evrensel
Özer Akdemir
[email protected]
Nevşehir — Coğrafi, jeolojik ve kültürel açıdan Kapadokya bölgesinin tam kalbinde yer alan Nevşehir’in Derinkuyu ilçesinde yapılması planlanan altın madeni Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinden kaçamadı. Şirketin, 1460 hektarı aşan devasa ruhsat sahasına rağmen ilk etapta çalışma alanını sadece 16,4 hektar gibi son derece küçük bir sınırda göstererek kapsamlı bir ÇED raporu hazırlamaktan kaçınma hamlesi, valilik engeline takıldı.
Uzal Madencilik Enerji Sanayi Ticaret A.Ş. tarafından Doğala köyü mevkiinde hayata geçirilmek istenen altın madeni ocağı için sunulan Proje Tanıtım Dosyası (PTD) ile ilgili Nevşehir Valiliği “ÇED Raporu Hazırlanmalıdır” kararı ile geri gönderildi.
Çevresel etki değerlendirmesinden kaçınma çabası
Şirket, normal şartlarda çok daha geniş kapsamlı bilimsel araştırmalar, halkın katılımı toplantıları ve kurum görüşleri gerektiren ÇED sürecinden kaçınmak amacıyla ön incelemeye tabi olan Ek 2 maddesini öne sürdü. Projeyi sadece bir PTD hazırlayarak ÇED Gerekli Değildir kararıyla hızlıca başlatmak isteyen maden firması, bu yolla olası çevresel itirazların ve detaylı denetimlerin önüne geçmeyi hedefledi. Ancak Valilik ve ilgili çevre birimleri, altın madeni ocağının bölge üzerindeki potansiyel tahribatını göz önünde bulundurarak bu girişimi engelledi ve tam teşekküllü bir incelemeyi zorunlu kıldı.
Harita: PTD
Şirket dosyasında verilen toz emizyonu yasal sınırın dört katı
Maden ocağının işletilmesiyle ilgili hazırlanan dosyadaki teknik detaylar, bölgedeki ekolojik yıkımın boyutlarını ortaya koyuyor. Toplam 1460 hektarlık devasa ruhsat sahasının ilk aşamada 16,4 hektarlık alanında yürütülecek faaliyetlerde patlatmalı açık ocak işletmeciliği yöntemi öngörülüyor. Yılda yaklaşık 210 bin ton cevher üretimi yapılması planlanan ocaktan çıkarılacak altın, tank liç prosesi adı verilen kimyasal zenginleştirme yöntemiyle ayrıştırılacak. Faaliyet sahasında 5,8 hektarlık ocak alanı ve 6,2 hektarlık pasa depolama alanının yanı sıra bitkisel toprak stok alanları ve fosseptik çukurları yer alacak. Proje kapsamında yapılacak patlatmalar ve kazılar nedeniyle oluşacak toz emisyonunun, kontrol önlemleri alınsa dahi saatte 3,84 kilograma ulaşacağı hesaplanıyor. Bu değer, yasal olarak izin verilen saatlik 1,0 kilogramlık sınır değerin neredeyse dört katına denk geliyor.

Doğala köyünün kapısına dayanan tehdit
Projenin hayata geçirilmek istendiği bölgenin sosyal ve yerleşim yapısı, maden faaliyetinin yaratacağı tehlikeyi daha da büyütüyor. Altın madeni için belirlenen sınırların, Doğala köyündeki en yakın konuta sadece 264 metre mesafede yer alması dikkat çekiyor. Köylülerin geçim kaynağı olan ağıllar ise maden sahasına yalnızca 298 metre uzaklıkta konumlanıyor. Ayrıca köy ortaokulu madene 839 metre, ilkokul 869 metre, sağlık ocağı ise 939 metre mesafede faaliyet gösteriyor. Bu denli dar bir alanda gerçekleştirilecek patlatmaların, ortaya çıkacak gürültü ve tozun hem insan sağlığını hem de yerleşim yerlerindeki yaşamı olumsuz etkileyeceği vurgulanıyor.
Fotoğraf: Özer Akdemir/Evrensel
Susuzluk kıskacındaki tarım topraklarına ağır metal tehlikesi
Nevşehir ve Derinkuyu bölgesinin yarı kurak iklim yapısı ve kısıtlı su kaynakları, madenin çevreye olası etkilerini kritik bir boyuta taşıyor. Şirket her ne kadar yeraltı su seviyesinin altına inilmeyeceğini iddia etse de açık ocak patlatmaları ve kimyasal işlemler nedeniyle yeraltı su havzalarının ve çevredeki su kaynaklarının kirlenme riski yüksek görülüyor. Üstelik maden sahası, bölge halkının en önemli geçim kaynağı olan tarım ve hayvancılık topraklarının tam üzerinde yer alıyor. 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında tarım, mera ve orman alanı olarak işaretlenen bu topraklarda buğday, arpa, nohut, patates ve kabak çekirdeği gibi tarımsal ürünler yetiştiriliyor. Maden faaliyetlerinden yayılacak ağır metaller ve tozların, tarım arazilerine çökeceği, toprak kalitesini bitireceği ve hayvancılık yapılan mera alanlarını zehirleyeceği ifade ediliyor.
Doğal örtünün sıyrılması çölleşmeyi tetikleyebilir
Altın ocağının faaliyete geçmesiyle birlikte, 135 bin metrekareden fazla alandaki bitkisel toprak tabakası sıyrılacak. Orman alanlarının da bir kısmını yutacak olan bu proje, bölgeye özgü bozkır bitki örtüsünün ve yaban hayatının habitatını tamamen parçalama tehlikesi barındırıyor. Bern Sözleşmesi ve uluslararası koruma listelerinde yer alan pek çok hassas memeli ve kuş türünün yaşam alanını yok edecek olan bu yıkım, Derinkuyu'nun doğal dengesinde geri dönülemez yaralar açma riski taşıyor. Doğal örtünün bu şekilde sıyrılması durumunda rüzgar erozyonunun hızlanacağı ve bölgedeki çölleşmenin artacağı da uzmanlarca dile getiriliyor.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et